Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1221 E. 2026/1676 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1221
Karar No
2026/1676
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1221 KARAR NO : 2026/1676

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.07.2026 NUMARASI : 2026/304 E. - 2026/684 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 21.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21.10.2026

İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.07.2026 tarih 2026/304 E. - 2026/684 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ... Bankası nezdinde bulunan ticari kredili mevduat, KTMH kullandırma ücreti, Gayrinakdi Kredi ve Ticari Kredi kartı borçlarına kefil olduğunu, müvekkilinin daha öncesinde davalı şirketin ortağı olduğunu, 13.03.2024 tarihinde tüm paylarını hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte ....'e devrettiğini ve şirketle bir bağı kalmadığını, ilgili kredi borcunun asıl borçlu olan davalı tarafından yasal süreleri içerisinde ödenmediğinden müvekkiline .... Bankası tarafından ihtarname gönderildiği, müvekkilinin, davalı şirketle iletişime geçerek belirtilen tutarı ödemesi gerektiğini iletmiş ise de, davalı tarafından ilgili bankaya ödeme yapılmadığını, davalı tarafça ödeme yapılmaması nedeniyle .... Bankası tarafından müvekkilinin hesabından kesintiler yapıldığını ve akabinde de bloke işlemleri yapıldığını, müvekkilinin bu bloke işlemlerini kaldırmak için hem ilgili borca hem de teminat mektubuna istinaden ödemeler yapmak zorunda kaldığını, halihazırda teminat mektubuna esas olarak 20.000,00 TL tutarında blokajın devam ettiğini, davalı tarafça ödemenin yapılmaması nedeniyle müvekkilinin yıllarca birlikte çalıştığı... Bankası ile olan ticari ilişkisinin bozulduğunu, tüm bankacılık işlemlerine ilişkin kredileri tamamen ödemek zorunda kaldığını, ödenen tutarın davalıdan rücuen tahsili amacıyla İzmir 28.İcra Dairesi'nin 2025/10521 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığnı, davalının haksız itirazı nedeniyle icra takibinin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, sunulan deliller ile borcun varlığını ispata yeterli deliller olmadığını, davacı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemeler ile müvekkili şirket arasında bir illiyet bağı olmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, açılan davanın reddine ve davacının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının 25/11/2021 tarih ve 1232 Karar nolu kararı ile 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinin 1.fıkrasının (f) bendinde belirtilen uyuşmazlıklarda 15/12/2021 tarihi itibariyle İzmir ilinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirildiği, davaya konu uyuşmazlığın temelde 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtisas alanına girdiği, inceleme ve değerlendirme yapmaya bu alanda ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu, anılan mahkeme ile mahkememiz arasındaki ilişkinin iş dağılımı ilişkisi olduğu, iş bu davanın ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, görevsizlik kararının Bankacılık Kanunu ve ihtisas gerekçesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilirliği ortaya konulmaksızın verildiğini, iş dağılımına ilişkin bir uygulamanın, uyuşmazlığın görevli mahkemede görülmesine engel teşkil eden gerçek bir görev veya yetki sorunu biçiminde kabul edilebilmesi için bunun somut olay bakımından açık ve denetlenebilir gerekçeyle gösterilmesi gerektiğini, istinaf başvurusunun gerekçeli kararın tebliğ tarihi esas alınarak süresinde yapıldığını, istinaf sebeplerinin ilk derece yargılamasında mevcut uyuşmazlık ve hedef kararın görevsizlik gerekçesiyle sınırlı olduğunu, başvuruda yeni vakıa, yeni savunma veya yeni delil ileri sürülmediğini, yalnızca kararın Bankacılık Kanunu ve ihtisas değerlendirmesini somutlaştırmadan usulden ret sonucuna bağlayan gerekçesinin hukuka aykırılığına işaret edildiğini, görevsizlik kararının somut uyuşmazlığın niteliğine uygun olup olmadığı ve iş dağılımı değerlendirmesinin görev sonucuna bağlanıp bağlanamayacağı kapsamında denetlenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davalı şirketin, .... Bankası A.Ş nezdinde bulunan Ticari Kredili Mevduat, Ticari Kredili Mevduat Hesabı kullandırma ücreti, Gayrinakdi Kredi ve Ticari Kredi Kartı'ndan kaynaklı borçlarının, davacının kefil sıfatıyla ödemek zorunda kaldığı iddiası ile rücuen alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. • Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 25.11.2021 tarihli ve 1232 sayılı ilke kararı ile büyük adliyelerde belirli numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri "Finans İhtisas Mahkemesi" olarak yetkilendirilmiştir. • Bu karara göre Finans İhtisas Mahkemeleri; Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 4/1-f bendinden doğan (bankalar, diğer kredi kuruluşları, finansal kurumlar ve ödünç para verme işlerinden kaynaklanan) davalar ile 6361 sayılı Kanun (Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu) kapsamındaki davalara bakmakla sınırlandırılmıştır. HSK’nın 25.11.2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı ile 15.12.2021 tarihinden itibaren “1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan kaynaklanan ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere” finans mahkemeleri bakacaktır. Ancak somut olayda dava bankacılık kanunu ve buna dayalı uyuşmazlıklardan kaynaklanmamakta olup davacının kefil olduğu ve daha sonradan ortaklığından ayrıldığı şirketin dava dışı bankadan çekmiş olduğu ticari kredili mevduat ile gayrinakdi kredi ve ticari kredi kartı borçlarında ödeme yapması nedeniyle bu ödemenin asıl borçlusu olan ... Şti.ne rücune ilişkindir. Bu halde dava HSK nın 25.11.2021 tarihli ve 1232 sayılı kararıyla kurulan Mahkemelerin görev alanına girmemektedir. Bilakis uyuşmazlık kefilin ödediği parayı asıl borçludan geri istemesi (rücu davası) olduğundan doğrudan bir bankacılık ve kredi sözleşmesine dayalı uyuşmazlık olmayıp, Türk Borçlar Kanunu’nun 596. maddesinde düzenlenen kefilin halefiyet ve rücu hakkına dayanmaktadır. Bu halde görevli mahkeme genel ticaret mahkemeleri olup finans mahkemesinin görev alanına girmemektedir. Kefaletin kaynağının ticari bir işten doğmuş olması ve TTK m. 7'ye göre teselsül karinesi ne istinaden "iki veya daha fazla kişi , içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse , kanunda veya sözleşmede aksi ön görülmemişse Müteselsilen sorumlu olurlar". hükmü bulunduğundan ödeme yapan kefilin ticari işten doğan bu alacağı için rucu davasını da yine genel ticaret mahkemesinde açması gerekecektir. Kaldı ki davalı taraf da tacir ve şirkettir. Bu halde kredi sözleşmesine dayalı olan bankaya karşı açılmış olan bir dava bulunmadığından finans mahkemesi değil genel görevli mahkeme bu davayı görecektir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi davaya bakmakla görevli olmasına rağmen görev nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.07.2026 tarih 2026/304 E. - 2026/684 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1221, K. 2026/1676, T. 21.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1221-e-2026-1676-k-7a9456db9983