İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/615 E. 2026/807 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/615
- Karar No
- 2026/807
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/615 Esas KARAR NO : 2026/807
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/09/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... adına, davalı ... Ltd. Şti. aleyhine, ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası kapsamında itirazın iptali takibi başlatıldığını, taraflar arasında akdedilen e-imzalı protokol hükümlerinin davalı tarafından açıkça ihlal edildiğini, davalının müvekkili aleyhine ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibinde ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilerek haciz işlemlerine geçildiğini, fiili haciz baskısı altında müvekkiline bono imzalatıldığını ve müvekkilin eşi ...'nın da bonoya haksız yere kefil yapıldığını; taraflar arasında akdedilen 24.09.2024 tarihli protokol uyarınca borcun ödenmesi halinde borçluların ibra edileceğinin, yapılan haricen nakit ve ayni (kumaş) tahsilatların en geç ertesi gün mesai bitimine kadar icra dosyalarına beyan edileceğinin, protokolü ihlal eden tarafın ise 50.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından davalıya ve vekiline protokol kapsamında nakit ödemeler yapıldığını, ayrıca dava dışı üçüncü kişi vasıtasıyla ayni olarak kumaş teslimatlarının gerçekleştirildiğini, ancak davalının toplamda 156.492 TL tutarındaki nakit tahsilatları, 75.000 TL'lik çeki ve kumaş teslimatlarını icra dosyalarına haricen tahsilat olarak bildirmediğini, davalının dosyaya haricen tahsilat beyanı sunmak yerine takipten feragat beyanı sunduğunu, bu durumun senedin yeniden takibe konulmasına imkan tanıdığını, müvekkiline ibraname verilmediğini, bu kötü niyetli eylemler neticesinde 623.000 TL'lik borcun 3 Milyon TL'ye çıkarılarak müvekkilinin iflasına sebebiyet verildiğini, davalının Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarındaki sermaye ve reel ciro durumuna göre talep edilen 50.000 USD cezai şartın finansal yapısını sarsacak veya çöküntüye neden olacak bir tutar olmadığını, bu sebeple TTK m. 22 uyarınca cezai şartta indirim yapılamayacağını, yaşanan bu süreç nedeniyle müvekkilinin şirketin battığını, ağır icra borçları altında kaldığını beyanla davalının ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında (10.000 USD) icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyasında ödeme emrinin borçlunun mernis adresine usulüne uygun tebliğ edilerek takibin kesinleştiğini, haciz esnasında davacının kendi özgür iradesi ve eşinin kefaletiyle borcu vadeye yayan 11.07.2024 tarihli ilk protokolü imzalayarak 36.145 USD bedelli bonoyu teslim ettiğini, bu protokolün ihlali üzerine bononun tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla ... 2. Genel İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, süreç içerisinde taraflar arasında sulh amacıyla davacı ve davalı vekilleri arasında e-imza ile akdedilen 24/09/2024 tarihli ikinci protokol uyarınca yapılması gereken kumaş teslimatlarının süresinde yerine getirilmediğini ve asıl sözleşme ihlalini geç teslimat yapan davacı tarafın gerçekleştirdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında "Borç İlişkisinden Doğan Ödeme Protokolü" başlıklı sözleşme ile alacaklı tarafından borçlular hakkında başlatılan ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı Dosyası ile ... 2.Genel İcra Dairesinin 2024/... Esas Sayılı dosyasından icra takibine konu borçların ödenmesinin belirlenmesi amacıyla 24/09/2024 tarihli sözleşmenin akdedildiği, sözleşmenin 3.maddesinde "Taraflarca işbu sözleşmeye uygun hareket edildiği sürece ilgide tanımlı dosyalarda borçlu/borçlular aleyhine başkaca bir işlem yapılmayacak veya ... 2. Genel İcra Dairesi 2024/... nolu dosyasında takibe devam olunmayacaktır. Yukarıdaki maddelerden herhangi birisine uymayan taraf diğer tarafa 01/01/2025 tarihinde 50.000 dolar (elli bin dolar) cezai şart ödemek zorundadır." şeklinde düzenleme mevcut olduğu görülmüştür. Mahkememizce dava konusu icra takip dosyaları celbedilmiş, davalının ekonomik durum araştırması yapılmış, taraf delilleri toplanmış, bilirkişi heyetinden 16/06/2026 tarihli rapor alınmıştır. Dava, cezai şart alacağının tahsili amacı ile yapılan takibe vaki davalı itirazının iptali istemine ilişkindir. Cezai şart TBK'nın 179.maddesinde düzenlenmiş olup, ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Ceza koşulu zararı tazmin amacı değil, sözleşmeden doğan borcun ifasını sağlama amacı güder. Ceza koşulunun bir diğer yararı da ifa etmeme halinde alacaklının uğramış olduğu zararı ispat etme zorunda kalmamasıdır. Ceza koşulu, borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali için kararlaştırılır. Bu bakımdan ceza koşulu, koşula bağlı bir edim taahhüdüdür. Burada geciktirici koşul söz konusudur. Şart, muaccel bir asli edimin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesidir. Bu nedenle, asıl edim hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde koşul gerçekleşir ve kararlaştırılan ceza koşulu, yani yan edim (fer'i borç) muaccel hale gelir. Ceza koşulunun yan borç niteliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder; ceza koşulu muaccel olduktan sonra bağımsız bir alacak niteliği kazanır. (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt III, s.2857, 2861). Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42). TBK'nın 179. maddesinde cezai şartın türleri seçimlik cezai şart (TBK 179/1), ifaya eklenen cezai şart (TBK 179/2) ve ifa yerine cezai şart yani dönme cezası (TBK 179/3) olarak düzenlenmiştir. TBK'nın 179/2 hükmüne göre; "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. İfaya ekli cezai şartta borcun ifa yeri ve zamanı belirlenmiş olup, borçlu belirlenen bu yerde veya zamanda borcunu hiç ve ya gereği gibi ifa edilmemiş olmalı, alacaklı ise ceza koşulundan vazgeçmemiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmemiş olmalıdır. İfa, alacaklı tarafından çekince koyulmadan kabul edilirse, alacaklı ceza koşulundan vazgeçmiş sayılır. Böylece alacaklının asıl edimin ifasını çekince koymadan kabul etmesini, ceza koşulunun ödenmesini istemekten vazgeçme yönünde, aksi kanıtlanabilir bir karine değil, kesin bir delil saymak gerekir. Alacaklının çekince koyma yetkisi, ceza koşulunun ödenmesini isteme hakkını saklı tutması demektir. Dolayısıyla, alacaklının asıl edimin ifasını bir çekince koyarak kabul etmesi halinde, ceza koşulunun ödenmesini talep hakkı da devam eder. (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt III, s.2866, 2867). Cezai şart ile borçlunun kusuru ve alacaklının zararı arasındaki ilişki ise TBK.'nın 180. maddesinde; "Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez." şeklinde düzenlenmiştir. Cezai şartın ödenmesi alacaklının zarar görüp görmediğine ve zararının miktarına bağlı olmadığı gibi borçlunun kusuru da aranmaz. Borçlu kusurlu olsun veya olmasın, alacaklı zarar görsün veya görmesin ceza ilke olarak ödenir. TBK'nın 182.maddesinde; "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkansız hale gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü yer almaktadır. Ceza koşulu, sözleşme özgürlüğü ilkesine dayandığı için taraflar ceza miktarını belirleme konusunda serbesttir. Ancak cezai şart miktarı borçlunun ekonomik kişilik hakkını, ticari faaliyetlerini ihlal edecek şekilde aşırı miktarda ise bu durumda hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu takdir hakkını kullanarak re'sen indirir. TTK'nın 22.maddesine göre ise; "Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez." TBK'nın 182.maddesinin 3.fıkrasında yer alan cezai şartın indirilmesi konusundaki hükmün, TTK'nın 22.maddesi uyarınca ticari işler ve tacirler bakımından uygulanmayacağı kabul edilmiş ise de özellikle miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olan cezai şart miktarına, sırf cezai şartı ödemekle yükümlü olan tarafın tacir olduğu ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülerek müdahale edilememesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları ile sözleşmede belirlenen cezai şart miktarının, borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek düzeyde fahiş olması halinde, cezai şarttan indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu sebeple cezai şart miktarının borçlunun ekonomik yönden mahvına sebep olup olmadığının yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi yönünden mahkememizce davalının ekonomik durumu araştırılmış ve bilirkişiden rapor alınmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı yanın protokole aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkin olarak ... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız takip başlattığı, davalının icra takibine vaki itirazı üzerine takibin durduğu, bu sebeple eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, dosya kapsamında tarafların vekillerince akdedilen 24.09.2024 tarihli "Borç İlişkisinden Doğan Ödeme Protokolü" uyarınca; nakit 205.000 TL ödendikten ve kararlaştırılan kumaş teslim edildikten sonra davalının borçluları ibra ederek e-imzalı ibraname vereceğinin, haricen tahsilatların ise ertesi gün mesai bitimine kadar icra dosyalarına beyan edileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme hükümlerini ihlal eden tarafın 01.01.2025 tarihinde 50.000,00 USD cezai şart ödemekle yükümlü kılındığı, icra dosyasının incelemesinde, davalının haricen tahsilatları icra dosyasına liste olarak 11/09/2024 tarihinde bildirdiği, böylece haricen tahsilatların ise ertesi gün mesai bitimine kadar icra dosyalarına beyan edilmesine ilişkin üçüncü adımdaki protokol hükümlerini ihlal ettiği, böylelikle davacının protokolde kararlaştırılan cezai şart alacağının muaccel hale geldiği sonuç ve kanaatine varılmış; davalı yanın protokolün 2. maddesinde, ikinci adımda Örikli firmasının haberleşmelerinde 5 ton kumaşı yaklaşık 1 ay içinde teslim edebileceğinin belirtildiği hususundan hareketle kumaşların zamanında (yani bir ay içinde) teslim edilmediği ve davacının da protokolü ihlal ettiği yönünde savunmada bulunduğu görülmekte ise de, teslim yükümlülüğüne dair protokolde kesin bir süre veya tarih belirtilmediği, davacı tarafından sunulan 16/12/2024 tarihli teslim alındı evrakına göre kararlaştırılan kumaşın tamamının davalı yana evrak içeriğinde belirtilen tarihlerde teslim edildiği, davalı tarafça ne bu belgenin ne de teslim olgusunun inkar edilmediği anlaşılmış, dolayısıyla davacı tarafından da protokol hükümlerinin ihlal edildiği yönündeki savunmalara itibar edilmemiş, mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 16/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda, yapılan mali incelemeler neticesinde protokolde kararlaştırılan cezai şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebep olabilecek nitelikte olmadığının tespit edildiği görülmüş, sözü edilen raporun mevcut yönü ile dosya kapsamına ve hüküm vermeye elverişli olduğu anlaşılmakla ceza-i şart tutarından indirim yapılmasına gerek olmadığı anlaşılmış; her ne kadar 16/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda, sözleşmenin imzalandığı 24.09.2024 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No: 2008-32/34) 8/7. maddesi gereğince, Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarındaki sözleşmelerde cezai şart gibi diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacakları, emsal Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz kabul edilemeyeceği, ancak döviz cinsinden kararlaştırılamayan 50.000 USD tutarındaki cezai şartın, sözleşme tarihi olan 24.09.2024 tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınarak Türk Lirası olarak hesaplandığı belirtilmiş ise de, protokolde kararlaştırılan cezai şartın tebliğ kapsamındaki bir borç olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim sözü edilen tebliğin 8.maddesinin 9.bendi uyarınca Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırabileceği, bu durumda tarafların cezai şartı döviz cinsinden kararlaştırmalarının ve talep etmelerinin mevcut yasal düzenlemeler karşısında mümkün olduğu kanaatine varılmış, açıklanan sebeplerle davacının cezai şart alacağına hak kazandığı anlaşılmakla, sözü edilen alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki davalı itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmiş, takibe konu alacağın sözleşme ile kararlaştırıldığı ve likit olduğu dikkate alınarak davacı yanın yasal şartları mevcut olan icra inkar tazminatına ilişkin talebinin kabulü ile davalı aleyhine takipteki asıl alacağın Türk Lirası karşılığı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile; Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının İPTALİ ile takibin takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, 2-Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 403.900,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 137.957,52 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Dosya adli yardımlı olduğundan suçüstü ödeneğinden karşılanan toplam 30.193,00 TL yargılama gideri ile 732,00 TL başvuru harcı ve 732,00 TL peşin harç toplamı olan 31.657,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 300.741,23 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu m.18/A-(13) uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7- Karar kesinleştiğinde, arta kalan gider avansı bulunması halinde ayrı bir karar yazmaya gerek olmaksızın, HMK.'nın 333. maddesi ve gider avansı tarifesine göre, ilgililerine re'sen iadesine,
Dair verilen karar; taraf vekillerinin yüzüne karşı, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ,.. E-İMZA
Hakim ... E-İMZA