Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/115 E. 2026/139 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/115
- Karar No
- 2026/139
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/115 - 2026/139 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/115 KARAR NO : 2026/139
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2022/272 E., 2022/387 K.
DAVACI :
DAVALI : DAVA : Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali KARAR TARİHİ : 08/10/2026 YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davalı kooperatifin 2009 yılından itibaren üyesi olduğunu, 26/12/2021 tarihinde 2019-2020 yılı olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, davalı tarafın kendilerince kurgulanan gerçek dışı iftira söylemlerini bahane ederek art niyetli ve gerçeğe aykırı olarak kooperatif üyeliğini sonlandırdığını, C. Başsavcılığının 2021/55739 soruşturma sayılı dosyasının davalının beyanlarının tamamen iftira olduğunu tescilleyecek şekilde sonuçlandığını, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mah'nin 2018/206 E, sayılı dosyasında beraat ettiğini, 26/12/2021 tarihli genel kurul toplantısının 1163 sayılı Koop. Kanunun 26 ve m. 43'e aykırı olarak gerçekleştirildiğini, kendisine gönderilen çağrı pusulasında hakkındaki ihraç kararını içeren gündem maddesi bulunmadığını, toplantıda "gündeme bağlılık" ve "gündemde olmayan hususların görüşemeyeceği ve karar alınamayacağı" ilkelerinin ihlal edildiğini, toplantıya katılması istenmeyen üyelerin toplantıdan haberdar olmalarının engellenmesi için çağrı pusulası tebligatlarına üyelerin adreslerinin kasıtlı olarak eksik ve hatalı yazıldığını, genel kurul toplantısının yasaya ve ana sözleşmeye aykırı olması nedeniyle hakkındaki genel kurul ihraç kararının iptali gerektiğini belirterek üyelik ihraç kararını içeren 26/12/2021 tarihli genel kurul kararının iptaline ve kooperatif üyeliğinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Açılan davanın usul ve esas yönünden hukuka ve 1163 sayılı yasa ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğunu, kötü niyetli olarak açıldığını, davacıdan 570.000,00- TL teminat ön şartının karşılanmasına karar verilmesini, yatırılmadığı takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın genel kurula çağrılmadığı, oy kullanma ve itiraz etme hakkının kısıtlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının genel kurul tarihini bilmesine rağmen gelmediğini, davacının genel kurula katılmadığı ve kararlara muhalefet şerhi koymadığından genel kurul kararının iptali için dava açma hakkı bulunmadığını, davacının kooperatif üyeliğinden ihraç kararının dayanağı olan Eskişehir 2. Ağır Ceza Mah'nin dosyasında beraat kararı ve Eskişehir C. Başsavcılığının soruşturma dosyasında terör soruşturmasının somut deliller görmezden gelinerek ve araştırma yapılmadan yasa ve hukuka aykırı kapatıldığını, taraflarınca yapılan araştırmalar neticesinde davacının FETÖ/PYD silahlı terör örgütü ile doğrudan bağının olduğu ve tetör örgütü adına ve terör örgütü ile iltisaklı olduğuna ilişkin somut verilere ulaşıldığını, FETÖ/PYD kaynaklı gücü ve etkisi devam ettiğinden 2016/208 esas sayılı ceza davasında beraat kararı aldığını ve 2021/55739 soruşturma sayılı dosyasının kapatıldığını, bu nedenle genel kurulda alınan ihraç kararının kooperatif ana sözleşmesi 14/5 maddesine uygun olduğunu belirterek, 1163 sayılı yasa gereği teminat şartının davacıdan istenmesini, teminatın karşılanmaması durumunda davanın dava şartı yokluğundan usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Kooperatifler Kanunu 46 maddesinde düzenlenen "gündeme bağlılık" ve "gündemde olmayan hususların görüşülemeyeceği ve karar alınamayacağı" ilkeleri de ihlal edilerek ihraç kararı verildiğinden bu yönden de kararın iptali gerektiği, her ne kadar davalı vekili, ortakların teklifi ile ihraç hususunun gündeme alındığını iddia etmiş ise de, divan başkanlığına verilen önergenin Kooperatifler Kanunu 17. maddesi uyarınca çıkan veya çıkarılan ortaklara yapılan ödemelerin 3. yılın sonuna kadar uzatılması ve bu konuda yönetim kuruluna yetki verilmesi hususuna ilişkin olduğu, davacının ihracına yönelik olmadığı, davalı tarafça aksi yönde bir delil de sunmadığı anlaşılmakla, sübut bulan davanın kabulü ile, davalı kooperatifin 26/12/2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağının davacı Abdülkadir Atuğ Akdeniz'in ihracına yönelik 4 nolu gündem maddesinin (Üyelikten İhraç Kararının) iptaline karar vermek gerekmiş ve davanın kabulüne..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Deliller toplanmadan ve tahkikat aşaması bitirilmeden, tahkikat yapılmadan ve bilirkişi incelemesi yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu, ihraç kararı ve teklifinin genel kurul gündemin 4. maddesine bağlı olarak ''4- üyelerin durumlarının ve ödemelerinin görüşülmesi.'' zorunlu olan 1/10 ile yazılı önerge ile teklif edilmiş ve oy çokluğu ile gündeme alınan 4. maddesine bağlı olarak oy çokuluğu ile kabul edilmiş olduğunu ancak mahkemece ilgisi olmayan gündem maddesi ile ilişkilendirilerek gerekçe yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu, Kooperatif ana sözleşmesinin 14/5 maddesi hükmüne göre alınan ihraç kararları ile ilgili olarak ; Kooperatif Yönetim, denetim üyeleri ile muhasebe ve avukat ,şirket müdürü vb. Yönetimi temsile yetkili kişilere karşı suç işlenmesi ve ceza alınması durumunda işletileceği şamil olacağı ve uygulanacağı sabitken; yerel mahkemece aksi yönde karar verilerek davanın kabulüne kararı verilmesinin ,delillerin değerlendirilmesi ve gerekçesinin hatalı olduğunu, yasa ve hukuka ,başta HMK ile 1163 sayılı yasa ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını beyan ve talepleri nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, Kooperatif Üyeliğinden İhraca ilişkin 26/12/2021 tarihli genel kurul kararının İptali talebine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrası “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmünü düzenlemiş olup hak arama özgürlüğü adı altında hukukî koruma (korunma) talebine yönelik anayasal teminat bireylere vermektedir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün en önemli unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan madde de düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından bir tanesi yargılamanın “makul bir süre içinde” bitirilmesi ilkesidir. Bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin yargısal sistemlerini makul bir sürede yargılama dâhil olmak üzere, AİHS’nin 6. maddesinde yer alan şartlara uyacak şekilde düzenlemek ile görevli olduğunu belirtmiştir (AİHM, Zimmerman ve Steiner –İsviçre, 13 Temmuz 1983, 29. paragraf). Bir davaya taraf olan herkes, karşı taraf karşısında kendisini önemli bir dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda iddialarını mahkemeye sunabilmesi için makul bir fırsata sahip olabilmelidir (AİHM, De Haes ve Gijsels-Belçika, 24 Şubat 1997). Aynı şekilde, tarafların gösterilen tüm delillerden haberdar olması ve görüş bildirebilmesi de adil yargılanma hakkı kapsamında gözetilmesi gereken ilke olarak belirtilmiştir (AİHM, Borgers-Belçika, 30 Ekim 1991). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İkinci Dairesi tarafından verilen 14.10.2008 tarihli Mesutoğlu/Türkiye davasına ilişkin kararda; yargı mercilerinin usul kurallarını çok sıkı uygulaması ve dar yorumlaması nedeniyle kişilerin, uyuşmazlığın esasının incelenmesinden mahrum bırakılması, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. Bir iç hukuk kuralı haline gelen AİHS ve buna dayanılarak verilen bu karar da göz önüne alındığında, hak kaybının önüne geçilecek şekilde değerlendirme yapılması olayın özelliğine daha uygun düşmektedir. ( HGK'nun 2009/18-348 Esas 2009/398 Karar salımı ilamı) Öte yandan, Anayasa’nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek suretiyle, davaların usul ekonomisi çerçevesinde makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Her türlü mahkeme kararının gerekçeli olarak yazılması zorunludur (Anayasa md.141/3; HMK md. 297/1-c). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir (HMK.md. 27). Bu husus Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında da güvence altına alınmıştır. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının cevap dilekçesinde savunma ve delillerini açık ve anlaşılır şekilde bildirmiş olduğu, ihraç kararının usül ve yasaya uygun olup olmadığının tespitinin yapılacak olan yargılama sonucunda belirlenebilecek olduğu, davalının cevap dilekçesinde açıkladığı vakıalara ve davanın reddine yönelik talebinin belirlenebilirliğine ilişkin mahkemenin ön inceleme duruşmasında "davalının 05/05/2022 tarihli delil listesinde bildirmiş olduğu delillerin davanın niteliği ve dosya kapsamı dikkate alınarak hukuki yarar bulunmadığından reddine karar verilmesine" dair ara kararında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Davalının cevap dilekçesi ve delil listesi dilekçeleri kapsamında bildirmiş olduğu delillerin toplanması talebinin ön inceleme duruşmasında reddine karar verilmesinin mahkemeye erişim hakkının, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ile hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Hâl böyle olunca; mahkemece davalı yanın cevap dilekçesi ve delil listesi dilekçesinde bildirdiği delillerinin usulünce toplanması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin taraf delilleri toplanarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK 353/1.a.6 madde gereğince, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/05/2022 tarih, 2022/272 E., 2022/387 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-)Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-)Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 353/1.a madde gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.08/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip