Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1419 E. 2026/1774 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1419
Karar No
2026/1774
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1419 - 2026/1774 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1419 KARAR NO : 2026/1774 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2024 NUMARASI : 2023/269 E. - 2024/185 K.

DAVANIN KONUSU : Marka 2023-M-4656 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2024 tarih ve 2023/269 E. - 2024/185 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği gıda sektöründe tanınmış bir firma olduğunu, “...” ibaresinin ilgili sektörde müvekkili şirket tarafından uzun yıllardır kullanılmaya devam eden bir marka olduğunu, müvekkilinin “...” markasının T/03067 sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı bulunduğunu, davalının 2021/148257 numaralı “...” ibareli marka başvurusuna, “...” ve “... ... ...” ibareli seri markalarını mesnet göstererek itiraz edildiğini, bu itirazın reddedildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın ise YİDK kararı ile reddedildiğini, dava konusu markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin, “...” ibareli markalarla görsel, işitsel ve anlamsal benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, davalının "..." ibareli markasının yüksek bir ayırt edici özelliğe sahip olması nedeniyle haksız bir yarar sağlanacağını ve markalarının itibarına zarar verileceğini ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-4656 sayılı karanının iptalini, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, davaya konu marka başvurusunun, "..." olduğunu, davacının gerekçe markalarının ise “... ......” ibareli olduğunu, taraf markalarında ki ibarenin birbirine hiçbir surette benzer olmadığını, tüketici nezdinde de karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, müvekkilinin dünyaca ünlü bir gastronomi şefi olduğunu, halihazırda evcil hayvan mama ve malzemeleri üretim/satış/pazarlama faaliyetleri ile uğraşmakta olduğunu, müvekkilinin davacı markasından veya tanınırlığından yarar sağlaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafın markalarının tanınmış olduğu delillerle ispat edilemediğini, marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+...", "..." ibareli ve diğer tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "şekil+...", "..." ibareli ve diğer tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin, “...” ibareli markalarla görsel, işitsel ve anlamsal benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, davalının "..." ibareli markasının yüksek bir ayırt edici özelliğe sahip olduğunu, dava konusu başvurunun davacı markaları arasında karışacağını ve seri markası algılanacağını, davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme olarak algılanacağını, davalının davacı tanınmışlığından haksız yararlanacağını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2021/148257 sayılı "...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, tarafların markalarının asıl unsurunu oluşturan ibareler arasında anlamsal bir benzerlik görülmediği, fonetik açıdan da sözcükler farklı olduğundan bir benzerliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1419, K. 2026/1774, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1419-e-2026-1774-k-d608244202f8