Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/87 E. 2026/81 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/87
- Karar No
- 2026/81
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/87 - 2026/81 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/87 KARAR NO : 2026/81 (KARARI KALDIRARAK YENİDEN HÜKÜM KURULMASI)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2024 NUMARASI : 2023/223 E. - 2024/31 K. DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 1 - VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/01/2024 tarih ve 2023/223 E. - 2024/31 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2021/045041 sayılı "..." ibareli markann 12, 35, 36, 37, 39 ve 42. sınıflarda adına tescili başvurusunun, davalı şirketin itirazı sonucunda, diğer davalı Kurum tarafından davalıya ait "Gülsoy Grup" ibareli marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-2491 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; "Gülsoy" markasının 30 yıldan uzun bir süreden beri müvekkili tarafından kullanılmakta olup bu kullanım sonucu tanınmış marka vasfını kazandığını, davacının eskiye dayalı kullanım ve müktesep hak iddiası bulunuyorsa da, davacının dayanmış olduğu markanın 39. sınıfta tescilli olduğunu, üstelik bu sınıfta yoğun ve ciddi bir kullanımı bulunmadığını, bu nedene dayalı olarak müvekkili tarafından açılan marka iptal davasının halen derdest olduğunu, davacının müktesep hak iddiasına dayanak Gülsoy ibareli 2021/044950 ve 2021/044981 sayılı markalarının müvekkilinin markasından sonra tescil edildiğini, her iki marka hakkında da müvekkili tarafından açılan hükümsüzlük davası bulunduğunu, davacı tarafından "g grand hotel gülsoy" ibareli başka bir markanın mevcudiyeti ileri sürülmüş ise de, bu markanın başka bir şirkete ait olduğu gibi sınıfının da farklı olduğunu, başka bir şirket adına kayıtlı markaya dayanılmış olmasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu ve "Gülsoy" ibaresinin ortaklığının markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer kıldığını, zira markadaki "otomotiv" ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "Şekil+Gülsoy Grubu" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasının asli unsurunun "Gülsoy" şeklinde öne çıktığı, başvurunun kapsamındaki mal / hizmetlerin davalı markasındaki mal / hizmetlerle aynı / benzer / ilişkili/ bağlantılı olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin taraf markalarını karıştırma ihtimalinin bulunduğu, SMK 6/3 ve 6/6 maddelerindeki düzenlemelerin kişilerin kendi başvurusu için haklı bir neden oluşturmayacağı ve davacının önceki 2015/63508 sayılı markasının 17/5/2016 tarihinde tescil edilmiş olup başvuru tarihi itibariyle 5 yıllık süre dolmadığından müktesep hak koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı şirketin müşteri kitlesinin bilinç ve dikkat seviyesi yüksek kişilerden oluştuğunu, müvekkili şirketin yalnızca faaliyet gösterdiği alanlara ilişkin tescil başvurusu mevcut iken davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı sınıfları da kapsayacak şekilde 45 sınıfta markasını tescil ettirmiş olduğunu, Türkpatent kayıtlarında "Gülsoy" ibaresini içeren çok sayıda markanın tescilli olduğunu, dolayısı ile bu ibarenin doğrudan davalı şirket ile çağrışım yaptığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, taraf markaları bütüncül olarak değerlendirildiğinde, müvekkil şirket adına tescili talep edilen "..." markasında faaliyet alanına açıkça vurgu yapıldığını, yazılı ibarelerin oluşumu, dizilişi, telaffuzu ve kulakta bıraktıkları etki bakımından markaların birbiriyle alakasının veya benzerliğinin bulunmadığını, müvekkilinin "..." ibaresinin bir bütün olarak ayırt ediciliğe sahip olduğunu, müvekkilinin Mercedes-Benz yetkili satıcısı ve servisi olmasından dolayı tanınmışlığı bulunuyorken, davalı şirketin gümrük ve lojistik alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısı ile ortalama tüketicilerin genel izlenimi itibariyle markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal bir benzerlik ilişkisi kurma ve markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, davalının itiraza mesnet markasının müvekkilinin markasından farklı olarak şekil unsuru içerdiğini, müvekkili Şirketin, 2017 yılında kurulmuş olan davalı Şirket’ten çok daha önceki bir tarihte kurulmuş olup kuruluş tarihinden itibaren devam eden ticaret faaliyetlerinde "Gülsoy" markasını kullandığını, Gülsoy kelimesini içeren markaların 2017 yılında kurulmuş bir şirketin tekeline verilemeyeceğini, müvekkili şirketin önceki kullanıma ve müktesep hakka dayalı olarak markasını tescil ettirme hakkının bulunduğunu, müktesep hak için markanın tescili tarihi üzerinden 5 yıllık süre geçmesi kuralının kanunda ve Yargıtay içtihatlarında yerinin olmadığını, müvekkil Şirket ve grup şirketlerinin bir aile şirketi olup dava konusu markadaki ve halihazırda tescilli olan diğer markalardaki "Gülsoy" ibaresinin kullanımının şirketin kurucusu ailenin soyadına dayandığını, müvekkil şirket ve grup şirketi Aslı Otelcilik'in uzun yıllardır devam eden ticari faaliyetlerinin bir gereği olarak "Gülsoy" unsurlu marka tescillerini Davalı Şirket’ten daha önce edindiğini, bu markalar arasında olan 2015/63508 başvuru numaralı, "GÜLSOY" ibareli markanın redde mesnet "Gülsoy Grubu" ibareli markadan önce tescil edildiğini, müvekkil Şirket’in 2010/56317 sayılı "Gülsoy Group" markası mevcutken, itiraz edilmediğinden davalı şirket adına tescil edilebilmiş olan "Gülsoy Grubu" markası gerekçe gösterilerek müvekkil Şirket’in "..." markasını kullanımının engellenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin 2021/045041 sayılı "..." ibareli markanın 12, 35, 36, 37, 39 ve 42. sınıflarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 9/8/2021 tarihli kısmi yayım kararı ile 2014/64755 sayılı "..." ibareli marka ile SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca bir kısım mal ve hizmetlerin başvurudan çıkarılmasına ve kalan mal ve hizmetler yönünden yayımlanmasına karar verildiği, davalı şirket tarafından 2020/131050 sayılı " Gülsoy Grubu" markasına dayalı olarak iltibas, önceki kullanıma dayanan hak sahipliği ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığının 16/3/2022 tarihli kararı ile taraf markalarının benzer görülerek başvurunun reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının YİDK'nın 2023-M-2491 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 2/3/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 2/5/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Gülsoy Grubu" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve davacının müktesep hakkının bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu markanın kapsamında 35. sınıfın 5 nolu alt grubundaki 01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10,11, 12, 13, 14, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23,24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33 ve 34. sınıf bir kısım malın satışı ile 36, 39 ve 43. sınıf hizmetler yer almaktadır. Davacının itiraza dayanak 2020/131050 sayılı "Gülsoy Grubu" ibareli, markasında aynı hizmetler yer almaktadır. Dolayısı ile dava konusu markanın kapsamında bulunan tüm hizmetler yönünden emtia benzerliği gerçekleşmiştir. Taraf marka işaretleri arasındaki benzerlik değerledirmesine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden ve davacının itiraza dayanak markası da "Gülsoy Grubu" ibaresinden oluşmaktadır. Davaya konu markada bulunan "Otomotiv" ibaresi ile davalı şirketin markasındaki "Grubu" ibareleri ticari hayatta yoğun olarak kullanılan ibareler olup ayırt edici niteliğe sahip olmadığından her iki markanın da asli unsurunu "Gülsoy" ibaresi oluşturmaktadır. Bu ibarenin ortaklığı nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik söz konusu olup emtia benzerliğininde bulunduğu nazara alındığında bütünsel algıda markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu anlaşılmıştır. Yine davacı şirket eskiye dayalı kullanım iddiasında bulunmuş olup SMK'nın 6/3 maddesinde eskiye dayalı kullanımın marka tescil başvurusuna karşı itiraz nedeni olarak düzenlendiği ve kişiye kendi başvurusu için herhangi bir hak bahşetmediği nazara alındığında eskiye dayalı kullanımın koşullarının gerçekleşmediğine ilişkin mahkemenin kabulünde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacı şirket eskiye dayalı kullanım yanında adına tescilli 2015/63508 sayılı "Gülsoy" ibareli markaya dayalı olarak müktesep hak iddiasında bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere kazanılmış hakkın varlığının kabulü için kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Somut olayda, davacı şirketin müktesep hak iddiasına dayanak 2015/63508 sayılı "Gülsoy" ibareli markası 17/5/2016 tarihinde tescil edilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından davacı şirketin dosya kapsamına sunmuş olduğu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, 2003-2022 arası faturalar, 2016-2018 arasında reklam örnekleri, yazışmalar ve tanıtım harcamalarına ilişkin faturalardan markanın oto servis, alım - satım ve kiralama hizmetleri yönünden eskiye dayalı hak sağladığı ve dolayısı ile davacının 39. sınıf hizmetler yönünden davacının kazanılmış hakkının bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Her ne kadar 18/3/2021 tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolmasına 2 aylık bir süre mevcut ise de, davacının müktesep hakka dayanak yapmış olduğu markasının, davalının itiraza dayanak markasından önce tescil edilmiş olması, "Gülsoy" ibaresinin ticaret unvanında uzun yıllara dayanan bir süreden beri tescilli olması, davacının 2002 yılından itibaren bu ibareyi fiilen kullanıyor olması, davalının markasına yanaşma niyetinin bulunmaması ve müktesep hakka dayanak marka ile başvuru markası arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması karşısında 39. sınıf hizmetler yönünden müktesep hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/01/2024 tarih ve 2023/223 Esas - 2024/31 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Türkpatent YİDK'in 2023-M-2491 sayılı kararının 39. sınıf hizmetler yönünden İPTALİNE, 3-Fazlaya dair istemlerin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece Mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 458,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 290,00-TL tebligat gideri ve posta masrafı 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 7.417,40-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 3.708,70-TL'ye 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 4.068,50-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026
Başkan 109485
Üye 38299
Üye 42533
Katip 102828
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.