Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1520 E. 2026/1616 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1520
Karar No
2026/1616
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1520 - 2026/1616 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1520 KARAR NO : 2026/1616 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

.

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2026 NUMARASI : 2025/619 E. - 2026/259 K.

.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/04/2026 tarih ve 2025/619 E. - 2026/259 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili tarafından Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış bulunan, ... Dış Ticaret A.Ş.'ye ait, Romanya/ Buzau'dan Tekirdağ/ Saray'a davalı tarafından taşınan paletler içindeki cam nitelikli emtianın 28.07.2021 teslim edildiğini, ancak davalı şirket sorumluluğundayken nakliye sürecinde hasarlandığını, anılan teslimata ilişkin olarak CMR taşıma belgesinde hasar kaydı mevcut olup, dilekçe ekinde belgeyi sunduğunu, söz konusu nakliyat esnasında meydana gelen hasar dolayısı ile müvekkili sigorta şirketinin sigortalısına 16.835.49-Euro hasar tazminatı ödediğini, davalının hasardan sorumlu olduğunu, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereği zarara uğrayan sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, 16.835,49-Euro tazminatın ve bu tazminat tutarına ödeme tarihinden itibaren işleyecek yabancı para alacaklarına ilişkin 3095 sayılı Kanun 4/a hükmü gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi oranı uygulanmak suretiyle belirlenecek faiz tutarının fiili ödeme günündeki rayiç bedelin Türk Lirası karşılığının rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taşımanın gerçekleştiği aracın alt taşıyıcı ...................ye ait olduğunu, aracın sürücüsünün de .................. tarafından istihdam edildiğini, emtianın hasarlanmasına istinaden taşımacının sorumluluğuna gidilmesi halinde, bu anlamdaki sorumluluğun müvekkili şirkete ait olamayacağını, sözleşme ile sabit olduğu üzere emtianın yüklenmesi ve boşaltılmasının gönderici ve alıcı tarafından yapıldığını, taşımacının emtiaya hiçbir müdahalesinin olmadığını, CMR konvansiyonu uyarınca yükün gönderici tarafından yüklenmesi halinde meydana gelen hasardan taşımacının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, emtianın yüklenmesi ve sabitlenmesinin bizzat gönderici firma tarafından yapıldığını, davaya konu "Otomobil Camı" muhteviyatındaki emtianın yetersiz paketleme, hatalı yükleme, istifleme ve sabitleme nedeniyle hasarlandığını, ekspertiz raporundaki tespit ve değerlendirmelerin soyut ve afaki olduğunun açık olduğunu, kesinlikle taşımacının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için sayın mahkemenizin aksi kanaatte olmasına binaen ödenecek tazminatın belirlenmesinde CMR Konvansiyonu'nun 23/2. maddesinin dikkate alınması gerekmekte olup, bu anlamda taşımacının sorumluluğunun "sınırlı sorumluluk" olduğu göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı şirketin sigortalısına lütuf ödemesi yaptığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı ile davacı arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiği, meydana gelen zararın bu poliçe kapsamında kaldığı, davacının, sigortalısına ödeme yaptığı ve sigortalının, zarar sorumlusuna karşı dava hakkının olduğu, davacının iş bu davada aktif husumet ehliyetine sahip bulunduğu, davalı ile davacının sigortalısı arasında yapılan sözleşme ve teknik şartnameye göre, somut uyuşmazlıkta yükleme ve boşaltmanın davalıya değil, davacının sigortalısına ait olduğu, taşıma sırasında taşınan emtianın zarara uğramasına sebebiyet verecek bir kaza veya başka bir davranışa yönelik dosyada bir delil bulunmadığı, davaya konu hasarın, yükleme ve istifleme/sabitlemeden kaynaklandığı, CMR hükümlerine tabi taşımalarda taşıyıcının, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar meydana gelen hasar ve kayıplardan sorumlu olacağı esas olmakla birlikte, anılan Konvansiyon’un 17/4-c maddesinde, yükün gönderici, alıcı veya bunların adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, istiflenmesi veya boşaltılması özel bir risk durumu olarak kabul edilmiş, hasar veya kaybın anılan nedenlerden kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağının hükme bağlandığı, somut olayda da hasar, yükleme ve istifleme/sabitlemeden kaynaklandığından, davalı taşıyıcının meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, ancak bu halde dahi taşıyıcının, yükün sağlıklı taşınabilmesi için yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğünün bulunduğu, bahse konu yükümlülüğün ihlalinin, taşıyıcı bakımından müterafik kusur oluşturacağı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarih, 2023/4226 E., 2024/1508 K. sayılı ilamında da benzer yönde değerlendirmeler yapıldığı, kusur oranının belirlenmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, bu yönden ayrı bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı, cam emtiası gibi hassas bir malı taşıyan taşıyıcının, taşınan emtianın zarar görmemesi için yüksek derecede dikkat göstermesi gerektiği, istifleme ve sabitlemenin, taşımaya uygun biçimde yapılmasını denetleme yükümlülüğü olduğu hususları gözetildiğinde, davalının yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle %50 oranında müterafik kusurlu olduğunun emsal kararlar dikkate alınarak kabulü gerektiği (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. H.D.'nin 2023/1476 E. 2025/1622 K. Sayılı ilamı), CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesinde, taşıyıcının sorumlu olduğu tazminatın malların taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanacağı, malların kıymetinin ise öncelikle ticaret borsası fiyatına göre tespit edileceği, eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre bir tespit yapılacağı, eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatı mevcutsa tespitin, aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göre yapılacağı düzenleme altına alındığı, somut olayda, yükleme Romanya'da yapılmış olup, buradaki ticaret borsası fiyatının tespitinin mümkün görülmediği, bununla birlikte dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı taraf aracılığı ile taşınan oto camlarından 449 adet oto camının çatlaması/kırılması sonucu hasar gördüğü, 449 adet oto camının toplam bedelinin 15.293,63 Euro olabileceği, müterafik kusur indirimi ile birlikte rücu edilebilecek tutarın 7.646,81 Euro olduğu, emtianın cam olması sebebiyle kullanılabilir durumda olmadığı ve özelliği gereği sovtaj değerinin bulunmadığının yine emsal kararlar gereği kabulü ile davalının kusur oranına tekabül eden 7.646,81 Euro'dan sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, 6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulanmasına göre de haksız fiillerde zarar, yabancı para üzerinden doğmuş ise yabancı para üzerinden tahsil istenilmesinin mümkün olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/13970 E-2015/10395K, 2013/5213 E-2014/12333K, 2014/14491 E -2015/76 K sayılı ilamları aynı yöndedir.), somut olayda da, sigortalı emtiada meydana gelen 10.859,97 Euro hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyerek TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olan davacının, TBK'nın 99. maddesi uyarınca ödediği yabancı paranın aynen tahsilini veya anılan miktarın vade ya da fiili ödeme günündeki rayicine göre Türk Parası ile ödenmesini haksız fiil sorumlusu davalıdan isteyebileceği, davacının dava dilekçesi içeriğinden 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca tercih hakkını yabancı para üzerinden tahsil olarak kullandığı, öte yandan, davalı vekili uygulanacak faiz oranının CMR'nin 27. maddesi uyarınca yıllık %5 i aşamayacağını belirterek Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranının işletilmesini usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürdüğü, CMR'nin 27. maddesi “Hak sahibi ödenecek tazminat için faiz isteyebilir, yılda % 5 üzerinden hesap edilecek bu faiz, ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten başlar.” hükmünü haiz olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen hasar bildirimine ilişkin belgeleri davalıya 08/10/2021 tarihli mail ile bildirdiği görülmekle, mail içeriğinden herhangi bir ihtaratın bulunmadığı anlaşılmakla ödemenin yapıldığı 12/10/2021 tarihinin temerrüt tarihi olarak belirlendiği, hükmedilen alacak miktarına bu tarihten itibaren CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca yıllık %5 oranında faiz işletilebileceği, davacı tarafça, dava konusu alacağın aynen döviz cinsinden ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde yazılı oranda temerrüt faizi ile birlikte tahsili talep edildiğinden ve yabancı para üzerinden tazminata hükmedildiğinden, hükmedilen alacağa yıllık %5 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde yazılı oranda temerrüt faizi yürütülmesine karar verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/02/2023 tarih 2022/9-106 Esas 2023/69 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki satış kuru karşılığı TL miktarı hesaplanıp, bu miktar üzerinden taraf vekilleri lehine nispi vekalet ücreti ve karar ilam harcı hesaplandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 7.646,81 EURO'nun, ödeme tarihi olan 12/10/2021 tarihinden itibaren, CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca yıllık %5 oranını geçmemek üzere EURO cinsinden bir yıllık mevduata Devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki satış kuru değerine göre hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hasarın tamamının davalı taşıyıcının asli kusurundan kaynaklandığını, sorumluluğun “müterafik kusur” düzeyine indirmesinin hatalı bulunduğunu, uygun olmayan araç kullanımı ve taşıma sırasındaki özen eksikliğinin hasarın yükleme istiflemeden değil, doğrudan taşıyıcının kendi fiilinden kaynaklandığını ortaya koyduğunu, mahkemenin, taşıyıcının açıkça kendi kusur alanına giren bu davranışını “müterafik kusur” olarak nitelendirmesi suretiyle, asli ve birincil nitelikteki sorumluluğu tâli bir kusura indirgediğini, böylece hasarın yarısını kusursuz olan müvekkilin üzerinde bıraktığını, bu nitelendirmenin maddi vakıaya ve CMR hükümlerine aykırı bulunduğunu, mahkemece CMR m. 29 kapsamında inceleme yapılmadığını, Ankara BAM 20. HD’nin kaldırma ilamında, davalı taşıyıcının sorumluluğunun CMR m. 29 çerçevesinde değerlendirilmesi; hasarın taşıyıcının kasıtlı veya kasıtla eşdeğer kusurundan ileri gelip gelmediğinin tespitinin açıkça talimat olarak verildiğini, CMR m. 29 gereğince, hasar taşıyıcının kötü hareketinden veya mahkemece kasta eşdeğer sayılan kusurundan kaynaklanmışsa, taşıyıcı sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan hükümlerden yararlanamayacağını, somut olayda; davalının kırılgan cam emtiasını uygun olmayan araçlarla taşıdığı, önceki taşımalarda da aynı yöntemle hasar meydana gelmesine rağmen taşıma usulünü değiştirmeksizin sürdürdüğü yönündeki tespitlerin, davalının basit bir ihmalin ötesinde bilinçli ve kastına eşdeğer ağır kusur içinde bulunduğunu gösterdiğini, bu durumda CMR m. 29 koşulları gerçekleşmiş olup, davalı m. 17/4-c istisnasından da, m. 23 ve m. 27 sınırlamalarından da yararlanamayacağını, tazminatın tamamından ve gerçek temerrüt faizinden sorumlu bulunduğunu, mahkemece kabul edilen %50 oranındaki kusur paylaşımının isabetli olmadığını, hasar bedelinin eksik tespit edildiğini, HMK m. 297 anlamında gerekçenin denetime elverişli ve çelişkisiz olması zorunluluğunu ihlal ettiğini, faiz oranının CMR m. 27 uyarınca yıllık %5 ile sınırlandırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde,yerel mahkemece taşıyıcının nezaret yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğunun belirlenmesinin hatalı olduğunu, yüklemeye konu cam muhteviyatındaki eşyanın spesifik yapısı gereği palet, istifleme ve sabitlenmesi yükü kendine has özellikleri arasında olduğundan tümüyle teknik bir bilgi ve uzmanlık getirdiğini, taşımacının hiçbir şekilde nezaret görevleri kapsamında bir kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporunda belirlenen %40 oranının aşılarak %50 kusur esasıyla hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olaya CMR konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, davaya konu "otomobil camı" muhteviyatındaki emtianın yetersiz paketleme, hatalı yükleme, istifleme ve sabitleme nedeniyle hasarlandığını, bu anlamda taşımaya konu emtianın hasarlanmasından taşımacının sorumlu tutulmasının olanaksız olduğunu, sorumluluğunun "sınırlı sorumluluk" olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, sigorta ödemesine dayanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava dışı sigortalı ile davacı arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta meydana gelen hasarın söz konusu poliçe kapsamında bulunduğu, davacı sigorta şirketinin, sigortalısına ödeme yaptığı, söz konusu hasar nedeniyle davalıya karşı dava hakkının bulunduğu, davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, davaya konusu hasarın, yükleme ve istifleme/sabitlemeden kaynaklandığı, yüklemenin ve boşaltmanın da davacının sigortalısına ait bulunduğu, CMR'nin 17/4-c maddesi kapsamında davalının meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, ancak davalının da yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinin davalı taşıyıcı bakımından müterafik kusur teşkil ettiği, mahkemece davalının yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle %50 oranında müterafik kusurlu olduğunun emsal kararlar dikkate alınarak kabulü gerektiği yönündeki gerekçesinin isabetli bulunduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı taraf aracılığı ile taşınan oto camlarından 449 adet oto camının çatlaması/kırılması sonucu hasar gördüğünün, 449 adet oto camının toplam bedelinin 15.293,63 Euro olabileceğinin, emtianın cam olması sebebiyle kullanılabilir durumda olmadığı ve özelliği gereği sovtaj değerinin bulunmadığının belirlendiği, haksız fiillerde zarar, yabancı para üzerinden doğmuş ise yabancı para üzerinden tahsil istenilmesinin mümkün olduğu, talep nedeniyle hükmedilen alacağa yıllık %5 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde yazılı oranda temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 9.517,28-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00-TL maktu ve 1.647,32-TL nispi olmak üzere yatırılan toplam 2.379,32-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 7.137,96-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026

Başkan .

Üye .

Üye .

Katip .

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1520, K. 2026/1616, T. 23.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1520-e-2026-1616-k-ac4680cd85a0