İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/463 E. 2026/802 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/463
- Karar No
- 2026/802
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/463 KARAR NO : 2026/802
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/11/2018 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/06/2018 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile ... Caddesi'ni takiben ... Alanı istikametinden gelip ... Komuta Merkez, istikametine seyri sırasında No:... önüne geldiğinde motosikletinin sağ ön kısımlarıyla park halinde bulunan ... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması neticesi yaralanmalı ve maddi hasarlı trafık kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, davanın safahatında rapor alındığında davacı müvekkilin maluliyet oranı (geçici ve kalıcı iş göremezlik) açığa kavuşacağını, kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağına göre ...plakalı araç sürücüsü ... kusurlu bulunduğunu, 14/04/2016 tarihinde kabul edilen 6704 sayılı yasanın Madde 5- 2918 sayılı Kanunun 97' inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirildiğini, zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceğini, davalı ... Hesabı'na ... tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, yapılan başvuruya istinaden bir kısım ödeme yapıldığını, fakat yapılan ödeme müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını, fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yasaca yapılacak tüm indirimlerden sonra açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. S A V U N M A / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 26.04.2016 tarihinde Karayolları Trafik Kanunu'nda değişiklik yapıldığını ve müvekkili kuruma dava açılmadan önce gerekli belgelerle başvuru yapılması şartı getirilmiş olduğunu, davacının dava tarihinden önce başvuru yapmış olup müvekkili kurum tarafından ödeme yapılmış ve müvekkili kurumun davacı tarafından ibra edilmiş olduğunu, bu sebeple ek tazminat başvurusunun müvekkili kuruma başvuru yapılmadığından, ek tazminat talebi için başvuru şartı yerine getirilmeden ikame edilen işbu davanın usulden reddini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ... genel şartlarında belirtilen gerekli belgelerle müracaat şartı yerine getirilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulmamalarına karar verilmesini, bu bakımdan, öncelikle, delillerin taraflarına tebliğine karar verilmesini, ... Hesabı Yönetmeliğinin 15. Maddesi uyarınca davacıya yapılan ödeme ile hesap borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacı tarafından imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu ve borcu ortadan kaldırdığını, davacının dava konusu kazadan kaynaklanan zararlarının, kamu kurumu niteliğinde olan müvekkili kurumca işin uzmanı olan sorumlu aktüer bilirkişilere usul ve yasalara uygun olarak tespit ettirildiğini, davacıya yapılan 02.11.2018 tarihli 65.466,00 TL tazminat ödemesi kapsamında davacı tarafından imzalanan ibraname ile Kurumun sorumluluğu ortadan kalkmış olduğunu, somut olayda, genel hükümlere göre, ibranamenin borcu ortadan kaldıran niteliğinin bulunmadığını, bir başka anlatımla ibranamenin geçersiz olduğunu gösterecek herhangi bir delil bulunmamakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurum zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve...plakalı aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde, kazaya başka bir aracın veya yol durumunun da etkili olup olmadığının incelenmesi için kusur incelemesi yapılmasını, Maluliyet oranının kaza sonucu oluşan arazların kaza ile illiyetleri de tespit edilmek suretiyle belirlenmesi gerekmekte olduğunu, ... (Trafik) Sigortası Genel Şartları a.5 o bendi “sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınır” şeklinde düzenlenmiş olduğunu, bu nedenle, Adli Tıp Kanunu'na göre, vücut fonksiyon kaybı ve meslekte kazanma gücü kaybı konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli olan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden ya da adli tıp bölümü bulunan bir üniversite hastanesinden alınacak raporla işgöremezlik oranının özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının maddi zararının ancak aktüeryal inceleme sonucu tespit edilebilir olduğunu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlara göre TRH 2010 tablosu baz alınarak ve 1.8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, genel şartlar 26.04.2016 tarihli KTK değişikliği gereği kanun hükmünde olduğunu, geçici iş göremezlik döneminin tazminat hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının SGK'dan geçici iş görmezlik ödeneği alıp almadığının da tespitini talep ettiklerini, zira SGK'nın ödediği bu ödenekleri kuruma rücu etmekte ve kurumun mükerrer ödeme yapmak durumunda kalmakta olduğunu, gelir bakımından ise resmi gelirin esas alınması gerektiğini, alacağa yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Dava; kaza tarihi itibariyle ... sigortası bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazası sonucunda meydana gelen yaralanmaya bağlı olarak eksik ödendiği iddia olunan maddi tazminatın (geçici ve sürekli iş göremezlik), davalı ... Hesabı'ndan tazmini isteğine ilişkindir. Mahkememizce ... esas ve ... karar sayılı 23/05/2022 tarihli kararı ile, "... Hesabı’na, ... Sigortasından yararlanma olanağının ortadan kalkmış olması durumunda, 5684 Sayılı Yasa'nın 14/2. maddesi gereğince kazaya neden olan motorlu aracın kimliği belirsiz ise, kaza sırasında geçerli poliçesi yoksa veya eksikse, poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi iflas etmişse veya ruhsatı iptal edilmişse, çalınan veya gasp edilen araçlardan dolayı işleten sorumlu tutulamıyorsa başvurulabilecektir (Yargıtay 17.H.D. 09/03/2021 Tarih ve ... Esas... Karar sayılı kararı). Yine ... Hesabı'nın, ... Hesabı Yönetmeliğinin 9. maddesine göre, trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu zararları teminat altına aldığı aşikar olup, somut olayda kazaya zarara sebep olan ... plakalı motorsikletin kaza tarihi itibariyle ... sigortasının bulunmadığı ve davalı ... hesabının da somut olayda davalı taraf sıfatının bulunduğu anlaşılmış olup, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine alınmış, ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmış ve ayrıca taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla ATK'dan maluliyet raporu ile bilirkişi heyetinden Aktüer ve Kusur raporları alınmıştır. Davacı yanın toplanan tüm tıbbi belgeleri ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan muayene olunarak aldırılan raporunda; "... ve ... oğlu, 01/01/2002 doğumlu,...’in 09/06/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının,... tarih ve ... sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında; Ürogenital Sistem, Nefrektomi, Diğer böbrek fonksiyonları tamamen normal %10 olduğuna göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %10 (yüzde on) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği" şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacının, kusur durumları ile ATK raporunda tespit olunan maluliyet durumuna göre talep edebileceği tazminat olup olmadığı ve miktarının saptanması açısından, kusur uzmanı ... ve hesap uzmanı ... marifetiyle dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmış olup; Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 11/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle de; "... plaka sayılı motosiklet sürücüsü...'nin meydana gelen kazanın oluşumunda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, aracı park halinde bulunan ...plaka sayılı araç maliki...'un meydana gelen kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı, yaralamalı, maddi hasarlı trafik kazasında ...'in yaralandığı, yaralanarak beden gücü kaybına uğrayan davacının; gelir kaybından dolayı Geçici tam iş göremezlik maddi tazminatının 4.352,73 TL olduğu, sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının %10 oranında Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranına ve davalı sürücünün %100 kusur oranına göre davacının sürekli kısmi iş göremezlik zararının 189.686,39 TL olduğu, toplamda (4.352,73+189.686,39)=194.039,12 TL olarak hesaplandığı, ... Hesabı tarafından 02.11.2018 tarihinde yapılan ödemenin 10.11.2021 rapor tarihi itibarıyla güncel değeri olan 83.534,62 TL düşüldükten sonra kalan tutarın (194.039,12-83.534,62)=110.504,50 TL olarak hesaplandığı, ... plakalı aracın 09.06.2018 kaza tarihinde sigortasız olduğu, 09.06.2018 kaza tarihinde ... Sigortası poliçesinin sakatlık ve ölüm teminatının limiti kişi başına 360.000,00 TL olduğu, davalı sigortacı ... poliçesi düzenlenmemiş olmakla, araç işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu, bu nedenle hesaplanan tazminat tutarı sigorta limitini aşmadığından, ... Hesabından talep edilebileceği sonucuna ulaşıldığı, dava tarihinin 27.11.2018 olduğu ve bu tarih itibarıyla KTK 97. Md.'sinin yürürlükte olduğu, ancak davalı tarafından yapılan müracaat sonucu davacıya, ... Hesabının 24.05.2019 tarih 21039 sayılı yazılarında, 02.11.2018 tarihinde 65.466,00 TL ödeme yapıldığı belirtildiğinden ... hesabının 02.11.2018 ödeme tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün söylenebileceği, bu konuda hukuki yorum gerektiğinden sigorta şirketinin temerrüdü hususunda takdirin Yüce Mahkemeye ait olduğu, tarafların faiz, masraf, vekâlet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Muhterem Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı" şeklinde tespitler yapılmıştır. Davacı yanın bilirkişi raporu doğrultusunda dava talebini artırarak, sürekli iş göremezlik tazminatını 106.151,77 TL'ye ve geçici iş göremezlik tazminatını da 4.352,73 TL'ye çıkartmış olduğu, buna ilişkin harcını da tamamladığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının yargılama sırasında reşit olduğu anlaşıldığından, davacı vekili tarafından davacı asil adına düzenlenmiş vekaletnamenin sunulduğu anlaşılmıştır. Tüm bu bağlamda, taraf ve iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde de; Mahkememizde açılan davanın, kaza tarihi itibariyle ... sigortası bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazası sonucunda meydana gelen yaralanmaya bağlı olarak eksik ödendiği iddia olunan maddi tazminatın (geçici ve sürekli iş göremezlik), davalı ... Hesabı'ndan tazmini isteğine ilişkin olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesinde, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türlerinin; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlendiği, bu bağlamda, taraf iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerin toplandığı, kusur ve maluliyet durumu birlikte değerlendirilmek suretiyle alınan aktüer raporu ile de davacının zararının hesaplandığı, ayrıca hükme esas alınan, ATK maluliyet ile Kusur ve Aktüerya raporlarının, hukuki yorum ve nitelendirmeleri mahkememize ait olmak üzere ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya da elverişli olduğu ve hukuki nitelendirmeleri mahkememize ait olmak üzere hükme esas alınmalarına karar verildiği, davalı tarafça her ne kadar, tazminat hesabında iskonto oranının (teknik faiz) %1,8 olarak dikkate alınması gerektiği iddia edilmiş ise de, gerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve gerek se Yargıtay'ın son içtihatları kapsamında; davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapılması gerektiği içtihat edildiğinden, davalı yanın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği, davacı yanca da her ne kadar, geçici iş göremezlik zararı da talep edilmiş ise de; davacının kaza ve dava tarihinde 16 yaşında olduğu, 18 yaşından küçük olan ve aktif çalışması bulunmayan davacı çocuk yararına geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceği ve ayrıca davacının kaza tarihi itibariyle kazanç getiren herhangi bir işte çalıştığı yönünde de davacı tarafın herhangi bir beyan ve iddiasının da bulunmadığı ve bu yönden de mahrum kalınan bir kazançtan da bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, davacının geçici iş göremezlik zararı talep edemeyeceği ve yine davacı yanca her ne kadar talep arttırım dilekçesi ile kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi talep edilmiş ise de; dava dilekçesinde yasal faiz olarak belirtilen faiz türünün talep artırım dilekçesi ile değiştirilemeyeceği, mahkememizin kanaati bu olmakla birlikte, talep arttırım dilekçesi ile faiz türünün değiştirilmesi talep edilse dahi, somut olayda davacı yanın yaralanmasına sebebiyet veren ve trafik sigortası bulunmayan 79 EF 200 plakalı aracın motorsiklet yani hususi araç olduğu ve davacının ancak yasal faiz isteyebileceği anlaşıldığından davacı yanın bu yöndeki talebine de itibar edilmediği ve sonuç olarak da; davalı ... Hesabı'nın az yukarıda izah edildiği üzere meydana gelen kazadan dolayı talep olunun maddi tazminatlardan sürekli iş göremezlik zararından sorumlu olduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davacının tazminat davasının talep arttırım dilekçesi de göz önünde bulundurularak kısmen kabulüne karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-106.151,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 02/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından hükme karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin ... esas ve ... karar sayılı 29/05/2025 tarihli kararı ile, "Davacının ödeme yapılmasını sağlamak için davalıya başvuru yaptığı ve davalının 02/11/2018 tarihinde kısmi ödeme yaptığı; ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile davanın açıldığı görülmektedir. Mahkemece davalının yetersiz olan kısmi ödemeyi yaptığı 02/11/2018 tarihinde tüm zarar için mütemerrit olduğu dikkate alınarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Eksik ödeme talebi için yeniden başvuru yapılması gerekmediğinden KTK'nın 97. maddesinde ki başvuru koşulunun yerine getirilmediğine, temerrüte düşülmediğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının koruyucu ekipman takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... E. - ... K.,... E. - ... K., ... E. - ... K.,... E. ... K. sayılı kararları). 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Zarar sorumlusu davalı tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için, davalının ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan miktar ile fiilen ödenen miktar arasında fahiş fark olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Yapılan ödemenin yetersiz olduğu saptandığı takdirde, hesaplamanın yapıldığı tarihteki verilere göre tazminat hesabı yapılıp zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri hesaplanan güncel tazminattan düşülerek sonuç tazminat belirlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta davalı ... Hesabı tarafından davacıya dava tarihinden önce 02/11/2018 tarihinde 65.466,00 TL tazminat ödemesi yapılmış ve 26/10/2018 tarihli ibraname düzenlenmiştir. Davacı tarafından ödeme tarihinden sonra 27/11/2018 tarihinde eldeki dava KTK'nın 111. maddedeki 2 yıllık süresi içerisinde açılmıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda ödeme tarihi itibariyle ödemenin yeterli olup olmadığının belirlenmesi için bir hesaplama yapılmamış; sadece, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanan bedelden, davalı ödemelerinin güncel değerlerinin düşülmesiyle yetinilmiştir. Rapor bu yönden hükme esas almaya elverişli olmadığından, bu rapora göre karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; davanın, KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre de açıldığı anlaşıldığından Mahkemece; usuli kazanılmış haklarda gözetilerek ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi; ödeme yetersiz ise davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar vermek olmalıdır. Kabule göre de davanın kabul ve red oranına göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE," karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir. Mahkememiz İstinaf Mahkemesi kararı ile bağlı olduğundan İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aktüer Bilirkişi ...'tan alınan 03/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı vekili ... tarafından yapılan yazılı başvuru sonrasında, davalı ... Hesabı tarafından tanzim edilen 26/10/2018 tarihli ibraname uyarınca 02/11/2018 tarihinde davacı vekilinin hesabına 65.466,00 TL sürekli maluliyet tazminatı ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, akabinde davacı tarafça işbu ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek 27/11/2018 tarihinde dava yoluna başvurulduğunu ve davanın mahkemenin ...Esas sırasına kaydedildiğini, uyuşmazlığa ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararında davanın KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde açıldığının anlaşıldığını, bu durumda usuli kazanılmış haklar da gözetilerek ödeme tarihi itibarıyla yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, ödemenin yetersiz kalması halinde ise davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş bu miktarın tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, verilen bu görev ve talimat çerçevesinde 02/11/2018 ödeme tarihi itibarıyla, davacının 09/06/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonrası yapılan değerlendirmede; 3 ay süre ile geçici iş göremezlik zararı yönünden, davacının kaza tarihinde henüz 16 yaşında olması ve herhangi bir gelirinin bulunmaması sebebiyle kazanç kaybından söz edilemeyeceğini, %10 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının ise 63.483,12 TL olarak hesaplandığını, bu doğrultuda davacıya yapılan 65.466,00 TL'lik ödeme ile sürekli maluliyet zararının fazlasıyla karşılandığını, bir başka deyişle davacının bakiye sürekli maluliyet zararının bulunmadığını, nihai hukuki takdirin Mahkemeye ait olduğunu belirterek; sonuç olarak, davacının talep ve iddialarını haklı kılacak bir tespite ulaşılamadığını, davalı kurum tarafından yapılan ödemenin davacının uğradığı zararı karşılamada yeterli olduğunu ve ibra nedeniyle davanın reddi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatleri bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, istinaf mahkemesi kararına uygun olduğu anlaşılmakla, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere dosya kapsamında karar vermeye uygun olduğu değerlendirilmiş, davacı vekilinin rapora karşı itirazlarına ve yeniden rapor alınması talebine itibar edilmemiştir. Mahkememizce, usuli kazanılmış haklara riayet edilerek, istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle yapılan değerlendirmede; Somut uyuşmazlıkta, davalı ... Hesabı tarafından davacıya dava tarihinden önce 02/11/2018 tarihinde 65.466,00 TL tazminat ödemesi yapılmış ve 26/10/2018 tarihli ibraname düzenlenmiştir. Davacı tarafından ödeme tarihinden sonra 27/11/2018 tarihinde eldeki dava KTK'nın 111. maddedeki 2 yıllık süresi içerisinde açılmıştır. Mahkememizce istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda usuli kazanılmış haklarda gözetilerek, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı aktüer Bilirkişi ...'tan alınan 03/06/2026 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme tarihi itibarı ile davacının talep edebileceği toplam sürekli iş göremezlik tazminatının 63.483,12 TL olduğu, davalı tarafça davadan önce yapılan 65.466,00 TL tazminat ödemesi dikkate alındığında, ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yeterli olduğu, davacının bakiye sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça davadan önce davacıya yapılan ödemenin yeterli olduğu anlaşılmakla, ibra nedeni ile davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenler ile, davacı tarafça açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin ve ıslah yoluyla yatırılan 412,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 319,10-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 66,00-TL posta ücreti ve 220,70- TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 286,70 TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 7-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/10/2026
Katip ¸
Hakim ¸