Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1819 E. 2026/794 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1819
- Karar No
- 2026/794
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1819
KARAR NO: 2026/794
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/03/2022
NUMARASI: 2020/115 2022/146
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;
Davacı şirket tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla ilamsız takip yapıldığı, iş bu takipte yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu yetki itirazı nedeniyle dosyanın İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünde ... E. sayısını aldığını belirterek takibin durduğunu, davacının davacı ve davalı arasında yapılan sözleşmede navlun bedelini ödeme yükümlülüğünün alıcıya ait olmasına rağmen muhatap şirket tarafından FOB kaidelerine aykırı bir şekilde davacı şirkete 24/05/2016 tarihinde ... nolu konişmentoya ait 2500 USDlik fatura kesildiğini, iş bu faturanın muhasebe departmanınca sehven ödendiğini, hatanın düzeltilmesini ve fazla ödemenin iadesi için iade talep formunun düzenlenmesinin davalı şirketten talep edildiğini, bunun üzerine davalı şirkete iade formu gönderildiğini, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığı gibi 29/06/2016 tarihli tekrar iade faturası kesildiğini, bunun üzerine bir kez daha 25/07/2016 tarihli iade faturası kesildiğini ancak yine ödeme yapılmadığını, bunun üzerine .... Noterliği vasıtasıyla 09/11/2016 tarihinde ... yevmiye numarasıyla davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle icra takibine başlanıldığını, davalı tarafça iş bu takibe itiraz edildiğini belirterek İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamına ve davalının %20 den aşağı olmaması ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;
Merkezi Danimarka'da bulunan davalı şirketin '...' adlı ticari markası altında ... numaralı konişmentosu tahtında ... limanından Somali'nin ... limanına denizyolu ile taşınan bir adet kırklık konteyner muhteviyatı emtia için, davalının davacıya kesip gönderdiği navlun faturasının davacı tarafından kabul edilip ödenmesini müteakip davacının kabul ettiği ve ödediği navlun ücretinin kendisine iadesi istemli iş bu itirazın iptali davasının açıldığını, milletler arası yetki yönünden de 5718 sayılı yasanın 24/1, 47/1 maddeleri uyarınca taraflar arasındaki yetki anlaşması göz önüne alınarak dosyanın Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, Davacı tarafından davalıya sehven ödendiği iddia olunan navlun ücretini davacıya iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı, milletlerarası yetki itirazı ve derdestlik itirazı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Alacaklı .... A.Ş. tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine 27/11/2016 tarihinde 2.555,17.USD'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış olduğu, borçluya ödeme emrinin 28/11/2016 tarihinde tebliği üzerine borçlu vekilinin 29/11/2016 tarihli itirazı ile takibin durduğu, iş bu davanın 17/03/2017 tarihinde İİK md 67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişi... tarafından tanzim edilen 27/08/2021 tarihli raporda; Davacı, taşıma sözleşmesinde taşıtan sıfatı ile yer almakta ve navlun alacağının borçlusu olarak gözükmektedir, dolayısıyla davalı taşıyan ... tarafından verilmiş olan taşıma hizmeti karşılığında tahsil edilen navlun ödemesinin hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından iadesinin talep edilemeyeceği belirtilmiştir. Milletlerarası yetki itirazı yönünden yapılan değerlendirmede ; Her ne kadar davalı vekilince milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3298 esas, 2020/2018 karar, 25/02/2020 tarihli kararında da ifade edildiği üzere 6102 sayılı TTK'nun 105/2 maddesi son cümlesi uyarınca yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye'de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersizliği ifade edildiği, davaya konu ... numaralı taşıma senedinde taşıyan ... A. Ş adına acentesi sıfatı ile davalının imzaladığı görülmekle milletlerarası yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Derdestlik itirazı yönünden yapılan değerlendirmede ; ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının yetkisizlikle İstanbul ... İcra Dairesine gönderildiği anlaşıldığından, konusu tarafları aynı olan herhangi bir yargılama bulunmadığından davalının derdestlik itirazının reddine karar verilmiştir. Navlun Alacağı Bakımından yapılan değerlendirmede ; Navlun (freight) kısaca taşıyan tarafından eşyanın yükleme limanından tahliye limanına kadar taşınması hizmeti karşılığında talep edilen taşıma bedeline "ücrete" verilen isim olup ,navlun sözleşmesi TTK m. 1138 {l){a) uyarınca: taraflardan birinin (taşıyan), navlun karşılığında deniz yolu ile eşya taşımayı, diğerinin (taşıtan) navlun ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlandığı, navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusu taşıtan olduğu, TTK m.1193 vd. hükümlerine göre, navlun ödemesini isteme hakkının da taşıyana ait olduğunun bilindiği, dosyada taraflar arasında hazırlanan bir navlun sözleşmesinin bulunmadığı, dolayısıyla konşimentoyu esas alındığı, dosya içerisinde yer alan ve ... (...) tarafından 26.04.2016 tarihinde düzenlenmiş ... nolu konişmentoda Shipper/taşıtan: .... A.S.; consignee/gönderilen: ...; ve taşıyan: ... (...) olduğu , davacı (olayda taşıtan) .... AS nin ... (...), (olayda taşıyan) İle konşimento üzerinden taşıma sözleşmesi yaptığı ve yukarıda da belirtildiği gibi navlun borcu altına girdiği , dolayısıyla yanlış yapılmış bir ödeme söz konusu olmayıp ödenen navlun ücretinin geri iadesinin mümkün olmadığı, konişmentoda teslim şekli olarak FOB satışın kararlaştırıldığı , bu kayıt uyarınca navlun sözleşmesini davalı taşıyan ile kuracak kişi gönderilen yani alıcı olduğu, bu olasılıkta davacının yalnızca yükleten sıfatına sahip olacağı, dava-dışı alıcının ise hem gönderilen hem de taşıtan sıfatına sahip olacağı, FOB kaydında satış ilişkisinin taraflarının bu kayıtlarda değişiklik yapma imkanının bulunduğu, somut olayda FOB kaydının aksine bir işlem yapıldığı neticeten davalı taşıyan ... tarafından verilmiş olan taşıma hizmeti karşılığında tahsil edilen navlun ödemesinin hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından iadesinin talep edilemeyeceğinden " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının nazara alınmadığını, rapordaki "taraflar arasında navlun sözleşmesi bulunmadığından konişmentoyu esas almak gerekecektir." görüşünün hukuki olmadığını, TTK 1228. maddesine göre konşimentonun taşıma sözleşmesinin kanıtı olduğunu, sözleşmenin varlığını ispatladığını, ancak içeriğini belirlemediğini, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini, bir nevi teslim tesellüm evrakı olduğunu, taşıyanın ancak konşimentoyu ibrazı halinde teslim ile yükümlü olduğunu, yasada navlun sözleşmesinin kurulması için kanunda belirli bir şekil şartı öngörülmediğini, tarafların sözlü olarak iradelerini birbirine uygun şekilde bildirmesi ile sözleşme kurulmuş sayılacağından taşıma sözleşmesinin kanıtlanması fonksiyonuna sahip konişmentoyu taşıma sözleşmesi yerine koymanın hatalı olduğunu, navlun sözleşmesinin içeriği, navlun bedelinin kim tarafından ödeneceği gibi hususlar yazılı navlun sözleşmesi olmasa da, konşimentonun içeriğinde yazılı "FREIGHT COLLECT" navlunun alıcı tarafından ödeneceğini belirttiğini, davalı şirket tacir yardımcılarının mail yazışmaları ile de kanıtlandığını, konşimentonun, her şeyden önce taşıyanın eşyayı teslim aldığını kanıtladığını, yüke konu eşyanın faturasında FOB satış şartının açıkça yazılı olduğunu, buna bağlı olarak konşimento talimatında deniz navlunu ve boşaltma liman masraflarının COLLECT olarak açıkça belirtildiğini, konişmentoda ise bu hususun "FREIGHT COLLECT" olarak açıkça belirtildiğini, bu durumda, taşıyan davalının eşyayı navlun bedelini tahsil etmeden alıcıya teslim edemeyeceğini, konşimentoda açıkça "FREIGHT COLLET" kaydı bulunduğundan davalı gibi bir firmadan navlun bedelini tahsil etmeden yükü alıcısına teslim etmesinin beklenmeyeceğini, bu hususta davalıya yemin teklif etme haklarını saklı tuttuklarını, hatta son duruşmada bu hususta beyanda bulunmak üzere talepte bulunulduğunu, mahkemece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar dahi kurulmadığını, deniz taşıma işlerinde alıcının Türkiye'den mal yükletmesinin zorluğu hatta madden imkansızlığı nazara alındığında bu işlemi satıcının alıcı adına yapmasının deniz ticaretinde bir teamül haline geldiğini, yükletenin taşıtan olabileceği gibi onun adına hareket eden üçüncü bir kişi de olabileceğini, müvekkili şirketin alıcı adına, aradaki satış akdine dayanarak taşıma sözleşmesi yapan yükleten konumunda olduğunu, TBK.m.20 ve devamında genel işlem koşullarına aykırı ve tarafların özgür iradelerini esas almayan ve TTK. çerçevesinde aldatıcı ve dürüstlük kurallarına aykırı konişmento kaynaklı hususların müvekkili şirketi bağlamayacağını, TBK m.25' e aykırı şekilde, İngilizce, küçük ve tek tip olarak yazılan yazılarla müvekkili şirkete içeriği inceleme fırsatı vermeksizin tek taraflı olarak dayatılan konşimentoya, bilirkişi tarafından davalının beyanlarına dayanılarak tek taraflı olarak kendi nazarında navlun sözleşmesi vasfı yüklendiğini, davalı tarafından konşimentoya, taşıma şartlarının internet adreslerinde bulunduğu nu küçük bir ibare ile yazarak müvekkili şirkete müzakere etme şansı vermeksizin, müvekkili şirketi bu sözleşmeden sorumlu tuttuğunu, yazışmaların gözardı edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından davalıya sehven ödendiği iddia edilen navlun ücretinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafça, davalı şirket tarafından FOB kaidelerine aykırı bir şekilde davacı şirkete 24/05/2016 tarihinde ... nolu konişmentoya ait 2500USDlik fatura kesildiği, faturanın muhasebe departmanınca sehven ödendiği ileri sürülerek icra takibi başlatıldığı davalı tarafın icra takibine itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Alacaklı .... A.Ş. tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine 27/11/2016 tarihinde 2.555,17.USD'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında hazırlanan bir navlun sözleşmesinin bulunmadığı, dosya içerisinde yer alan ve ... (...) tarafından 26.04.2016 tarihinde düzenlenmiş ... nolu konişmentoda Shipper/taşıtanın .... AŞ. consignee/gönderilenin: ... ve taşıyanın ... (...) olduğu anlaşılmaktadır. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacı, taşıma sözleşmesinde taşıtan sıfatı ile yer almakta ve navlun alacağının borçlusu olarak gözükmektedir, dolayısıyla davalı taşıyan ... tarafından verilmiş olan taşıma hizmeti karşılığında tahsil edilen navlun ödemesinin hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından iadesinin talep edilemeyeceği belirtilmiştir. TTK' nun 1228. maddesine göre; konişmento bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Aynı yasanın 1237. Maddesine göre; (1)Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır.(2) Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. O hâlde navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belge düzenlenmediği durumlarda konişmento esas alınacaktır.Taraflara arasında düzenlenen konşimentoda gönderici olarak davacı yer almakta olup, freight collect kaydı yer almaktadır. Alıcının navlun borçlusu olabilmesi için, yükün alıcı tarafından teslim alınması ve konişmentoda atıf yapılan navlun sözleşmesinde, navlun ücretinden alıcının sorumlu olduğuna dair hüküm bulunması gerekir. Davacı satışın FOB kaydı ile yapıldığını ileri sürmektedir.Davacı gönderici tarafından düzenlenen faturada FOB teslim şekli yer almakta olup, bu teslim şeklinde malların ihracatçının ülkesinde belirtilen yükleme limanında gemi bordasına aktarılmasıyla satıcının teslim yükümlülüğü yerine getirilmiş olur ve bu andan itibaren zarar ve hasar riski alıcıya geçer. Ancak, taraflar arasında ki uyuşmazlık FOB kaydına rağmen davacının davalı ile taşıma ilişkisine girip girmediği noktasında olup,sunulan whatshapp görüşmelerinden taşıma ilişkisinin yurt dışındaki alıcılarla değil davacı ile kurulduğu, konişmento (draft) onayının davacı tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bu halde; davalının gönderen sıfatı yanında taşıtan sıfatını haiz olduğu, navlun bedelinden sorumlu olmadığına yönelik savunmasının yerinde olmadığı; taşıma ilişkisinin davanın tarafları arasında kurulduğu anlaşıldığından davalı satıcı ile alıcı arasında kararlaştırılan FOB teslim kaydının davacının yaptırdığı taşımaların bedelinin ödenmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki konişmento arkasındaki taşıma şartlarının 16.2. maddesinde açıkça ''Tam navlun malların taşıyıcı tarafından teslim alınması ile tamamıyle hak edilmiş sayılır ve ödenir ve her halükarda iade edilmez'' denilerek navlun ücretinin iade edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.Türk Borçlar Kanunu'nun 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. TBK'nın 20. maddesi uyarınca, genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılması mümkündür. Genel işlem koşulu içeren sözleşmenin geçersiz olması için TBK'nın 25. maddesi uyarınca, karşı tarafa dürüstlük kurallarına aykırı olarak zarar verici veya karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olması halinde söz konusudur. Yani sözleşmenin salt genel işlem koşulu şeklinde düzenlenmesi sözleşmeyi geçersiz kılmaz; geçersizlikten söz edebilmek için genel işlem koşullarının dürüstlük kuralına aykırı haksız şart niteliğinde olması veya TBK'nın 21/2. maddesi uyarınca sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı hüküm niteliğinde olması gerekir.Konişmento ekinde taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından deniz yoluyla ihracat işi ile uğraşan davacının, basiretli bir iş adamı gibi konişmentodaki düzenlemeleri incelemesi ve varsa itirazlarını bildirmesi gerekir. Davacı herhangi bir koşula itiraz etmeden taşıma tamamlandığından ve sözleşme hükümleri haksız şart niteliğinde görülmediğinden, genel işlem koşullarına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.04.2026