Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2092 E. 2026/5665 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2092
Karar No
2026/5665
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/10 E., 2024/45 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda Hazine ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 307 parsel sayılı 5.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 22... parsel numarasıyla 4.570,90 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 310 parsel sayılı 7.850 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 22... parsel numarasıyla 8.168,57 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 306 parsel sayılı 5.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 22... parsel numarasıyla 5.779,24 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 22... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin davalılara ait 1 22... ve 87 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar savunmalarında; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/19 Esas, 2022/43 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve bilahare Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 12.02.2024 tarihli ve 2023/3125 Esas, 2024/704 Karar sayılı ilamıyla bölgede tesis kadastrosunun fotogrametrik usulde yapılması nedeniyle ölçü krokisi bulunmadığı, fen bilirkişisi raporunda 1973 tarihli hava fotoğrafında sınırların belirgin olduğu ve 2012 tarihli ortofotodaki sınırların uygulama kadastrosuyla belirlenen sınırlarla uyumlu olduğunun bildirildiği ne var ki rapora ekli hava fotoğrafından, tesis kadastrosu tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazlar arasında sabit sınır olarak kabul edilebilecek duvar veya çit gibi doğal ya da yapay bir sınır bulunmadığı, tesis paftası ile uygulama paftasının çakıştırılmasıyla düzenlenen haritada ada bazında bir kayma olmadığı ve bir kısım komşu taşınmazların kendi aralarındaki tesis sınırı ile uygulama sınırının çakıştığı anlaşıldığı uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve tesis paftası ile uygulama paftası çakıştırılmak suretiyle tesis kadastrosu sonucu oluşan sınıra göre uygulama sınırının belirlenmesi gerektiği gözetilerek infazı kabil bir karar verilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, hava fotoğrafları, mahalli ve tespit bilirkişisi beyanları ile teknik bilirkişi raporları kapsamına göre dava konusu 1 22... , 86... parsel sayılı taşınmazların yüzölçüm ve sınır değişikliklerinin ilk tesis kadastrosunda kullanılan ölçü tekniğinin yetersizliğinden kaynaklandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunda mevzuata aykırı olarak tesis kadastrosu sınırlarının dışına çıkılarak 1 22... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün küçültüldüğü ve krokide (A) ve (B) rumuzları ile gösterilen kısımların komşu parsellerden ifrazen 86 parsele eklenmesi gerektiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olduğunu, ancak Hazine taşınmazına daha büyük bir alanın eklenmesi gerektiğini, Yargıtay bozma ilamı uyarınca tesis kadastrosu sınırları esas alınarak uygulama sınırlarının belirlenmesi gerektiği halde 22/2-a yenileme çalışmalarının tesis kadastrosu sınırlarına uyulmaksızın ve mevzuata aykırı biçimde yapıldığını, Hazineye ait 1 22... parselin sınırlarının kıvrımları ölçülmeksizin düz hat çekilerek hesaplandığını, hükme esas alınan raporda 22/2-a çalışmalarının hem doğru olduğunun hem de tesis kadastrosu sınırlarının alınması gerektiğinin belirtilmesinin çelişki oluşturduğunu, ziraat bilirkişisinin uzmanlık alanı dışında sınır tipi değerlendirmesi yaptığını ve taşınmazların kullanım süresi, bitki deseni ile toprak yapısına ilişkin ek rapor taleplerinin karşılanmadığını belirterek, kararın aleyhe ret verilen taşınmazlar yönünden bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu 1 22... parselin uygulama kadastrosunda yüzölçümünün eksik belirlenip belirlenmediği; bu eksikliğin komşu 1 22... ve 87 parsellerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve tesis kadastrosu sınırları esas alınarak daha fazla alanın 86 parsele eklenmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Uygulama kadastrosunun amacı; teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği bulunan veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun biçimde göstermediği belirlenen kadastro haritalarının yenilenerek teknik yönden uygulanabilir hale getirilmesidir. Uygulama kadastrosu, mülkiyet uyuşmazlıklarının yeniden gündeme getirilmesine veya çözümlenmesine yönelik bir işlem değildir. Somut olayda, dava konusu taşınmazların önceki vasıfları ve tapu malikleri belirtilmek suretiyle tescillerine hükmedilmesi, uygulama kadastrosunun amacı ve kapsamını aşacak nitelikte olduğu gibi, mevcut tapu kayıtlarında kayden malik değişikliğine sebebiyet verebilecek ve infazda tereddüt oluşturabilecek sonuçlar doğurmaya da elverişlidir. Bu nedenle, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının KABULÜ ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin üçüncü satırında yer alan “önceki vasfı ile tapu malik/malikleri adına” ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2092, K. 2026/5665, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2092-e-2026-5665-k-f4a650c5669f