Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2779 E. 2026/2098 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2779
Karar No
2026/2098
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2779

KARAR NO:2026/2098

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan)Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:04/10/2023

NUMARASI:2022/539 Esas - 2023/893 Karar

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:14/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25.09.2020 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Sokak üzerinden gelerek ... Sokak kavşağına giriş yaptığı esnada aracının tampon kısmı ile kavşağa giriş yapan iki tekerlikli bisiklet sürücüsü ...'e çarpması ve çarpmanın etkisiyle bisikletin kaldırım üzerinde bulunan müvekkili ...'e çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin yaklaşık 10 gün hastanede kaldığını, davalı sigorta şirketince, 08.11.2021 tarihinde 13.203,00-TL ödeme yapılmış olsa da ilgili tutarın müvekkilinin zararlarını karşılamadığını, belirterek HMK 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri dahilinde olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücüsü ile araç sahibinden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 25.09.2020 tarihinde müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla seyir halindeyken ... Caddesi üzerinde bulunan kavşağa yaklaştığı sırada bisiklet sürücüsü ...'in dört yoldan ana yola hızlı bir şekilde çıktığını ve müvekkilinin aracının sağ ön tamponuna çarparak düştüğünü, bu çarpmanın etkisiyle bisiklet sürücüsünün de davalıya çarptığını, müvekkilinin hemen aracından indiğini ve ilgilendiğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, kaza tarihinin 2020 yılı olup teminat limiti kapsamında tazminat tutarının müvekkilinden değil sigorta şirketinden istenmesinin gerektiğini, kaza tespit tutanağındaki kusur oranları ile bağlı kalınmaksızın yeni bir kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, yaşanan olayın her ne kadar talihsiz bir olay olsa da bir trafik kazası olduğunu, yani nihayetinde bir kaza olduğunu, müvekkilinin bilerek ve isteyerek bu kazayı yapmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 22.10.2019-20 vade tarihli poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, davacı tarafa, 08.11.2021 tarihinde %25 kusur ve %7 maluliyet oranı dikkate alınarak yapılan hesaba göre 13.203,00 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle bakiye taleplerin reddi gerektiğini, davacının usule uygun olarak başvuru yapmadığı kabul edilerek temerrüt tarihinin dava tarihi olarak alınması gerektiğini, işbu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise başvurunun müvekkili şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "Maddi tazminata ilişkin davada; HMK'nın 307 ve devamı maddeleri gereğince maddi tazminat talebi için açılan davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kabulü ile; 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olaya ilişkin davacı tarafından maddi ve manevi tazminat istemli dava ikame edilmiş olup, işbu davanın maddi tazminata ilişkin kısmından feragat edildiğini, feragat edilen kısım yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ve bu husus 04.10.2023 tarihli duruşmada belirtilerek talep edilmesine rağmen davalılar lehine vekalet ücretine hükmolunmasına yer olmadığına şeklinde belirtilerek vekalet ücretine hükmedilmediğini, davacı maddi tazminat talebinden ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra, dosyaya ilişkin karar verilmeden önce feragat etmiş olup; bu durumda karar tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen manevi tazminat tutarının oldukça yüksek olduğunu, kusur bilirkişi raporuna yapılan itirazlarını dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, kusur raporunun hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından 25/09/2020 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresindeki bisiklet ile ... Sokağı takiben seyir halinde iken davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasında çarpmanın etkisi ile savrulan bisikletin kaldırım üzerinde bulunan davacı yaya ...'e çarpması ile çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Kaza tespit tutanağında ;sürücü ...'in KTK 52/1-A maddesini, davalı sürücü ...'ın KTK 57/1-A maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir. Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün % 75 , dava dışı bisiklet sürücüsünün %25 oranında kusurlu, davacı yayanın kusursuz olduğu,Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü % 90, dava dışı bisiklet sürücüsünün %10 oranında kusurlu, davacı yayanın kusursuz olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiri ile örtüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Somut uyuşmazlıkta yargılama devam ederken davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması nedeniyle davacı vekili maddi tazminat talebinden feragat etmiştir. Burada hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat etmiş esasen dava konusuz kalmıştır. Davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle feragat sebebiyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2017/3046 Esas - 2019/9892 Karar sayılı ilamı).Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.366,2‬0 TL harçtan peşin alınan 611,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 754,80 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2779, K. 2026/2098, T. 04.10.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2779-e-2026-2098-k-757c68d0b4a7