Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/60 E. 2026/57 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/60
Karar No
2026/57
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/60 KARAR NO : 2026/57 (İSTİNAFBAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/02/2024 NUMARASI : 2023/252 E. - 2024/79 K. DAVACI : ... -(...) VEKİLİ : Av. ... DAVALI : VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Tecavüzü, Haksız Rekabetin Önlemesi, Ticaret Unvanının Terkini

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/02/2024 tarih ve 2023/252 Esas - 2024/79 Karar sayılı karara karşı davacı tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla verildiği anlaşılmış olmakla, dosya incelendi, işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2012 yılından beri kendisine ait "..." adlı işletmesinde her türlü otomobil yedek parçası, rulman, keçe, kayış, kimyasal ürünler, su pompası (devirdaim) ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, 2020 yılının Mart ayından beri de mekanik keçe, rulman vb. ürünlerinin toptan satışı sektöründe "..." markasını kullanarak ticari faaliyet gösterdiğini, özellikle Çin'de kendi işletmesi adına üretimini yaptırdığı ve ithal ettiği mekanik keçe ve rulman ürünlerini gerçek hak sahibi olduğu asli unsuru "..." olan " ... " markası adı altında Türkiye genelinde toptan satış yaptığını, asli unsuru "..." olan "..." adlı markanın 07. ve 35. mal ve hizmet sınıflarında kendisi adına tescil edilmesini 23.09.2021 tarih, 2021/133406 No.lu başvuru ile talep ettiğini, "..." markası üzerinde doktrin ve ilgili Yargıtay kararları uyarınca üstün ve öncelik hakkı bulunduğunu, "..." markası ile sektörde tanınır hale geldiğini, müvekkili ile aynı sektörde ticari faaliyet gösteren davalı şirketin, müvekkilinin “...” markası ile tanındığını ve faaliyet gösterdiğini bilmemesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin bu marka ile piyasadaki tanınmışlığı ve itibarı üzerinden ticari gelir elde etmek amacıyla kötü niyetli olarak 2021/044501 No.lu başvuru ile "... ..." markasını 07., 35. ve 37. nice sınıflarında kendisi adına tescil ettirmek için 23.09.2021 tarihinde TMPK'ne yaptığı başvurunun reddi gerektiğini, davalının marka başvuru tarihinden önce müvekkilinin tescilsiz "..." markası için gerçek hak sahipliği elde ettiğini, fikri mülkiyet hakkının korunması gerektiğini, davalı şirket tarafından müvekkilinin gerçek hak sahibi olarak kendi işletmesinde kullandığı " ..." markasının benzeri olan "... ..." ibaresinin aynı mal ve hizmetler ile ilgili olarak tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacağını, piyasadaki tanınmışlığı ve itibarı üzerinden ticari gelir elde etmek amacıyla aynı sektörde haksız ve kötü niyetli olarak kullanılmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının iş yeri tabelasında, internet sitesinde, işletmenin unvanında ve adında, kartvizit, afiş ve ürün kataloglarında, işletmede satışı yapılan ürünlerde "..." markasının benzeri olan "... ..." markasını kullanmak suretiyle müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markanın asli unsuru olan "..." ibaresinin davalı şirket tarafından kanuna aykırı olarak ticaret unvanında kullanıldığından, tescil başvuru işlemlerinin, dava sonuçlanıncaya 6769 sayılı SMK'nin 6/6.maddesi uyarınca tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin korunması gerektiğinden davalı tarafın marka başvurusunun 6769 sayılı SMK'nin 6/3.maddesi uyarınca reddine, yargılama sürecinde tescil işleminin gerçekleşmiş olması halinde müvekkilinin "...." markasının gerçek hak sahibi olduğunun tespitine, davalı şirketin "... ..." markasını aynı mal ve hizmetler için kullanması halinde tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacağı, müvekkilinin piyasadaki tanınmışlığı ve itibarı üzerinden ticari gelir elde etmek amacıyla kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin men’ine, davalının iş yerinde "..." ve "... ..." ibaresi bulunan tabela ve diğer tüm ürünlere el konulmasına, ürünlerin imhasına, marka hakkına tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına, tecavüz oluşturan iş yeri tabelası ve iş yerinin içerisindeki tecavüze konu ürünlere el konulmasına ve bu el konulan tabela ile ürünlerin üzerlerindeki markaların silinmesine veya imha edilmesine, davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilin iş yeri adresinin Yenimahalle/Ankara olduğunu, davanın Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, pompaların (akışkan ve yarı akışkan haldeki sıvıların taşınma araçları) sızdırmazlık elemanlarının satışı ve tadilatı üzerine "... ..." markasının 07., 35., 37. mal ve hizmet sınıfları için 18/03/2021 tarihinde 2021/044501 başvuru numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına girdiğini ve markanın Resmi Marka Bülteninde 17/05/2021 tarihinde ilan edildiğini, davacı tarafın "... ..." markasının tescil başvurusunun, müvekkilinin tescil başvurusundan sonra (23/09/2021) yapıldığını, 29/11/2021 tarih ve 385. No.lu başvurularının Türk Patent Enstitüsü nezdinde Resmi Marka Bülteninde yayınlandığını, davacı tarafça marka tescil başvurusuna karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, doğrudan dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının tanınmış markasının bulunmadığını, davacı tarafça her ne kadar asli unsuru "..." olan marka üzerinde fiili kullanıma dayalı üstün ve öncelikli hakkı olduğu, markanın gerçek hak sahibi oldukları iddia edilmişse de iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, marka tescil başvurusunun davacıdan önce yapıldığını, tescil tarihinden önce de fiili olarak markanın müvekkil firma tarafından kullanıldığını, marka üzerinde gerçek hak sahipliğinin kazanılmasından söz edilemeyeceği gibi haksız rekabet ve markaya tecavüz iddialarının da dinlenemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, SMK'nin 6/3., 6/6., 6/9.maddeleri ve 25.maddelerinde aranan koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddialarını yineleyerek müvekkili Şirketin "..." markasını taşıyan ürünlerin satışını gerçekleştirmek için 300 adet katalog düzenlettirdiğini, katalogları müşterilerine dağıtmasının markayı fiili olarak kullandığını kanıtladığını, dosyaya sunulan faturaların örnek olarak sunulduğu, ... markasının kullanıldığı tüm faturaların sayıca fazla olması nedeniyle dava açılırken dosyaya ibraz edilmediğini, 2020 yılı Mart ayından markanın başvuru tarihi olan 18.03.2021 tarihine kadar hatta sonraki tarihlerde de ... markasını faturalarında ve piyasada fiili olarak kesintisiz bir şekilde kullandığına ilişkin birçok faturanın, bilirkişi raporuna itiraz dilekçe ekinde sunulduğunu, bilirkişi raporunda faturalarda yer alan "..." emtiasının davaya konu 2021 44501 sayılı tescilli marka kapsamında bulunmadığı belirtilmiş ise de davalı markasının 35. sınıfta tescilli mal ve hizmetler kısmında " salmastralar " ibaresinin açıkça yer aldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, ek rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan faturalardan müvekkilinin "... markasını" 2020 yılı Mart ayından itibaren kesintisiz, sürekli ve fiili olarak kullanıldığının açıkça ortaya konulduğunu, önceye dayalı kullanım hakkı gereğince markanın gerçek sahibi olduğunu yineleyerek ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

GEREKÇE: Dava, marka tecavüzünün önlenmesi, kaldırılması, haksız rekabetin önlenmesi, terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...nin 18.11.2020 tarih, 453074 sayı ile Ankara Ticaret Siciline kayıtlı olduğu, davalı Şirket ünvanının TTK'nin 50.maddesi hükmü kapsamında korunması gerektiği, davalının "... ... + Şekil" ibareli 2021/044501 numaralı tescilli markayı 18.03.2021 tarihinden itibaren 7. sınıf mallar ve 35., 37. sınıf hizmetler için kullandığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, her ne kadar davacı "..." asli unsurlu markayı uzun yıllar "..." emtiası için kullandığını ileri sürerek gerçek hak sahipliği ve önceki tarihli kullanım iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasını kanıtlayamadığı, özellikle uzman bilirkişilerden alınan raporla davacı tarafından delil olarak sunulan “...” markasını içeren faturaların, piyasada, satış/sunum noktalarında ticari etki oluşturacak şekilde, marka işlevine uygun, ciddi ve kesintisiz olarak kullanıldığını kanıtlamaya yeterli ve elverişli olmadığının belirlendiği, bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve denetime açık olduğu, diğer taraftan faturalarda yer alan “...” emtiasının davalının 2021/44501 sayılı tescilli marka kapsamında bulunan emtialar arasında yer almadığı, davacı tarafından kullanılan “ ...” ibaresinin tescilli bir ticaret unvanı olmadığı, davacıya ait 2021/133406 sayılı marka başvurusunun hükümsüz olduğu, başka tescilli bir markası ve tescilli bir ticaret unvanının da olmadığı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun kapsamında hak talep edilemeyeceği, SMK hükümlerine göre marka tecavüzü ve TTK hükümleri kapsamında haksız rekabet ve terkin koşullarının da oluşmadığı benimsenerek kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 01/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/60, K. 2026/57, T. 30.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-60-e-2026-57-k-c88ecf0bdd6a