Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1452 E. 2026/1448 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1452
Karar No
2026/1448
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1452 - 2026/1448 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1452 KARAR NO : 2026/1448

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2022/195 Esas- 2025/302 Karar

DAVACILAR : 1- 2- 3- VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1- VEKİLLERİ : Av. : 2- VEKİLİ : Av. : 3- VEKİLİ : Av.

BİRLEŞEN ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/42 ESAS - 2023/531 KARAR SAYILI DAVA DOSYASI

DAVACI : ...'a velayeten ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Av. 2-... VEKİLİ : Av. ... : 3-... VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı ... vekili ve davalı ... Şirketi ile davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 22.11.2021 günü saat 23.00 sıralarında...Köprü üzerinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile Ankara merkez istikametinden... istikametine seyir halindeyken yaya ...'a çarpması sonucu maddi hasarlı ve taksirle öldürme trafik kazası olayı ile ilgili olarak; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılardan baba ... ve anne... yönünden ayrı ayrı şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, Sigorta Şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, şimdilik toplam 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara ödenmesine, kazanın oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkillerin yaşadığı üzüntü ve elemin bir miktar azaltılması adına evlat acısı yaşayan... ve ... ... için ayrı 150.000 00 TL, tek kardeşi olan ...yönünden 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden, aksi takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkillere ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; 22.11.2021 tarihinde davalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile yaya konumunda bulunan müteveffa ...'a çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müteveffanın olay yerinde vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı asilin kusurlu olduğunu bildirerek,müvekkili için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 300.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı ... A.Ş. cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından, kanunda öngörülen başvuru şartı gerçekleşmediğini, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken, vergilendirilmiş kazancın esas alınması gerektiğini, davada TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faizin kullanılması gerektiğini bildirmiştir. Asıl davada davalı ... A.Ş. cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ... plakalı aracın işleteni olmadığını, söz konusu aracın ...A.Ş.'ye ait olduğunu, müvekkili şirketin aracın maliki ya da işleteni olmadığını, yapılan ödemelerin tazminattan mahsubu gerektiğini bildirmiştir. Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, maddi tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını, mütveffanın bir kızı bulunuyorken anne babasına destek olduğunun kabülünün mümkün olmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu bildirmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava öncesi müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, arabuluculuk sürecinin işletilmediğini, kusur durumunun ATK tarafından tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olabileceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat talep tutarının fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Birleşen davada davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın ...AŞ adına kayıtlı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yine davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacı taleplerinin ZMSS poliçesinden karşılanması gerektiğini, davacının anne ve babasının boşandığını, davacının annesi ile birlikte yaşadığını, müteveffadan yardım/destek görmediğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacı taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ve ödeme yapılmış ise hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/42 Esas, 2023/531 Karar sayılı dosyasının verilen karar ile mahkemece dosyası ile birleştirildiği, asıl ve birleşen dava yönünden yapılan yargılamada 22/11/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacılar desteği ...'ın ölümü nedeniyle eldeki destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasının açıldığı ,22/11/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya ...'a çarpması neticesinde ...'ın vefat ettiği , asıl davada davacı...'ın müteveffa...'ın annesi, ... ...'ın babası, ...'ın ise kardeşi olduğu ,birleşen davada davacı ...'ın müteveffa...'ın kız çocuğu olduğu ,kazanın meydana gelmesinde müteveffa ve davalı sürücünün kusur oranlarının tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti tarafından tanzim edilen 10/01/2024 tarihli raporda; müteveffa...'ın kazanın meydana gelmesinde %85 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in %15 kusurlu olduğu, bu kusur oranı göz önünde bulundurulmak suretiyle tanzim edilen 21/02/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere talep edilebilecek tazminat miktarlarının anne ... yönünden 89.867,85 TL, baba ... yönünden 88.264,22 TL, çocuk ... yönünden 50.044,43 TL olmak üzere toplam 228.176,49TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve güncel içtihatlara uygun olduğu anlaşılmakla manevi tazminat koşullarının oluştuğu, hal böyle olunca dava dışı müteveffanın kazadaki %85 kusur oranı, davalı sürücünün %15'lik kusuru, asıl ve birleşen davadaki davacıların müteveffaya yakınlıkları ve müteveffanın kaybı sebebiyle, kaza sonrası çekilen acı, elem ve ızdırap ile sosyo ekonomik araştırma raporları göz önünde bulundurularak davacı anne, baba ve kız çocuğu için 30.000,00'er TL, davacı kardeş yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... AŞ.'den (... Şirketi) alınarak davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı...'ın uğramış olduğu 89.867,85 TL destekten yoksun kalma zararının 22/11/2021 tarihinden (davalı ... yönünden 14/02/2022 tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın uğramış olduğu 88.264,22 TL destekten yoksun kalma zararının 22/11/2021 tarihinden (davalı ... yönünden 14/02/2022 tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden; 30.000,00 TL manevi tazminatın 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ... AŞ.'den (... Şirketi) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı...'a verilmesine,30.000,00 TL manevi tazminatın 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ... Tic. Aş.'den (... Şirketi) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ... Tic. Aş.'den (... Şirketi) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı ...'ın uğramış olduğu 50.044,43 TL destekten yoksun kalma zararının 22/11/2021 tarihinden (davalı ... yönünden 04/01/2023 tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebi yönünden; 30.000,00 TL manevi tazminatın 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ... Tic. Aş.'den (... Şirketi) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...A.Ş.,... isimli mobil uygulama sayesinde, kullanıcıların anlık hızlı bir şekilde araç kiralayabilecekleri bir sistem geliştirildiğini, bu sistem sayesinde kullanıcılar kendisine yakın konumda bulunan araçları görerek , bulunduğu konuma en yakın aracı hızlı bir şekilde kiralayabildiklerini, bu sayede müvekkil şirket araç kiralayan kullanıcıların, araçların günlük kiralandığı sistemde yer alan araçları belli bir noktadan teslim alıp, belli bir lokasyona teslim etme zorunluluğu vb dezavantajlarından kurtulmasını sağlamış, kullanıcıların kısa süreli araç kiralama ihtiyacına bir çözüm sunduğunu, müvekkil şirket aracın işleteni olmayıp, müvekkil şirket bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkil şirket ile davalı sürücü ... arasında yapılan kiralamaya ilişkin akdedilen Sözleşme'nin 8.2. Maddesi; "8.2. araç, kiralama işlemini gerçekleştiren üye dışında herhangi bir kimse tarafından kullanılamaz/kullandıramaz. Kiralama işlemini gerçekleştiren üye dışında, ... nezdinde üye sıfatına sahip olan diğer kişiler de yukarıda yer alan hüküm kapsamında aracı kullanım hakkına sahip olmayacaktır. Aracın kiralama işlemini gerçekleştiren üye dışında bir başka kimse tarafından kullanılması/kullandırılması durumunda işbu sözleşme'de yer alan sigorta ve teminatlara ilişkin tüm hükümler geçersiz olacaktır. Bu durumda, kiralama işlemi esnasında oluşan (bunlarla sınırlı olmamakla beraber) tüm hasar/arıza/zarar maliyetlerinden kiralama işlemini gerçekleştiren üye sorumlu olacaktır. üye, aracı bir başkasına kullandırması sebebiyle ortaya çıkacak tüm zarar ve cezalardan tek başına sorumlu olacaktır." ve sözleşme'nin 8.8. numaralı ve 8.9. maddeleri; "8.8. Kiralanan araçların kiralandıkları süre içinde 3. kişilere verdikleri zararlardan doğacak her türlü maddi-manevi tazminat ve giderlerin ... tarafından yaptırılan Zorunlu Trafik Sigortası ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası limitleri ve/veya teminatı kapsamında karşılanmaması halinde, bu tazminat ve giderlerden üye sorumlu olacağını kabul ve taahhüt eder, 8.9;İşbu Sözleşme kapsamında kiralanan araçlarla ilgili olarak yasalarda tanımlanan "işleten" sıfatı üye'ye ait olup, mer'i mevzuatta tanımlanan "Araç İşleten Sorumluluğu"na ilişkin tüm borç ve yükümlülükler araçların teslimini müteakip kira süresince üye’ye intikal edecektir. Araçların üçüncü kişilere ve/veya motorlu taşıtlara ve/veya çevreye vereceği tüm maddi ve manevi zararlardan üye tek başına sorumludur." denildiğini, işbu maddeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde aracı kiralayan müşterinin "işleten" sıfatını haiz olduğu, aracın kaza tarihinde davalı sürücü ...'ın işleten sıfatını haiz olduğu ve bu sözleşmeye göre araç ile kaza yapmış olduğu için ortaya çıkacak tüm zarar ve cezalardan üyenin tek başına sorumlu tutulacağını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu (“2918 Sayılı Kanun”) uyarınca müvekkil şirket işbu somut olay tahtında sadece aracın kiralayanı sıfatını haiz olup, aracın işleteni olmadığını, yerel mahkemece zamanaşımı yönünden usulden ret kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabul edilmesinin bozmayı gerektirdiğini, yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki kusur tespitlerinin açıkça hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararda davacıların ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilmeden karar verilmiş olup, bu kapsamda müteveffanın davacılara "destek" olduğu hususunun ispatlanması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacıların taleplerini öncelikle ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet trafik sigorta şirketinden, karşılanmayan kısım için ise ihtiyari mali mesuliyet trafik sigorta şirketinden talep etmeleri gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...vekili İstinaf Dilekçesinde; mahkeme tarafından ihbar olunan vekilinden uzun süreli kiralama sözleşmesi talep edildiğini, fakat bu konuda herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, tarafların sorumluluğunun mahkeme tarafından re'sen tespit edilmesi gerektiğini, dosya içerisine sunulan uzun süreli kira sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere sigortalı şirketin bu sözleşme sonrası işleten sıfatını yitirdiğini, müvekkil şirket tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk poliçesi de sigortalı ile müvekkil şirket arasında düzenlenmiş olup, sigortalının işleten sıfatını kaybetmesi sonucu hukuki anlamda müvekkil şirketin de meydana gelen kazadan poliçe kapsamında herhangi bir sorumluluğu doğmayacağını, hesaplamada poliçe genel şartlarına göre kişinin vergilendirilmiş kazancı üzerinden hesap yapılması gerektiğini, ticari faaliyetten elde ettiği kazanca göre hesap yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, asgari ücret üzerinden aktüeryal hesap yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda salt Kırıkkale Sebzeciler Esnaf Odası Başkanlığının kuru bakliyat, baharat ve kuru yemiş satıcılarının yaz sezonunda aylık kazancının 7.000-8.000 TL, kış sezonunda 4.000-5.000 TL olduğuna ilişkin yazısı dikkate alınarak, müteveffanın 2022 yılı ilk altı ay ortalama gelirinin 6.000 TL olduğunun kabulü ile hesaplama yapılması kabul edilebilir olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, anne ve babanın destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, tazmınat payı ayrılırken tekrar evlenebileceği ihtimali hususunun değerlendirilmediğini, buna göre anne ve babaya pay ayrılması hususunda bu ihtimalin varlığı gözetilerek hesap yapılması gerekirken eksik incelemeyle rapor hazırlanmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, KTK 97. maddesi gereğince dava açılmadan önce başvuru şartı usulüne uygun gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken, kabul yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru gerçekleştirilmediğinden, müvekkilin temerrüdü bulunmadığını, mahkemece başvuru tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesine yönelik kararının hatalı olduğunu , kabul manasına gelmemek kaydı ile müvekkil şirket aleyhine hükmedilecek tazminata aslında faiz başlangıç tarihi hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih olması gerektiğini bildirerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı ...'a vekili istinaf dilekçesinde; manevi tazminatın yetersiz olduğunu, kısmen reddedilen kısım yönünden karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, yerel mahkemece her ne kadar maddi tazminat yönünden aleyhe hüküm kurulmamış olsa da, davalılar tarafından da söz konusu kararın istinaf edilmiş olması, istinafta geçecek sürelerin uzun olması, kamu düzenine ilişkin olarak asgari ücrette birden fazla artışların olabileceği, davacı müvekkilin hak edeceği tazminatın ülke ekonomisinin değişkenliği ve enflasyon karşısında değer kaybedeceği de nazara alınarak, her ne kadar asgari ücret artışlarının kamu düzenine ilişkin olması ve usulü kazanılmış hakkın istisnalarından olsa da karşı taraf lehine usulü kazanılmış hakkın oluşmaması bakımından yerel mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Davalı ... A.Ş. davalı ... A.Ş. ve Davacı ...'a velayeten... vekillerinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; asıl ve birleşen dava destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. Anne - babanın çocuğunun haksız fiil ve / veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne -babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 22.6.2018 tarih, Esas No: 2016/5, Karar No: 2018/6) Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar, yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.09.2024 tarih ve 2024/5471 Esas, 2024/8062 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle, bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir . Davalı ... AŞ vekilinin faiz başlangıcına yönelen istinaf sebebine ilişkin olarak, Sigorta Şirketi hakkında, ZMMS kapsamında açılan sorumluluk davasında, KTK'nın 99. maddesinde sigorta şirketinin, zarar görenin Genel Şartlar'da sayılan evraklar ile kendisine müracaat etmesi halinde, 8 iş günü sonunda temerrüdünün gerçekleşeceği kabul edilmiştir. Zarar görenin eksik evrak ile müracaat etmesi halinde temerrüt başvuru ile gerçekleşmeyeceğinden, başvuru sonrasında bir şekilde temerrüt gerçekleşmiş ise bu tarihte, aksi takdirde ancak açılan dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilebilir. Alternatif çözüm yolu olan arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğu durumlarda, davacının davaya konu edilen tazminat talepleri bakımından, dava şartı arabuluculuğa başvuru tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiğinden, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk yoluna gidilmesi gereken durumlarda, başvuru tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir (Yargıtay 4. H.D. 2021/18933 E- 2021/4438 K.). Somut olayda; mahkemece hükmedilen tazminata arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği anlaşılmakla, mahkemece arabuluculuk son tutanağından itibaren faize hükmedilmesi davalı lehine olmakla bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir. Desteğin boşanmış olduğu gözetilerek ileride evlenme ihtimalinin de nazara alındığı gözetilmekle bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. İşleten sıfatına ilişkin olarak, ihbar olunan ... Şti ile davalı ... A.Ş. arasında uzun süreli kira sözleşmesi imzalandığı ve davalının işleten sıfatını kazandığı, anılan davalının diğer davalı ... ile imzaladığı ileri sürülen sözleşmenin mahiyeti gereği uzun süreli olmadığı anlaşılmakla, davalı ... A.Ş.’nin işleten olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Gelire ilişkin olarak ise , davacının pazarcılık yaptığı kabul edilmiştir. Hükme esas bilirkişi raporunda gelirin asgari ücretin 1,4 katı olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Hükmedilen manevi tazminat miktarına gelince, TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” aynı Yasa'nın 51. maddesinde ise; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır(HGK 23/06/2004, 13/291-370). Zira TMK'nın 4. maddesi Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın kusur oranı, müteveffanın, davacıların çocuğu ve kardeşi ve babası olması, davacılara yakınlığı davalı tarafın sosyal ve ekonomik durumu, davacıların yaşadığı ve ömür boyu yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacılar için zenginleştirici, davalı taraf yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatların hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı ve davalı ... Tic. A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı ... vekilinin, davalı ... Şirketi vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... tarafından yatırılması gereken 732 -TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 -TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,6 -TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Davalılar tarafından maddi tazminat için yatırılması gereken 12.168,20 + 3.418,54 = 15.586,74 -TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 7.793,37 -TL harcın mahsubu ile bakiye 7.793,37 -TL harcın davalı - ... Şirketi ve davalı ... AŞ müştereken ve müteselsilen alınıp Hazineye irat kaydına, davalı tarafından manevi tazminat için yatırılması gereken 5.464,8‬0+ 2.049,3‬0 = 9563,4 -TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1878,5-TL harcın mahsubu ile bakiye 7684,9 -TL harcın davalı ... ... AŞ.'den (... Şirketi) alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1452, K. 2026/1448, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1452-e-2026-1448-k-aaed90e1e40f