Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/285 E. 2026/980 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/285
- Karar No
- 2026/980
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/285 - Karar No:2026/980
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md)
ESAS NO : 2026/285 KARAR NO : 2026/980
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2025 NUMARASI : 2022/475 E-2025/753 K
ASIL DAVADA DAVACI- KARŞI DAVADA DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVALI-KARŞI DAVACI : 1 VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak-İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/10/2026 Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak-itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalılar- karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada Davacı vekili; davalıların oluşturduğu adi ortaklık ile müvekkili arasında 25/08/2017 tarihli iki adet taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, davalıların yüklenicisi oldukları... Spor Salonu ile ... Spor Salonunun sözleşme şartlarına göre parke döşeme işini müvekkilinin üstlendiğini, bu sözleşme dışında 58.000,00 TL + KDV pota siparişi verdiklerini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalıların bir kısım faturaları "cirosunun artması gerekçesiyle kardeş şirketleri olan "... ... Ltd.Şti.' adına düzenlettiklerini, bunu bahane ederek bir kısım hak ediş alacağının ödenmediğini ileri sürerek, 143.000,00 USD'nin uygulanacağı en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, ticari ilişkiden kaynaklı tüm alacaklarının davacıya fazlasıyla ödendiğini, müvekkillerinin alacaklı hale geldiğini, davacının, dava dışı ... Firmasından tahsil edemediği hizmet ve ürün bedellerinin müvekkillerinden tahsil hakkının olmadığını savunmuş, müvekkillerinden ... Firmasının karşı davası olarak da; davacıya avans ödemesi yaptığını, karşılığında malzemeleri teslim etmediğini, ödenen avansın iadesi için yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davacı-karşı davalı tarafın asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili; itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının bir alacağının olmadığını, aksine müvekkilinin alacağının bulunduğunu, faturaların bir kısmını dava dışı firmaya kesilmesini sağladıklarını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;" Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili, karşı dava ise verilen avansın istirdadı için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine yöneliktir. Somut uyuşmazlıkta davacı-karşı davalı ile davalılar-karşı davacı arasında, dava dışı bakanlığın işveren olduğu iki ayrı spor salonunun parke yapım işi nedeniyle eser sözleşmeleri imzalandığı, anılan sözleşmelerde davacı-karşı davalının taşeron, davalılar-karşı davacının alt işveren sıfatlarının bulunduğu, yabancı para üzerinden sözleşmenin imzalandığı, dava dışı asıl işverenden getirtilen bilgi ve belgeler ile sunulan tüm kanıtlardan, işlerin tamamlandığı, geçici ve kesin kabullerin yapıldığı, davacı-karşı davalının, imalat bedelinin tahsili bakımından akidi davalılar-karşı davacı adi ortaklık adına üç ayrı fatura tanzim ettiği, anılan faturaların ticari defter ve kayıtlarda yer aldığı, davacı-karşı davalı tarafından fatura tutarlarının tahsil edildiği, bu bakımdan bir uyuşmazlığın olmadığı, davacı-karşı davalının, bakiye imalat bedeliyle ilgili olarak, davalılar-karşı davacı adi ortaklığının yetkililerinin, dava dışı aynı grup kardeş şirketleri ... firmasının cirosunun artmasının gerektiği yönünde iknaları sonucu sonra düzenlenecek faturaların bu şirket adına düzenlenmesini istediklerini, bu şekilde fatura düzenlediğini, ancak ödenmediğini, çabalarının karşılıksız kaldığını ileri sürdüğü, davalılar-karşı davacının iddiaları kabul etmediklerini, davacının, dava dışı ... şirketine kestiği faturalara konu mal ve hizmeti davacıdan değil, dava dışı anılan şirketten temin ettiklerini ve bedelini ödediklerini savundukları, davalı-karşı davacı ... firmasının da davacı-karşı davalıya avans ödemesi yaptığını, malzemeleri teslim etmediğini, sonra ödenen avansın iadesini sağlamadığını, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürdüğü, davacı-karşı davalının ise kendisinin alacaklı olduğunu karşı davaya karşı cevap olarak bildirdiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, asıl davada davacı-karşı davalının, davalılar-karşı davacıdan eser sözleşmesi nedeniyle bakiye alacağının olup olmadığı, varsa miktarı, davacının, bakiye alacağına ilişkin faturaları karşı tarafın yetkililerinin yönlendirmesi nedeniyle, dava dışı gurup şirket adına düzenleyip düzenlemediği, anılan fatura bedellerinin davalılar-karşı davacıdan tahsilinin gerekip gerekmediği, karşı davada itirazın iptali davasının hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı, davalı-karşı davacının ödemesinin olup olmadığı, davacı-karşı davalı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği yönlerinde toplanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu açıktır. Eser sözleşmesi, taraflarına haklar sağlayan ve borçlar yükleyen tam iki taraflı iş görme akdidir. Ana edim olarak yüklenici, yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, eklerine, teknik ve sanatsal ilkeler ile amacına uygun imal edip iş sahibine teslim, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür. Yüklenici teslimi, iş sahibi de bedeli ödediğini ispat etmelidir. İddialar, savunmalar, taraflar arasındaki sözleşmeler, ekleri, asıl işverenden getirtilen belgeler, ithalat bilgileri, taraf defter ve kayıtları ile benimsenen bilirkişi kök ve ek raporları kapsamından, her iki sözleşmede de yabancı para üzerinden imalat bedelinin kararlaştırıldığı, davacı-karşı davalının, Fiba standartlarına uygun şekilde edimlerini ifa ettiği, dava dışı asıl işveren tarafından geçici ve kesin kabullerinin yapıldığı, davalılar-karşı davacının oluşturduğu adi ortaklığın ayıp ve eksik iş ihbarında bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde, davalılar-karşı davacılar imalat bedelini ödediklerini kanıtlamak durumundadırlar. Davacı-karşı davalının kısmi ödeme aldığı kabulünde olduğu gibi, bu durum kayıtlarla da sabittir. Bakiye alacak bakımından da alt işveren davalıların yönlendirmesiyle bağlantılı şirket adına faturalar düzenlendiğini, ancak bakiye alacağının gerek davalılar-karşı davacı ile gurup şirketi olduğunu ileri sürdüğü ... şirketi tarafından ödenmediğini bildirmiştir. Her ne kadar, davalılar-karşı davacı taraf, davacı-karşı davalının, dava dışı şirkete düzenlediği faturalar kapsamı emtiayı anılan şirketten aldıklarını ve bedelini ödediklerini savunmuşlar ise de bu yönde bir kanıt sunmamışlardır. Kaldı ki, getirtilen ticaret sicil kayıtları ile ortakların kimlik bilgileri içeriğinden, davalılar-karşı davacı şirket ile davacı-karşı davalının dilekçesinde açıkladığı ... şirketi ile bu şirketle aralarında kira ilişkisi bulunan yine dava dışı ... şirketi arasında akrabalık, hemşehrilik ve merkez adres birliği olduğu, davacı-karşı davalının iddiasının, hayatın olağan akışına aykırı bulunmadığı, eser sözleşmesinde imalat bedeli borçlusu davalılar-karşı davacı ile davacının fatura kestiği şirketler arasında eylem ve işbirliği olduğu sonucuna varılmıştır. Dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda davacı-karşı davalı bakiye alacağı 141.953,58 USD olarak tespit edilmiştir. Sözleşmeler USD üzerinden imzalandığından, davacının alacağını yabancı para üzerinden talep hakkı mevcuttur. Ancak, her ne kadar taraf defter ve kayıtlarında mevcut olmasa da banka kayıtlarıyla sabit olduğu üzere, davalı-karşı davacı, 09/07/2019 tarihinde eser sözleşmelerinin avansı olarak 100.000,00 TL ödemiş olup, nihai hesaptan kayıtlara geçmeyen bu ödemenin de mahsubu gerekmiş, ödemenin yapıldığı tarihteki TCMB kayıtları esas alınarak 100.000,00 TL karşığı 22.000,74 USD'nin mahsubuyla, davacı-karşı davalı alacağının 119.952,83 USD olduğu kabul edilmiştir. Davacı-karşı davalı bu alacağıyla ilgili olarak dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep etmiş olup, dava ile karşı tarafından temerrüdü gerçekleştiği benimsenmiştir. Her ne kadar dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi talep etmiş ise de, sözleşmede bu yönde kararlaştırılmış temerrüt faizi hükmü bulunmadığından, başka bir ifadeyle akdi temerrüt faizi belirlenmediğinden, 3095 sayılı Kanun 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmetmek gerekmiştir. Davalı-karşı davacının davasının ise, itiraz tebliğ edilmediğinden, hak düşürücü sürede açıldığı kabul edilmiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, yapılan ödemenin, eser sözleşmesinin avansı olduğu, davalı-karşı davacının bir alacağının bulunmadığı, aksine davacı-karşı davalının alacağının olduğu, bu alacak içinde değerlendirildiği anlaşıldığından, sabit bulunmayan karşı tarafın reddine karar verilmiş, asıl davada dava açılırken dikkate alınması gereken USD kuru esas alınarak harç ve vekalet ücretine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar- karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmediği vakıa ve hukuki sebepleri yargılamanın ilerleyen aşamalarında genişletmesine izin verildiğini, mahkemece yeni vakıa ve değerlendirmeler üzerine hüküm kurulduğunu, davacının başlangıçta sadece sözleşmeye dayalı bakiye alacak talebinde bulunmuşken yargılama sürecinde üçüncü şirketler arasında organik bağ, adres birliği , akrabalık ilişkisi ve fiili işbirliği gibi dava dilekçesinde yer almayan olgular üzerinden sorumluluk alanını genişlettiğini, mahkemenin bu iddiaların süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülüp sürülmediğini denetlemeksizin hükme esas alındığını, davacı tarafın faturayı adına düzenlediğini ileri sürdüğü ... Firmasını kasten ve bilinçli şekilde davaya dahil etmediğini, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına yönelik açık bir talep ve istem bulunmamasına rağmen mahkemenin gerekçeli kararında bu kuruma dayanarak müvekkil şirketleri sorumlu tuttuğunu, davacının ticari hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde sözleşmenin tarafı olmayan dava dışı ... Firmasına fatura düzenlediğini, ancak bu iddiasını somutlaştırmadığını, davayla ilgili bulunmayan ... Firması üzerinden bağ kurgulanması ve eksik incelemeyle sorumlu tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının açık tespitlerine rağmen müvekkili şirketlerin sorumlu tutulmasının adil olmadığını, davacının 4,5 yıl boyuncu dava açmadığını ve 100.000,00 TL lik ödemenin defterlerinde yer olmadığını, karşı dava reddedilmesine rağmen alacakların mahsup edilmesinin çelişki hüküm oluşturduğunu, işin tamamlanması malzemenin idare tarafından kabul edilmemesi ve keşif yapılmadan hüküm kurulmasının dikkate alınmadığını, sadece ithalat faturalarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen davacı borcunun hiçbir gerekçe gösterilmeksizin dikkate alınmadığını, 2018 yılı itibariyle davacı şirketin müvekkili şirketleri 31.554,55 TL borçlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, karşı davada reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş ise de bu reddedilen kısmın hangi parasal değer üzerinden belirlendiği açıkça göstermediğini, müvekkili şirketlerin müteselsil sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak-itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada alınması gereken 141.252,71 TL istinaf karar harcından peşin alınan 35.313,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 109.939, 21 TL harcın asıl davada davalılardan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına. 3-Karşı davada alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının karşı davada davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davalılar-karşı davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip