Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/845 E. 2026/1013 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/845
- Karar No
- 2026/1013
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/845 - Karar No:2026/1013
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2)
ESAS NO : 2026/845 KARAR NO : 2026/1013
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2024 NUMARASI : 2023/334 E-2024/697 K
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/10/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Taraflar arasında imzalanan 07.01.2013 tarihli sözleşme ile davalının "...Müd. Hizmet Binaları ...İmalatı ve Montajı" işinin yapımını üstlendiğini, 08.05.2014 tarihli Kesin Teslim tutanağında bazı precast yapı elemanlarında çatlak ve kırılmalar gözlendiğini, davalı tarafa Ankara 41. Noterliğinin 03.04.2019 tarih ve 7209 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ayıpları gidermesi istendiği halde davalının Niğde 1. Noterliğinin 16.04.2019 tarih, 6112 yevmiye nolu cevabı ihtarnamesi ile sorumluluğu kabul etmediklerini, müvekkil tarafından Ankara 41. Noterliğinin 25.04.2019 tarih, 9039 yevmiye nolu ihtarname ile davalıya ayıpları gidermesi için 2. Kez süre verilmesine rağmen davalının bu yönde bir girişimde bulunmadığını, davalının kesin teslim tutanağı düzenlendiği 08.05.2014 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle meydana gelen hasar ve zararlardan sorumlu olduğunu, davalının ayıptan doğan sorumluluğu bulunduğunu ileri sürüp her türlü ayıbın giderilmesine, bu ayıp sebebiyle olan her türlü zararın karşılanmasına veya bilirkişi marifetiyle tespit edilecek hasar ve değer kaybının ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ; Davacı tarafın talep ve istekleri hem yasal olarak hem de sözleşmede belirtilen 5 yıllık süreden sonra yapılmış olduğunu, talebin zaman aşımına uğradığını, müvekkil şirketin yapmış olduğu imalatlarda herhangi bir ayıbın söz konusu olmadığını, başka bölümden düşen kar kütleleri nedeniyle müvekkil şirketin sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, genel anlamda aşık kirişlerindeki deformasyonun, herhangi bir şekilde müvekkil şirketin tasarım, üretim veya montaj ile ilgili proseslerden kaynaklı olmadığının açık ve net olduğunu, davacı tarafça herhangi bir delil tespiti dahi yapılmadan eldeki davanın açıldığını, davanın öncelikle süre yönünden(zamanaşımı veya hak düşürücü süre)reddine, olmadığı takdirde esastan reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin hüküm altına alınmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı... Şirketi'nin 08.07.2024 tarihli dava değeri arttırım dilekçesiyle talebini artırdığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Tüm dosya kapsamı, yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 07/01/2013 tarihli sözleşme ile davacı için davalı tarafından prefabrik bina imal edilmesi için anlaşıldığı, davalının dava konusu binayı imal ederek 08/05/2014 tarihli tutanak ile davacıya teslim ettiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının 5 yıllık garanti süresi taahhüt ettiği, davacının ilk olarak Ankara 41. Noterliğinin 03/04/2019 tarih 7209 yevmiye nolu ihtarname ile, daha sonra Ankara 41 Noterliğinin 16/04/2019 tarihli ikinci ihtarname ile ayıp ihbarında bulunarak ayıpların giderilmesinin istendiği, davalının cevabi ihtarnamesinde sorumluluğu kabul etmediğini bildirdiği, bilirkişi raporlarına göre davacıya ait olan binanın üzerine komşu binanın üzerinde biriken kar kütlesinin düşmesi sonucu hasarın meydana geldiği, söz konusu hasarın gizli ayıp niteliğinde olup, davalının sorumluluğunun bulunduğu, sözleşmeye göre, statik betonarme projelerin yapılmasının TAŞERON'un sorumluluğunda olduğu, TAŞERON'un imalatı montaj teslim tarihinden itibaren 5 yıl için garanti ettiği, TAŞERON tüm imalat ve montajları tasdik edilmiş projelere göre yapacak olup, projede teknik açıdan meydana gelebilecek tüm gereksinimlerden sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, yapıda meydana gelen deformasyonların komşu binanın çatısından kar kütlesinin düşmesi gibi kirişin üzerindeki yükün, öngörülenden daha büyük olması durumunda, kirişin boyutu ve donatısı, yükü taşıyamayacak hale gelmesi sonucunda oluştuğu, dava konusu yapıda, döşemede eğilme ile kirişte eğilme ve kırılma şeklinde gelişen deformasyonların yapının kendi çatısına yağan ve biriken kar yükünden kaynaklı olmadığı, komşu binanın çatısına yağan ve biriken karın düşmesi sonucu oluştuğu anlaşılmakla, bu hususta dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında, tarafların iddia ve savunmaları arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, kar bölgelerini gösteren haritada Il. Bölgede bulunan ilçede inşa edilecek yapının statik tasarımı aşamasında, karın yapı için risk oluşturduğunun bilindiği, bu bağlamda kar yükü değerinin güvenli yönde kalınmak suretiyle artırılarak uygulandığı ancak söz konusu statik güvenliğin, yapının kendi çatısı üzerindeki kar yükü düşünülerek artırıldığı, bitişik yapının çatısından düşmesi muhtemel olan kar yükünün etkisinin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Statik uygulama projesinin eksik ve kusurlu olduğu, hasarın, mahallinde, Tufanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/38 Talimat dosyası kapsamında düzenlenen 03.11.2020 günlü bilirkişi raporunda tespit edilen bedelinin 34.850,00 TL olduğu, bu bedel ile hasarın onarılabileceği, ancak işin en başında projelendirmenin ayıplı yapıldığı ayıplı yapıldığı dikkate alındığında, ortaya çıkan hasar giderilse dahi, projelendirmedeki hatanın (kusurun) devam edeceği, yapının onarımından sonra gerekli tedbirler alınmadığı sürece bitişik binanın çatısından kar düşmesi riskinin devam edeceği, riskin yapıda değer kaybına yol açacağı, değer kaybının önüne ancak kar riskine karşı gerekli tedbirlerin alınmasıyla geçilebileceği, bu durumda davacı tarafından talep edilen değer kaybı kaleminin TBK'nın 475/2 maddesinde belirtildiği gibi bedelde indirim (nefaset) talebi konusunda, değer kaybı istenebileceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. Maddesine göre bedelde indirilmesi gereken meblağın ise 81.097,10 TL olduğu, ilk ihtarnamenin tebliği tarihinde davalının temerrüde düştüğü, taraflar tacir olduğundan uygulanması gereken faizin avans faizi olduğu gözetilerek davanın kabulüne "karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde hasar ve değer kaybını talep ettiğini, TBK'nın 475/2 maddesi gereğince bedel indirimi talep etmediğini, mahkemece talep edilmeyen seçimlik hakkı kendiliğinden uygulamasının mümkün bulunmadığını, davacının talep sonucunun genişletilmesi suretiyle seçimlik hakkın resen belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının bedel indirimi talep etme hakkının varlığı hususunun yeterince tartışılmadığını, tamir bedeli ile bedel indiriminin birlikte hüküm altına alınmasının mükerrer tahsile yol açacağını, kaldırma kararından sonra değer kaybı olarak 34.850,00 TL den daha fazlasına hükmedilmesinin usuli kazınılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, ikinci bir ıslah dilekçesine göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. 1-Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Dairemizin kaldırma kararına uygun inceleme ve değerlendirme yapıldığı ve faiz başlangıcından kararın istinaf edilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 2-Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarının kural olarak belirsiz alacak davası değil, kısmi dava olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın buna göre çözüme ulaştırılması gerektiği belirtilmektedir. (Yargıtay 6 H.D 2024/145 Esas-2024/1495 Karar vb.). Islah müessesi, 6100 sayılı HMK'nın 176 ila 182. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Islah, taraflardan birisinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HMK 176/1). Dava, davacı tarafından HMK'nın 180. maddesi uyarınca tamamen ıslah edilebileceği gibi, taraflarca HMK'nın 181. maddesi uyarınca kısmen de ıslah edilebilir. Davanın tamamen ıslah yoluna dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur. Davadaki talep kısmının değiştirilmesi de davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. Kısmi ıslahta ise, taraf belli bir usul işlemini ıslah etmektedir. Davadaki talep kısmının artırılması ise davanın kısmen ıslahı mahiyetindedir. Gerek davanın tümden ıslahı gerekse kısmi olarak ıslahı tahkikatın sona ermesine kadar (HMK 177/1) ve bir defa yapılabilir (HMK 176/2). Her ne kadar mahkemece, davacının ikinci ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek davanın tümden ıslahı gerekse kısmi olarak ıslahı tahkikatın sona ermesine kadar (HMK 177/1) ve bir defa yapılabilir. (Yargıtay 6 . H.D 2022/3219 Esas-2023/1989 Karar, 15. H.D 2020/2652 Esas-2021/1340 Karar vb.) Somut olayda davacı tarafça, 29/12/2020 tarihinde kısmi ıslah yapılarak değer kaybı bedeli olarak 34.850,00 TL ve tamir bedeli olarak yine 34.850,00 TL talep edilmiş, 08/07/2024 tarihinde yapılan ikinci ıslah işlemi ile de değer kaybı 81.097,10 TL olarak talep edilmiş, mahkemece ikinci ıslah işlemi ile talep edilen 81.097,10 TL ye hükmedildiği anlaşılmış ise de, HMK'nın 176/2. maddesine aykırı şekilde 2. ıslah dilekçesi kabul edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda, yapılan ikinci ıslah işlemi usulsüz olduğundan hiç yapılmamış gibi kabul edilerek; 34.850,00 TL tamir bedeli ile 34.850,00 TL değer kaybı bedelinin davalıdan tahsiline ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi, reddedilen bir miktar bulunmadığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2024 tarih ve 2023/334 E-2024/697 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜNE, 4-34.850,00 TL değer kaybı ( bedelde indirim) ile 34.850,00 TL tamir bedeli olmak üzere toplam 69.700,00 TL alacağın 09/04/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken toplam 4.761,20 TL harçtan peşin ödenen toplam 1.234,40 -TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.526,80 -TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, ikinci ıslah işlemi nedeniyle yatırılan 789,78 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13/2 maddesine göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 44,40-TL Başvuru Harcı, 44,40-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.190,00-TL Islah Harcı, 19.900,00-TL Bilirkişi ücreti, 729,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 21.908,30 TL' yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-6100 sayılı HMK.nun 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf İncelemesi Yönünden: 10- Davalı tarafından yatırılan 1.980,10 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 11-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinafa dosya gönderme masrafı 480,00 TL olmak üzere toplam 2.482,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır