Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/51 E. 2026/64 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/51
- Karar No
- 2026/64
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/51 - 2026/64 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/51 KARAR NO : 2026/64
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2024 NUMARASI : 2023/244 E. - 2024/37 K. DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 1 - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/01/2024 tarih ve 2023/244 E. - 2024/37 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2021/050375 sayılı " ..." ibareli markanın 30 ve 35. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından 30. sınıftaki "şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler ve gofretler" emtiası bakımından kısmen reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ai "..." ibareli markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davalının başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-3343 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili cevap delikçesinde özetle; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, bir markanın diğerini çağrıştırmasının, tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli olmadığını, "... ..." ibareli müvekkilinin markasının, davacının "..." ibareli markalarından açıkça farklı olduğunu, davacı tarafından mesnet gösterilen markalara ilişkin kullanımın ispatı gerektiğini, İngilizce'de altın anlamına gelen "..." ibaresinin herkes tarafından hemen her sektörde kullanılan, ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının koşullarının gerçekleşmediğini ve kötü niyet iddiasının yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...-..." ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu ve aynı zamanda davacının kullanım ispatına konu olmayan 2016/06319 sayılı markanın kapsamında yer alıp da dava konusu markanın kapsamında da yer alan 30. sınıftaki "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, gofretler" malları ile 30. sınıftaki "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, gofretler" mallarının 35. sınıftaki satış hizmetleri yönünden emtia benzerliği bulunduğu, davacının 2012/64560, 2001/13266 ve 2013731415 sayılı markaları kullanım ispatına tabi olduğu ve hem kurum aşamasında hem de dava aşamasında kullanmama def'i ileri sürülmüş olup bu markaların kullanımı ispat edilmediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasa esas oluşturmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda belirtilen mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, taraf markaları arasında bu mallar/hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının gerçekleştiği, bunun dışında kalan mallar ve hizmetlerde ise iltibasın oluşmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile dava konusu Türk Patent'in 2023-M-3343 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2021/050375 sayılı markanın kapsamında yer alan 30/10 sınıftaki "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, gofretler" malları ile bu malların 35. sınıftaki satış hizmetleri" yönünden kısmen iptaline ve marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markasındaki "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunduğunu, mahkemece 30. sınıftaki "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, gofretler" malları ile bunların satışı yönünden iptal kararı verilmişse de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, 30. sınıftaki bu mallar ile davaya konu markadaki diğer emtialar arasında ilişki bulunduğunu, davaya konu markanın tüm sınıflar yönünden iptali gerektiğini, zira davaya konu markada bırakılan sınıflar ile müvekkil şirketin gerekçe markalarının kapsamında bulunan mallar arasında tamamlayıcı ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olduğunu, müvekkilinin 2001/13266 ve 2012/64560 sayılı markaları kapsamında bulunan 30. sınıftaki malların davaya konu markanın kapsamında bulunan 30. sınıf bütün mallarla benzer/ ilişkili olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda dahi tespit edildiğini, müvekkilinin markasındaki çatı marka "..." ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını, kötü niyetli olduğundan marka başvurusunun bütün sınıflarda reddi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının "..." ibaresini taşıyan itiraza dayanak markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvurudaki "..." ibaresi ile itiraza mesnet markalardaki "..." ibaresinin okunuş, anlam ve yazılış olarak ibareleri birbirinden uzaklaştırdığını, markalar arasında belirgin ve kolaylıkla algılanan görsel ve işitsel farklılıkların bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:1- Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dikdörtgen oldukça açık gri zemin üzerine büyük harf düz yazı ile yazılan "... ..." ibaresinden oluşan davaya konu marka ile itiraza dayanak ve kullanım ispatına tabi olmayan 2016/06319 sayılı düz yazı ile "..." ibaresinden oluşan davacı markası arasında "..." ibaresinin her iki markada asli unsur vasfında bulunması nedeniyle 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira itiraza mesnet markanın asli unsurunun oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, davalı... vekili tarafından "..." ibaresinin, gıda ürünlerinde yaygın kullanılan eklerden biri olduğu, bu ibarenin ortaklığının taraf markaları arasında benzerliğe yol açmadığı ileri sürülmüş ise de anılan ibarenin, gıda ürünleri yönünden vasıf bildirmediği gözetildiğinde zayıf olduğundan söz edilemeyeceği, nitekim "..." ibaresinin 29 ve 30. sınıf mallar yönünden zayıf marka olmadığı ve korunması gerektiğinin Yargıtay 11. HD.'nin 01.11.2017 gün ve 2016/3593 E.-2017/5985 K., 09.10.2019 gün ve 2018/4938 E.-2019/6370 K., 13.02.2018 gün ve 2016/7017 E.-2018/1040 K., 22.11.2017 gün ve 2016/4284 E.-2017/6429 K., 04.03.2019 gün ve 2017/5145 E.-2019/1772 K., 06.11.2019 gün ve 2018/2506 E.-2019/6871 K., 25.03.2019 gün ve 2018/276 E.-2019/2259 K., 10.02.2020 gün ve 2019/3021 E.-2020/1142 K. sayılı ilamları ile de tespit edildiği anlaşılmakla davalı... vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelince, işlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 27/3/2021 tarihinde 2021/050375 sayılı "... ... " ibareli markanın 30 ve 35. sınıfta tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, Markalar Dairesi Başkanlığının 27/3/2021 tarihli yayım kararı ile davaya konu markanın başka bir marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gerekçesi ile 35/1, 2, 3 ve 4 nolu alt gruplarındaki hizmetlerin markadan çıkarıldığı, davacının "..." ibareli 2001/13266, 2012/64560 ve 2016/06319 sayılı markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itiraza dayanak markaların kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, davacı tarafından 15/8/2016 tescil tarihli 2016/06319 sayılı markanın yeterli olduğu görüşü ile kullanım ispatı için herhangi bir delil sunmadığı, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kullanım ispatına tabi olmayan 2016/06319 sayılı marka üzerinden yapılan inceleme sonucunda markalar benzer görülmeyerek itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının da, YİDK'nin 27/3/2023 tarih, 2023-M-2746 sayılı kararıyla reddedildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 12/5/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet " ..." esas unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve 6/9 maddesi uyarınca başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Taraf markaları arasındaki işaret benzerliği yukarıda açıklanmakla, markaların kapsamında bulunan emtiaların karşılaştırılmasına gelince; davaya konu markada 30. sınıftaki mallar ile bu malların satışı hizmetleri yer almaktadır. Buna karşılık davacının itiraza dayanak markasının kapsamında yalnızca 30. sınıftaki "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler ve gofretler" bulunmaktadır. Dolayısı ile davaya konu markanın kapsamında bulunan "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler ve gofretler" davacının markasında aynen yer almaktadır. Bu husus esasen mahkemenin de kabulündedir. Ancak bilirkişi raporunda belirtiliği üzere, davacının "..." markasının çikolata ve fındık kreması ürünlerinde sınırlı bir bilinirliği sahiptir. Bu bilinirlik karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirecek bir sonuç meydana getirdiğinden, bu bilinirliğin de etkisi ile davacının markasındaki mallar ile birbirini tamamlayan, ham maddesi ortak olan, aynı üretim, dağıtım ve satış kanalları bulunan 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" ile bu malların satışı hizmetleri benzer/ilişkili olduğundan SMK /1 maddesi anlamında iltibas koşullarının bu mallar ve satış hizmetleri yönünde de gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Somut olayda, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzer bulunan emtia dışındaki mal ve hizmetler yönünden, davacı şirketin "..." ibareli markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların ortaya çıkacağının dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Son olarak, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı ileri sürülmüş ise de sırf benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, bunun dışında da davalının marka başvurusunu kötü niyetli yaptığına dair bir delil ve emarenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kötü niyete dayalı iddiası yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/01/2024 tarih ve 2023/244 E. - 2024/37 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın kısmen kabulü ile dava konusu Türk Patent'in 2023-M-3343 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2021/050375 başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 30. sınıftaki "Kahve, kakao, kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, gofretler" malları ile " bu malların 35. sınıfın 5 nolu alt grubunda yer alan satış hizmetleri" yönünden YİDK kararının KISMEN İPTALİNE, marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece Mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 444,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 421,50-TL tebligat gideri ve posta masrafından oluşan toplam 7.534,90-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 3.767,45-TL'ye 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 4.127,25-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 584,70-TL'nin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, bakiye kısmın davalı kurum üzerinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
12-Harçlar Kanunu uyarınca davalı kurumdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.