Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/5 E. 2026/48 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/5
Karar No
2026/48
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/5 - 2026/48 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/5 KARAR NO : 2026/48 ( İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ )

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2023 NUMARASI : 2023/58 E. - 2023/544 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1 - VEKİLLERİ : DAVALI : 2 - VEKİLİ :Av. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali,Marka Hükümsüzlüğü, Sicilden Terkini

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/12/2023 tarih ve 2023/58 E. - 2023/544 K. sayılı karara karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla, dosya içeriği incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,... markasının ... ve ... ibarelerinden oluştuğunu, müvekkili şirketin ... markasındaki ibarelerin yer değiştirmiş hali olduğunu, markaların birebir aynı sözcüklerden oluştuğu, davaya konu markaların, gerek görsel ve işitsel, gerekse kavramsal olarak benzer olduğu, markaların birebir aynı kelimelerden oluştuğu, günlük hayatta ürün ve markalarını aynı anda karşılaştırma imkânına sahip olmayan ortalama tüketicinin, dava konusu markayı müvekkili markasından ayırt edemeyeceği, markaların ayniyet derecesinde benzerliğinin yanısıra firmaların aynı piyasada faaliyet gösterdiğini, aynı tüketici grubuna hitap ettiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markası kapsamında yer alan ürünlerin mal ve hizmete ilişkin 03, 08 ve 35. sınıfı içerdiğini, bu hizmetlerin de müvekkil markasının kapsadığı ürünler ile ilintili olduğu, gerek 6769 sayılı SMK, gerekse taraf olunan uluslararası antlaşmalarda tanınmış markalara farklı mal ve hizmetler yönünden dahi koruma sağlanırken aynı mal ve hizmetler bakımından koruma sağlanmamasının isabetli olmadığı, “... ...” markası ile ayniyet derecesinde benzer “...” markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği “... ...” markasının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağı, başvuru sahibi tarafından başka bir ifade kullanma olanağı mevcutken müvekkili şirketin markaları ile ayniyet derecesinde benzer olan ... ibaresinin tercih edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayniyet derecesinde benzer olan markaların farklı firmalar tarafından tescil ettirilmesinin ve kullanılmasının karışıklığa yol açacağını, tüketicinin ... markasını gördüğü zaman müvekkili ile bağlantı kurarak müvekkiline ait bir marka zannedeceğini, müvekkili şirketin, ... ibareli markaları ve bu marka altında ürettiği emtiaların, üretim, tanıtım ve pazarlanmasına yönelik sarf ettiği yoğun emek ve masraflar sonucunda kazandığı itibar ve tanınmışlığın, başka firma/kişiler tarafından haksız surette kullanılması ve kazandığı müşteri çevresinden haksız surette yararlanılmasının engellenebilmesi için Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ilgili kısmi red kararının iptali ve marka başvurusunun söz konusu sınıflar bakımından işlemden kaldırılması, tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkininin gerektiğini ileri sürerek ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 07.12.2022 tarih ve 2022-M-16994 sayılı kararının iptaline ve 2021/179765 sayılı ... ibareli marka başvurusunun tescilli olduğu mal/hizmetler için tescile uygun olmadığının tespiti ve işlemden kaldırılmasına veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'in müşteri memnuniyetini ve kaliteli ürün üretmeyi kendisine prensip edindiğini, harcadığı emek ve koyduğu sermaye ile her geçen gün daha da ileri aşamalar katettiğini, salt ürettiği ürünler açısından değil kurumsal kimliğini tamamlayan markalarına yaptığı yatırımlar ile de ön plana çıktığını, müvekkilinin sadece ürünlerinin kalitesi ile değil, söz konusu ürünlerinde kullandığı markalarını TPMK nezdinde tescil ettirerek de sektöründe ayrı bir yer edindiğini, yaptığı yatırımlar, koyduğu emek ve harcadığı sermaye ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, davacı şirket markaları ile müvekkili markası arasında bütüncül yaklaşım itibariyle inceleme yapıldığında her iki markanın görsel ve işitsel olarak benzer olmadığını, davacı markasının markayı tamamlayan renk ve şekil unsurlarının birleşiminden oluştuğunu, davaya mesnet olarak gösterilen markalar ile müvekkili şirket markası benzememekle birlikte gerek kullanılan renkler gerekse de şekil unsurları müvekkili markalarından tamamen farklı olduğu, “Kelime ve Şekil” unsurlarını birlikte ihtiva eden marka başvurularında “Şekil ve Kelime” unsurlarının sıra dışı olarak ve başvuruya konu marka örneğini ayırt edici kılacak şekilde birleştirilmesi halinde başvurunun ayırt edici nitelik kazandığını, münhasıran ayırt edici niteliği haiz şekli bir unsurun, marka örneğinde ön planda ve baskın unsur durumunda kullanılması halinde markanın bütün olarak ayırt edici nitelik kazanabileceğini, markalarının aynı olduğunu söyleyebilmek için bu markaların birbirleri ile özdeş, farksız, tıpa tıp taklit, aynen veya bire bir kopya olmalarının gerektiğini, gerek yazılış ve gerekse tasarlanış biçimi, markada kullanılan renkler ve şekil unsuru ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde karşı tarafın markası arasında herhangi bir ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, markalı ürünleri satın alan veya hizmetten yararlanan orta düzeydeki tüketicilerden kısa bir süre içinde yukarıda sayılan ayırma işlemini yaparak ... markaları ile müvekkili şirkete ait “...” ibaresi arasında çabucak ve doğrudan bir benzerlik/iltibas kurmasının beklenmesinin düşünülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların 3.,8., ve 35. Sınıftaki mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek tüm mal ve hizmetler bakımından YİDK kararının iptali gerektiğini, yargılama sırasında başvuru markasının tescil edildiğinin saptanması halinde de markanın hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyanlarını yineleyerek davaya konu başvuru markası ile itiraza mesnet markaların mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, markaların benzerlik taşımadığını, ilişkilendirme ve karıştırılmadan söz edilemeyeceğini belirterek davanın tüm talepler bakımından reddi gerektiğini savunmuştur. Diğer davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yargılama sırasındaki cevap dilekçesi içeriğini ve beyanlarını tekrar ederek davanın tüm mal ve hizmetler bakımından reddi gerektiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :

Dava, YİDK Kararının iptali, marka hükümsüzlüğü, sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre 2021/179765 sayılı "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında, 6769 sayılı SMK'nin 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında uyuşmazlık konusu 3.sınıf ikinci alt grup, 8.sınıf üçüncü alt grup ve 35.sınıf beşinci alt grup mal ve hizmetler bakımından emtia benzerliği şartı gerçekleştiği gibi davacının itiraza mesnet markasının asli unsurunu oluşturan "..." ve "..." ibarelerinin dava konusu başvuru markasında sıralaması değiştirilmek suretiyle asli unsur olarak yer aldığı, bu ibarenin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik oluşturduğu, markada yer alan diğer unsurların markaları birbirinden yeterli derecede uzaklaştırmak için yeterli olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmakla birlikte yargılama sırasında uzman bilirkişilerden alınan hükme esas almaya elverişli ve denetime açık bilirkişi raporunun da bu değerlendirmeyi teyit ettiği, diğer taraftan itiraza mesnet markanın tanınmışlığına ilişkin yeterli delil sunulmadığı, SMK'nin 6/5.madde koşullarının sağlandığını kanıtlar nitelikte delil sunulmadığı anlaşılmakla Mahkemece YİDK kararının kısmen iptaline yönelik karara karşı taraf vekillerinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 01/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/5, K. 2026/48, T. 01.11.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-5-e-2026-48-k-ff54d3a10e0a