Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/58 E. 2026/67 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/58
- Karar No
- 2026/67
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/58 - 2026/67 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/58 KARAR NO : 2026/67
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2024 NUMARASI : 2023/100 E. - 2024/141 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1 - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ :Av. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2024 tarih ve 2023/100 E. - 2024/141 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekilince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 2021/055566 sayılı "..." ibareli markanın 29, 30, 31, 32 ve 43. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafında reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davalının başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-18163 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, "..." ibaresinin gıda sektöründe yaygın şeklinde kullanılan ve birden fazla ürün içeren menüyü ifade eden bir genel tanımlama olduğunu, ibarenin müvekkilinin çatı markasının yanında kullanıldığı ürün içeriği ile örtüştüğünü, müvekkilinin "..." markası uyarınca "..." ibaresi üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu, davacının markaları ile müvekkilinin markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını ve müvekkilinin markasının parçalara ayrılmadan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/ aydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı ve davaya konu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu davaya konu markanın, müvekkilinin "..." markasını aynen içerdiğini, davaya konu markada fazladan bulunan "..." ekinin herhangi bir farklılık yaratmadığını, latin dilleri ve İngilizcede "" "" olarak okunduğundan davaya konu markanın başında bulunan "" harfinin markalar arasında bir fark oluşturmadığını, davaya konu markanın tescil edilmek istendiği 29, 30, 31, 32 ve 43 sınıflar ile müvekkilinin markasının tescilli olduğu 05, 29 ve 30. sınıflar arasında birebir aynı ürünlerin yer aldığını, markalar arasındaki benzerlik nazara alındığında bu ürünler yönünden iltibasın kaçınılmaz olduğunu, ürünlerin niteliği, bu ürünlerin hemen her markette bulunması ve tüketici grubunun önemli bir kısımının çocuklardan oluşmasının iltibas riskini artırdığını, "..." markasının tanınmış marka vasfında bulunduğunu, buna bağlı olarak tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğini ve davalı şirketin sınırsız seçenek içinde müvekkilinin markasına benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 2021/055566 sayılı "..." ibareli markanın 29, 30, 32 ve 43. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan davacı itirazının da, YİDK'in 23/12/2022 2022-M-18163 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 23/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın süresi içinde 22/2/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, somut olaydaki uyuşmazlığın, taraf markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı, davacının markasının tanınmış olup olmadığı ve kötüniyet nedeniyle tescil engeli bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu anlaşılmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu markada 29,30, 31, 32 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin, davacının itiraza dayanak 2013/94797, 2015/87177, 2018759300 ve T/3550 sayılı "... ibareli markalarının kapsamında ise, 05, 29, 30. sınıf malların bulunduğu, bu itibarla 29 ve 30. Sınıftaki malların tamamı ve 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Taraf marka işaretleri arasındaki benzerlik değerledirmesine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden ve davacının itiraza dayanak markası "..." ibaresinden oluşmaktadır. ... ibaresinin ortaklığı sonucu taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır. Zira davaya konu markadaki asli unsur niteliğindeki "..." ibaresinin diğer unsurla birlikte okunduğunda "..." olarak okunacaktır. Kombinasyon anlamındaki İngilizce "..." kelimesinin kısaltması olan ve başkaca anlamları olmakla birlikte, gıda sektöründe farklı gıda ürünlerinin ek bir ekonomik paket halinde sunulduğu menülerin adı olarak kullanılan ibare, bilirkişi tarafından belirtildiği üzere Türkiye geneli yoğun kullanım ve tanıtım ile ayırt edicilik kazanmıştır. Davaya konu markada her ne kadar "..." eki mevcut ise de, anılan ibarenin ibareyi anlamından uzaklaştırmadığı ad olan "..." ibaresine fiil niteliği kazandırdığı, dolayısı ile bu ibarenin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik oluşturduğu kabul edilmelidir. Ayrıca davaya konu markada yer alan "Hayatı" ibaresinin anlamsal olarak ikincil planda olup yeterli bir ayırt edicilik sağlamadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Ayrıca bilirkişi raporunda davacının itiraza dayanak markasının çikolata ve şekerleme sektöründe tanınmış olup 30. sınıfta bulunan "Bisküviler, çikolatalar, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar ve tatlılar" yönünden tescil engeli oluşturduğu tespitinde bulunulmuş ise de, anılan mallar yönünden iltibas ihtimali söz konusu olduğundan sonuca bir etkisi bulunmadığı gibi, başvurunun kötü niyetli yapıldığına dair somut delillerin varlığı da söz konusu değildir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/03/2024 tarih ve 2023/100 Esas - 2024/141 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın Kısmen kabulü ile, 2022-M-18613 sayılı YİDK kararının dava konusu 2021/055566 sayılı markanın kapsamında bulunan 29 ve 30. sınıfın tamamı ile 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden İPTALİNE, 3-Davalı şirket adına tescil edilen 2021/055566 sayılı markanın 29 ve 30. sınıfın tamamı ile 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00- TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 218,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 288,00-TL tebligat ve posta gideri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 7.175,4-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana göre belirlenen 3.587,70-TL'ye, 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.947,50-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.