Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1851 E. 2026/1728 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1851
Karar No
2026/1728
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1851 - 2026/1728 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1851 KARAR NO : 2026/1728 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/09/2022 NUMARASI : 2021/260 E. - 2022/214 K.

DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-5347 Sayılı YİDK İptali-Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/09/2022 Tarih ve 2021/260 Esas - 2022/214 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin gıda sektöründe faaliyette bulunduğunu, davacının ".../...” ibarelerini ilk olarak 1978 yılında marka olarak tescil ettirdiğini, bu markalar üzerinde yatırımlar yaparak seri marka oluşturduğunu, davacının ".../...”li markalarının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik içtihatlar çerçevesinde mümkün olmadığını, zira davacının ".../...” markasına uzun yıllardır piyasada olması sebebiyle belli bir ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırmış olduğunu, davalının dava konusu başvuru markasına itirazda bulunduğunu, ancak bu itirazın ret edildiğini, dava konusu ".............." ibareli markanın "..." ibaresini ihtiva ettiğini, davacının tescilli ve tanınmış ".../...”li markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, dava konusu edilen YİDK kararında, '.../...” markalarının tanınmışlığının ve markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinde ortalama tüketicinin bakış açısının ve ürünlerin alımı esnasında ayrılan zamanın kısalığının dikkate alınmadığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'ın 16.07.2021 tarihli ve 2021-M-5347 sayılı kararının bütünüyle iptalini ve 2019/108572 sayılı markanın tescil edilmiş olması tümden hükümsüz kılınmasını ve sicilden terkinini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "......................" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "Şekil+..." ve "..." 'li ibareli tescilli markalan arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu malları hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "Ş................. ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "Şekil+..." ve "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markalan arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, SMK 6/4 ve 5 şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu marka ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşacağını, davacının tescilli ve tanınmış ".../...”li markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, ".../...”li markalarında yerleşik içtihatlar çerçevesinde "..." ibaresinin markalarında esas unsur olduğunu, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka 2021-M-5347 sayılı YİDK iptali-hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı YİDK sürecinde dava konusu başvuruya itirazında "..." ve "..." markalarına dayanmıştır. Dava konusu başvuru, "Şekil+................... ibaresinden oluşmakta iken davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurlarını ise standart karakterlerle yazılan "..." ve "..." ibarelerinin oluşturduğu, "..." ibaresinin, davacının kendi markalarını oluşturma sürecinde “ekmek” kelimesini çağrıştırmak üzere “...” üst markasına “...” hecesini ekleyerek kullandığı bir ibare olduğu, zihinsel bir çaba ve yaratıcılık ile oluşturulmuş “...” markasının, yoğun kullanım ve tanıtımla da ayırt edici niteliğinin güçlendiği, ayrıca başına başka ayırt edici ilaveler getirilerek seri markalar da oluşturulmuş bulunduğu, dolayısıyla "..." ibaresinin salt bir ürüne dair hatırlatma içerdiğinin ileri sürülemeyeceği hususlarının yargı kararları ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu “Şekil+... .................. ibareli başvuru ile davacının itirazına ve davaya mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim davalının “... Vitaminli...............+ şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına ve davaya mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markalarını markaları ile benzer gören Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.03.2025 tarih, 2024/3555 Esas, 2025/1959 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Davalının başvurusunun konusunu oluşturan 30. sınıf emtiaların tamamı, davacının itiraza dayanak markalarında da aynen yer almaktadır. O halde, mahkemece dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 12/09/2022 gün ve 2021/260 Esas - 2022/214 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; Türk Patent ve Marka Kurumunun 16/07/2021 tarih ve 2021-M-5347 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2019/108572 sayılı “Şekil+..................... ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.350,00-TL bilirkişi ücreti, 105,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 722,00-TL tebligat masrafı, 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.860,10-TL yargılama giderine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.978,70-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı şahıs tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan .

Üye .

Üye .

Katip .

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1851, K. 2026/1728, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1851-e-2026-1728-k-8262fd30c94a