İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/559 E. 2026/834 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/559
Karar No
2026/834
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/559 Esas KARAR NO : 2026/834

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 28/07/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalıdan olan alacağı için ....İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, taraflar arasında 29.12.2023 tarihinde ... Üniversitesi personelinin servis ile taşınmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalının Ekim 2024 ayına ait 7.260,00 TL, Kasım 2024 ayına ait 69.300,00 TL ve Aralık 2024 ayına ait 72.600,00 TL tutarındaki fatura bedellerini ödemediğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen davalıya ulaşamadığını, borcun ödenmemesi ve takibe itiraz edilmesi nedeniyle işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın tahsiline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının ... Üniversitesi personellerinin servis ile taşınması işine ilişkin sözleşmeye dayalı olarak .... İcra 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı talebiyle açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından taahhüt edilen personel taşıma hizmetinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, bu sebeple fatura bedeline konu alacağa hak kazanılmadığını, müvekkil şirketin imzasını veya rızasını içermeyen faturaların borcun varlığını ispat etmeyeceğini, faturanın sözleşmenin kurulmasına değil ifasına ilişkin olması nedeniyle hizmetin tam ve eksiksiz verildiğinin ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 2001/1, K: 2003/1 ve 27.06.2003 tarihli kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.11.2002 gün 2002/13-875 E. , 2002/885 K. sayılı ilamı uyarınca hizmetin ifasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen fatura bedelinin piyasa değerinin üzerinde ve fahiş olduğunu, HMK 200. madde uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde davacının tanık deliline dayanmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, alacak iddiası likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak gerçekte var olmayan bir alacağı tahsil etmeye çalıştığını, bu nedenle davacı aleyhine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan personel taşıma işi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenmiş olan faturaların tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Somut olay bakımından yapılan kontrolde işbu davanın 28/07/2025 tarihinde açıldığı, yapılan yargılama esnasında davacı vekili tarafından 09/10/2026 tarihinde davadan feragat edildiğine dair beyan dilekçesi sunulduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu, davalı vekili tarafından feragate karşı beyan dilekçesinin sunulduğu ve yargılama gideri, vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiş olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır. Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır. " şeklindeki düzenlemesi ile 6100 Sayılı HMK'nın Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312. Maddesinin "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." şeklindeki düzenlemeleri bir bütün olarak olarak değerlendirilmek suretiyle davacının davasından feragat etmiş olduğunu beyan etmiş olması sebebiyle işbu beyan ile bağlı kalınarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının feragat nedeniyle REDDİNE 2-Harçlar Kanunu 22. Madde hükmü uyarınca alınması gereken 2/3 oranındaki 488,00 TL red karar harcının başlangıçta peşin olarak alınan 1.801,48-TL'den mahsubu ile artan 1.313,48-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya ödenmesine, 5-Tarafların karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/559, K. 2026/834, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-559-e-2026-834-k-42ddf17c63eb