İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/159 E. 2026/750 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/159
Karar No
2026/750
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/159 Esas KARAR NO : 2026/750

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 26/02/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanmış olan EK_1' de sunulan franchising sözleşmesi uyarınca davalı, müvekkiline ait marka ve kurumsal kimliği ancak müvekkilinin bilgisi ve muvafakati dahilinde kullanma yetkisine sahip olup, bu yetkinin sınırları sözleşme ile açık şekilde çizildiğini, buna rağmen davalı, davacı şirketin hiçbir açık veya zımni muvafakati olmadığını, 14.01.2019 tarihli sözleşme süresi devam ederken "...KOLEJİ" markasına ait tabelayı hiçbir bildirimde bulunmaksızın indirdiğini, kendi faaliyetlerine son verdiğini, sorulduğunda da okul binasını üçüncü kişilere kiraya verdiğini ifade ettiğini, yapmış olduğu araştırmalar ve EK-2'de sunulan fotoğraflar göstermektedir ki davalının mülkiyetinde olan ve Şirinevler Mahallesi ...Sokak, ...Karşısı No:.. Merkez/ Osmaniye adresinde yer alan önceleri ... Koleji olarak faaliyette olan aynı okul binasında "... Okulları" tabelası asılarak yeni bir marka ile özel okul faaliyetine devam edildiği, açılan bu yeni okulun öğrenci kitlesinin ise büyük çoğunlukla eski ... Koleji öğrencilerinden oluştuğu tespit ettiğini, davalının yalnızca marka kullanımına tek taraflı son vermekle sınırlı kalmadığını, franchising sisteminin temel unsuru olan marka bütünlüğünü, kurumsal itibarını ve öğrenci portföyünü fiilen üçüncü kişilerin kullanımına terk etmek suretiyle sözleşmenin özüne ağır şekilde aykırı hale geldiğini, bu davranış, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi ve marka itibarının açıkça zedelenmesi niteliğinde olduğunu, davalının tabelayı indirmesi, faaliyetlerine son vermesi ve aynı binayı farklı bir kurumsal markaya kullandırması, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerin açık ihlali olduğunu, bu ihlaller birlikte değerlendirildiğinde, davalının tutumu basit bir faaliyet sonlandırma değil; davacıya ait markanın itibarını ve öğrenci kitlesini zedeleyen, franchising sisteminin bütünlüğünü bozan ağır nitelikte bir sözleşme aykırı olduğunu, davalının yukarıda arz edilen sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davranması üzerine, kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili amacıyla İstanbul ...İcra Dairesi’nin...sas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça ödeme emrine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, takibin durması üzerine, arabuluculuk Büro Dosya No: ...., Arabuluculuk No:... sayılı dosya kapsamında dava şartı arabuluculuk sürecine başvurduğunu, ancak yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını, sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, bu aşamada, sözleşmeden kaynaklanan ve muaccel hale gelen cezai şart alacağının tahsili amacıyla işbu davanın açılması zorunluluğu olduğunu, müvekkili yazılı sözleşmeye dayalı, miktarı belirli ve muaccel hale gelmiş alacağı bakımından, İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca, dava konusu 50.000,00 Amerikan Doları alacağı ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere, bilhassa Şirinevler Mahallesi ... Ada...Parsel Karabahadır Sokak ... Karşısı No:..Merkez/ Osmaniye adresindeki taşınmaz olmak üzere davalıya ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine, teminatsız olarak ihtiyati haciz uygulanmasını, taraflar arasındaki franchising sözleşmesinde cezai şart, 50.000 Amerikan Doları olarak açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlendiğini, miktarı sözleşme ile önceden kararlaştırıldığını, bu alacak likit alacak niteliğinde olduğunu, müvekkili miktarı ve varlığı tartışmasız olan bu alacağa karşı icra takibine haksız itiraz etmesi nedeniyle, İstanbul ...İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyasında tarafımızca başlatılan ilamsız icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takip ve dava sürecinde yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini vekaleten saygılarımızla talep etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. DELİLLER : İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyası, bilirkişi raporu, sözleşmeler, ihtarname, fatura, e-posta yazışmaları, Milli Eğitim Müdürlüğü kayıtları, ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları, web kayıtları ve tüm dosya kapsamı. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 50.000,00 usd asıl alacak ve 3.866,10TL işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 28/11/2025 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinin sunduğun rapor özetinde; Sektör yönünden,Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatı açısından, kurum devir işlemlerini belli koşullara bağlı olduğu, dosyadaki mevcut belgeler bakıldığında davalının ... Koleji adı verilen kurumunu başka bir tüzel kişiliğe yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde devir ettiği ve bu devir işleminin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından uygun görüldüğünü, dolayısıyla ... Kolejini devir alan dava dışı şirketin okulun adında (... Koleji) değişikliğe gittiği, bunun yanında; Davalının Franchising sözleşmesi kapsamında sözleşme hükümlerine aykırı olacak şekilde franchising verenin yazılı izni olmadan kurumunu başka bir tüzel kişiliğe devir ettiğini, Mevcut bir frenchising sözleşmesi hükümlerinin aksine bir işlem gerçekleştirilmesi halinde, tarafları hak kaybına uğrayıp uğramadığı hususunda marka ve patent uzmanları tarafından değerlendirme yapılmasının hakkaniyetli ve uygun olacağı kanaatimizin bulunduğunu, Genel İnceleme Yönünden: Davalı tarafından örtülü irade beyanıyla gerçekleştirilen fesih beyanının haklı nedene dayandığına ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanılamadığını, davalının okul devri sebebiyle davacı ile arasındaki franchise sözleşmesini ihlal ettiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla 7.13’üncü maddeye göre davalının davacıya 50.000 USD cezai şart ödemesi gerektiğinin söylenebileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında imzalanan franchising sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememiz ve icra dairesi uyuşmazlığın ticari niteliği, sözleşmedeki yetki şartı ve takibin başlatıldığı yer sebebi ile görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına ve mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki franchising sözleşmesinin ihlali sebebi ile sözleşmenin 7.13 maddesi gereğince 50.000,00usd cezai şart alacağının tahsili için icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, Şirinevler Mahallesi ... Sokak, ... Karşısı No:.. Merkez/ Osmaniye adresinde yer alan ve ... Koleji olarak faaliyette olan aynı okul binasında 3. Kişilere kiraya verdiğini iddia ederek "... Okulları" tabelasının asılarak yeni bir marka ile özel okul faaliyette devam ettiği ve yeni okulun öğrenci kitlesinin ise büyük çoğunlukla eski ... Koleji öğrencilerinden oluştuğundan bahisle franchising sözleşmesinin ihlal edilip edilmediği, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği ve bu kapsamda icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Dosya kapsamında taraflar arasında 14.01.2019 tarihli franchising sözleşmesinin imzalandığı görülmektedir. Sözleşmenin 2. Maddesinde: ''Franchisor ‘a ait “... Kolejleri” markasının kullanım hakkının, bu marka adı altında, sözleşme belirlenen bölgede Okul faaliyeti yürütülmesi amacıyla Franchisor ‘ın geliştirdiği marka, ürün, hizmet ve işletim sistemlerinin, işbu sözleşme ile müsaade edilen şartlara tabi olmak, karşılıklı menfaat ve taahhütleri gözetmek, haksız fiil ve haksız rekabet yaratmamak, ticari teamüller, ilgili meri kanunlar ve T.C. MEB Bakanlığı yönetmeliklerine uymak şartı ile Franchise verilmesi hakkındadır. Şeklinde 4. Maddesinde: ''Bu sözleşmenin süresi, sözleşmenin okunarak imzalandığı tarihten itibaren 8(Sekiz) eğitim-öğretim dönemini (yılını) kapsar. Taraflar sekizinci eğitim-öğretim dönemi sonu olan 30 HAZİRAN 2027 tarihine kadar yapacakları değerlendirmeye göre sözleşmeyi yenileyebilir veya 30 gün önceden ihtar ederek feshedebilirler. Tarafların sözleşmenin devamı yönünde herhangi bir yazılı talepleri olmaz ise sözleşme otuz haziran ikibin on yedi tarihinde bitmiş sayılacaktır. Yeni sözleşme yapılması hususunda Franchisee ‘ın herhangi bir öncelik hakkı yoktur. Franchisor, Franchisee ‘ın sözleşme koşullarına uymaması halinde ihbarsız ve ihtarsız olarak sözleşme bitimini beklemeden sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahiptir.'' şeklinde, 7.4 maddesinde: ''Franchisee kurumuna başka bir ortak alması, ortaklardan birinin veya birkaçının ayrılması, 1.2 maddede belirtilen adresin değişmesi, yeni şube açması, şirket isminin değiştirilmesi, okulun ya da şirketin başka bir şahsa veya kuruluşa devri, şirket ortaklarının aynı işi yapan başka bir işletme açması, ortak olması ya da orada çalışması ancak Franchisor ın yazılı onayı alınarak yapılabilir. Aksi durum Franchisor için sözleşmenin tek taraflı feshetme nedenidir. Şeklinde, 7.13 maddesinde: '' Franchisor, Franchisee ’in kusurlu davranışlarından veya sözleşmeye uymamasından dolayı sözleşmeyi süresinden önce fesih edilebilir. Franchisee, yukarıda belirlenen yükümlülüklerinden herhangi birini ihlal ederse Franchisor ’a 50.000,00 - USD tazminat ödemeyi kabul etmiştir. Bu sözleşme herhangi bir nedenle sona erdiğinde Franchisee daha sonra eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etse bile Franchisor ’in ismini, markasını, logosunu yada bu ismi çağrıştıracak simge, logo, yazı ve sloganları kullanamayacaktır. Yine bu sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda, Franchisee’nin, Franchisor’e olan borçlarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.'' şeklinde anlaşma yaptıkları görülmüştür. Cezai şart 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda 158-161. maddelerinde düzenlenmiş olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179-182. maddelerinde ise "ceza koşulu" ismini almıştır. Cezai şart borçlunun asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlali ile doğabilecek olan fer'i bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanını bulacaktır. Zira cezai şart borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 341-343). 6098 sayılı TBK'nin 179/1 hükmüne göre; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir". Borçlu, borca uygun hareketle yükümlü olup, bu hükme göre taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesini ya da ceza koşulunu ödenmesini kararlaştırmış olabilirler ancak bu durumda seçim hakkı alacaklıya tanınmıştır. Alacaklı borcun aynen ifasını talep edebileceği gibi bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini de talep edebilir. 6098 sayılı TBK'nın 179/2 hükmüne göre; "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. 6098 sayılı TBK'nin 179/3 hükmüne göre; "Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." Burada borçlu, borcu ifa yerine bizzat ceza koşulu ödemek suretiyle borçtan kurtulma olanağına sahiptir. Yani ceza koşulu ifanın yerini aldığı için borçlu borca aykırı davranmamakta, borcu ifa yerine ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeden dönebilmektedir. Cezai şart ile borçlunun kusuru ve alacaklının zararı arasındaki ilişki ise TBK'nin 180.maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre cezai şartın ödenmesi alacaklının zarar görüp görmediğine ve zararının miktarına bağlı değildir. Ayrıca borçlunun kusurlu olduğunun alacaklı tarafından ispat edilmesine de gerek bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan cezai şart, TBK 179/1 maddesinde düzenlenen seçimlik cezai şarttır. Somut olayda; davacı taraflar arasındaki franchising sözleşmesinin ihlali sebebi ile sözleşmenin 7.13 maddesi gereğince 50.000,00usd cezai şart alacağının tahsili için icra takibi başlatmış olup ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verildiğinden itirazın iptali istemi ile iş bu davayı açmış olup taraflar arasında 14.01.2019 tarihli franchising sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin süresinin sözleşmenin okunarak imzalandığı tarihten itibaren 8(Sekiz) eğitim-öğretim dönemini (yılını) kapsadığı, Franchisee ‘ın sözleşme koşullarına uymaması halinde ihbarsız ve ihtarsız olarak sözleşme bitimini beklemeden sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğu, 7.13 maddesinde ise Franchisor, Franchisee ’in kusurlu davranışlarından veya sözleşmeye uymamasından dolayı sözleşmeyi süresinden önce fesih edilebileceği ve Franchisee, yukarıda belirlenen yükümlülüklerinden herhangi birini ihlal ederse Franchisor ’a 50.000,00 - USD tazminat ödemeyi kabul ettiği şeklin anlaştıkları görülmüştür. Sunulan delillerde ve Milli Eğitim Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde, davalı Onlar Dersanecilik Özel Eğitim Öğretim Limited Şirketinin Şirinevler Mahallesi, ... Sokak, ...Karşısı No:.. Merkez/ Osmaniye adresinde bulunan ...Okullarını (... Koleji)’ni kurum devri ve isim değişikliği yapılmak sureti ile Yüzyüze Özel Eğitim Kurumları Anonim Şirketi’ne devretmek sureti ile binada Özel Osmaniye ... Okulları’na dönüşümünü yapıldığı, davacının bilgisi ve yazılı onayı alınmaksızın devir işlemleri yapıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 maddesinin ihlal edildiği, davalının sözleşmeyi ihlal etmesi sebebi ile davacının cezai şart talep edilebileceği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu fahiş olduğu iddiasıyla ceza koşulundan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de kararlaştırılan cezai şartın borçlunun ekonomik yönden yıkımına neden olacak tarzda fahiş olduğunun belirlenmesi halinde cezai şarttan indirim yapılabilecektir. Bu kapsamda davaya konu okulun devrinin ve sözleşmenin ihlalinin normal süresinin tamamlanmasına 2 dönem kala 2025/2026 döneminde yapıldığı, davalı şirketin sgk ve vergi kayıtlarının incelenmesinde, 2025 yılı temmuz ayından sonra hiç sigortalı çalışanı bulunmadığı, davaya konu okulun bulunduğu arsa dışında taşınmaz ve taşınır bulunmadığı görülmekle 50.000,00 usd cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açacağı görülmekle Mahkememizce bu husus dikkate alınarak %50 oranında indirim yapılmış olup dolar cinsinden talep edilen cezai şart alacağına 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi hükmüne göre devlet bankalarında dolar cinsinden açılmış vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı işletilmiş ve dava konusu cezai şarta dayanması ve mahkemece belirlenmesi sebebi ile likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (Takdiri indirim yapıldığından davalı lehine yargılama gideri hükmedilmemiştir.) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 25.000,00USD asıl alacak ve 1.933,05USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.933,05USD üzerinden takip tarihinden itibaren Dolar döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere kaldığı yerden devamına, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatın talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 80.854,28TL nispi karar harcından peşin yatırılan 27.348,9TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 53.505,38-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 183.545,62TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 49.170,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/159, K. 2026/750, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-159-e-2026-750-k-4ff7dd32e9d0