İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/170 E. 2026/883 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/170
- Karar No
- 2026/883
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/170 Esas KARAR NO : 2026/883
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.08.2023 tarihli ...., Destek ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin tarafların mutabakatı ile iptal edildiğini ve taraflar arasında 21.09.2023 tarihli ... Lisans, Destek ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını, Ağustos 2023 tarihi itibariyle ... firmasıyla birleşme sürecine girmeleri ve şirket personel sayısında artış nedenleriyle toplam 13 aktif Soft kullanıcı lisansının 01.08.2023 tarihli sözleşme ile ilk etapta 41'e çıkartıldığını, bunun üzerine, 21.09.2023 tarihli sözleşme ile 01.08.2023 tarihli sözleşme iptal edildiğini ve taraflar arasındaki anlaşma sonucu kullanıcı sayısının 51'e çıkartıldığını, müvekkili şirket ile ... firması arasındaki birleşme sürecine 01.12.2023 tarihi itibariyle son verildiğini, bu doğrultuda birleşme iptal edilince müvekkili şirketin personel sayısında ciddi miktar düşüş yaşandığını, bu dönemde müvekkili şirketin ... şubesi ile ... şubesinin kapanmış olduğunu, ... Merkezi'nin ise küçülmeye gittiğini, davalı şirketin sözleşme gereği verdiği hizmetinin noksan ve ayıplı verdiğini, müvekkili şirketin iş ve işleyişinde bu nedenlerle aksamalar yaşandığını, müşterilerine karşı zor duruma düştüklerini, buna karşılık müvekkili şirketin sözleşme gereği ödemeleri yapmaya devam ettiğini, bununla birlikte, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete şirketin küçüldüğünü ve 51 aktif kullanıcıya artık ihtiyaç kalınmadığı hususlarının bildirildiğini, müvekkili şirketin 51 aktif soft kullanıcı lisansını kullanmadığından ve birleşme iptal olunca bu kullanıcılara ihtiyaç olmadığından cihetle 51 kullanıcıdan doğan aylık bakım onarım ücreti ve aylık sanal sunucu kullanım bedeli faturalarının kesilmemesini talep ettiklerini, müvekkil şirketi tarafından sözleşme kapsamında alınan hizmetlerin karşılığı olarak davalı şirkete toplam olmak üzere 1.680.346,88-TL ve 13.827,38-USD ödendiğini, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında 21.09.2023 tarihli sözleşme ile bu sayı 51'e çıkartıldığını, sözleşmeye istinaden müvekkili şirket tarafından yukarıda bilgileri yazılı senetlerin davalıya teslim edildiğini, birleşme iptal olununca senetlerin iadesinin davalı şirketten talep edilmiş olmasına rağmen taraflarına teslim edilmediğini, müvekkili şirkete teslim edilmeyen senetlere ilişkin olarak davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı yanın takibe devam etmesi halinde müvekkillerinin imkansız zararları doğacağının ortada olduğunu, mahkememiz tarafından söz konusu icra dosyasından alacaklıya ödeme yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davalı tarafın icra dosyasında kötüniyetli bir şekilde paralarını tahsil etme yoluna gideceğini, bu nedenlerle müvekkillerinin alacaklı olarak görünen tarafa herhangi bir borcu olmadığına yönelik delillerinin ve taraflarınca yapılan ödemelere ilişkin dekontların dikkate alınarak, İİK madde 72 maddesi uyarınca, haksız ve kötü niyetli bir şekilde aleyhlerine başlatılan ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması için teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise belirlenecek teminat karşılığında ivedi olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinde davacıların hukuki yararının mevcut olmadığını, hukuki yarar dava şartının Mahkememizce resen dikkate alınması gereken bir dava şartı olması, dolayısıyla işbu davanın her halükarda hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, dosyada mübrez sözleşmeler ve ekleri bir bütün olarak ele alındığında davalı müvekkili şirketin davacılar ile gerek teklif ve sözleşme müzakereleri sürecinde gerekse sözleşme gereği verilen hizmet kapsamında basiretli bir tacire yaraşır şekilde davranmış olduğunun, tam, eksiksiz ve kusursuz bir şekilde sözleşmelerden doğan borcunu yerine getirmiş olduğunun ve buna rağmen davacı ... şirketinin sözleşmeden doğan ödeme borcunu yerine getirmemiş olduğunun görüleceğini, davacılar tarafından ileri sürülen bedelsizlik iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve tamamen Mahkememizi yanıltmaya yönelik olduğunu, nitekim yazılım lisans, destek ve bakım sözleşmesi ile sanal sunucu hizmet sözleşmesi uyarınca edimini gereği gibi yerine getirmiş olan davalı müvekkili şirketin bizzat davacılar tarafından dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan sözleşme Ek-6'nın 2. maddesi gereği ücrete hak kazandığının tartışmasız olduğunu, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasında ispat yükünün davacılar üzerinde olması, davalı müvekkili şirketin sözleşmelere istinaden verdiği hizmetin noksan ve ayıplı olması, dolayısıyla senetlerin bedelsiz olduğu hususunun davacılar tarafından ispat edilememiş olduğundan huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, davacı ...'ın davacı ... şirketi dışında kendi adına bizzat atmış olduğu imzanın, davaya konu her üç bononun ön yüzünde de mevcut olduğunu, davacı .../3 uyarınca aval veren olduğu; aval veren sıfatıyla TTK m. 702/1 gereği senet üzerinde yer alan borcun tamamından sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla davacı ...'a karşı başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğu ve davacıların işbu yöndeki itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, davacıların davaya konu icra takibinde uygulanan faize ve faiz oranına yapmış oldukları itiraz ın yerinde olmaması, zira emre muharrer senet (bono) TTK m. 776 vd. ile düzenlenmiş bulunduğundan avans faizi istenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi takip tarihine kadar işlemiş avans faizi de kademeli oranlar uygulanmak suretiyle takibe konu edildiğinden davacıların bu yöndeki itirazlarının da hukuki bir dayanağının bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan öncelikle usulden reddine, bunun mümkün olmaması halinde, davanın her iki davacı bakımından da esastan reddine, davacı ... yönünden yapılan ıslaha karşı beyan ve itiraz haklarının saklı kalması kaydıyla kötü niyetle ıslaha başvurmuş olan davacının ıslah talebinin HMK m. 182 uyarınca Mahkememizce dikkate alınmamasına, Mahkemenin kötüniyetle ıslaha başvuran davacıyı HMK m. 182 gereği davalı müvekkili şirketin bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beş bin Türk Lirası kadar disiplin para cezasına mahkûm etmesine, hukuka aykırı ıslah talebine itirazlarının kabulü ile başta ıslah harcının HMK m. 181 uyarınca 1 haftalık süre içerisinde yatırılmamış olması sebebiyle davacının ıslah talebinin geçersiz sayılmasına ve ıslahın hiç yapılmamış sayılarak dava dilekçesindeki talep miktarlarıyla bağlı kalınmasına, Mahkememizin vermiş olduğu 10/04/2025 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü kararının kaldırılmasına, davacılar tarafından ikame edilen huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekilinin 09/04/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkili ... yönünden ıslah taleplerinin kabulüne, müvekkil ... yönünden 1.896.983,09-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması için teminatsız olarak, Mahkememiz aksi kanaatte ise teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve neticeten bahse konu icra takibinin iptaline, davalarının kabulü ile ... nolu, 18.10.2023 düzenleme tarihli, 20.01.2024 vade tarihli, 339.477,94-TL bedelli senet, 114 nolu, 18.10.2023 düzenleme tarihli, 20.02.2024 vade tarihli, 339.477,94-TL bedelli senet ile 115 nolu, 18.10.2023 düzenleme tarihli, 20.03.2024 vade tarihli, 339.477,94-TL bedelli senedin iadesine, dava ve sair hukuksal haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 100.000,00- TL üzerinden müvekkili şirketin, 1.896.983,09-TL üzerinden müvekkil ...'ın borçlu olmadığının tespitine, vekalet ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında... Şirketi tarafından yapılan ödemeye ilişkin tahsilat makbuzu, Bilirkişi ..., bilirkişi ...ve bilirkişi ...tarafından hazırlanan 06.08.2026 tarihli bilirkişi heyet raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca teslim edilen üç adet bononun, davalının edimlerinin ifasının ayıplı olması ve ödemelerin yapılması sebebiyle karşılıksız kaldığı iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti ve üç adet bononun iadesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle menfi tespit davasının hukuki niteliği, menfi tespit davasının icra takibine etkisinin irdelenmesinde ve yasal mevzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Davalı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İİK'nın 72.maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı taraf ile davalı arasında soft yazılımları lisans, destek ve bakım sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği, hizmetin eksik ve ayıplı olarak sunulduğu, ödenen yüksek bedeller karşısında alınan hizmetin yetersiz kaldığı, sözleşmenin fonksiyonel anlamda karşılıksız hale geldiği ve icra takibine konu senetler in gerçek ve muaccel bir borcu yansıtmadığı, ...'ın ise bonolarda şahsi imzasının bulunmadığı gerekçeleriyle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davalı tarafın ise sözleşmenin tam ve eksiksiz ifa edildiğini, ifayı belgeleyen müşteri onaylarının bulunduğunu, davacının iddialarının soyut nitelikte olduğunu, senetlerin gerçek ve muaccel bir alacağa dayalı olup bedelsiz olmadığını ve davanın reddini savunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında toplanan delillere göre, tarafların incelenen ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dilekçelerde sözü edilen sözleşmeler ve üç adet bono uyarınca bedellerin davalıya ödenip ödenmediği, davalı tarafından edimlerin ayıplı olarak ifa edildiğine dair dosyaya yansıyan delil bulunup bulunmadığı, ayıplı ifa söz konusu ise davacılar tarafından durumun davalıya bildirilip bildirilmediği, sözleşmeden dönme ya da sözleşmenin feshi söz konusu olup olmadığı, bonoların avans ya da teminat amacıyla verildiğine dair delil ya da anlaşma olup olmadığı, davalının üç adet bono bedeline hak kazanıp kazanmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, davacı gerçek kişinin aval olarak bulunup bulunmadığı, alacak tutarının davacılar tarafından davalıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilirkişi raporu alınması amacıyla dosyanın mali müşavir, bilgisayar mühendisi ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, dava konusu senetlerin muhasebe kaydının bulunduğu, davalının muhasebe defterinde 23.10.2023 tarihli dört adet senet bordrosu kaydı bulunduğu, kayıt açıklamasının davacı ... ...sayılı bordro şeklinde olduğu ve her biri 339.477,94-TL tutarindaki bu kayıtların EK-6 ödeme planı tutarlarıyla birebir örtüştüğü, senetlerin 20.01.2024, 20.02.2024 ve 20.03.2024 vadeli ve her biri 339.477,94-TL tutarındaki taksitlerin 5., 6. ve 7. ödeme kalemleri olduğu, bu tutarların senetlerin birebir karsiliği olup EK-6 sözleşme 51 kullanıcıya genişletilen yazılım lisansı, sistem kurulumu, eğitim ve destek hizmetlerini kapsadığı, muhasebe kayıtları ve sunulan tüm banka belgeleri incelendiğinde; 20.01.2024, 20.02.2024 ve 20.03.2024 vadeli taksitlerin senet dışı herhangi bir ödeme kanalıyla davalıya aktarıldığına dair kayıt tespit edilemediği, teknik incelemede davalının sözleşme kapsamında davacıya verdiği hizmetlerin kusurlu olduğunu gösterir bir bilgiye rastlanılmadığı, dolayısıyla hizmet ediminin yerine getirildiğinin söylenebileceği, bu bakımdan, ilgili edimin gereği gibi yerine getirilmediğinin ortaya koyulmamış olmasından dolayı, bu iddianın yerinde olmadığı, ilgili senet bedellerinin davalı tarafça talep edilebileceği, davacı ...'ın, dava konusu bonolarda şirket adına imza atmasının akabinde ek bir imza daha attığı ve bunun aval verme niteliğinde olduğu ve davacının da şahsen sorumluluğunun bulunduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bedelsizlik kavramı kambiyo senediyle değil temel ilişkiyle ilgili bir kavramdır. Yani, temel alacağın geçersizliği kambiyo senedine etki ederek onu bedelsiz hale getirmektedir. Borç ilişkisinden kaynaklanan temel alacağa dayalı borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi, kambiyo senedinin tamamen veya kısmen (yerine getirilmediği ölçüde) bedelsiz kalmasına yol açar. Bu bağlamda bedelsizlik hususu, alacağın dayandığı maddi hukuk kurallarına ilişkindir. Kambiyo senetlerinin sebepten soyut olarak düzenlenmesi, dolayısıyla söz konusu bedelsizlik iddialarını icra takibinde itiraz sebebi olarak ileri sürmek kural olarak mümkün değildir. Ancak borçlu, söz konusu bedelsizlik iddiasını İİK'nın md.169/a hükmünde belirtilen belgelerle ispatlayabilir. Söz konusu belgelere sahip olmayan takip borçlusu, kambiyo senedi dolayısıyla borçlu olmadığını saptamak için menfi tespit davası açabilir. Taraf iddia ve savunmalarına, ticari defter ve kayıtlara, taraflar arasında akdedilen sözleşme içeriğine, ödeme planına, bono içeriklerine ve düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre, davacı tarafından dava konusu edilen bonolara ilişkin davalı tarafa bedelsizlik iddiasının ileri sürüldüğü, ödeme planında açıkça bonolara atıf yapılan taksitlerin davalı tarafa ödendiğine ilişkin mali herhangi bir kayıt sunulmadığı, eksik ya da ayıplı ifa iddiasının ise elverişli delillerle ispat edilemediği, bu nedenle kambiyo senetlerine ilişkin bedelsizlik iddiasının sübut bulmadığı ve senetlerin iadesi talebinin yerinde olmadığı, davacılardan gerçek kişi tarafından imzanın inkar edilmediği, yalnızca şahsi imzasının bulunmadığının iddia edildiği, bu nedenle grafolojik inceleme ihtiyacının bulunmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 778.maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701. ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayılacağı, nitekim davacı gerçek kişinin şirketi münferit temsile ve imzaya yetkili kişi olduğu, bu durumda bono ön yüzüne çift imza atılması nedeniyle gerçek kişinin de aval veren konumunda olduğu, bu itibarla her iki davacının da bonolardan sorumluluğunun olduğu ve borçlu olmadığının tespitine ilişkin iddialarının yerinde olmadığı değerlendirilmiş, uygulanan tedbir kararı bulunmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmemiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan 113 sayılı, 18.10.2023 düzenleme tarihli, 20.01.2024 vade tarihli, 339.477,94-TL bedelli bono, 114 sayılı, 18.10.2023 düzenleme tarihli, 20.02.2024 vade tarihli, 339.477,94-TL bedelli bono ve 115 sayılı, 18.10.2023 düzenleme tarihli, 20.03.2024 vade tarihli, 339.477,94-TL bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılan davanın sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Mahkememizin 10/04/2025 tarihli tedbir kararının karar kesinleştiğinde kaldırılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan peşin alınan 1.707,75-TL peşin harç ile 30.687,98-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 32.395,73-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 31.663,73-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılar iadesine, 5-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan 21.000,00-TL bilirkişi ücreti ile 805,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 21.805,00-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 283.577,63-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davacı ... Şirketi 45.000,00-TL'den sınırlı olmak kaydıyla) davalıya verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacılardan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır