Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1418 E. 2026/1773 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1418
- Karar No
- 2026/1773
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1418 - 2026/1773 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1418 KARAR NO : 2026/1773 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2024 NUMARASI : 2023/340 E. - 2024/125 K.
DAVANIN KONUSU : Marka 2023-M-6544 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/03/2024 Tarih ve 2023/340 Esas - 2024/125 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacının “.../...” ibarelerini ilk olarak 1978 yılında marka olarak tescil ettirdiğini ve seri marka oluşturduğunu, davacının “.../...”li markalarının zayıf/ tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik içtihatlar çerçevesinde mümkün olmadığını, davacının “.../...” markasına uzun yıllardır piyasada olması sebebiyle belli bir ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırmış olduğunu, davalının dava konusu markası “...” ibaresini ihtiva ettiğinden başvuruya itiraz ettiğini, başvurunun davacının tescilli ve tanınmış “.../...”li markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda başvuruda bulunduğunu, davalının dava konusu başvurusunun davacı ile haksız rekabet yapma kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 07.06.2023 tarihli ve 2023-M-6544 sayılı kararının iptalini ve 2022/071415 başvuru sayılı markanın tescil edilmiş olması tümden hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının davaya konu “...” ibareli marka başvurusunun gördüğünde, derhal ve hiç düşünmeden davacının "... ...,..., ..." ve "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... ..., ...,..." ve "..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının “...” ibareli başvuru markalı malı satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin kanıtlanmadığı, dava konusu markanın SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın “...” ibareli markasının davacının tescilli ve tanınmış “.../...”li markalarıyla iltibas yaratma ihtimali olduğunu, taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialar olduğunu, davalının dava konusu başvurusunun davacı ile haksız rekabet yaratacağını, davalının kötü niyetli olduğunu, davacının markasının tanınmış olduğu hususunda emsal kararların değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusuna itirazın reddine ilişkin YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı YİDK sürecinde dava konusu başvuruya itirazında "..." ve "..." markalarına, dava dilekçesinde bunların yanında "..." asli unsurlu markalarına dayanmıştır. Dava konusu başvuru, “...” ibaresinden oluşmakta iken, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurlarını ise standart karakterlerle yazılan "..." ve "..." ibarelerinin oluşturduğu, "..." ibaresinin, davacının kendi markalarını oluşturma sürecinde “ekmek” kelimesini çağrıştırmak üzere “...” üst markasına “...” hecesini ekleyerek kullandığı bir ibare olduğu, zihinsel bir çaba ve yaratıcılık ile oluşturulmuş “...” markasının, yoğun kullanım ve tanıtımla da ayırt edici niteliğinin güçlendiği, ayrıca başına başka ayırt edici ilaveler getirilerek seri markalar da oluşturulmuş bulunduğu, dolayısıyla "..." ibaresinin salt bir ürüne dair hatırlatma içerdiğinin ileri sürülemeyeceği hususlarının yargı kararları ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına ve davaya mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim "..." ibaresini davacı markaları ile benzer gören Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.03.2019 tarih, 2018/711 Esas, 2019/2222 Karar sayılı ilamı, "..." ibaresini davacı markaları ile benzer gören Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2019 tarih, 2017/3074 Esas, 2019/284 Karar sayılı ilamı, "... ..." ibaresini davacı markaları ile benzer gören Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarih, 2013/18549 Esas, 2014/6830 Karar sayılı ilamı, "..." ve "..." ibarelerini davacı markaları ile benzer gören Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2019 tarih, 2017/3154 Esas, 2019/2063 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Davalının başvurusunun konusunu oluşturan 30. sınıf emtiaların tamamı, davacının itiraza dayanak markalarında da aynen yer almaktadır. O halde, mahkemece dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 11/03/2024 gün ve 2023/340 Esas - 2024/125 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; Türk Patent ve Marka Kurumunun 07/06/2023 tarih ve 2023-M-6544 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, dava konusu 2022/071415 sayılı “...” ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden terkinine, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 640,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 508,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 7.817,40-TL yargılama giderine, 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 8.357,10-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.