İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/427 E. 2026/221 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/427
- Karar No
- 2026/221
- Karar Tarihi
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/427 Esas - 2026/221 ... MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/427 Esas KARAR NO : 2026/221 Karar BAŞKAN : ... ÜYE : .... ÜYE : ..... KATİP : ....
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av.... DAVALILAR : 1- ... .... 2- ... .. VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/01/2017 KARAR TARİHİ : 25/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkili Banka ile davalı Şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden anılan davalıya krediler kullandırıldığını, hakkındaki dava tefrik edilen davalı Gökhan ... ile diğer davalı ... ... ...'ın bu sözleşmenin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduklarını, kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine, muaccel olan ve temerrüde düşülen borçların ödenmesi için ihtar keşide edilmiş olduğunu, buna rağmen borcun ödenmediğini, tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, davacının öncelikle iddia ettiği alacaklar için kendisine ayni teminat olarak verilen rehinlerin paraya çevrilmesi yoluna başvurması gerektiğini, ihtarnamenin dayanak gösterilmesi sureti ile ilamsız icra takibi yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, ödeme emrinde, ihtarnamede ve dava dilekçesinde, asıl alacağın ne olduğu, asıl alacağın müvekkillerine hangi tarihte tahakkuk eden ve hangi vadede ödenmemesi sebebi ile borç olarak kaydedilen alacak kalemlerinden bulunduğunun açık ve net bir şekilde anlaşılabilir olmadığını, davacının yasaya aykırı tanzim edilen ihtarname ve yasaya aykırı genel işlem şartlarını içeren sözleşmede yapılan düzenlemelerin, asıl alacağı ve sözleşmeye göre doğmamış veya ileride doğması mümkün alacakları muaccel hale getirmeyeceğini, sözleşmede yer alan genel işlem koşulları ve yasaya aykırı muacceliyet kaydı, faiz oranları ve artırımı ile fahiş miktarlarla belirtilen asıl alacağın ve fer'ilerinin takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının gayrinakdi kredinin nelerden oluştuğunun belirsiz bulunduğunu, ayrıca davacının gayrinakdi krediye konu belgelerin iadesini de talep etmediğini, buna rağmen kötü niyetli olarak gayrinakdi kredinin depo bedelini talep etmesinin haksız olduğunu, taraflarca karşılıklı muhakeme edilmeksizin sadece sözleşmenin taraflarından biri lehine düzenlenen hükümlerin gabin teşkil ettiğini, ayrıca bu düzenlemelere bakılarak kredi kullananın iradesinin de sözleşmeye yansıtıldığının kabulünün mümkün bulunmadığını, davacı bankanın kredi kullananın güçsüzlüğünden fayda etmek amacı ile, herhangi bir borcun vadesinde ödenmediği taktirde tek başına vereceği karar ile belirlediği; "muaccel hale gelecek alacaklar, ihtar şartı aranmayacak hususlar, temerrüt ve sözleşmenin feshi düzenlemeleri vs."her birinin başlı başına haksız şart teşkil etmekte bulunduğunu, banka tarafından sözleşme hükümleri esas alınarak yükseltilen faiz oranlarının fahiş olduğunu, akdi faiz ve temerrüt faizi adı altında esasen aynı borç için mükerrer faiz işletilmeye çalışılmakta olduğunu, banka tarafından belirlenen faizlere, faizlerin türlerine ve oranlarına itiraz ettiklerini, davacının ihtarnamede belirtilen hususların yerine getirilmesi için tanıdığı 24 saatlik mehilin makul bulunmadığını, takip konusu alacakların likit olmadığını, likit olmayan alacaklara inkar tazminatının işletilmesinin yasaya ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, takip konusu alacaklardan gayrinakdi kredi bedelleri esas olarak para alacağı sayılmaması sebebi ile de bu alacak kalemi için icra inkar tazminatı talep edilmesinin yasaya aykırı bulunduğunu savunarak, icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. KANITLAR :Yapılan yargılama sonucunda, Mahkememizce 02/10/2019 Tarihli, 2017/14 Esas- 2019/779 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan kararı taraf vekillerince istinaf edilmiş, tesis edilen bu karar, ... BAM 21. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2021 Tarih ve 2019/1750 Esas- 2021/797 Karar sayılı ilamıyla, "Somut olayda, davanın 06/01/2017 tarihinde açıldığı yargılama devam ederken 08/09/2018 tarihinde davalı .... ...'ın öldüğü ve mirasçılarının davaya dahil edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek yargılama sırasında ölen davalının mirasçılarının tamamının davaya dahil edilmesi için davacıya önel verilerek taraf teşkili sağlanmak, ondan sonra davanın esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplamak ve sonucuna göre bir hüküm kurulmak gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bu husus kaldırma sebebidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, esasa yönelik öteki istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık gözetilerek davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince taraf teşkili için kaldırılarak dava dosyasında Dairemiz kararına uygun biçimde yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. ... BAM 21. HD.'nin 16/06/2021 Tarih ve 2019/1750 Esas- 2021/797 Karar sayılı kaldırma kararına uyulmuştur. Davalı ... ...'ın öldüğü, mirasının hükmen reddi yönünde ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/982 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, halen derdest olduğu anlaşılmış, işbu davalı hakkındaki davanın tefrikine karar verilmiştir. Davacı vekilinin sunduğu belgelerin değerlendirilmesi, tarafların itirazlarının irdelenmesi ve önceki rapor ve ek raporların tartışılması bakımından oluşturulan bilirkişi kurulun kök ve ek rapor alınmış, bu raporda; davacı ile davalı şirket arasında 30/06/2015 tarihli, 4.000.000,00 USD tutarlı genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmede yer aldıklarını, davalı asıl borçlunun davacı banka nezdindeki 132-2071452-4 01 nolu hesabındaki 1.800.000,00 USD'nin mevduat rehni olarak alındığını, söz konusu sözleşme kapsamında akreditif kredilerinin tahsis edildiğini, bunların çeşitli tutarda ve tarihte olduklarını, 203013216AD00006 referanslı 104.000,00 USD tutarlı akreditifin, 07/10/2016 tarihinde tazmin edildiğini, davacı banka kaynağından ödendiğini, davacının kat ihtarını keşide ettiğini, sözleşme hükümleri ve İİK'nın 68/b maddesi gereğince adrese ulaşılan tarihin tebliğ tarihi olarak alınması durumunda, ihtarda ödeme için verilen 24 saatlik sürenin 15/10/2016 tarihinde hitamı ile davalı asıl borçlunun 16/10/2016 tarihinde temerrüte düştüğünün kabul edildiğini, davalı kefillerin adına çıkarılan tebligatların iade edildiğini, TTK'nın 7/1 maddesi uyarınca, temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği gerektiğini, İİK'nın 68/b maddesinin kefil yönünden uygulanamadığı (19. Hukuk Dairesi 2015/335 7 E. , 2015/16301 K. ve 07.12.2015 tarihli ilamı) dikkate alındığında, davalı kefillerin takiple birlikte temerrüte düşürüldüğü kanaatine varılması gerektiğini, davacı bankanın takip talebi incelendiğinde alacak tutarını takip öncesi ve sonrasında akdi kar payı oranı ile talep ettiği anlaşıldığından, yapılacak hesaplamanın, taleple bağlı kalınarak akdi kar payı oranlarından yapılacağından, hesaplanan sorumluluk tutarından hem davalı asıl borçlu hem de davalı kefillerin sorumlu olacağının değerlendirildiğini, yapılan tespitler doğrultusunda, davacı bankanın, I. nakdi alacağının takip tarihi itibariyle 50.773,00 USD asıl alacak ve 385,22 USD işlemiş gecikme kar payı 19,26 USD Bsmv olmak üzere toplam 51.177,48 USD olarak hesaplandığını, dava tarihinden sonra 16/03/2017 tarihinde 50.773,00 USD ana para tutarının tahsil edildiğinin tespit edildiğini, II. gayrinakdi alacaklarının ise, takip tarihi itibariyle; 459.501,43 USD ve 179.895,00 Euro olarak tespit edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23. muacceliyet hükmü, temerrüt hali ve sonuçları ve 24.1. hesapların kesilmesi (katedilmesi) başlıklı maddesi altında, yapılan düzenlemeler ile davalı asıl borçlu şirketten gayrinakdi kredi bedelleri için depo talebi isteminde bulunulabileceğinin düzenlendiğinin görüldüğünü, davalı kefillerden depo talebinde bulunulabileceğine dair farklı bir madde tespit edilemediğini, söz konusu gayrinakdi akreditif kredilerinin 23/11/2016 takip tarihi ve 06/01/2017 dava tarihi itibariyle mer'i olmalarına karşın, dava tarihinden sonra mer'i akreditif kredilerinin tamamının tazmin edildiğini, bir kısmına blokedeki hesaptan kısmi tahsilat sağlandığını, davacı bankanın gayrinakdi alacağının nakdi alacağa dönüştüğünü, bu kapsamda nihai ve hukuki takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, tazmin edilerek nakde dönen alacak tutarından davalı asıl borçlu ve davalı kefillerin birlikte sorumlu olduklarının değerlendirildiğini, her bir tazmin olan akreditif tutarının tabloda gösterilen tazmin tarihlerinden itibaren işleyecek 06,34 gecikme kar payı ve bsmv'si ile birlikte ödenmesi gerektiğini, yapılan kısmi tahsilatların icra infazı sırasında dikkate alınması gerektiği kanaatine varıldığını, diğer taraftan; kat tarihinde, davalı şirketin hesabında teminat olarak alınan hesabında nakdi alacak için yeterli bakiye olduğunu ve Sayın Mahkeme tarafından tamamının tahsilinin gerektiği takdir edilecek olur ise; davalı şirketin davacı banka nezdindeki USD mevduat hesabında kat tarihi itibariyle 232.028,00 USD olduğunu kök ve ek raporlarında görüş olarak açıklamışlardır. GEREKÇE : Dava, tazmin edilen akredif kredisi nedeniyle oluşan nakit borcun tahsili, gayrinakdi kredi niteliğindeki akreditif kredi bedellerinin depo talebine ilişkin olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı Şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı gerçek kişi ile yargılama sırasında ölen ve hakkındaki davada tefrik kararı verilen ... ...'ın bu sözleşmenin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili oldukları, sözleşmede tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği, davalı şirketin, kredi sözleşmesinin teminatı olarak mevduat rehni de tesis ettiği, kredi sözleşmesi kapsamında davacının, davalı şirketin yaptığı satışlar nedeniyle çeşitli tarihlerde ve tutarda akreditif kredileri kullandırdığı, USD ve Euro üzerinden kullandırılan akreditif kredilerinden 04/04/2016 tarihli, 100.000,00 USD miktarlı ve 4.000,00 USD komisyon tutarlı akredif kredisinin 07/10/2016 tarihinde tazmin edildiği, tamamının davacı kaynağından ödendiği, 10/10/2016 tarihinde 49.724,12 USD kısmi tahsilat yapıldığı, hesabın 12/10/2016 tarihinde kat edildiği, icra takibinin 23/11/2016 tarihinde başlatıldığı, tazmin edilen ve bakiye alacak olan 50.773,00 USD nakdi alacak, 385,22 USD işlemiş gecikme kar payı ve 19,26 BSMV üzerinden nakdi, 179.895,00 Euro ve 463.004,31 USD tutarlı teminat mektuplarının depo edilmesi istemli takibin başlatıldığı, dava tarihinden sonra davacının 16/03/2017 tarihinde nakdi alacak ana para 50.773,00 USD'yi tahsil ettiği, depo talep edilen diğer akreditif gayrinakdi kredilerin de dava sonrası tazmin edildikleri, yine davacının kısmi tahsilatlar yaptığı, davacının, davasını açarken tazmin edilen nakdi alacak yönünden nispi, diğer deposunu talep ettiği akredif kredileri tutarı için maktu harç yatırarak dava açması gerekirken, depo edilmesini istediği tüm tutarlar da dahil nispi harç yatırarak takip başlatıp dava açtığı, davacının takip talebi ile davalılar tebliğ edilen ödeme emri arasında uyumsuzluk olduğu, davalıların gerek icra takiplerine itirazlarında gerekse dava dilekçesine cevaplarında bu durumdan bahsetmedikleri, sonraki aşamada uyumsuzluğu gündeme getirdikleri hususları uyuşmazlık konusu değildir. Öte yandan, sözleşmenin incelenmesinden, kefalet limiti, tarihi, kefaletin müteselsil olduğu kabul edilerek kefillerin el yazısı ile yazılmak suretiyle kefalet taahhüdünün verildiği, davalı şirketin ortakları oldukları çekişmesiz olan kefiller için eş rızasının aranmasının gerekmediği, kefalet sözleşmesinin TBK'ya uygun şekilde tesis edildiği, kredi sözleşmesinde davacıya kefiller için de asıl borçlu gibi gayri nakdi kredilerin talep halinde depo edilmesi talep hakkı tanınmadığı, her ne kadar davalı şirket mevduat rehni vermiş ise de, alacaklarını öncelikle bu rehinden alması zorunluluğu düzenlenmediği, aksine, rehnin varlığının, yasal yollara başvurmaya engel olmayacağı yönünde hükme yer verildiği, tarafların tacir olduğu, kredi sözleşmesi ve eklerini bilerek ve isteyerek imzaladıkları yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırdığı gayrinakdi kredi olarak değerlendirilen akredif kredileri nedeniyle davalı asıl borçlu kredi kullanan şirket ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden, takip ve dava tarihi itibariyle alacağının olup olmadığı, varsa miktarı, takip tarihi itibariyle tazmin edilmeyen gayrinakdi kredi tutarlarını depo edilmesi talep hakkının bulunup bulunmadığı, tazmin edilen bu kredileri tahsil hakkı olup olmadığı, varsa tutarı yönlerinde toplanmaktadır. Dava, esas itibariyle itirazın iptali davasıdır. Kural olarak, ödeme emrinin, takip talebine uygun olarak borçlulara tebliği gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta davanın temelini teşkil eden icra takibindeki ödeme emri ile takip talebinde istenilen nakdi alacağın cinsi konusunda (takip talebinde USD, ödeme emrinde ise, TL talep edilmesi) uyumsuzluk mevcuttur. Bu durum, icra takibinin sıhhati konusunda duraksama yaratmakla birlikte, davalıların bu durumu icra takibine itirazları ile davaya cevap dilekçelerinde dile getirmedikleri, takip talebinin esas alınması gerektiği, gayrinakdi kredilerin yabancı para cinsinden olması, ödeme emrinin açıklamalarında takip talebindeki USD ve Euro tutarlarının uyumlu bulunması, davalıların sonradan bu durumu gündeme getirmeleri, HGK'nın 2023/6-1139 Esas-2024/581 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, anılan hatanın, icra müdürlüğüne ait olduğu, davacının katkısının bulunmadığı, sonradan bu durumun savunulmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, davanın takip takip talebindeki koşullara göre çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılarak işin esası incelenmiştir. Ayrıca, basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan tarafların, sözleşmeyi bilerek ve isteyerek imzaladıkları, sonuçlarını öngörmeleri gerektiği, genel işlem şartlarına aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, bu savunmaya da itibar edilmemiştir. Dava konusu olayda iddia, savunmalar, kredi sözleşmesi ve ekleri, kullandırılan gayrinakdi kredi niteliğindeki akreditif teminat mektupları, hesap kat ihtarı, tazmin bilgileri, ödeme kayıtları, icra takibi ve bilirkişi raporları kapsamından, kredi sözleşmesinin geçerli olduğu, kefalet verilmesinde kamu düzenine aykırılık tespit edilmediği, teminat mektuplarının kullandırıldığı, tazmin edildikleri ile davacı şirketin mevduatının bu kredinin teminatı olarak verildiği hususları sabittir. Davalılar vekili, her ne kadar davacının, tazmin edilen teminat mektuplarının bedellerini rehin edilen davalı şirkete ait mevduattan tahsil imkanı olduğu, bu hesapta paranın mevcut bulunduğunu savunmuşlar ise de, kredi sözleşmesi ve eklerinden, davacının, alacağını rehin edilen mevduattan tahsil etme zorunluluğu olduğu yönünde hüküm bulunmadığı gibi, rehnin varlığının, hukuki yollara başvurmaya engel olmayacağı yönünde aksi düzenlemeye yer verilmiş olup, bu savunmaya itibar edilmemiştir. Öte yandan, davalı kefilin temerrütüne ilişkin olarak da sözleşmenin tebligat adresine yapılacak tebliğlere ilişkin düzenlemenin, davalı asıl borçlu şirket açısından temerrüte düşmesi bakımından uygulanması gerektiği, İİK'nın 68/b maddesinin kefil bakımından uygulanmayacağı kabul edilerek, davalı şirketin kat ihtarının tebliği ve verilen önel sonrası, diğer davalı kefilin ise, takip tarihi itibariyle temerrüte düşeceği kabul edilerek sorumlulukları yoluna gidilmiştir. Ayrıca, davacı bankanın gayrinakdi kredi niteliğindeki teminat mektupları bedelini depo talep hakkı, gayrinakdi krediyi kullanan asıl borçlu davalı şirket bakımından sözleşmede kabul edilmesine rağmen, kefil davalı bakımından depo talep hakkının bahşedilmediği, kefillere karşı depo talep hakkının bulunmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılmıştır. Uyuşmazlıkta davacı, gerek takip talebinde gerekse itirazın iptali davasında, nakdi alacak için nispi, depo talebi için maktu harç yatırması, sonrasında da depo edilmesi gereken tutarın tazmini halinde, tazmin edilen tutar üzerinden harç yatırması ve davaya devam edilmesini sağlaması gerekirken, depo talep edilen tutarın tümü üzerinden başta nispi harç yatırmış olduğundan, tekrar harç yatırtılmamıştır. Davadan sonra icra takibine konulan nakdi alacağın tahsil edildiği, diğer deposu talep edilen gayrinakdi kredilerin tazmin edildiği, davacının bazılarında tamamen, bazılarında kısmen tahsilatlar yaptığı sabit olup, TBK'nın 100. maddesine uygun talep bulunduğundan, davacı tarafça yapılan tahsilatların infazda dikkate alınması yönünde karar verilmiştir. Davacının nakdi alacağı belli ve bilinebilir nitelikte olduğundan, başka bir ifadeyle likit bulunduğundan, davacının nakdi alacağının, takip talep tarihindeki TL karşılığı üzerinden davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmesi koşullarının da gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Davacının, davalı kefil hakkında depo hakkının olmadığı, takip ve dava tarihi itibariyle de daha tazmin edilmemiş, sonra tazmin edilmiş akreditif teminat mektupları bakımından, dava şartının gerçekleşmediği, ihtiyati haciz masraflarının yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-a-Davacının davasının kısmen kabulüne, davalıların ... 1. İcra Dairesi’nin 2016/22287 takip sayılı dosyasındaki nakdi alacak yönünden icra takibine itirazlarının kısmen iptaline, davalı ... ... ...’ın asıl alacak kısmıyla diğer davalıyla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla icra takibinin, 50.773,00 USD asıl alacak, 385,22 USD işlemiş gecikme kar payı ve 19,26 USD BSMV üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %6,34 oranında gecikme kar payı ve gecikme kar payının %5 BSMV’sinin uygulanmasına, 16/03/2017 tarihinde yapılan 50.773,00 USD ödemenin, TBK’nın 100. maddesi dikkate alınarak takip yapıldığından infazda dikkate alınmasına, b-Hüküm altına alınan alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20’sine isabet eden 34.488,35 TL inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... ... ...’ın bu alacağın 34.215,92 TL’lik kısmıyla diğer davalıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, 2-Davacının, davadan sonra tazmin edilen gayrinakdi kredi niteliğindeki teminat mektuplarının tazminine ilişkin davasının davalı şirket yönünden kabulüne, -107.709,05 USD’nin 10/04/2017, -164.533,34 USD’nin 13/04/2017, -23.552,37 USD’nin 17/04/2017, -163.706,67 USD’nin 18/04/2017, -179.895,00 EURO’nun 14/03/2017 tarihinden itibaren yıllık %6,34 oranında gecikme kar payı ve BSMV’si ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, 13/04/2017 tarihinde ödenen 87.475,00 USD’nin, 15/03/2017 tarihinde ödenen 92.045,70 Euro ile 16/03/2017 tarihinde ödenen 76.769,04 EURO’nun infazda dikkate alınmasına, 3-Davacının, davalı ... ... ... yönünden, davadan sonra tazmin edilen gayrinakdi kredi niteliğindeki teminat mektuplarının bedelinin tazmini davasının, dava tarihi itibariyle tazmin edilmediklerinden ve depo talep hakkı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen nakdi alacak ve nakde çevrilen teminat mektupları yönünden alınması gereken 173.246,14 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 31.427,12 TL'nin mahsubu ile noksan olan 141.819,02 TL'nin (davalı ... ... .... sorumlu olduğu 12.504,27 TL peşin yatırılan harç tutarı içerisinde kaldığından bakiye harç yönünden sorumluluk yoluna gidilmemiştir.) davalı şirketten tahsili ile Hazineye irad kaydına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 371.702,79 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... ... ...'ın bu miktarın 45.000,00 TL'den diğer davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla) alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı ... ... ... yararına reddedilen gayrinakit alacak talebi üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren bu davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 31.427,12 TL peşin harcın davalılardan (davalı ... ... ...'ın bu miktarın 12.504,27 TL'den diğer davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacı yana verilmesine, 8-Davacı tarafça yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 481,60 TL ihtiyati haciz gideri ile 14.727,50 TL posta/tebligat/bilirkişi gideri toplamı 15.240,50 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı şirket ve ... ... ... vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oybirliği karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye .... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır