İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/291 E. 2026/683 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/291
- Karar No
- 2026/683
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/291 Esas KARAR NO : 2026/683
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/04/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ... numaralı ... (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı, davalı adına tescilli ... plakalı aracın 01/01/2023 tarihinde ... uyruklu sürücü ...’nin sevk ve idaresinde iken zarar gören ...’ın ... plakalı aracına arkadan çarptığını, sürücünün kaza tarihinde Türkiye’de geçerli sürücü belgesine sahip bulunmadığını, zarar görenin araç değer kaybı talebi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonunca verilen 26/10/2023 tarihli ve K-... sayılı karar ile itirazın reddine ilişkin 03/02/2024 tarihli ve... sayılı İtiraz Hakem Heyeti kararı gereğince ... 17. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına 13/02/2024 tarihinde 63.437,92 TL ödeme yaptığını, Genel Şartların B.4/b maddesi uyarınca ödediği bu tutarı sigortalı davalıdan rücuen talep etmek üzere ... 27. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç kiralama işi ile uğraştığını, aracı kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatının kiracıya geçtiğini ve pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının kazadaki sürücünün kimliğini ve sürücü belgesinin geçerli olmadığını ispat edemediğini, zarar görenin yazılı başvurusuna rağmen davacının değer kaybını ödemeyerek Sigorta Tahkim Komisyonu yargılaması, ilam vekalet ücreti, yargılama gideri ve icra masraflarının doğmasına sebep olduğunu, bu kalemlerden sorumlu olmadığını savunarak davanın husumet yönünden, aksi halde esastan reddini istemiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazında ayrıca; fer’i kalemlerin denetlenmediğini, değer kaybının bağımsız biçimde hesaplanmadığını ve aracın geçmiş hasarları nedeniyle 35.000,00 TL’lik değer kaybının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLER; ... plakalı aracın davalı adına tescilli olduğu, davacı şirket nezdinde ... dönemini kapsayan ... numaralı ... poliçesi ile sigortalı bulunduğu, poliçede maddi hasar teminatının araç başına 50.000,00 TL, kaza başına 100.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. 01/01/2023 günü saat 14:53’te ... mevkiinde meydana gelen çift araçlı maddi hasarlı kazaya ilişkin tespit tutanağı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları (...plakalı araç sürücüsü %100, ... plakalı araç sürücüsü %0 kusurlu), kaza mahalli ve hasar fotoğrafları dosyaya sunulmuştur. Zarar gören ...’ın başvurusu üzerine Sigorta Tahkim Komisyonunun ...sayılı dosyasında verilen 26/10/2023 tarihli ve ...sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile 35.000,00 TL değer kaybı bedelinin 21/02/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, 1.390,00 TL yargılama giderinin ve 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verildiği, davacının itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetinin ... tarihli ve... sayılı kararı ile itirazların oybirliğiyle ve kesin olarak reddedildiği görülmüştür. Bu kararlara dayanılarak ... 17. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında düzenlenen 27/11/2023 tarihli icra emrinde 35.000,00 TL tazminat bedeli, 1.390,00 TL yargılama gideri, 17.900,00 TL vekalet ücreti ile işlemiş faiz (2.381,92 TL + 9,94 TL + 128,00 TL) olmak üzere toplam 56.809,86 TL’nin talep edildiği, davacı şirketin aynı dosyaya 13/02/2024 tarihinde 63.437,92 TL yatırdığı, tahsilat makbuzunun bu tutarı “borç tahsilatı” olarak gösterdiği anlaşılmıştır. Davacının rücu takibi olan ... 27. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında düzenlenen 10/05/2024 tarihli ödeme emrinde 63.437,92 TL asıl alacak ile 6.229,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 69.667,44 TL’nin, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek tahsilinin istendiği görülmüştür. Sürücü ...’nin Irak uyruklu olduğu, Irak makamlarınca düzenlenmiş sürücü belgesinin dosyada bulunduğu, ... İl Emniyet Müdürlüğünce gönderilen giriş çıkış kayıtlarına göre 07/01/2020 tarihinde ...’ye giriş yaptığı ve 02/11/2023 tarihinde ... çıkış yaptığı,...plakalı aracın KABİS kaydının ise yalnızca 21/06/2024 – 10/10/2024 tarihleri arasında bulunduğu anlaşılmıştır. Zarar gören ..., tanık olarak dinlenmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/04/2026 tarihli raporda; sürücünün kaza tarihinde Türkiye’de geçerli sürücü belgesinin bulunmadığı, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün arkadan çarpma nedeniyle %100 asli kusurlu, diğer araç sürücüsünün kusursuz olduğu, ... plakalı araçtaki değer kaybının kadri marufta 54.600,00 TL olduğu, ancak talep bağlılığı nedeniyle 35.000,00 TL’nin makul ve kadri maruf olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının zarar görene ödediği bedeli, sürücünün gereken sürücü belgesine sahip bulunmadığı gerekçesiyle sigortalısından rücuen istemesine ilişkin itirazın iptali davasıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesine göre sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ya da azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez; ödemede bulunan sigortacı ise tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ...Sigortası Genel Şartlarının B.4/b maddesi de tazminatı gerektiren olayın, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmesini sigortalıya rücu sebebi olarak düzenlemiştir. Bu rücu hakkı, halefiyete değil sigorta sözleşmesine ve kanuna dayanır; sigortacının sözleşme ve kanun gereği zarar görene karşı ileri süremediği defi hakkına dayanarak kendi akdine dönmesini sağlar (Yargıtay HGK, 13/12/2023 tarihli, ... E.,... K.). Davalı, aracı kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığını savunmuştur. Davacının dayandığı hak, KTK’nın 85. maddesindeki işleten sorumluluğuna değil, KTK m.95/2 ve Genel Şartlar B.4/b maddesi uyarınca sigorta sözleşmesine dayanan rücu hakkına ilişkindir ve bu talebin muhatabı sigorta sözleşmesinin karşı tarafı olan sigorta ettirendir. Davalının işleten sıfatını taşıyıp taşımaması, kiracısı ile arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve sigortacının rücu davasında davalı sıfatını ortadan kaldırmaz (Yargıtay HGK, 13/12/2023 tarihli, ... E.,... K.). Poliçenin sigorta ettireni davalı olduğundan davanın husumet yönünden reddi isteminde isabet bulunmamaktadır. Kaldı ki kiralık araç kayıtlarına ilişkin KABİS kaydının kaza tarihinden sonraki bir döneme (21/06/2024 – 10/10/2024) ait olması da bu savunmayı desteklememektedir. Kaza tespit tutanağında sürücünün adının farklı yazılmış olması karşısında, tanık Halil Fidan’ın beyanı, kazadan sonra çekilen sürücü belgesi fotoğrafı, kaza tespit tutanağının Türkçe bilmeyen sürücü ile tercüman aracılığıyla sonradan düzenlenmiş olması ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce, kaza anında ...plakalı aracı ...’nin kullandığı kanaatine varılmıştır. Davalı da kazada aracı bir başka kişinin kullandığını ileri sürmemiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 88/b maddesi uyarınca yabancıların dış ülkelerden aldıkları sürücü belgeleri ile ülkemize giriş yaptıkları tarihten itibaren en fazla altı ay süreyle araç kullanmaları mümkündür; altı ayın sonunda araç kullanabilmek için belgenin Türk sürücü belgesi ile değiştirilmesi zorunludur. Sürücünün 07/01/2020 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı ve 02/11/2023 tarihinde çıkış yaptığı sabit olduğundan, 01/01/2023 tarihli kaza anında ülkede yaklaşık 2 yıl 11 ay 25 gün bulunduğu ve altı aylık sürenin çok aşıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından, sürücünün bu süre içinde Türk sürücü belgesine sahip olduğu ya da başka bir hukuki dayanakla araç kullanma yetkisinin bulunduğu ileri sürülmemiş, bu yönde delil de sunulmamıştır. Bu nedenle sürücünün kaza tarihinde Türkiye’de araç kullanmaya yetkili geçerli bir sürücü belgesinin bulunmadığı, Genel Şartlar B.4/b maddesindeki rücu şartının gerçekleştiği kabul edilmiştir (aynı yönde İstanbul BAM 40. HD, 27/12/2022, ... E., ..K.; Bursa BAM 13. HD, 07/03/2024,... E.... K.). Bilirkişi raporunda bu sonuca yönelik gerekçe olarak Irak’ın karayolu trafiği sözleşmesine taraf olmamasına da yer verilmişse de, hukuki nitelendirme mahkemeye ait olup mahkememizce sonuç, yukarıda açıklanan Yönetmelik hükmü ve giriş çıkış kayıtlarındaki süreye dayandırılmıştır. Ehliyetsizlik nedenine dayanan rücuda sigortacı, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar görenin gerçek zararı ile sınırlı olarak rücu edebilir (Yargıtay 17. HD, 02/02/2021, ... E., ... K.; Yargıtay 17. HD, 02/12/2019, ... E., ...K.). Bilirkişi raporunda, kaza mahalli, araçların hasar yerleri ve tespit tutanağı birlikte değerlendirilerek sigortalı araç sürücüsünün ön tarafındaki araca arkadan çarpması nedeniyle KTK m.84/d’de sayılan asli kusuru işlediği, kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün ise atfı kabil kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Rapor kaza şekline ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olup taraflar da bu tespitlere itiraz etmemiştir; mahkememizce de bu kusur oranı benimsenmiştir. Bu durumda sigortalı araç sürücüsünün kusurundan doğan zararın tamamı rücu kapsamındadır. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli ve E....K...sayılı kararı ile KTK m.90’daki Genel Şartlara yollama iptal edildiğinden, kaza tarihi 01/01/2023 olan somut olayda araç değer kaybı, Yargıtay uygulaması uyarınca aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa değeri ile onarım sonrası ikinci el piyasa değeri arasındaki farka göre belirlenir (Yargıtay 4. HD, 25/03/2022,...E., ... K.; Yargıtay 4. HD, 17/02/2025, ... E., ...K.). Bilirkişi, aracın 2017 model, 46.847 km olduğunu, geçmiş hasar kayıtlarını, 01/01/2023 tarihli kazada değişen ve onarılan parçaları (arka tampon, sağ arka çamurluk, arka panel, bagaj kapağı) ve 22.811,64 TL onarım bedelini dikkate alarak kaza öncesi ikinci el değerini yaklaşık 661.000,00 TL, onarım sonrası değerini yaklaşık 606.400,00 TL, farkı ise 54.600,00 TL olarak hesaplamıştır. Davalının, raporda bağımsız bir hesap yapılmadığına ve geçmiş hasarların dikkate alınmadığına yönelik itirazı yerinde değildir; zira bilirkişi kök raporda, geçmiş hasar kayıtlarını (sol ön çamurluk, sol ön kapı, ön tampon, motor kaputu) ayrıca ele almış ve hesabını Yargıtay ölçütlerine uygun biçimde kendisi yapmıştır. Davacı tarafından zarar görene asıl alacak olarak ödenen 35.000,00 TL, bu şekilde belirlenen gerçek zararın altında kaldığından ve talebe bağlılık ilkesi (HMK m.26) gereğince 35.000,00 TL ile bağlı kalınacağından, rücuya konu değer kaybı kalemi tamamen kabul edilmiştir. Davacının ödediği 63.437,92 TL, yalnızca 35.000,00 TL değer kaybı bedelinden ibaret olmayıp Sigorta Tahkim Komisyonu ilamı ile hükmedilen 1.390,00 TL yargılama gideri, 17.900,00 TL vekalet ücreti, ilam uyarınca işlemiş faiz ve icra dairesince hesaplanan takip sonrası faiz, harç ve masrafları da kapsamaktadır. Davalı, bu kalemlerden sorumlu olmadığını, ödemenin gecikmesinin davacıya ait olduğunu savunmuştur. Zarar gören, ... sigortacısına karşı poliçe kapsamında hak sahibidir ve sigortacı, tazminat borcunu zarar görene karşı ilamla belirlenen tüm ferileriyle ödemekle yükümlü olup, rücu sebebini zarar görene karşı ileri süremez (KTK m.95/1). Sigortacının Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca yaptığı ödemenin tamamı, davacının ödediği tazminatın kapsamına girer; nitekim Yargıtay, sigortacının rücuda Tahkim Komisyonu kararı gereğince ödediği miktarın tamamının sigortalıdan istenebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 17. HD, 23/05/2019, ...E., ..K.). Aynı şekilde, ödemenin sigortacının geç ödemesinden kaynaklandığının ispatlanmadığı hallerde, ödenen faiz ve vekalet ücreti bakımından da rücu hakkı bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 17. HD, 16/01/2018, ... E., ... K.; aynı yönde Sakarya BAM 7. HD, 08/05/2023,...E., ... K.). Somut olayda, sigortacının zarar görenin talebine karşı Sigorta Tahkim Komisyonunda savunma yapması ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı kanunun tanıdığı itiraz yoluna başvurması, hukuken korunan bir hakkın kullanılmasıdır; bu hakkın kullanılması, davacının kendi eylemleriyle gerçek zararı artırdığı anlamına gelmez. İtiraz Hakem Heyeti kararı 03/02/2024 tarihinde verilmiş, davacı da icra emrinin bir kısmını bu karardan on gün sonra, 13/02/2024 tarihinde ödemiştir. İcra emri sonrasında takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz ile harç ve masraflar icra dairesince yapılan hesaplama sonucu tahsil edilmiş olup, davalı bu hesaplamada somut bir hata da ileri sürmemiştir. Ayrıca zarar görene ödemenin yapılmasını gerektiren riziko, sigortalı davalının aracının Türkiye’de geçerli sürücü belgesi bulunmayan bir sürücü tarafından kullanılması sonucunda gerçekleşmiş olup, poliçenin sigorta ettireni olarak bu sonucun doğurduğu ferileri de sigortacının değil, rücu sebebini yaratan sigorta ettirenin yüklenmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle davalının 63.437,92 TL’nin tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı, zarar görene yaptığı ödeme tarihinde doğar ve kanundan kaynaklanan bu temerrüt halinde ayrıca ihtara gerek yoktur; alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilir (Yargıtay 17. HD, 23/05/2019, ... E., ... K.). Taraflar tacir olup rücu talebi ticari iş niteliğinde olduğundan, davalıdan tahsili gereken alacağa 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 8. maddesi uyarınca avans faizi uygulanır (İstanbul BAM 9. HD, 25/11/2024, ...E., ... K.). Davacı da takipte avans faizi talep etmiştir. Davacı, 13/02/2024 ödeme tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz olarak 6.229,52 TL talep etmiştir. Merkez Bankasının avans işlemlerinde uyguladığı faiz oranının 23/12/2023 tarihinden itibaren yıllık %44,25, 01/04/2024 tarihinden itibaren yıllık %51,75 olduğu dikkate alınarak mahkememizce yapılan hesaplamada, 63.437,92 TL asıl alacağa ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyen avans faizinin talep edilen 6.229,52 TL’den daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. HMK’nın 26. maddesi gereğince talep ile bağlı kalınarak 6.229,52 TL işlemiş faizin tamamı kabul edilmiştir. Asıl alacak olan 63.437,92 TL’ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit, yani miktarının davalı tarafından bilinebilir veya kolayca hesaplanabilir olması gerekir. Somut olayda rücu edilebilecek tutarın, sürücü belgesi, kusur ve zararın gerçek miktarı ile ödenen fer’i kalemlerin kapsamı yönünden yargılama ve bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirmesi nedeniyle alacak likit değildir. Bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir (Yargıtay 17. HD, 27/02/2017,... E., ...K.; İstanbul BAM 9. HD, 25/11/2024, ... E., ...K.). İcra inkar tazminatı talebi asıl alacağın fer’i niteliğinde olduğundan, bu talebin reddi nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin 63.437,92 TL asıl alacak, 6.229,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 69.667,44 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, davalının ... 27. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 63.437,92 TL asıl alacak ve 6.229,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 69.667,44 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 4.758,98.TL nispi karar harcının peşin alınan 841,41 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 3.917,57 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 1.544,31 TL (615,40TL BVH, 87,50.TL VSH, 841,41 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 10.305,00.TL (305,00 TL tebliğler ve posta, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır