Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/884 E. 2026/1709 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/884
- Karar No
- 2026/1709
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/884 KARAR NO : 2026/1709
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2024 NUMARASI : 2023/454 Esas - 2024/97 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/02/2024 tarih 2023/454 Esas 2024/97 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili, 21.07.2022 tarihinde ....’e ait, ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkili ...’e ait ve ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'in tam ve asli kusuru ile sebebiyet verdiğinin kaza tespit tutanağındaki kaza yerine ilişkin çizimle de sabit olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin ....plakalı aracın ZMMS ve İMMS sigortacısı olduğu, müvekkile ait aracın kaza sonrası hasar bedeli, Almanya’da bulunan Alman Ekspertiz Merkezi... tarafından düzenlene bilirkişi raporu ile KDV dahil 11.417,85 EUR, araç rayiç değeri 41.250,00 EUR olarak tespit edildiği, tamiri ekonomik olduğundan hurda değeri araştırılmasına gerek görülmediği, yapılan başvurunun davalı sigorta şirketi tarafından 15 gün içinde cevaplanmadığı, davacı tarafından ödenen yurtdışı bilirkişi ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak davalılara yükletilmesi gerektiği, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla 11.417,85 EUR maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru Türk lirası karşılığının; 1 ve 2 numaralı davalılardan kaza tarihi olan 21.07.2022 den itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işletilecek değişken faizi ile birlikte, 3 numaralı davalı ... AŞ den (kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçesinde yer alan 100.000 TL trafik maddi zarar teminatı + 150.000 TL İMMS maddi zarar teminatı olmak üzere toplam 250.000 TL ile teminat limitleri ile sınırlı olarak) temerrüt tarihi olan 12.04.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı bilirkişi ücreti olarak ödediği 2.002,77 EUR’nun yargılama giderlerinden sayılarak, fiili ödeme tarihindeki MB efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiştir. CEVAP : Davalı Sigorta vekili; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde kaza tarihi itibariyle araç başına 100.000,00-TL ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, zarar meblağının belirlenmesine rağmen belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, başta kusur yokluğu olmak üzere esastan reddine, yargılama masrafları, yurt dışı ceza bedeli ve kiralama masrafı gibi dolaylı zararlardan kaynaklı taleplerin reddine, bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili, davacının taraf asli ve tam kusurlu olduğunu, ...'in ise herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava konusu hasar talebi ile ilgili olarak davalı müvekkillerinin ... ve ...’in herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 21.07.2022 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında HH-MS- 4443 plakalı araç sürücüsü ...’in 2918 S. K.Y. Trafik Kanununda belirtilen kusurlardan 52/1-b aracın hızını kuralını ihlal ettiği tespit edildiğini asli tek kusurlu olduğunu, kusur izafesi hatalı olup kabul etmediklerini, dava konusu trafik kazasında davalı ...’in tali yoldan ana yola çıkması gibi bir durum söz konusu olmadığını, davalı ... ana yoldan sinyal de vererek restauranta dönmek istediği esnada davacı ...’e ait .... plakalı aracı kullanan ... görüş ve takip mesafesi de olmasına rağmen çok hızlı bir şekilde gelerek davalı ...’in sevk ve idaresindeki araca çarpmış asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, dava konusu olayda davacı tarafın tazminat talebinde bulunabileceği düşünülse dahi, Alman Ekspertiz Merkezi .... tarafından hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda 11.417,85 Euro maddi tazminat talep edilemeyeceğini, ancak Türkiye'de yapılacak onarım giderlerinin talep edebileceğini, hasarın Türkiye şartlarına göre belirlenmesi ve giderilmesi gerektiğini, fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının talep edilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle, işbu davada davacı tarafın 11.417,85 Euro maddi zararın fiili ödeme tarihindeki MerkezBankası efektif satış kuru TL karşılığının tahsili şeklindeki talebini kabul etmediğini, davacı tarafa ait araçta meydana gelen maddi hasarın Türkiye şartlarına göre hesaplanması için Mahkemenizce bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiğini davada Mahkemenizce yargılama sürecinde zaten bilirkişi incelemesi yapılacağından davacı tarafından haricen Alman Ekspertiz Merkezi .... tarafından hazırlanan bilirkişiraporunu kabul etmediği, dava konusu olayda ancak söz konusu tutarın kaza tarihindeki TL karşılığı üzerinden ve TL cinsinden yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 21/07/2022 tarihli çift taraflı trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi ve işeteni davalı sürücü ....' in kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı ...' in %85 oranında kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 11.417,85 EURO hasar bedelinin bulunduğu kanaatine varılarak kusur oranları da nazara alınarak davanın kısmen kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşecek ise de talep ile bağlı kalınmış, diğer davalılar ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafça arabuluculuk görüşmelerinde vekil olarak yer alınmasından dolayı A.A.Ü.T. 16/2. Maddesi uyarınca arabuluculuk vekalet ücretine hükmolunması talep edilmiş ise de bahsi geçen düzenlemede açık bir şekilde "akdi avukatlık ücretinin" düzenlendiği, akdi avukatlık ücreti ile tarafın kendisi ile vekili arasındaki ücrete ilişkin asgari ücretin belirlenmiş olduğu, bu ücretin karşı tarafa yükletileceğine dair bir değerlendirme yapılamayacağı gözetilerek arabuluculuk vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Davacı vekili yurt dışında yaptırdığı ekspertiz ücretinin, yargılama gideri olarak davalılardan tahsiline karar verilmesini de talep etmiş olup, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.11.2017 tarih 2016/17807 E- 2017/10786 K, 05.03.2015 tarih 2014/2413 E- 2015/3870 K ve 22.12.2014 tarih 2014/21991 E- 2014/19194 K sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, yurt dışında yapılan ekspertiz masrafının karar tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının yargılama giderine eklenerek davanın kabul-red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekeceğini belirttiğinden davanın kısmen kabulü ile, 9.705,17 EURO maddi tazminatın davalılar ... ve ...' den 21/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek, davalı ... A.Ş. yönünden ise (talep ile bağlı kalınarak) 12/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4-A maddesine göre değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihinden TCMB efektif satış kuru karşılığı TL olarak alınarak davacıya verilmesine, (ZMMS açısından 100.000,00 TL poliçe limit miktarı ile sınırlı, ZMMS poliçe limitini aşan bedel yönünden ise İMMS poliçe teminat tutarı kadar olan 150.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, dava tarihi itibari dava değerinin tamamının sigorta teminatı (100.000+150.000) dahilinde kalması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamından davalı sigortanın sorumlu tutulması gerekirken oranlama yapılmasının doğru olmadığını, yurt dışı eksper gideri yargılama gideri sayılarak fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi gerekirken, karar tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi de doğru olmadığını, kazanın oluşumunda kusuru bulunmayan müvekkiline kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından hazırlanan maddi hasarlı kaza senaryoları durum 6 ve 13'de de gösterildiği üzere geçiş önceliği kuralına uymayan sürücünün %100 kusurlu olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili,bilirkişi tarafından hasar bedeline ilişkin rapor tanzim edilirken davacı tarafın yokluklarında hazırlattığı ekspertiz raporunun birebir kabul edildiğini, başkaca bir inceleme yapılmaksızın raporda yer alan hususların tekrar edilerek fahiş bir tazminat meblağı belirlendiğini, ortada onarıma ilişkin bir fatura sunulmadan belirlenen fahiş zarar meblağının hatalı olduğunu, kaza tarihindeki poliçe limitinin 100.000,00-TL, İMM teminatı 150.000,00-TLolup, asıl alacak bakımından müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olacağı 250.000,00-TL poliçe teminat limiti ile orantılı olarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de belirlenmesi gerekirken bu oranlamanın yapılmadan yargılama giderlerinin tamamından sorumluluk belirlenmesi ve karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, ekspertiz ücretinin fahiş olduğunu, ekspertiz ücreti için eksper ücret tarifesinin nazara alınması gerektiğini, ekspertiz ücreti için (06.02.2024 kuru ile 74.620,62-TL gibi fahiş bir rakam olan) 2.002,77-Euro'yu kabul etmediklerini, gerçekleştirilen tespite ilişkin ekspertizin makul bir hasar tespit masrafı olarak poliçe kapsamında karşılanabilecek bir meblağ olmadığını, tazminatı etkileyen kusur tespitini kabul etmediklerini, poliçe teminat limitinin izaha muhtaç olmayacak biçimde tespit edilmesi ve yargılama giderlerinin de teminat limitine göre oranlanması gerektiğini belirtmiştir. Davalı ..., ... vekili, ilk derece mahkemesince davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %85 kusurlu olduğu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, atfedilen kusur oranının son derece fahiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan zarar hesabı ile meydana gelen kaza arasında uyumsuzluk söz konusu olduğundan ve kazadaki iki aracın hafif bir çarpışmasından bu derece büyük ölçekli bir hasar oluşmasının mümkün olmadığını, özellikle davacı tanığı “Çarpma her iki tarafın hızı da nazara alındığında hafif bir şekilde hasara neden olmuştur.” şeklinde beyanda bulunarak kazanın ciddi bir hasara sebebiyet vermediğini belirttiğini, kaza sonrası aracın Türkiye’den Almanya’ya gittiği (yaklaşık 2900 Km) ve yolda da hasarın boyutunu artıracak bir durum olma olasılığının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan hasarın ekonomik olduğu değerlendirilmiş ise de yapılan bu sözde “ekonomik” masrafların hangi ölçü esas alınarak tespit edildiğine hiç değinilmediğini, MÖHUK 34. maddesi uyarınca haksız fiilden doğan borçların haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabi olacağından, dava konusu olayda da hasarın Türkiye şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini, hesaplanan onarım bedeline ilişkin KDV istenemeyeceğini, Mahkemece, 2.002,77 Euro tutarındaki yurt dışı ekspertiz ücretinin karar tarihindeki döviz kuru üzerinden karşılığının kusur durumuna göre yargılama giderlerine dahil edilerek yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu tutarın son derece fahiş olduğunu, 3095 sayılı yasanın 4-a maddesine göre faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasarın karşı araç maliki, sürücüsü ve ZMMS ve İMMS poliçeleri kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K) Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir (Yargıtay 17.HD'sinin 2019/1797 E-2020/8207 K sayılı kararı) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Sigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti üzerinde davalı sigorta şirketindedir. Sigorta şirketinin, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Eldeki dava dosyasına konu somut olayda, aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge olan kaza tespit tutanağı içeriği ile sigorta şirketi tarafından sunulan deliller ve hasar dosyası kapsamında zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunun davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilemediğinin anlaşılması karşısında, sigorta şirketinin davacının oluşan gerçek zararından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. İstikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K. ) Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekir.( Yargıtay 17. HD'nın 21.10.2019 tarih ve 2017/1822 E.- 2019/9723 K.) Yine, davacı tarafça Almanya'da yapılan ekspertiz masrafının karar tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının yargılama giderine eklenerek davanın kabul red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerektiğinden (Yargıtay 17. HD'nın 05.03.2015 tarih ve 2014/24135 E.-2015/3870 K., 22.12.2014 tarih ve 2014/21991 E. 2014/19194 K.) bu yöndeki taraf vekillerinin istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. ( Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K. ) Davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olup, davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen ZMMS ve İMMS poliçe teminat limitlerinin toplamı kaza tarihi itibariyle 250.000 TL olduğu nazara alındığında, mahkemece kabul edilen dava değerinin, davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki toplam poliçe teminat limiti dahilinde kalması nedeniyle yargılama gideri hesaplanırken herhangi bir oranlama yapılmasına gerek olmadığı da gözetilerek, davanın red ve kabul oranına göre yargılama giderlerinin paylaştırılmasında ve reddolunan miktar yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan ekspertiz ücreti yönünden davacının TBK’nın 99. maddesi uyarınca seçimlik hakkını yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullandığı da gözetilerek davalının sorumluluğu cihetine gidilmesinde ve dava değeri yapılan yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kurunun Türk Lirası karşılığı üzerinden esas alınarak harç ile karar tarihindeki tarifeye göre kabul ve reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretinin hesaplanmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bu hususlara ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 10.246,50 TL'den peşin alınan 3.559,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.687,50 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 14.233,29 TL'den peşin alınan 7.116,66 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.116,63 TL harcın bu davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.