Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1319 E. 2026/1499 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1319
Karar No
2026/1499
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1319 - 2026/1499 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1319 KARAR NO : 2026/1499

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2025 NUMARASI : 2024/566 Esas - 2025/113 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 15/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02/11/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 16.04.2024 tarihinde sürücü ... ...’nin, yönetimindeki araçla seyir halinde olduğu sırada seyir yönüne göre yolun sağından soluna doğru geçmek isteyen davacılar yakını ... ...’a çarpmasıyla meydana gelen kazada yayanın vefat ettiğini belirterek, davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararına ilişkin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... ... için 100,00-TL, davacı ... ... için 100,00-TL, davacı ... ... için 100,00-TL ve davacı ... ... için 100,00-TL olmak üzere şimdilik toplamda 400,00-TL destekten yoksun kalma zararının davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacıların desteğinin kazanın gerçekleşmesinde %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazaya ilişkin görülen Ankara 51.ASCM’nin 2024/377 Esas sayılı dosyasında, kazaya karışan sürücü ... ...’nin tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, raporda müteveffanın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan ölüme bağlı maddi tazminat istemlidir. Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağı uyarınca, 16.04.2024 tarihinde sürücü ... ...'nin idaresindeki otomobili ile seyri sırasında seyrine göre sağından soluna karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ... ...'a çarpmasıyla meydana gelen kazada yaya ... ...'ın aracın kendisine çarptığı noktaya yaklaşık 76 metre mesafede ışıklı kavşak olduğu halde burayı kullanmayıp, dikkatsiz ve tedbirsiz hareket edip yaralanmasına sebep olması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nın 68/1-b kural ihlali bulunduğu, sürücü ... ...'nin ise bu kazanın oluşumunda kural ihlalinin görülmeyeceğinin belirlendiği, mahkemece Karayolları Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 03/01/2025 tarihli raporda, davacılar yakını müteveffa yaya ... ...’ın meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ... ...’nin kusuru olmadığının belirlendiği, Ankara 51 ASCM’nin 2024-377 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu’ndan alınan 04/11/2025 tarihli raporda, yaya müteveffa ...'nin gündüz vakti meskun mahal içi bölünmüş yolda karşıya geçmek istediğinde olay yeri yakınında bulunan ışıklı yaya geçidini kullanmaya özen göstermediği, taşıt yolu üzerindeki araç trafiğini yeterince kontrol etmesi ve solundan seyirle gelen otomobile ilk geçiş hakkını bırakarak kontrollü geçiş yapması gerekirken aksine hareketle can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette kontrolsüzce taşıt yoluna girip geçmek istemekle solundan seyirle gelen sürücü sanık ...'nın sevk ve idaresindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu, sürücü sanık ...'nın da sevk ve idaresindeki otomobille gündüz vakti meskun mahal içi ... Cadde üzerinden ... Cadde istikametine bölünmüş yolda seyrederken yola gereken dikkatini vermediği, eğimli ve viraj yol bölümünde görüşüne uygun hızla seyretmediği, olay mahalli Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde seyir istikametine göre sağından soluna karşıya geçmek için kontrolsüzce taşıt yoluna giren yaya müteveffa ...'ye önlemsizce çarpması neticesinde meydana olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile tali kusurlu olduğunun belirlenmesiyle sanığın üzerine atılı taksirle ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dosyanın istinaf aşamasında olduğu, mahkemece Karayolları Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 03/01/2025 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 74.maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. TBK’nın “D..Yargılama 1.Ceza Hukuk İle İlişkisinde” başlıklı 74.maddesinde; “Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimi bağlamaz” hükmü yer almaktadır. Mülga 818 sayılı BK'nın 53.maddesinde de aynı şekilde düzenlenmekte idi. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, ayırt etme gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hâllerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hâkimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (HGK’nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/11-115 E.,2004/108 K; 12.5.2004 tarihli ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 tarihli ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Hemen belirtilmelidir ki hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK’nın10.1.975 tarihli ve 1971/406 E., 1975/1 K. sayılı ilamı; HGK’nın 23.1.1985 tarihli ve 1983/10-372 E., 1985/21 K. sayılı ilamları). Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki, açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşuludur. Özellikle bir ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine, diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hâkiminin hukuk hâkiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır. Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi bir engel oluşturmaz (HGK’nın16.9.1981 tarihli 1979/1-131 E.,1981/587 K. sayılı ilamı, Çemberci, M.: Hukuk Davalarında Kesin Hüküm,1965, s.22 vd.). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın11.10.1989 tarihli ve 1989/11-373 E., 1989/472 K. sayılı ilamı).

Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hâkiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir. Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hâllerde, kesin delilin etkisi nedeniyle, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun hukuk mahkemesini bağlayacağı, buna karşılık, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hâllerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bir başka ifade ile hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir (Kuru:cilt:V, s:5154-5155). TBK’nın 74.maddesine göre; ceza mahkemesi tarafından belirlenen kusur oranı hukuk mahkemesi için bağlayıcı değildir. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz, davacılar yakınının tam kusurlu olduğu kabul ve gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de hükme esas alınan kusur raporu ile, Ankara 51. ASCM’nin 2024/377 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğu da nazara alınarak ceza dosyasındaki maddi olgular da değerlendirilmek suretiyle, İTÜ Trafik Kürsüsü heyetinden kusur durumunun belirlenmesi ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderir şekilde ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık rapor alınması ve tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2025 tarih, 2024/566 Esas - 2025/113 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kaldırma sebeplerine göre istinaf eden davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1319, K. 2026/1499, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1319-e-2026-1499-k-5c4796eaeddc