Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/951 E. 2026/1542 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/951
Karar No
2026/1542
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/951 KARAR NO : 2026/1542

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.01.2024 NUMARASI : 2022/1016 E. - 2024/46 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08.10.2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.01.2024 tarih 2022/1016 E. - 2024/46 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 09/06/2022 tarihinde, müvekkiline ait ... plakalı araca davalının sigortalısı ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağından, eksper raporundan ve SBM kayıtlarına göre ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, haricen yaptırılan değer kaybı ekspertiz raporunda eksper ...'un davaya konu araçta meydana gelen değer kaybının 18.945,38 TL olduğu kanaatini sunduğunu, ilgili aracın kaza tarihini kapsar şekilde 281706946 poliçe numarası ile ... A.Ş'nin teminatı kapsamında olduğunu belirterek 100,00 TL değer kaybı tazminatının ve 269,87 TL ekspertiz ücretinin davalı ... A.Ş'den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari kredilere uygulanan avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiğini, davacı tarafın davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, bunun hukuka aykırı olduğunu, davacının davasını belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından davanın esasına girilmeden usulden reddini talep ettiğini, esasa ilişkin beyanlarında ise müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, karşı yan aracında meydana gelen araç hasar tazminatı için .... A.Ş'ye 26.10.2022 tarihinde 14.079,28-TL rücuen tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesi gereğince delil niteliğinde olan eksper raporu kapsamında ödemelerini gerçekleştiren sigorta şirketinin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın trafik bilirkişisine verildiği, ancak kamera kaydı olmaması nedeniyle olayda teknik bir değerlendirme yapılamayacağı, sigorta hasar dosyasının incelenmesinden sigorta şirketleri tarafından yapılan inceleme neticesinde dava dışı sigortalı ile davacının olayda %50 kusurlu olduklarının kabul edildiği ve bu kapsamda 28.158,57 TL olan hasar tazminatının 14.079,28 Tl sinin davalı tarafından davacıya ödendiği görülmekle olayda tarafların %50 kusurlu oldukları kanaatine varıldığı, bu kez dosyanın değer kaybının hesaplanması için bilirkişiye verildiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de aracın kazadan önceki ikinci el piyasa değeri ve kazadan sonraki değeri, emsaller de gösterilerek ve yine dosya kapsamına kazandırılan tramer kayıtları da dikkate alındığında davacının aracında meydana gelen değer kaybının 30.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davacı vekilinin 30.000,00 TL üzerinden bedel arttırım dilekçesi ibraz ettiği, olayda tarafların %50 kusurlu olduklarının değerlendirildiği, davalı sigorta şirketine değer kaybı ödemesi için yapılan başvurunun davalıya 24.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 8 iş günü sonunda 06.09.2022 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; 15.000,00 TL değer kaybının davalı sigorta şirketinden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere 06/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin işbu kazada kusuru bulunmadığını, yargılama konusu olay bakımından kusur oranlarının belirlenmesi için keşif yapılması veya tanık dinlenilmesi gerektiğini, görüntü kayıtlarının olmaması sebebiyle %50 kusur atfedilmesinin yerinde olmadığını, dosyaya giren kusur raporunun eksik ve hatalı inceleme sonucu hazırlandığını, iş bu hakkaniyete aykırı rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağını, raporun gerekçe içermediğini, kusur oranının uzman bilirkişiden oluşan bir heyet tarafında incelenmesi gerektiğini, ayrıca her ne kadar müvekkiline kusur yükletilmiş ise de müvekkilinin trafikte üzerine düşen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen müvekkili tarafından önlenemeyecek bir durum gerçekleştiğini, eksik inceleme sonucu oluşturulan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece 22.04.2024 tarihli ek kararla; kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle HMK.346/1. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 22.04.2024 tarihli ek karara karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; değer kaybı için alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere dava değerinin istinaf sınırının üstünde kaldığını, fakat kusur yönünden alınan bilirkişi raporunda sadece kaza tespit tutanağı üzerinden inceleme yapılmış olup her iki tarafa da %50 kusur atfında bulunulduğunu, bilirkişi tarafından sunulan raporun değerlendirme kısmında da değinildiği üzere bu dosyada teknik inceleme yapılması gerektiğini ve bu yönde inceleme yapılabilmesi için kamera kayıtlarının gerektiği ve eğer yeni delil sunulması halinde ek rapor olarak yeni bir rapor sunabileceğinin söylendiğini, dava konusu kazada müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, takdir edilen değer kaybının tamamının müvekkiline ödenmesi gerektiğini, alacağın tamamına bakıldığında dava tarihi itibariyle istinaf sınırının üstünde kaldığını, dosyaya giren kusur raporunun eksik ve hatalı inceleme sonucu hazırlandığını, her ne kadar veri saklama süresinin dolmuş olduğundan bahisle kamera görüntülerine erişilememiş olsa da en az kamera görüntüsü kadar önemli olan kaza anına şahit olan tanıklarının dinlenmesi, ayrıca keşif yapılmasının davanın hakkaniyete uygun olarak aydınlatılması açısından şart olduğunu, raporun hiçbir gerekçe içermediğini, kusur oranının uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet tarafından incelenmesi gerektiğini, her ne kadar müvekkiline kusur yükletilmiş ise de müvekkilinin trafikte üzerine düşen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen müvekkili tarafından önlenemeyecek bir durum gerçekleştiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava tarihi itibariyle istinaf sınırı 8.000,00 TL olduğundan esasa ilişkin istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait .... plakalı aracın davalı ... A.Ş.'nin sigortalısı olan ... plakalı araca çarpmasıyla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazada davalı sigortacının sigortalısının araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını belirterek araçta meydana gelen değer kaybının ve eksper ücretini talep ettiklerini, şimdilik 100 TL değer kaybı ve 269,87 TL eksper ücretinin davalı ... A.Ş.den avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarında öncelikle trafik bilirkişisi ....'dan alınan 03.07.2023 tarihli raporda kamera kaydı bulunmadığından kusur oranını belirlenemediğini, her iki sürücüye de farazi olarak %50'den kusur verildiğini belirtmiştir. Bu rapora davacı vekili 17.07.2023 tarihinde itiraz ederek kusur oranının tespitine yönelik bu bilirkişi raporunu kabul etmediklerini beyan etmiştir. Yine davacı vekili 11.12.2023 tarihli dilekçesinde bedel arttırım talebinde bulunurken bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporları üzerinden davacının aracındaki değer kaybının teknik bilirkişinin raporunda olduğu üzere 30.000 TL olduğu kabul edilerek %50 kusur üzerinden verilen rapora istinaden 15.000 TL'nin 06.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir . Davacı vekili gerek ilk istinaf dilekçesinde gerekse bu istinaf dilekçesinin reddi üzerine verdiği ikinci dilekçesinde %50 kusur oranını kabul etmediklerini, olay yerinde tanıklarının dinlenerek keşif yapılması ve uygulama yapıldıktan sonra kusurun belirlenmesi gerektiği yönünde kusur oranına itirazla kararı istinaf etmiştir. Gerçekten de uygulamada ; öncelikle kusur oranının takdirinin hakime bırakıldığı (Y.17. HD Esas: 2018/6414 Karar : 2020/4591 T:09/07/2020) belirtilmekle birlikte teknik yönden davacı ve davalının kusur oranlarının tespitinde hangi kritere göre belirleme yapıldığının açıklanması da gerekmektedir. Somut olayda bilirkişilerden ek rapor alınırken hakimin %50 üzerinden tespitinin gerekçesini açıklaması ya da bu konuda oranları belirtir keşif ve somut olayın özelliklerini belirtir inceleme yapması, somut olayın özelliğine göre asli ve tali ve diğer kusur durumlarını belirlemesi gerekiyorsa yeni bir bilirkişiden raporu aldıktan sonra bu rapordaki kıstasların neye göre belirlendiğini ve kabul edilip edilmeyeceğini irdelemesi gerekmektedir. Bu nedenle davacı tarafın istinaf dilekçesinde yer alan kusurun usulüne uygun tespit edilmediği ve gerçek zararın belirlenmediği iddiasının yerinde olduğu tespit edilmekte kararın kaldırılması gerektiği belirlenmiştir. Olay yerinde keşif yapılarak görgüye ve bilgiye dayalı tanıklar da dinlenerek inceleme yapılması gerekmektedir. Tanıkların görgüye ve bilgiye dayalı beyanları olmaması halinde hakimin takdirini kullanarak kusur oranını belirlemesi gerekmektedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.01.2024 tarih 2022/1016 E. - 2024/46 E. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/951, K. 2026/1542, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-951-e-2026-1542-k-2984db21a459