Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/870 E. 2026/1509 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/870
Karar No
2026/1509
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/870 KARAR NO : 2026/1509

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2024 NUMARASI : 2022/452 E. 2024/195 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.10.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.03.2024 tarih 2022/452 E. 2024/195 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkili bankanın Karabağlar/İzmir Şubesi ile dava dışı asıl borçlu..... Şti. arasında imzalanan 11.04.2019 tarihli 1.000.000 TL bedelli kredi sözleşmesine istinaden adı geçen firmaya kredi açıp kullandırıldığını, davalılar ... ve ... ...'in bu kredi sözleşmelerinin müteselsil kefil - müşterek borçlu tarafından imzaladıklarını, bu nedenle davalıların her iki kredi sözleşmesinden doğan borç ve ferilerin tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, kefil .... ve ....'in kefalet tarihinde asıl borçlu firmanın yönetici ortağı olduklarını, dava dışı .... ve borçlulardan .... ve .... . hakkında İzmir 3. ATM'nin 2020/588 Sayılı dosyasıyla konkordato davası açılmışsa da .... ve .... yönünden 25.02.2022 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, kredi çerçeve sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle Ankara 31. Noterliği’nin 21.04.2022 tarih 2408 yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderildiğini ve borç ödenmediğinden borçluların temerrüde düştüklerini, davalılar hakkında İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2022/3578 Esas sayılı haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı/ borçluların borcun tamamına, ferilerine, işlemiş/ işleyecek faize, faiz oranına, kefalet sözleşmesine itirazları sebebiyle icra takibinin durması üzerine arabuluculuk sürecine geçildiğini, 13.04.2022 tarihli oturumda ara buluculuk sürecinin olumsuz şekilde sonuçlandığını, müvekkili banka ile davalılar arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmelerinin bilirkişi incelemesiyle tahsili aranan borcun mevcudiyetinin ortaya çıkacağını, banka alacağının banka defter ve kayıtlarıyla sabit olduğunu, taraflarca imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmesi'nin 5.1 Delil başlıklı maddesinde müşteri ve kefillerin banka ile aralarında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda tarafların kayıtları arasında farklılık olması halinde banka kayıtlarının esas alınacağının kabul ve taahhüt edildiğini, taraflarca imzalanan sözleşmenin 4. Maddesinde bankanın hesapları kesme, muacceliyet verme ve sözleşmeyi kesin yetkisi hükmünün devamında temerrüt hükümlerinin bulunduğunu ve müşterinin temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TC Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlası olarak belirlenen oranda bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanacağının kabul edildiğini, bankaca uygulanan akdi faiz, temerrüt faizi, masraflar ve tüm ferilerin sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu, alacağın likit ve muayyen olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirerek davalıların İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2022/3578 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit ve muayyen olduğundan %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/588 E. Sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde davacılar ... ve .... bakımından konkordato tasdiki taleplerinin reddine, davacı şirket .... Şti. Yönünden konkordatonun tasdik edilmesine karar verildiğini, davacı banka tarafından açılan icra takibine konu borcun, karşı taraf ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmesine dayandığını, her ne kadar müvekkillerinin müteselsil ve müşterek kefil olarak icra takibine konu sözleşmeyi imzalamış iseler de borcun konkordatoya tabi bir borç olduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dava dışı şirketin konkordato projesinin tasdik edildiğini, Mahkemece tasdik edilen proje kapsamında davacı alacaklıya ödemeler yapılacağını, müvekkillerin söz konusu icra takibine konu borcu ödemesi durumunda tasdik edilen konkordato projesinin bozulması gibi bir durumla karşı karşıya kalınacağını, karşı tarafın dava dilekçesinde Kredi Çerçeve Sözleşmesi gereğince banka defter ve kayıtlarının bağlayıcı ve kesin delil oluşturacağına ilişkin hüküm bulunduğunu ifade ettiğini, ancak davacı bankaya ait ticari defter ve kayıtların kesin delil olacağı hükmünün Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hükümsüz olduğunu, davacı bankanın, dava konusu icra takibi dayanağı olarak sadece banka ticari defter ve kayıtlarını göstermekte ise de kabul anlamına gelmemek kaydıyla Kredi Çerçeve Sözleşmesi taraflarca müzakere edilmediğini, sözleşme incelendiğinde açıkça Genel İşlem Şartları şeklinde düzenlenmiş olduğunun görüleceğini, Genel İşlem Şartları niteliğindeki sözleşmenin geçerlilik koşulu TBK m.21'de içerik denetiminin ne şekilde yapılacağı ise aynı kanunun 25 numaralı maddesinde düzenlendiğini, bununla birlikte genel işlem şartı niteliğindeki delil sözleşmesinin TBK m.21 ve m.25'e göre geçerli olduğu bir an için kabul edilse dahi hükmün HMK 193/2 uyarınca da taraflardan birinin ispat hakkını imkansız kılmaması ve güçleştirmesi gerektiğini, bu kapsamında davalılarca imzalanmamış, tartışılmamış hükmün HMK 193/2 uyarınca tarafların ispat hakkını imkansız kılacağı için geçersiz olduğunu, davacı bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olarak kabul edilerek sadece bu defter ve kayıtlara itibar edilerek inceleme yapılması ve buna göre hüküm tesis edilmesinin haksız, yanlış ve hukuka aykırı olacağını, davacı tarafından işlenecek faize ilişkin itirazlarının dayanaktan yoksun olduğunun iddia edildiğini ancak kredi çerçeve sözleşmesinde düzenlenen ve ihtarnamede müvekkillerinden istenen %42 oranındaki temerrüt faizi oranının genel işlem şartları niteliğinde olduğunu ve yasanın emredici hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, müvekkillerinin temerrüt haline düştükleri kabul anlamına gelmemekle birlikte yukarıda hüküm açıkça 3095 sayılı yasanın ticari işlerde temerrüt faizini düzenleyen 2/2'nci maddesinin uygulanacağını, bu hükme göre de sözleşmede temerrüt faiz oranının kararlaştırıldığını, bu oranın yıllık ticari kredi için %33,50'yi geçemeyeceğini, netice olarak davacı bankanın %42 oranındaki temerrüt faizi talebinin usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, haksız icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talep edebilmesinin yasal koşullarının oluşmadığını, davacı tarafından iddia edildiği gibi borcun likit olmadığını ve alacağın taraflar arasında çekişmeli olduğunu, bu nedenlerle alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın %20 icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin gerektiğini, likit olmayan ve muhakemeyi gerektiren alacaklarda icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, gerek yasaların emredici hükümlerine gerekse Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırılık oluşturacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın icra takibine konu alacağın varlığının belirlenebilmesi için ayrıntılı inceleme yapılması gerektiğini, bu sebeplerden ötürü davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddini talep ettiklerini bildirerek, banka tarafından açılmış haksız ve yersiz davanın reddine karar verilerek davacı yanın aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalılar aleyhine İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3578 Sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların icra takibine, davalıların ödeme emrine, yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, davalıların itirazlarında yetkili icra dairesini bildirmemiş olduklarından yetki itirazlarının yerinde olmadığı, davacı banka ile dava dışı ..... Şti arasında düzenlenen 1.000.000 TL limitli 11.04.2019 tarihli sözleşmede davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları, davalıların dava dışı dışı .... Şti'nin hissedarları oldukları ve kefaletin TBK 583 ve 584 kapsamına uygun olduğu, dava dışı şirkete kullandırılan kredi ödemelerindeki aksamalar nedeniyle Ankara 31. Noterliği'nin 2408 yevmiye nolu 21.04.2020 tarihli ihtarnamesiyle hesabın kat edildiği, takip tarihi itibariyle davacı bankanın alacağının İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3578 Sayılı dosyasındaki davalıların itirazının 509.564,59 TL asıl alacak, 167.499,08 TL işlemiş faiz, 8.374,95 TL %5 BSMV, 1.881,41 TL masraf, 1.140,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 225,20 TL ihtiyati haciz masrafı toplamı 688.685,23 TL olarak bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava dışı şirketin İzmir 3. ATM'nin 2020/588 Esas 2022/160 Karar sayılı dosyasında konkordato talebininin kabulüne ve konkordatosunun İİK 306. Maddesi uyarınca tasdikine dair kararın İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 2022/896 E. 2022/1118 K. sayılı 16.06.2022 tarihli kararı ile kaldırıldığı ve konkordato talep eden şirketin konkordato talebinin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/5058 Esas 2023/520 Karar sayılı 09.02.2023 tarihli kararıyla onandığı, takip ve davaya dayanak kredi çerçeve sözleşmesinin niteliği ve sözleşme hükümlerine göre davalı taraf savunmalarının sübut bulmadığı, davanın bilirkişi raporuyla tespit edilen nakit alacak miktarı üzerinden İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6040 Sayılı dosyasıyla tahsilde tekerrür etmemesi koşuluyla kısmen kabulü, fazlaya ilişkin nakit alacağa yönelik talebin sübut bulmadığından, gayri nakit alacağa ilişkin talebin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kefillerin karşılıksız çek depo sorumluluğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kararın reddedilen kısmına dair kararın hukuka aykırı olduğunu, müteselsil kefillerin doğmuş ve doğacak tüm borçlardan limit miktarınca sorumlu olacak şekilde kredi çerçeve sözleşmesi imzaladığını, talep edilen gayrinakit alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, ret gerekçesinde "gayrinakit alacağa ilişkin talebin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kefillerin karşılıksız çek depo sorumluluğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından reddine" denildiğini, oysa dosya kapsamında mevcut, taraflar arasında akdedilen 11.09.2019 tarihli, 1.000.000-TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesinin Kefalet Sözleşmesi başlıklı 11.maddesinde açıkça kefillerin de çek depo sorumluluğu bulunduğu hüküm altına alındığını, iş bu karar ve gerekçesi hem müteselsil kefalet kavramının tanımına hem de kanun, yargıtay kararları ve dahi taraflar arasında imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmelerinin hükümlerine velhasıl hukuka tamamiyle aykırı olduğunu, borçlular ile imzalanan ve dava dilekçemizin ekinde mahkeme bilgisine sunulan Kredi Çerçeve Sözleşmesinin Kefalet Sözleşmesi başlıklı 11. Maddesi hükmü gereği müvekkil bankanın müşterek borçlu/müteselsil kefillerden gayrinakdi riski de talep etmesi hukuka ve yasaya uygun olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava,. kredi sözleşmesine istinaden alacaklı bankanın kefillere karşı yaptığı takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı bankanın kredi borçlusu olan dava dışı ..... Şti' nin 11.04.2019 tarihli 1.000.000 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesi ile kredi kullandığı davalı borçlu ... ve ....'in bu sözleşmeye müteselsil kefil oldukları, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunduğu, diğer borçlu kefillerin de aynı davada konkordato talebinde bulunmasına rağmen kefiller yönünden bu talebin reddedildiği dolayısıyla kefiller yönünden takip yapılabileceği ve dava açılabileceğini belirterek İzmir 24.İcra Müdürlüğü'nün 2022/3578 esas sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar cevap dilekçelerinde asıl borçlu şirketin konkordato sürecinin devam ettiğini her ne kadar müvekkilleri yönünden konkordato talebi ret edilmiş ise de; asıl borçlu yönünden konkordatonun devam ettiğinin belirtilerek davanın reddini talep ettiği tespit edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarıyla davacı bankanın alacağı nakit ve gayri nakit olarak hesaplanmış takipten önce nakle çevrilmemiş gayri nakit alacaklar (6 adet çek yaprağının bankaya İade edilmemesi ve 4 adet çekin de karşılıksız çıkması nedeniyle ona da çek yaprağından toplam 32.280 TL depo riski) bulunduğu belirtilerek rapor hazırlanmıştır. Yargılama sırasında dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato talebi de kesin olarak reddedilmiştir. Mahkemece davacının davası kısmen kabul edilerek İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3578 esas sayılı dosyasındaki itirazın bilirkişi raporunda belirlenen miktarla tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla devamına ve gayri nakit alacak talebinin reddine karar verilmiştir. Bu kararda Çerçeve Sözleşmenin 11. maddesinde kefillerle ilgili olarak açık bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir . Davacı .... Bankası vekili Kredi Çerçeve Sözleşmesinin 11. maddesinnde açık olarak düzenlendiği ve kefillerin sorumlu olduğu çek karnelerinin belirtildiği bu nedenle kararda yer alan gayri nakit risklerin de alacağı dahil edilerek depo edilmesine karar verilmesi gerektiği yönünde istinaf talebinde bulunmuştur . Her ne kadar davacı banka sözleşmenin 11 maddesinde kefillerle ilgili olarak çek hesabında bloke edilen her yaprak için kefilin bu borcu ödemeyi kabul ettiğini belirtmiş ise de; Yargıtay HGK 'nın 2020/11-697 Esas 2022/1386 Karar 25.10.2022 tarihli kararında yer aldığı üzere ".... Hemen belirtilmelidir ki kefiller tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan kefaletnamede kefilin sorumluluğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi alanın kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve/veya gayri nakdi kredilerden kaynaklanan tüm borçlar olarak belirtilmiş ise de kural olarak kefil, asıl borçlunun bankaya karşı tüm yükümlülüklerini değil fakat bankanın teminat mektubu bedelini muhataba tazmin etmesi hâlinde bu bedeli ödemeyi borçlanmaktadır. Zira henüz tazmin edilmeyen mektup bedelinin depo edilmesinin borçlusu kefil değil lehine teminat mektubu verilen asıl kredi borçlusudur (Reisoğlu, Seza: Türk Kefalet Hukuku, Ankara 2013, s. 219). 28. Buna karşılık kefil olunan gayri nakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu da iddia etmek, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çelişmektedir. Zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanması uygun olacaktır. Bu durumda müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça teminat mektubunun bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerekmektedir. 29. Hâl böyle olunca tazmin edilmeyen teminat mektubunun bedelinin depo edilmesinin borçlusunun kefil değil lehine teminat mektubu verilen asıl kredi borçlusu olduğu gözetildiğinde davalı kefiller yönünden davanın reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı yerindedir."Gerekçesinde de yer aldığı üzere kefilin gayri nakit kredi riskinin (çek bedeli veya teminat mektubu) bankayla kefil arasında yapılacak Garanti Sözleşmesiyle düzenlenmesi gerektiği aksi halde kefalete ilişkin hükümler arasında bu düzenlemenin yeterli olmadığı belirtildiğinden mahkemece verilen kararın yerinde olduğu tespit edilmiştir . Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/870, K. 2026/1509, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-870-e-2026-1509-k-f176c6869774