Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2284 E. 2026/1784 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2284
- Karar No
- 2026/1784
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2284 - 2026/1784 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/2284 KARAR NO : 2026/1784 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2021 NUMARASI : 2020/30 E. - 2021/368 K.
DAVANIN KONUSU : Marka 2019-M-11115 Sayılı YİDK Kararı İptali Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2021 tarih ve 2020/30 E. - 2021/368 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı gerçek kişinin, 2019/02474 numaralı 25 ve 35. emtia sınıflarında, "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvuruya itiraz ettiğini, davaya konu başvurunun davacının "...", "... ", "... ", "... ", "..." ibareli ve benzeri bir kısım mesnet markaları ile karıştırılma ihtimali olduğunu, müvekkili markası olan “...” ibareli markanın davalı Kurum nezdinde tanınmış marka olması sebebiyle tüm sınıflarda korumadan yararlanacağını, ancak itirazın başvuru konusu marka ile mesnet markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları nedeniyle nihai olarak ret edildiğini, oysa ki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6(l) maddesi anlamında iltibas koşulları oluştuğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, 2019-M-11115 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2019/02474 numaralı davaya konu başvurunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "- ...- ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "- ...- ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin ispatlanamadığı gibi dosya kapsamından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "- ...- ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olduğunu, taraf markaları üzerinde inceleme yapılırken emtialar üzerinde nasıl duracağının değerlendirilmediğini, ayakkabı sektöründe ... harfinin müvekkili markasıyla özdeşleştiğini, davalı markasının, müvekkilinin markalarının alt markası veya seri markası olarak değerlendirileceğini, markalar arasında aynilik derecesinde benzerlik bulunduğunu, ... harfinin tek başına herhangi bir anlam ifade etmediğini ve Türk Alfabesinde de bulunmadığını, bu harfin yanına "..." ibaresinin eklenmesinin farklılık yaratmadığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, davalının kullanımlarının müvekkilinin markalarının ayırt edici karakterine zarar verdiğini, davalının eylemlerinin müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz oluşturmasının yanı sıra haksız rekabet kurallarına da aykırılık oluşturduğunu, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre tüm faktörler bir arada gözetilerek global değerlendirme yapılması gerektiği, markalarda yer alan “...” ibaresinin ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, başvuru konusu “tek harfler/rakamlar” olduğunda, bir tek harf veya rakamın bir kişi veya kurumun tekeline verilmesinin mümkün olmadığı, harfin yazım şekli veya ek unsurlarının göz önünde bulundurulacağı, ... işaretlerinin ve kelime unsurlarının farklılıkları dolayısıyla markalar arasında benzerlik olmadığı, davalının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, davacı markasının itibarına zarar vermesi ya da davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının da gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineyi irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.