Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1370 E. 2026/1204 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1370
- Karar No
- 2026/1204
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1370 - 2026/1204 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/1370 KARAR NO : 2026/1204
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2026 (ARA KARAR) NUMARASI : 2026/143 E. İHTİYATİ HACİZ
DAVANIN KONUSU : Tazminat BAŞVURUNUN KONUSU : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/11/2026
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sırasında "ihtiyati haciz kararına itirazın reddine" dair verilen karara karşı ihtiyati haciz kararına itiraz eden davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, davalı ile aralarında Şanlıurfa İli, Eyyübiye İlçesi, Batıkent Mahallesinde kain . ada, . parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 numaralı dükkanın satışına ilişkin adi yazılı bir sözleşme akdedildiğini, dükkanın bedeli olarak 29/04/2022 tarihinde davalı şirketin banka hesabına ödeme gerçekleştirdiğini, sözleşme akdedilmesine ve bedeli ödenmesine rağmen, davalı inşaat firmasının tapu intikalini gerçekleştirmediğini, kendisini oyaladığını, davaya konu dükkanın davalı tarafından üçüncü bir kişiye satıldığını, davalı şirketin geçersiz sözleşme sebebiyle haksız yere zenginleştiğini, bu nedenle davalı şirketin almış olduğu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmekle yükümlü olduğunu, ödemenin yapıldığı 29/04/2022 tarihinden bu yana geçen süre zarfında, ülkemizdeki yüksek enflasyon ve emlak piyasasındaki ciddi artışlar nedeniyle paranın değerinin büyük ölçüde düştüğünü, dükkan fiyatlarının yükseldiğini, Yargıtay içtihatlarına göre hukuken geçersiz sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, denkleştirici adalet ilkesi gereğince tarafların verdiklerini güncel değerleri üzerinden iade etmesinin esas olduğunu ileri sürerek, davalının hesabına yatırdığı bedelin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince ve dükkanın güncel piyasa değeri ile paranın değer kaybı göz önünde bulundurularak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilecek güncel değerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile banka ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, zaman aşımı def'inde bulunmuş, davacının sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, davacının ödeme tarihi üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra talepte bulunmasının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, davacı ile aralarında 28/04/2022 tarihli dükkan satışına ilişkin adi yazılı bir sözleşme akdedildiğini, akabinde davacının kendi el yazısı ile yazıp 24/12/2022 tarihinde sunduğu "alacağın İbrahim Kurtboğan'a devredilmesi" talepli dilekçesi üzerine satış sürecinde İbrahim Kurtboğan ile iletişime geçtiğini, söz konusu tutanağı imzalayan kişi her ne kadar dava dışı Sedat Baynaz olarak görülse de tutanağın davacı tarafından imzalanmış olduğunu, satış işlemlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle dava dışı İbrahim Kurtboğan'a "Otoreyon 10 Nolu Dükkan İade Bedeli" açıklamasıyla 06/03/2023 tarihinde 500.000,00 TL ödeme yaptığını, davacının hak iddiasında bulunmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ : Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/08/2025 tarihli 2025/348 Esas sayılı ara kararıyla, "davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin kabulü ile talep ile bağlı kalınarak, davacı tarafça 75.000,00 TL bedelli kesin ve şartsız teminat mektubu sunulduğunda veya nakdi teminat yatırıldığında dava değeri olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla Ankara İli, Gölbaşı İlçesi, Hacılar-İmar Mahallesinde kain 539 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ile İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, Dursunköy Mahallesinde kain 112 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalı şirket adına kayıtlı olması halinde ihtiyati haciz şerhi konulmasına" karar verilmiş, işbu karara karşı davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı sonrasında Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/05/2026 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiş; karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı istinaf dilekçesi ile; mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına karşı itiraz ettiğini, uygun bir teminat belirlenmesi, nakit teminatın ya da teminat mektubunun dosyaya sunulması ile ihtiyati haczin taşınmazlar üzerinden kaldırılmasını talep ettiğini, ancak mahkemece ara kararda teminat yatırmak suretiyle kararın kaldırılması talebinin değerlendirilmediğini, ihtiyati hacze itirazlarının gerekçesiz şekilde reddedildiğini, verilen kararın hak kaybına sebebiyet vereceğini, İcra İflas Kanununun 266. maddesi gereğince belirlenecek teminatın yatırılmasıyla ihtiyati haczin kaldırılmasının mümkün olduğunu belirterek, ticari itibarının sarsılmaması ve daha fazla zarara uğramaması adına ihtiyati haczin kaldırılmasına dair talebinin reddi kararının kaldırılmasına, mümkün görülmezse uygun bir teminat belirlenerek teminatın sunulması suretiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, harici taşınmaz satımı nedeniyle ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle belirlenen güncel değerinin tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması talep edilmiştir. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Uyuşmazlık, "ihtiyati haciz kararına itirazın reddine" dair mahkeme kararının isabetli olup olmadığı noktasındadır. İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 257. maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır, yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise, ancak borçlunun muayyen yerleşim yeri mevcut değil ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar veyahut bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir. Dosya kapsamından, mahkemece 16/06/2026 tarihli 2026/143 Esas 2026/522 Karar sayılı karar ile "12/05/2026 tarihinde uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında kalması nedeniyle davacıya arabuluculuk son tutanağının sunulması için iki haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağı ya da onaylı örneğinin sunulmadığı" gerekçesiyle, "dava şartı olan arabuluculuk yerine getirilmemiş olduğundan 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi uyarınca davanın usulden reddine, dosyada verilmiş ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına" karar verildiği, işbu kararın istinaf edilmeksizin 15/09/2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, mahkemenin 16/06/2026 tarihli kararı ile verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğinden, ihtiyati haciz kararına itiraz ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebi konusuz kalmış, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesinin 13/05/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz kararına itiraz ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebi konusuz kaldığından, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK’nın 353/1/b/2. maddesi uyarınca Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/05/2026 tarihli, 2026/143 Esas sayılı ARA KARARININ KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati haciz kararına itiraz ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebi konusuz kaldığından, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.
Başkan . E-İmzalı Üye . E-İmzalı Üye . E-İmzalı Katip . E-İmzalı