Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3 E. 2026/47 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/3
- Karar No
- 2026/47
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/3 - 2026/47 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/3 KARAR NO : 2026/47 (DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR) T Ü R K M İ L L E T İ A D I NA K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2024 NUMARASI : 2023/290 E. - 2024/152 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2024 tarih ve 2023/290 E. - 2024/152 K. sayılı kararına karşı davalı ... tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, işin gereği görüşülüp, düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2021/145481 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket adına tescilli çok sayıda markayı mesnet göstererek itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından itirazlarının reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkili adına tescilli “...” ve “...” ibareli markalar başta olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile oluşturulmuş marka ailesi ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili şirketin 1998 yılında online alışveriş sektörüne girdiğini ve sektörde lider konumuna ulaştığını, müvekkilinin sahibi olduğu www.... alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirdiğini, sektöre ilişkin çok sayıda ödülün sahibi olduğunu, davalı şirket markasının müvekkili şirkete ait “...” ibaresini aynı şekilde kullanarak oluşturulduğunu, dava konusu markayı gören tüketicilerin müvekkili markası ile arasında bağlantı olduğu, müvekkiline ait seri marka olduğu zannına kapılacaklarını, müvekkili şirketin “sözcük+...” kalıbı ile seri markalar oluşturduğunu ve bu kalıbın müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarıyla birebir aynı sınıfları içerdiğini, davalı şirketin markasını müvekkili markalarının kapsamında bulunan ürün/hizmetler ile aynı olan 35. sınıf hizmetler için tescil ettirmek istediğini, davalı şirket markasının müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu sınıflarda kullanılması halinde markaların tüketici nezdinde iltibas yaratacağını, müvekkili şirkete ait “...” ibareli markanın SMK'nin 6/5. Maddesi kapsamında tanınmış marka olduğunu, “...” markasının T/02598 sayı ile ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, müvekkili şirketin yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde tüketici nezdinde markaları ile özdeşleştiğini, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine yol açılacağını, marka başvurusunun iyi niyetli olmadığını, müvekkili markaları ile ilişkilendirilmek ve itibarından yararlanmak amacıyla yapıldığını, davalı şirket marka başvurusunun haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili markalarının zayıf marka olarak nitelendirilemeyeceğini, “...” ibaresinin herhangi bir ürün ya da hizmetin adı olmadığını, işaret zamiri olmasının herhangi bir emtiaya işaret etmediğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu iddiasının açıklanmaya muhtaç olduğunu ileri sürerek ... YİDK’nin 2023-M-5010 sayılı kararının iptaline ve 2021/145481 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru markası ile mesnet gösterilen davacı markaları arasında tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmayacağını, davalı şirketin marka başvurusunun kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu, kullanılan harflerin, renklerin, şekil ibaresinin ve yazı stilinin farklı olduğunu, markanın beyaz zemin üzerine kırmızı renk ile baş harfleri büyük yazılan “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu, başlangıç kısmında ayırt edici şekil ibaresinin bulunduğunu, davacının itiraza mesnet markalarının kelime unsurunun farklı olduğunu, kullandığı renk ve yazı stilinin farklı olduğunu, ayırt edici şekil ibaresinin bulunduğunu, markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir unsur olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasını ispata yeterli ve geçerli delil sunulmadığını, davacının kötü niyet iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket, yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığından yargılamaya yokluğunda yürütülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerle davacı adına tescilli markalarında yer alan hizmetlerin aynı tür ve benzer olduğu, taraf markalarının benzer olduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu, davacı markanın tanınmışlığı gerekçesiyle haksız yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi ve/ veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi riski barındırdığı gerekçesiyle 2023-M- 5010 sayılı YİDK kararının iptali ile çekişmeye konu 2021/145481 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının dışında davayı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, cevap dilekçesi içeriğini yineleyerek ilk derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali, hükümsüzlük ve sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ... Şirketinin 15/10/2021 tarihinde 2021/145481 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacı Şirket tarafından "..." ibareli markalara dayalı karıştırılma tehlikesi ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, taraf marka işaretleri benzer görülmediğinden nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerleme Kurulunun 25/04/2023 tarih 2023-M-5010 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın 25/04/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davanın iki aylık süre içinde 16/06/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesinin davanın kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nin 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, 6/5 maddesindeki koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru markası "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliği düşüktür. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerin ortaklığı ise tek başına iltibasa sebebiyet vermez. Davacının itirazına mesnet markalarının ise "..." ve "..." ibareleri etrafında oluşturulmuştur. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nin 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.-2025/1775 K. sayılı kararında "..." ibaresi ve 5/5/2025 tarihli 2024/5000Esas, 2025/3068 Karar sayılı ilamında " ..." ibaresi davacının mesnet markalarıyla benzer görülmemiştir. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır. Bu itibarla taraf markaları arasında SMK'nin 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinde YİDK iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nin 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/03/2024 gün ve 2023/290 E. - 2024/152 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 7-Davalı şirket tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı Türk Patent ve Marka Kurum tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalı kuruma iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 01/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.