Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1233 E. 2026/1562 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1233
- Karar No
- 2026/1562
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1233 KARAR NO : 2026/1562
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.07.2026 NUMARASI : 2026/486 Esas - 2026/762 Karar DAVANIN KONUSU : Tespit KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08.10.2026
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2026 tarih 2026/486 Esas 2026/762 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Şirketi bünyesinde çalıştığını, 19.07.2016 tarihinde iş sözleşmesinin sonlandırıldığını ve Divriği Asliye Hukuk Mahkemesinin iş mahkemesi sıfatıyla gördüğü 2016/291 E., 2019/32 K. sayılı davada işçilik alacaklarına hükmedildiğini, şirketle ilişiğinin kesilmesine rağmen Sivas Şubesinin münferiden temsile yetkili şube müdürü olarak sicilde görünmeye devam ettiğini, Aydın 1. Noterliğinin 04.08.2025 tarihli ve 15052 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle kayıtların düzeltilmesini istediği halde sonuç alamadığını, Sivas Ticaret Sicili Müdürlüğüne başvurusunun da kayıtların düzeltilmesi yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, şirketin fiilen faaliyetinin sona erdiğini ve organlarına ulaşılamadığını, sicil kaydının korunmasının müvekkilinin kişilik haklarını ihlal ederek ileride sorumluluklarla karşılaşmasına neden olabileceğini, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/275 D.İş E., 2025/279 D.İş K. sayılı dosyasında istemin usulüne uygun açılmış davada ileri sürülmesi gerektiğinden bahisle reddedildiğini ileri sürerek şube müdürlüğü kaydının terkin edilerek düzeltilmesine, kararın ilgili birimlere iletilmesine ve Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasına, aksi kanaatte olunması halinde şube müdürü olmadığına ilişkin kararın alınması ve tescili için gerekli işlemlerin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; şirket merkezinin müdürlüklerinin Merkez-171395 sicil numarasında kayıtlı olduğunu, davacının şirket merkezinde değil Sivas Şubesinde yetkili olduğunu, şubenin Sivas Ticaret Sicili Müdürlüğünün 17400 sicil numarasında kayıtlı bulunduğunu, şubeye ilişkin sicil kaydı müdürlüklerinde bulunmadığından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece dosya kapsamına göre, dava dışı şirketin Sivas Şubesinin Sivas Ticaret Sicili Müdürlüğünde kayıtlı olması nedeniyle HMK'nın 14. maddesi uyarınca Divriği Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle 12.11.2025 tarihli, 2025/1076 E., 2025/1010 K. sayılı kararla davanın usulden reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 22.04.2026 tarihli, 2026/187 E., 2026/674 K. sayılı kararıyla; HMK'nın 14/2. maddesindeki kesin yetki kuralının ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı davalara ilişkin olduğu, davalı ...nün ortaklık sıfatını haiz bulunmadığı, HMK'nın 14/1. maddesinde şubenin bulunduğu yere ilişkin düzenlenen yetkinin de kesin yetki niteliğinde olmadığı, bu nedenle kesin yetki gerekçesiyle davanın reddinin yerinde bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRA VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iş sözleşmesinin 19.07.2016 tarihinde sona ermesine rağmen dava dışı şirketin Sivas Şubesinin münferiden temsile yetkili müdürü olarak sicilde görünmeye devam ettiği, şirketle ilişiğinin kesildiğini ve herhangi bir sıfatla yetkili gösterilmemesini isteyen ihtarnamenin şirkete 05.08.2025 tarihinde tebliğ edildiği, görevin sona ermesinin tescil ve ilan edilmesi gerektiği, şirket tarafından bu işlemlerin yapılmadığı, davacının sicilde yetkili görünmesinden kaynaklanabilecek sorunlar nedeniyle isteminde hukuki yararı bulunduğu ve ihtarnamenin tebliğ tarihinin görevin sona erdiği tarih olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının Sivas Şubesi müdürlüğü görevinin 05.08.2025 tarihinden itibaren son bulduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde İzmir ve Sivas Ticaret Sicili Müdürlükleri tarafından tescil ve ilanına, davalı müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermeyen yasal hasım olduğu kabul edilerek aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müdürlüklerine tebliğ edilmediğini, önceki gerekçeli karar ile Dairemizin kaldırma kararının tebliği üzerine 22.05.2026 tarihli dilekçeyle beyanda bulunduklarını, husumete ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, şirket merkezinin İzmir'de kayıtlı olmakla birlikte dava konusu şubenin ve davacının yetki kaydının Sivas Ticaret Sicili Müdürlüğünde bulunduğunu, müdürlüklerinin şube kaydına ilişkin tescil ve ilan yetkisinin olmadığını, davanın kendileri yönünden husumetten reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin ve İzmir Müdürlüğüne de tescil ve ilan yükümlülüğü yüklenmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve aleyhlerine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacının dava dışı şirketin şube müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti ile sicil kaydının düzeltilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 31. maddesi uyarınca tescil edilmiş hususlarda meydana gelen değişikliklerin de tescili gerekir. Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Sicil kaydının devam etmesi ile temsil yetkisinin dayandığı hukuki ilişkinin devam etmesi farklı hususlar olup, görevin sona erdiğinin sicile yansıtılmaması ilgilinin bu durumun tespitini istemekteki hukuki yararını ortadan kaldırmaz. Somut olayın incelenmesinde; davacının dava dışı şirketin Sivas Şubesini münferiden temsile yetkili olduğu, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da sicilde bu sıfatla görünmeye devam ettiği, Aydın 1. Noterliğinin 04.08.2025 tarihli ve 15052 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle şirketin herhangi bir şube veya biriminde müdür, yönetici ya da yetkili sıfatıyla gösterilmesine son verilmesini istediği ve ihtarnamenin şirkete 05.08.2025 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İhtarname içeriği itibariyle davacının temsil görevini sürdürmek istemediğine ilişkin iradesi açık olup, bu iradenin şirkete ulaşmasıyla sonuç doğurduğu, sona eren görevin sicil kayıtlarına yansıtılmamış olmasının davacının görevi sürdürmek zorunda olduğu anlamına gelmeyeceği dikkate alındığında, mahkemece görevin ihtarnamenin şirkete tebliğ edildiği tarih itibariyle sona erdiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalının husumete yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; eldeki davada şirketten bir alacağın tahsili veya şirket aleyhine bir edimin yerine getirilmesi değil, davacının devam etmediğini bildirdiği temsil görevinin sicilde halen mevcut görünmesinden kaynaklanan kaydın düzeltilmesi talep edilmekte olup, şirket merkezinin davalı müdürlük sicilinde kayıtlı olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 40/3. maddesi "Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerinticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur." hükmünü haiz olup, şirket merkezinin bulunduğu yer Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne karşı dava açılmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, istifa iradesinin şirkete ulaştığı noter ihtarnamesiyle, sicilde yetkili görünmeye devam edildiği ise ilgili sicil müdürlüğünün cevabıyla belirlenmiş olup, mahkemenin davalı müdürlüğü kayıtların düzeltilmesine ilişkin istem bakımından yasal hasım olarak kabul ettiği, istemin bu kapsamı gözetilerek davalı müdürlüğe şirketin yükümlülüklerinden kaynaklanan bir sorumluluk yüklenmediği, sona eren görevin tespitine ve sicile tesciline karar verildiği, istifanın tek taraflı bir irade açıklamasıyla sonuç doğurması nedeniyle davalı şirketin davada taraf olarak gösterilmemiş olması hatalı olmuş ise de, davalı şirketin tescilden kaçınmayı haklı kılabilecek bir neden ileri süremeyeceği, zira dosya kapsamına göre davacının şube müdürlüğü görevinden tek taraflı bir irade beyanıyla istifa ettiği ve irade açıklamasının karşı tarafın kabulüyle bağlı olmaksızın sonuç doğurduğu sabit olup usul ekonomisi gereğince davacının iradesi hilafına tescilden kaçınma halinin söz konusu olamayacağı anlaşılmakla bu husustaki eksiklik sonuca etkili görülmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Şubeye ilişkin tescil ve ilan işlemlerinin ...nce yapılamayacağına yönelik itiraz bakımından; hükümde ilgili kaydın bulunduğu Sivas Ticaret Sicili Müdürlüğü de açıkça gösterilmiş olup, tespit edilen sona erme olgusunun sicile yansıtılması ilgili müdürlüklerin kendi sicil kayıtları ve kanuni yetki alanları kapsamında yerine getirecekleri işlemlere ilişkin olduğu gibi, TTK 40/3.maddesi hükmü uyarınca merkezin bağlı bulunduğu sicildeki kayıtların, şubenin bulunduğu sicile de tescil edileceği, şube kaydının Sivas'ta bulunmasının, merkez kaydının İzmir'de bulunduğu şirkete bağlı şube müdürlüğünün sona erdiğinin tespitini ve kararın ilgili müdürlüklere iletilmesini engellemeyeceği, hüküm, İzmir Müdürlüğünde bulunmayan bir şube kaydının oluşturulmasını veya Sivas sicilinin İzmir Müdürlüğünce değiştirilmesini gerektirir biçimde değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinin tebliğ edilmediğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; davalı müdürlüğün Dairemizin kaldırma kararı sonrasında 22.05.2026 tarihli dilekçeyle davaya ilişkin açıklamalarını ve husumet itirazını sunduğu, mahkemece sicil kayıtları temin edilerek davanın konusu, şirket merkezi ve şube kayıtları değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulduğu, davalı tarafından ileri sürülen ve uyuşmazlığın sonucuna etkili olabilecek somut savunmanın açıklanmasının veya bir delilin sunulmasının engellendiğini gösterilmediği, husumet itirazının ise müdürlüğün yasal hasım kabul edilmesiyle karşılandığı gözetildiğinde, mevcut dosya kapsamı itibariyle bu itiraz kararın kaldırılmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Davalı müdürlüğün aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik istemi bakımından ise, ilk derece mahkemesince davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği kabul edilerek giderlerin davacı üzerinde bırakıldığı ve davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmekle, bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08.10.2026