Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/877 E. 2026/1510 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/877
- Karar No
- 2026/1510
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/877 KARAR NO : 2026/1510
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2022/1482 E. 2024/202 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.10.2026
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.02.2024 tarih 2022/1482 E. 2024/202 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 143. maddesi gereğince, müvekkil şirket 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek her türlü harçtan istisna olduğunu, davalının talebi üzerine, davalı-borçlu ile alacağını temlik eden .... Bankası A.Ş. ile arasında kredi sözleşmesi imzalandığını ve davalı borçlunun söz konusu krediyi kullandığını, ödenmeyen borçların ödenmesi için davalı-borçluya ihtarnamenin tebliğ edildiğini, ilgili ihtarnamede hesapların kat edildiğini ve borcun ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ancak ihtarnameye cevap verilmediğini ve borçların da ödenmediği, bunun üzerine temlik eden .... Bankası A.Ş. tarafından, davalı-borçlu hakkında Nizip İcra Müdürlüğü'nün 2018/2225 Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığını, ... Bankası A.Ş.'nin, davalı-borçludan olan alacağını 26.09.2019 tarihinde Beyoğlu 23. Noterliğinin 14396 yevmiye sayılı temlik sözleşmesi ile .... A.Ş' ye temlik ettiğini, temlik ve devir sözleşmesinin dilekçe ekinde yer aldığını, müvekkilinin ....A.Ş. 04.09.2018 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilmiş olup Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 15.11.2018 tarih ve 8092 sayılı Kurulu kararı ile faaliyet izni verildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin ilgili kanun hükmü gereğince harç ve masraflardan istisna tutulması gerektiğini, taraflarınca, davalı-borçlu itirazı üzerine arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmış olup başvuruya ilişkin belgeler ve görüşme tutanaklarının dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, işbu belge ve tutanaklar incelendiğinde görüleceği üzere arabuluculuk sürecinde uzlaşmaya varılamadığından mahkemenize dava açıldığını, davalı-borçlu itiraz dilekçesinde , borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini; ancak bu itirazlarında da samimi olmayıp iddiasını ispata değer bir delil sunamadığını, davalı-borçlu borçlarını ödemediğini ve bu nedenle kendisine gönderilen ihtarnameye de cevap vermediğini, bu durum yargılama aşamasında da açıklığa kavuşacağını, davalı-borçlunun borca itiraz ederek icra sürecini kötü niyetli olarak uzatma amacı gütmekte olduğunu, borçlu tarafça, itirazlarına herhangi bir açıklık getirilemediğini, itiraz dilekçesinde yalnızca tüm borca itiraz ettiğini beyan etmekle yetindiğini, borçlu-davalı itirazlarında samimi olmadığını, bu nedenle davalı-borçlu taraflarca alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olarak yapılan itirazların hakısz ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, Kredi/kredi kartı Sözleşmelerinde, tarafların sözleşmeyi imzaladığı sırada ortaya koydukları serbest iradeleri ile bir akit kurulduğunu, söz konusu faiz oranlarının da sözleşme imza edilirken taraflarca serbestçe belirlendiğini, tarafların sözleşme tarihindeki irade beyanlarının birbirlerine uygun olduğunu, ödeme emrinde belirtilen faiz oranı davalı borçlu ile alacağını temlik eden banka arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırılan faiz oranı olup, usulüne uygun olduğunu, davalı-borçlunun, borca itiraz ederek icra sürecini kötüniyetli olarak uzatma amacı gütmekte ve yoğun iş yükünü daha da ağırlaştırmakta olduğunu, davalı borçlunun haksız olarak borca itiraz ettiğini, takibe konu alacağın likit bir alacak olduğunu, Yargıtay'ın birçok içtihadında kredi/kredi kartı sözleşmesi alacağının likit alacak olduğunun da vurgulandığını, İİK.m.67/2 maddesi gereğince borçlu-davalıların inkar tazminatına mahkum edilmesi için, itirazlarının haksız olması yeterli olup, ayrıca kötüniyetli olmasına gerek olmadığını, bu nedenle borçlunun itirazının haksız olmakla inkar tazminatı ödemeye de mahkum edilmelerini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle davalı-borçlunun icra takibine vaki, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan itirazlarının iptalini sağlamak için mahkemenize başvurmak mecburiyetinin hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın KABULÜNE; davalı-borçluların icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin Gaziantep İcra Dairesi'nin 2018/2225 esas sayılı dosya üzerinden devamına, haksız itiraz eden davalı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 143. maddesi gereğince müvekkil şirketin harç ve masraflardan istisna tutulmasına dair karar verilmesini müvekkilİ şirket adına dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davanın bir icra takibine karşı itirazın iptali davası olduğunu, buna rağmen itiraza konu icra dosyasının dosya içerisine girmesi sağlanmadan bu haliyle incelenmek üzere bilirkişiye verilmiş bulunduğunu, bu nedenle öncelikle davaya dayanak gösterilen Nizip İcra Müdürlüğünün 2018/2225 sayılı dosyanın celp edilmesini talep ettiklerini, bu davada davacının, Müvekkilin de haklı ve geçerli bir alacağının bulunduğunu kanıtlamak zorunda olduğunu, ancak buna yapabilmesinin imkansız olduğunu, çünkü icra dosyası geldiğinde, bu icra takibinin, Müvekkili ... tarafından imzalanmış geçersiz bir kefalet sözleşmesine dayandığının görüleceğini, çünkü evli bir kimsenin kefaletinin geçerli bir kefalet sayılabilmesinin, eşinin açık muvafakatine bağlı olduğunu, ...nin de evli birisi olduğunun ve Eşi .... olduğunu, Nizip İcra Müdürlüğünün 2018/2225 sayılı icra takibindeki borcuna dayanak gösterilen kefalet sözleşmesinde eşi ...'nin muvafakatinin ya da imzasının olmadığını, açıklanan nedenlerle öncelikle Nizip İcra Müdürlüğünün 2018/2225 saylı icra dosyasının celbine, icra dosya geldiğinde bu takibin dayanağı olan kefalet sözleşmesinin ilgili yerden celbine, kefalet sözleşmesi geldiğinde bu sözleşmesinin TBK’nun 584/1 md/f hükmü gereğince geçersiz bir kefalet sözleşmesi olduğu görüleceğinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosya kapsamına uygun denetime elverişli ayrıntılı bilirkişi raporu hükme esas alınmakla; davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; Nizip İcra Müdürlüğü'nün 2018/2225 Esas sayılı takibe davalı tarafından yapılan itirazın 36.465,91 TL asıl alacak, 247,50 TL işlemiş faiz, 12,37 BSMV , 27,05 TL KKDF , 638,25 TL masraf üzerinden itirazın iptali ile ( aynı takip dosyasındaki diğer borçlular tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) takibin davalı yönünden bu miktarlar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip tarihi itibari ile likid ve belirlenebilir olan asıl alacak miktarı olan 36.465,91 TL nin %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, alacak nedeni olan sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığına yönelik itirazının Bodrum Mahkemesi tarafından bilirkişiye gönderildiğini, bu hususun Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bekletici mesele yapılması talebinde bulunduklarını ancak bu hususun dikkate alınmadığını, dosyada bulunan belgelerde davalı müvekkilinin 15.03.2012 tarihinde Borçlu .... şirketinden ayrıldığını gösteren belgelerin mevcut olmasına rağmen 07.06.2012 tarihli sözleşmeyle sorumlu tutulduğunu, sözleşme serbestisinde eşinin rızasını arayan TBK 584 e göre itirazının mahkeme tarafından kanunun sözleşmeden sadece 3 hafta sonra yürürlüğe girmesi dolayısıyla ( TBK 648) reddettiğini, halbuki TBK'nın Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. Maddesi hükmü gereği kanunun yürürlüğe girdiği tarihle icraya konu olan alacağın nedeni olan borçlandırıcı işlemler arasında yıllar olduğunu, bu nedenle TBK 584 itirazının kabulünün gerektiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 1. maddesine göre de bu konuyla ilgili birçok madde içerdiğini, TBK nun resmi gazetede yayınlanış tarihi 04.02.2011 olup bankanın müşterisine TBK 584 ü gözetmeden bir buçuk yıl sonra bu sözleşmeyi imzalatmaları sözleşmeyi davalı müvekkili yönünden hükümsüz kıldığını, özellikle şirket ortaklığından ayrılmış bir kişinin aylar sonra şirketin bir kredi sözleşmesine imza atıyor olduğunu düşünmenin hayatın olağan akışına uymadığını ayrıca buna yetkisi de bulunmadığını, bu hususuların araştırılmadan eksik hüküm kurulduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, kredi sözleşmesine dayalı olarak alacaklı bankanın yaptığı ilamsız icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı ... fonu dava dışı alacaklı .... Bankası A. Ş ile davalı ...'nin kefil olduğu kredi sözleşmelerine istinaden yine dava dışı borçlu .... A.Ş ile yapılan kredisi sözleşmelerinde davaların kefil olduğu ve kefalet limiti ile sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek Nizip İcra Müdürlüğü'nün 2018/2225 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali davası açmıştır . Davalı vekili cevap dilekçesinde ve icra dosyasına yapmış olduğu itirazında .... A.Ş'nin çekmiş olduğu kredilerde sorumluluğunun bulunmadığını borcu kabul etmediğini sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle ...'nin eşinin muaffakatının alınmadığını TBK madde 584 /1. fıkra hükümlerine aykırı olarak eşin rızası olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür . Mahkemece seçilen bilirkişi ....'ten 09.08. 2023 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda .... A.Ş'nin .... Bankası A.Ş'nin bir kısım alacaklarını temlik sözleşmesiyle temlik aldığı ancak gayri nakit alacakların bu temlik sözleşmesi kapsamında kalmadığı, dolayısıyla 12.01.2011 ve 07.06.2012 tarihli kredi sözleşmelerinde davalı ...'nın kefil olduğu .... A.Ş'ye verilen 30.000 liralık teminat mektubunun daha sonradan nakde dönüştüğü yine dava dışı şirketin kredi kartından doğan 6.308,41 TL borcuyla birlikte dava dışı bankanın alacağının 36.465,91 TL olup işlemiş faiz + BSMV+KKDF ve masraflarla birlikte toplam 36.737,40 TL alacağı olduğu belirlenmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu değerlendirilerek bu miktar üzerinden takibin devamına itirazın iptaline karar verilmiştir . Yargılama sırasında davalı tarafın 01.11.2023 tarihli dilekçesiyle kredi sözleşmesindeki imzalara itiraz ettiğine ilişkin dilekçe verdiği, mahkemece bu dilekçenin karşı tarafa tebliğle beyanda bulunmasının istendiği davacı vekilinin imza incelemesine ilişkin talebi kabul etmediğini beyan ettiği tespit edilmiştir. Davalı tarafın yargılama sırasında basit yargılamada cevap süresi geçtikten sonra imzaya itiraz etmesi halinde davacının savunmayı genişletme yasağına muvafakat etmesi dışında imza incelemesi yapılamayacağından mahkemece bu konuda usulüne uygun karar verildiği belirlenmiştir . Davalı vekili istinaf dilekçesinde Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/64 esas sayılı dosyasında imzaya itiraz ettiğini ve bu dosyanın bekletici mesele olmasını istediğini beyan etmiş ise de; derdest dava açısından bekletici mesele olmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Yine TBK madde 584'e göre davalı borçlunun eşinin muvaffakatının aranmasını talep etmiş olmakla birlikte kararda usule uygun olarak bu yöndeki talebin reddi gerekçesi açıklanmış olup geçerli bir istinaf sebebi sayılmamaktadır . Bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir . Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.490,98-TL'den peşin alınan 623,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.867,38-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/10/2026