İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/870 E. 2018/1138 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/870
- Karar No
- 2018/1138
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/870 KARAR NO : 2018/1138 DAVA : Bayilik sözleşmesinin ihlal edilmesine dayalı cezai şart ve sözleşmeden doğan diğer alacaklara ilişkin alacak DAVA TARİHİ: 02/08/2017 KARAR TARİHİ: 07/11/2018 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ...Ş. vekilinin 02.08.2017 harç tarihli dava dilekçesiyle; Müvekkili şirketin distribütörle 21.03.2013 tarihinde imzaladığı sözleşmenin 1. maddesi gereği, müvekkiline ait ürünleri düzenli ve sürekli olarak bulundurmayı ve satmayı, 2. maddesi gereği, sözleşme süresinde adresinde yazılı işyerinde müvekkili şirketin bira ürünlerinden 150000 litre satmayı ve bulundurmayı taahhüt ettiği, 3. maddesi gereği bira satışı için gerekli ruhsatları taahhüt ettiği, 8. maddesi gereği bira satışına ilişkin kısıtlamamayı taahhüt ettiği, 16. maddesi gereği sözleşme konusu ürünleri müvekkili şirketten yetkilendirilmiş olan bayilerden veya distribütörlerden almayı taahhüt ettiği davalı ...'ın 2015 yılı ve öncesinde düzenlenen satış belgeleri için 04.01.2016-31.04.2016 tarihleri arasında süre uzatım işlemlerinin yapılması gerektiği, ancak davalının bu işlemleri yapmadığı ve sözleşme hükümlerini ihlal ettiği, müvekkilinin 07.09.2016 tarihinde ... nolu ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 1, 2, 3, 8, 16 vs maddeleri ihlal ettiği 30. madde gereği sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin 18. maddesinde davalının sözleşme maddelerinden herhangi birini ihlal etmesi halinde, her türlü mali yardım, katkı ile birlikte 80.000,00 USD cezai şartı ödemeyi kabul ettiği, müvekkilinin davalı tarafa toplam, 111.986,12 TL mali yardım yaptığı, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, davalının icra takibine itiraz ederek icra takibinin durduğunu belirterek itirazın iptali takibin devamı %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın 04.10.2017 tarihli cevap dilekçesinde; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 37. maddesinde sözleşmenin 01.03.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 21.03.2013 tarihinde imzalandığını 2. maddede belirlenen satış miktarının tamamlanması ile, sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kabul edildiği, bu sözleşmenin 2013 yılı Haziran ayında TAPK kanunun değişmesi ile geçersiz hale geldiğini, zira sözleşmelerle işletmeciyi litre miktarında ürün satmayı planlamaya zorlayamayacakları, sözleşmenin 14. maddesinde düzenlenen şirket tarafından yatırım olarak verilen ve şirkete ait olan bira ürünlerinin logo vs görselliklerin bulunduğu ve amacı şirket tarafından çıkarılan konsept noktasının bütünlüğünü sağlayan, bardak, çatal, tuzluk vs. ürünlerin bulundurulması hükmünün Rekabet Piyasası Kanunları ve mevzuatı ile 2013 yılı haziran ayından itibaren yürürlüğe giren TAPK düzenlemesine aykırı olduğunu ve bu sözleşmenin hükümlerinin geçerliliğini yitirdiğini, ayrıca ...'nın 14 ayrı marka altında geniş bir ürün ağına sahip olduğu, Rekabet Kurulu tarafından 2009 yılı tarihi itibariyle açık bira pazarında ve kapalı bira pazarında, çok yüksek bir pazar payına ve geniş bir ürün yelpazesine sahip olan ...'nın nihai satış noktalarına getirttiği bu yükümlülüğün raf ya da depo alanı kısıtlı, nihai satış noktaları bakımından bulundurmasının mümkün olmadığı, nitekim rekabet kurumunun 25.02.2010 tarihli ... sayılı kararı ile taraflar arasında nihai satış noktalarına ilişkin olarak imzalanan yatırım destek sözleşmesinin ilk versiyonunda yer alan "satın aldığı ürünlerin her çeşidini bulundurma" zorunluluğunun 4054 sayılı kanun m.4'e aykırı olduğu, yine sözleşmenin 17. maddesine göre işleticinin sözleşme dışında ariyet sözleşmesi imzaladığı ve bu sözleşmeyi ihlal ettiği takdirde kendisine verilmiş olan, fıçı tesisi, soğutucu ve diğer eşyaları iade etmekle yükümlü olduğu, hiçbir şekilde şirket bayii ve distribütörün talepte bulunamayacağı, bu malzeme ve eşyayı iade etmediği takdirde bedelini ödemeye ilişkin hükmün Rekabet Kurulu Kararlarına aykırı olduğu, Rekabet Kurulunun ... sayılı kararı ile alıcı konumundaki açık veya kapalı satış yapan noktaların ... sayılı Tebliğinde öngörülen %80 oranından çok daha düşük olsa dahi, ... A.Ş ve ... A.Ş ürünlerine yönlendirmeye yol açacak her türlü düzenlemenin, geçersiz hale geldiğini, yetki yönünden sözleşmenin 35. maddesinde İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili kılınmış olsa dahi TAPDK mevzuatındaki değişiklik nedeniyle, sözleşmenin bu hükmü geçersiz kaldığını, bu nedenle HMK m.17 gereğince tacirler arasında yetki sözleşmesi hükmü kapsamında bir düzenleme bulunmadığından, usulüne uygun takip yapılmadığı, usulüne uygun takibe itiraz yapıldığından 1 yıllık süre içerisinde dava açılmadığı için zamanaşımının geçtiğini, sözleşmenin 2. maddesinde yer alan 150000 litre bira satışı yapılmakla satış miktarının tamamlanmasıyla sözleşmenin sona erdiğini, davacının iş yerini açarken kendisine masa, sandalye ve diğer malzemeler için 41.000,00 TL yardım yaptığını, başka hiçbir yardımının olmadığını 15.01.2015 tarihinde işletmeci olarak kirayı ödeyemediğinden iş yerini tahliye etmek zorunda kaldığını, 2016 yılı için anlaşmayı bu mücbir sebepten dolayı yerine getiremediğini, 80.000,00 USD cezai şartın davacı tarafından sonradan sözleşmeye eklendiğini, davacı şirketin ve ... ŞTİ'nin fatura ve irsaliyelerinde bulunan davalı işletmecinin kaşesinin davalının haberi olmadan basıldığını belirterek davanın reddine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 30.10.2017 tarihli replik dilekçesinde; Sözleşmenin 2. maddesi gereği davalının 150000 litre ürün satmayı taahhüt ettiği, herhangi bir süre sınırlamasına bağlı olmaksızın bu miktarı tamamlaması ile sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafın sözleşme yürürlükte iken ihlal ettiğini, cevap dilekçesinde yer alan Rekabet Kurulu kararlarının, TAPDK düzenlemelerinin konu ile ilgili bulunmadığını, 21.03.2013 tarihli Açık Nokta Satış Sözleşmesinde Rekabet Kurulu Kararlarına ve TAPDK mevzuatına aykırılık bulunmadığını, davalının tacir olduğunu ve TTK m. 4/1 gereğince görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesin olduğunu, davalının "birahane işletmesi" ile ilgili müvekkili şirket ile yaptığı sözleşme gereği, müvekkilinin davalıya 111.986,12 TL yatırım yaptığını ve 80.000,00 USD cezai şart talep ettiğini, taraflar tacir olduğundan bu sözleşme ile bağlı olduğunu, zamanaşımının geçmediğini davanın 20.07.2017 tarihinde açıldığının, takibin ise 23.09.2016 tarihinde yapıldığını davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini ikrar ettiği, yine 41.000,00 TL'lik mali yardımı da kabul ettiğini, müvekkil şirket ve ... ŞTİ'nin defter ve kayıtlarında bilirkişi incelemesi yapılmasını istediklerini beyan etmişlerdir. Davalı ...'ın 17.11.2017 tarihli cevap dilekçesiyle; Sözleşmenin 2013 yılı haziran ayında TAPK kanununda yapılan değişikliğin geçersiz olduğunu, davacının sözleşmenin geçersiz olduğunu kabul ettiğini 15.01.2015 tarihinde işletmenin kira parasını ödeyemediğinden iş yerini tahliye ettiğini, bu durumun mücbir sebep oluşturduğunu, ... Şti'nin fatura ve irsaliyelerde davalının imzasını bulmadan alacak çıkardığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dava; Bayilik sözleşmesinin ihlal edilmesine dayalı cezai şart ve sözleşmeden doğan diğer alacaklara ilişkin alacak davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Davacı ile davalı arasındaki 21.03.2013 tarihli açık nokta satış sözleşmesi, ... Şti'nin defter ve kayıtları, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı, bilirkişi incelemesi İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ...Ş.'nin 23.09.2016 tarihli ilamsız icra takibi ile davalı borçlu ... aleyhine 80.000,00 USD cezai şart ve 111.986,12 TL alacak (yatırım iadesi) olmak üzere 21.03.2013 tarihli açık satış noktası sözleşmesine istinaden takibe geçtiği, borçluya ödeme emrini 03.01.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlunun aynı tarihte icra takibine yetki ve esas yönünden itiraz ettiği, takibin 05.01.2017 tarihinde durduğu belirlenmiştir. Davalı tarafın yetki itirazı değerlendirildiğinde, icra takibinin taraflar arasında yapılmış olan 21.03.2013 tarihli açık satış sözleşmesinin 35. maddesine göre İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkisi kabul edilmiş olduğundan HMK m. 10 ve BK m.89 gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ... Şti ve davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için, Isparta Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılması, ve davalının da defter ve kayıtları varsa ibraz etmesi için ihtarat yapılmasına karar verilmiştir. Isparta ... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan incelemeyle davalının defter ve kayıtlarının incelendiği, SMMM Bilirkişi ...'den 28.02.2018 tarihli rapor alındığı, bu raporda; davalının 2013 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, ... Şti ye ait faturaların davalının defter ve kayıtlarında yer aldığı, 30.04.2013 tarihli ... numaralı 40.986,12 TL satış faturasının ve 10.05.2013 tarihli ... numaralı 71.000,00 TL'lik katılım payı faturası toplamı 111.986,12 TL 2 adet faturanın davalının defter ve kayıtlarında bulunduğu belirlenmiştir. Bu rapora karşı davalı tarafın 17.04.2018 tarihli beyan dilekçesinde; Rekabet Kurulu kararı uyarınca sözleşmenin geçersiz olduğunu bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkememizce seçilen bilirkişiler ... ve ...'den alınan 26.09.2018 tarihli raporda; davacının defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının 2013 yılı defter ve kayıtlarında davalı ...'a ... Şti tarafından irsaliyeli olarak düzenlenen 3 adet fatura bedeli 124.975,71 TL nin defter ve kayıtlarda yer aldığı davalının defterlerinde ise 111.986,12 TL'lik 2 adet faturanın yer aldığını, taraflar arasında yapılmış olan 21.03.2013 tarihli Açık Nokta Satış Sözleşmesinin incelenmesiyle davalının itirazlarının tetkik edildiği ve RKHK m. 4/1'e aykırılık teşkil eden şartların bulunmadığı sözleşmenin 2. maddesinde yer alan herhangi bir süre sınırlamasına bağlı olmaksızın 150.000 lt mal alınması taahhüdünün dönem belirtmediği, bu 150.000 LT nin satılmasıyla sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğini, davalıyı alım konusunda borç altına sokmadığını, sözleşmenin 18. maddesindeki cezai şartın da sözleşmenin 2. maddesindeki hedefe ulaşılmaması halinde uygulanmayacağının belirtildiği, bu nedenle rekabet etmeme yükümlülüğünün doğmadığını, davalının sözleşmenin feshine sebep olan vakıa sının ise ticari faaliyetlerine son vermesi olduğunu, davalının ticari faaliyetlerine son vermesinin davacı açısından sözleşmeyi haklı sebeple fesih etmesi sonucunu doğurduğu, bu halde davacının verdiği edimlerin davalı tarafından ticari faizle sözleşmenin 18. maddesine göre iadesinin gerektiği, yapılan kazandırmaların 111.986,12 TL olarak belirlendiği, davacının cezai şart talebinin de bulunduğu davalının sözleşmeyi kusurlu olarak ihlal etmesi halinde cezai şart alacağının doğacağı, TBK m. 112'ye göre davalının kusursuz olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin herhangi bir ispat faaliyetine girişmediğini, TBK m. 20 ve 25 arasında yer alan Genel İşlem Koşullarının Denetlenmesi bakımından da cezai şartın içerik denetimi yapıldığında dürüstlük kuralına aykırı hüküm olmadığı, 80.000,00 USD'nin davacı alacaklının elde edeceği alacak hakkı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının zararlarının çok üstünde bir cezai şartın bulunması halinde ise TBK m. 25 ve TMK m. 4 uyarınca Hakimin takdir yetkisine dayanarak cezai şartı indirebileceği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 23.10.2018 tarihli beyan dilekçesinde; davalının 111.986,12 TL borçlu bulunduğu, sözleşmenin 18 maddesi ve TTK m. 22 gereğince cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğini, söz konusu mamullerin satışı için sözleşmesi yapılması şartının bulunmadığını, yatırım talep edilmesi halinde sözleşme konusu taahhütler karşılığı yatırım yapıldığı ve yatırım planı dahilinde cezai şartın hesaplandığı, sözleşmenin 2. maddesiyle 150.000 Litre hedeflendiğini ancak 7947,76 Litre ürün alındığını, cezai şartın makul olduğunu belirtmiştir. Mahkememizce yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda davacı şirketin davalı ile dikey anlaşma niteliğinde açık nokta satış sözleşmesi yaptığı bu sözleşmenin 2. maddesinde 150.000 Litrelik mal alımının davalı tarafından taahhüt edildiği ancak davalının 150.000 Litrelik mal almaksızın sözleşmeyi kendi kusuruna dayalı olarak sona erdirmesine sebebiyet verdiği, davalının işyerinde TAPDK satış belgesi yenileme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmeyi ifa edemez hale getirdiği ve kusurlu olduğu tespit edilmekle, davacının fesihte haklı sebebe dayandığı, sözleşme kapsamında davalıya teslim etmiş olduğu fatura konusu yardımların miktarının 111.986,12 TL mali katkı sağladığı, bu kapsamda davalıdan 111.986,12 TL lik yardım / yatırım iadesinin ve 80.000,00 USD cezai şart bedelinin tahsili için İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe geçtiği, davalının takibe itirazında haksız olduğu sözleşmeyi feshine kendisinin sebebiyet verdiği, mücbir sebep itirazını TBK m. 112'ye göre ispatlayamadığı, belirlenmiş olup bu miktar alacağın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davalının cevap dilekçesinde cezai şarta ilişkin olarak yapmış olduğu itirazın bulunmadığı, bu miktarın sonradan sözleşmeye eklendiğini belirtmiş ise de miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı düşen cezai şarta ilişkin taleplerde Yargıtay, borçlu tacir tarafından taahhüt edilen cezai şartın, ekonomik özgürlüğü yok edip etmeyeceği, ekonomik geleceği tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği, ahlak ve adaba aykırı bulunup bulunmayacağı gibi hususların değerlendirilmesi ve TBK m. 27/2'ye göre tacirin ekonomik mahvına sebep olabilecek nitelikte olan cezai şartın indirilmesi kabul edilmektedir. Ancak somut olayda taraflar arasında yapılmış olan sözleşmenin 150.000 litre hedef miktarı üzerinden yapıldığı, sözleşmenin süresi ve davacının bu miktar üzerinden elde edebileceği kar dikkate alındığında, 80.000,00 USD nin ölçüsüz olmadığı davalının da tacir olarak akdin ifa edilmemesi durumunda ödeyeceği cezai şartı kabul ettiği, davacının da cezai şart alacağını talep ettiği (TBK m. 179), sözleşmenin fesih halinde dahi cezai şartın talep edilebileceğinin sözleşmenin 18. maddesinde yer aldığı, tarafların tacir olması nedeniyle cezai şart miktarının, TTK m. 22 gereğince TBK m. 182/son fıkraya göre indirim yapılamayacağı, ancak tacirin mahvına sebep olması halinde indirim yapılabileceği, mevcut durumda da sözleşmenin süresi, satım konusu 150.000 Litrelik hedef miktar dikkate alındığında, davacının elde edeceği karın ortadan kalktığı, anlaşıldığından davacının cezai şart talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle, davacının 80.000 USD cezai şart talebinin 3095 sayılı Kanun m.4/a'da ki faiz oranı uygulanarak, takibin devamına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacının davasının KABULÜ ile, Davacı ...Ş.'nin davalı ... aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile yaptığı takibe İTİRAZININ İPTALİ ile; a-)Takibin 80.000,00 USD cezai şart alacağının takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD doları cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalıdan tahsiline, b-)Takibin 111.986,12 TL yatırım iadesi talebine itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, c-)Alacak likit olup itiraz haksız olmakla 80.000,00 USD cezai şart alacağının takip tarihi itibariyle karşılığı olan 236.000,00 TL'nin ve 111.986,12 TL yardımdan doğan alacağın toplamı 347.986,12 TL'nin %20 olan 69.597,22 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine İhtarname gideri, İcra giderlerinin ve yapılan tahsilâtların İcra Müdürlüğünce nazara alınmasına Tahsilde tekerrür edilmemesine, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.885,86 TL harcın dava açılışında alınan 6.217,16 TL ve icra dosyasına yatan 559,93 TL'nin mahsubu ile eksik alınan 20.108,77 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 31,40 TL ve peşin harç 6.217,16 TL ile yazışma - tebligat - talimat gideri 716,38 TL ve bilirkişi ücreti 1.100,00 TL olmak üzere toplam 8.064,94 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 29.565,17 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalının yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2018 Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı