Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1265 E. 2026/1535 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1265
Karar No
2026/1535
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1265 Esas

KARAR NO : 2026/1535

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 25/04/2024

NUMARASI : 2021/214 E. - 2024/88 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 29.08.2016 tarihinden beri tescilli ... sayılı ve ''... Şekil'' ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkile ait markanın ''Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller'' başlıklı 33. sınıfta tescilli olduğunu, aynı zamanda 33. sınıfta tescilli ... sayılı ''...'', ... ''... Nar'', ... sayılı ''... ...'', ... sayılı ''... ...'', ... sayılı ''... ...'' markalarına ait hakların da müvekkiline ait olduğunu, bunlarla birlikte16.05.2019 tarihinden bu yana 33. Sınıfta tescilli ... sayılı ''... Klasik'' ibareli markanın da müvekkiline ait olduğunu, davalı şirkete ait ''...'' ibareli markanın ise Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 21.08.2019 tarihinden beri ... sayılı olarak tescilli olduğunu, davalı şirket ''...'' ibareli markasını müvekkilin tescilli markası ile benzer nitelikte ürünler üzerinde kullanılmakta olduğunu ve halk tarafından ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğunu, davalının ''...'' ibareli markayı 29. ve 30. Sınıflarda tescil ettirmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurduğunu, müvekkilin yıllardır şarap alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilin bu marka (logo) adı altında şarap ürünleri haricinde bir ürün piyasaya arz etmediğini, davalının müvekkilin tescilli ''... şekil'' ibareli markasının şarap sektöründeki tanınmışlığından yararlanmak üzere, kendi markasının tescilli olduğundan bahisle müvekkilin markasına benzer ve ayırt edilmeyecek şekilde bir logoyu kahve ve kakao içerikli ürün ambalajlarında kullandığını, bu hususa ilişkin İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/153 Değişik İş sayılı dosyası ile keşif yapıldığını ve neticesinde bilirkişi raporu hazırlandığını, ilgili tespit dosyasında bilirkişilerce "Tespit Talep eden yana ait markayı bilen veya kullanan nihai tüketici, ilgili marka ile aleyhine tespit talebinde bulunan yana ait kahve markası ile arasında bir ilişki kuracaktır. İncelenen ilgili kullanımların tespit talep edene ait markalarla nihai tüketici nezdinde karıştırma ihtimali olacağı kanaatine varılmıştır.'' şeklinde rapor düzenlendiğini, Müvekkilin yıllardır şarap alanında faaliyet gösterdiğinden, özellikle de müvekkil markasını bilen ve tanıyan tüketiciler nezdinde ... ibaresine duyulan güven nedeniyle, davalının tescil edilmiş ''...'' ibareli markasının yer aldığı ürünlerin, müvekkilin markası ile karıştırılmasına neden olduğunu, Müvekkile ait tescilli marka ile hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilleri farklı kodlar altında olsa dahi nihai tüketici açısından her iki markanın da "yeme-içme" alanında yer aldığını, dolayısıyla kapsadığı malın halk gözünde aynı kabul edilebilecek kadar benzer olduğu ve ilişkilendirilip karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu beyan ederek; öncelikle, mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini temin etmek amacı ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan sicil kaydına 3. kişilere devri önleyecek şekilde tedbir konularak, davalı şirket adına kayıtlı ... tescil numaralı ''...'' ibareli markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisi ...'ın davacının yeğeni olduğunu ve kendi soyadının da “...” olduğunu, davacı ile kardeşi... arasında yıllardır süregelen ihtilafın çocuklarına da sirayet ettiğini ve taraflar arasında sayısı 100’ü aşan davaların halen görülmeye devam ettiğini, davacının kardeşi...’ın adını dahi ... tescil no ile “... ...” olarak 33. Sınıfta tescil ettirdiğini, huzurdaki davanın da aynı kötü niyet ile ikame edildiğini, ...'ların uzun yıllardır şarapçılık ile uğraşan bir aile olduğunu, iki kardeşin arasının bozulması ile davacı ile... yollarının ayrıldığı, ancak davacının yan sektörde kendisinden daha çok bilinirliği ve tanınırlığı olan...’ın adını kullanmasını engelleyebilmek adına 33. Sınıfta “... ...” markasını tescil ettirdiğini, davacı tarafından atıf yapılan İstanbul 1. FSHHM 2020/153 D.İş sayılı dosyasının halen istinafta olduğunu, iş bu davada davacının tedbir talebinin red edildiğini, bununla birlikte, davacının kardeşi... ile birlikte büyük ortakları oldukları ... A.Ş. firmasına ait olan “... şekil” markasını...’ın bilgisi ve oluru dışında devir aldığını, iş bu devir işlemine yönelik olarak Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/337 E. sayılı dosyası ile davacı aleyhine... tarafından dava açıldığını, müvekkil şirketin kahve sektöründe girişimlerde bulunan ve bu alanda ticari faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davacının müvekkil şirketin gerek aile yadigarı şarap sektöründe gerekse yeni ve başka bir sektör olan kahve sektöründe iş yapmasını ve ilerlemesini engellemek istediğini, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/21 D.İş sayılı dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporundaki değerlendirmelerde müvekkili şirket tarafından kahve ambalajı üzerinde kullanılan “...” ibaresinin sınıf farklılığı ve tescilli marka nedeniyle, tespit isteyen davacı markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının tespit edildiğini, davacı yana usulsüz şekilde devir edilmiş şekil markasının tanınmış marka olmadığı gibi müvekkil şirket adına tescilli “...” markası ile de “... şekil” markasının farklı mal ve hizmetler sınıflarında tescilli olduğunu, ortalama tüketici kitlesinin karıştırma ihtimali olmadığını, müvekkil şirketin tescilli markasının kullanıldığı kahvenin doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri ve rekabet, tamamlama ilişkisi itibariyle tarafların markalarının mahiyetlerinin tamamen farklı olduğu ve benzer olduklarından söz edilemeyeceğini beyan ederek; davacının haksız ve mesnetsiz 3. kişilere devrinin engellenmesine yönelik tedbir talebi ile müvekkile ait markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine yönelik davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesince; Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ... numaralı "şekil+..." ibareli, ... numaralı "... klasik" ibareli, ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "... nar" ibareli, ... numaralı "... ..." ibareli, ... numaralı "... ..." ibareli, ... numaralı "... ..." ibareli markaların davacı adına tescilli oldukları, davacı adına tescilli bu markaların 33.sınıftaki "alkollü içecekler (biralar hariç): şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller" ürünlerinde tescilli olduğu, ... numaralı "..." ibareli markanın 29.ve 30.sınıfta bulunan ürünler yönünden davalı şirket adına tescilli olduğu, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davalı adına tescilli yukarıda belirtilen markanın 6769 sayılı SMK'nun 6/1, 6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğünün talep edildiği, 6769 sayılı SMK'nun 6/1 maddesi yönünden hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde, davacı markalarının başvuru tarihlerinin davalı markasının başvuru tarihinden önce olduğu, davacı markaları ile davalı markası karşılaştırıldığında taraf markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, bu ibarenin tescilli olduğu sınıflardaki ürünler yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu, taraf markalarında esas unsur olarak aynı ibare olan ... ibaresi kullanılmış ise de 6769 sayılı SMK'nun 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük talep edilebilmesi için markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığının ya da benzerliğinin bulunması gerektiği, alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere taraf markalarının farklı sınıflarda tescilli oldukları ve tescilli oldukları ürünler de karşılaştırıldığında aynı veya benzer ürün olmadıkları farklı ürünler oldukları bu nedenle davacının 6769 sayılı SMK'nun 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük talep edemeyeceği, 6769 sayılı SMK'nun 6/5 maddesi yönünden hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde bu madde kapsamında hükümsüzlük talep edilebilmesi için davacı markasının tanınmış marka olması gerektiği, somut olayda alınan raporlarda da belirtildiği üzere davacı markasının tanınmış marka olduğuna ilişkin somut ve yeterli delil sunulmadığı bu hususun davacı tarafça ispat edilemediği bu nedenle davacı tarafın bu madde kapsamında hükümsüzlük talep edemeyeceği, 6769 sayılı SMK'nun 6/9 maddesi yönünden hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde, bu madde kapsamında hükümsüzlük talep edilebilmesi için marka başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerektiği, taraf markalarında esas unsur olarak aynı ibare olan ... ibaresi kullanılmış ise de Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabı incelendiğinde davalı şirketin tek ortak ve yetkilisinin ad ve soyadının ... olduğu, davalı markasında şirketin tek ortak ve yetkilisinin soy adının kullanıldığı, yukarıda açıklandığı üzere taraf markalarının tescilli oldukları sınıf ve ürünlerin aynı veya benzer olmadıkları, davacı tarafın ... marka ibaresini davalı markasının tescilli olduğu ürünlerde davalıdan daha önce kullandığına ilişkin iddia ve ispatının da bulunmadığı, davacı tarafça markasının tanınmış marka olduğunu ispat edemediği, dava açılmadan önce davacı tarafça davalının kullanımlarının tespiti yönünden İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/153 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunulduğu, delil tespiti kapsamında davalı iş yerinde incelemeler yapılarak bilirkişi raporu alındığı, alınan rapor incelendiğinde davalı tarafça markasının kahve ürünü paketlerinde kullanıldığının tespit edildiği, kahve ürününün davalının markasının tescilli olduğu ürünlerden olduğu, bu tespit doğrultusunda davalı tarafından markasının tescilli olduğu üründe olmak üzere ticari faaliyetinde fiili olarak kullanıldığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının marka başvurusu ve tescilinde kötüniyetli olmadığı yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, davalının kötüniyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla,"Davanın reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak, usul ve yasaya aykırı bir şekilde davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin kötüniyet değerlendirmesi yaparken dosyada mevcut olan keşif neticesindeki somut delilleri göz ardı ettiğini, taraflar arasında iltibas riski bulunduğunun bilirkişi raporları ve önceki mahkeme kararlarıyla sabit olduğunu, davalının müvekkilin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak amacıyla kötüniyetle hareket ettiğini, 4250 sayılı Kanun'un 6/9. maddesi uyarınca alkollü içki markalarının alkolsüz ürünlerde kullanılmasının yasak olduğunu, davalı şirketin şarap ve kahve ürünlerini aynı dağıtım kanalları üzerinden ve aynı hedef kitleye yönelik pazarladığını, müvekkilin tescilli logosunun davalı tarafından birebir taklit edilerek ticarileştirildiğini, davalı şirket ile şirket ortağının yakınlarının işbirliği içinde haksız kazanç peşinde olduklarını, ticari defterler üzerinde inceleme yapılmadan ve kötüniyetin bölünmezliği ilkesi dikkate alınmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu davalı adına tescilli ... tescilli nolu "..." markasının hükümsüzlüğü davasıdır.

Hükümsüzlüğü talep edilen, 21/08/2019 başvuru tarihli, ... tescilli nolu "..." markasının 29 ve 30 sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmüştür.

Davacı adına 33. Sınıfta, ... başvuru numaralı "... şekil" markasının 33 sınıfta kayıtlı olduğu ve davacı adına "... ibareli" birden fazla markanını tescilli olduğu görülmüştür.

İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/153 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;" Tespit Talep eden yana ait markayı bilen veya kullanan nihai tüketici, ilgili marka ile aleyhine tespit talebinde bulunan yana ait kahve markası ile arasında bir ilişki kuracaktır. İncelenen ilgili kullanımların tespit talep edene ait markalarla nihai tüketici nezdinde karıştırma ihtimali olacağı" belirtilmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

03/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" davacı markalarının 33. sınıf olan biralar hariç alkollü içeceklere tescilli olduğu; davalı markasının ise 29 ve 30. sınıflara tescilli olduğu ve tarafların mallarının da farklı ... sınıfında olup aynı türde olmadığı, davacı markaları ve davalı marka emtiaları hem kullanım amaçlarının farklılığı, hem satış şekillerinin ve satış reyonlarının farklılığı ile hem de tüketici kitlesinin biralar hariç alkollü içeceklerde 18 yaş ve üzeri kitlelere hitap ediyor olmasıyla 33. Sınıf emtiaların reklam yasağı sınırlamaları bulunması sebebiyle ortalama tüketici seviyesinde farklı emtialar olarak değerlendirilebileceği dosyada markanın tanınmışlığına yönelik ispata dair bir delil sunulmasa bile davalının 16.04.2019 tarihinden önce ... markası ile alkollü içecek sektöründe tanınmış marka statüsüne kavuştuğu, bu sebeple davacının tanınmışlık iddiasına dayalı hükümsüzlük koşullarının somut olay açısından gerçekleştiği davacının ... sayılı ... ŞEKİL markasının, kelime, şekil ve renk kombinasyonundan oluştuğu, kenarları siyah, iç kısmı ise kırmızı renkli harflerden oluşan “...” ibaresisin markanın esas unsuru olduğu, markanın gerek başlangıç kısmında ve gerekse “u” harfi içerisinde yer alan kadeh şeklinin ise, markada kelime unsuruna kıyasla geri planda olduğu, ilk bakışta ... ibaresinin fark edilmesini engelleyemeyeceğini,“...” kelimesinin Türkçe Sözlükte bir anlamı bulunmadığı, davacının diğer markalarının beyaz zemin üstüne siyah renkte ve büyük harflerle yazılmış ..., ... nar, ... ..., ... ..., ... ..., ... Klasik ibarelerinden oluşan kelime markaları olduğunu, davacının anılan markalarında ayırt edicilik unsurunun ... ibaresi üzerinde yoğunlaştıkları, “Klasik” , “...”, “...”. vs. gibi ibarelerin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı davalı markasının beyaz zemin üstüne siyah renkte büyük harflerle yazılmış, “...” ibaresinden oluşan kelime markası olduğu, markanın münhasır esas unsurunun bu kelime olduğu, davacı markaları ile davalı markasının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayniyet derecesinde benzer olduğu, davacı markalarının 33. Sınıfta, davalı markası ise 29 ve 30. Sınıflarda tescilli olduğu, taraf markalarının mallarının aynı/aynı tür olmadığı, 29 ve 30. Sınıfta yer alan mallarla 33.sınıfta yer alan mallarının benzer olmadığı, dava konusu uyuşmazlıkta marka işaretlerinin ayniyet derecesinde benzer oldukları, her iki markanın esas unsuru olan ... ibaresinin 29,30 ve 33. Sınıfta yer alan mallar açısından ayırt ediciliğe sahip olduğu, dosya kapsamında “...” markasının “Şarap” emtiasında tanınmış marka olduğunu kanıtlar bir delil bulunmadığı, sonuç olarak davacının 33. Sınıfta tescilli ... esas unsurlu markaları ile davalının 29 ve 30. Sınıfta tescilli ve hükümsüzlüğü talep edilen ... markasının sınıfları kapsamındaki mallar arasında benzerlik bulunmadığı bu nedenle somut olayda karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmediği, dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığından, markanın tanınmış olduğunun ispatlanamadığı beyan edilerek; bu nedenlerle davalının ... sayılı markasının tescilli olduğu 29 ve 30. sınıfta yer alan mallar ile davacının önceki tarihli ..., ..., ..., ... sayılı markalarının tescilli olduğu 33. Sınıfta yer alan malların benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu sebeple davalı markasının SMK m.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının ... esas unsurlu markalarının davalı adına tescilli olan ... sayılı ... ibareli markanın başvuru tarihi ve öncesinde tanınmış marka olduğunun ispatına yönelik delil sunulmadığı, markanın tanınmış olduğunun ispatlanamaması nedeniyle davalı markasının SMK m.6/5 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı" belirtilmiştir.

Farklı bilirkişi heyetinden alınan 01/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı ve davalı markalarının tescil edildikleri mal ve hizmet sınıfları bakımından birbirlerinden farklı olduğu, 2. İstanbul 1.FSHHM 2020/153 D.İş sayılı dosyada bilirkişiler tarafından “... Mah. ... Cad. No:.../İstanbul” adresinde yapılan keşifte Davalı tarafa ait kahve ürünleri ambalajlarında kullanılan “... & ...” İngilizce kelimelerin, Türkçede “Şaraphane & Üzüm Bağları” anlamına geldiği, dolayısıyla kahve ürünleri ile şarap ürünleri arasında bağ kurulmaya çalışıldığı kanaatine varıldığı, Davacı adına TPMK’da ... no ile 33. Emtia sınıfında tescilli "... şekil" markasının TPMK kayıtlarına göre tanınmış marka olarak tescil edilmediği ve dosyada markanın tanınmışlığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığından sadece tescil edildiği Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. Alt başlıklarında koruma kapsamında olduğu, davalı adına TPMK’da ... no ile tescilli "..." ibareli markanın tescil edildiği 29 ve 30 ürün gruplarının tamamında hükümsüz kılınamayacağı, dava dışı şirket ... .... A.Ş.’ye ait olan ... no ile 33. Emtia sınıfında tescilli ... şekil markasının devrinin SMK m. 184/4 hükmüne uygun olarak yapıldığından şeklen geçerli bir marka devrinin kabulü gerektiği," belirtilmiştir.

6769 sayılı SMK Madde 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."

Düzenlemesi yer almaktadır.

4250 sayılı İspirto ve ... İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6/9. Maddesinde yer bulan ''Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz.'' düzenlemesi gereği ve Tütün Mamulleri Ve Alkollü İçkilerin Satışına Ve Sunumuna İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 20. maddesiyle de alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamının ve tüketicilere yönelik tanıtımının yapılması ile alkollü içkilere ait markaların alkolsüz ürünlerde kullanımı yasaklanmıştır. "Alkol Ve Alkollü İçkilerin İç Ve Dış Ticaretine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesi uyarınca da; " alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz." düzenlemesi yer almaktadır.

Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/10/2023 gün, 2020/337 esas, 2023/485 karar sayılı dosyasında, davacı ... ... tarafından, davalılar, ... A.Ş ve ... ... aleyhine, ... tescil nolu marka devrinin iptalini, markanın Anonim Şirket adına tescil edilmesini ve alacağına istinaden markaya haciz konulmasını talep ettiği ve mahkemece

davanın reddine karar verildiği, dosyanın halen istinaf incelemesinde bulunduğu, henüz kesinleşmediği görülmüştür.

Davacı tarafından davalı adına tescilli markanın SMK 6/1-5-9 maddeleri doğrultusunda hükümsüzlüğü talep edilmiştir.

Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı).

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli 29 ve 30 sınıfta tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava edildiği, davacı adına tescilli ... numaralı "şekil+..." ibareli, ... numaralı "... klasik" ibareli, ... numaralı "..." ibareli, ... numaralı "... nar" ibareli, ... numaralı "... ..." ibareli, ... numaralı "... ..." ibareli, ... numaralı "... ..." ibareli markaların 33.sınıftaki "alkollü içecekler (biralar hariç): şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller" ürünlerinde tescilli olduğu, taraf markalarında esas unsur olarak aynı ibare olan ... ibaresinin kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisinin ... olduğu, davacının ...'ın amcası olduğu anlaşılmaktadır.

İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/334 Esas-2022/211 Karar sayılı dosyasında; davacı ... ...'ın ve...'ın ( ...'ın babası) ortağı oldukları, ... A.Ş. Tarafından, ... ...'ın yetkilisi olduğu .... Ltd. Şti aleyhine, marka kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen, ... ibareli markanın kullanımına devam olunduğundan bahisle markaya tecavüzden ve haksız rekabetten kaynaklanan dava açıldığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/03/2026 tarihli 2026/1555 Esas-2026/1815 Karar sayılı kararıyla, markaya tecavüzün kabulüne ilişkin kararın onandığı, haksız rekabete yönelik davanın ise reddine karar verildiği görülmüştür.

Davacı ile davalı şirket yetkilisinin amca-yeğen olduğu, davacı ve ortağı olduğu şirket ile davalı şirket yetkilisinin babası olan... arasında marka devri, markanın haksız kullanımı ve marka tescilinden kaynaklanan davalar bulunduğu, davalı tarafça davacının devraldığı 33. Sınıfta "alkollü içecekler (biralar hariç): şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller" ürünlerinde tescilli ... ibareli markanın bilinmesine rağmen, 29 ve 30. Sınıflarda ... markasının tescil edilmesinin kötüniyetli olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporlarında davacı markasının alkollü içkilerde bilindiğinin beyan edildiği, davacı markasının tescilli olduğu alkollü içecekler ile davalı markasının tescilli olduğu emtiaların aynı restoran ve kafelerde birlikte yada birbirinin devamında sunulan yiyecek ve içeceklerden olduğu, kaldı ki yukarıda aktarıldığı şekilde 4250 sayılı İspirto ve ... İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6/9. Maddesi, yönetmelik 19. Maddesi gereğince alkollü içeceklerde tescilli markanın, alkolsüz içecek ve gıdalarda da tesciline yasal engel bulunduğu, davalı şirket yetkilisinin bu hususları bilmesi/bilmesi gerekmesine rağmen şekil unsuru olmaksızın doğrudan ... markasını adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulü gerekir iken anılan gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir.Bu itibarla gerekçeli kararda marka görsellerine yer verilmesinin de usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmış olup bu husus eleştiri konusu yapılmıştır.

Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2-İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/04/2024 tarih, 2021/214 E., 2024/88 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-Davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı ''...'' ibareli markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 54,10 TL'nin mahsubu ile 677,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,10 TL başvurma harcı, 54,10 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 441,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.557,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 310,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.479,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

DOsya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1265, K. 2026/1535, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1265-e-2026-1535-k-3ef413a6300a