Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/5132 E. 2026/12159 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5132
- Karar No
- 2026/12159
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/4506 Esas, 2026/24 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/148 Esas, 2025/1035 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili, Nazilli ilçesi, ... Mahallesi 1 74... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek bedelinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın sulama kaynağının ne olduğunun raporda açıkça gösterilmediğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranının düşük belirlendiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın zeminine dava yılı resmi verileri ile sulu kapama zeytinlik olarak, kapitalizasyon faiz oranı %4 uygulanmak ve taşınmazın kadastral yola cepheli olması, mahalle merkezine mesafesi gözetilerek gelir metoduna göre tespit edilen m² birim fiyatına %15 oranında objektif değer artırıcı unsur ilave edilmek suretiyle, davalı tarafça Nazilli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/40 Değişik İş sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın kamulaştırılan bölümü üzerinde bulunduğu tespit edilen sulama sistemine ise niteliğine göre değer biçildiği, kısmi kamulaştırma sebebiyle arta kalan kısmın konum itibarıyla otoyolun güneyinde kaldığı, mahalle ile taşınmaz arasında otoyolun geçtiği, bu nedenle özellikle ulaşım durumunda zorlukların oluştuğu, tarımsal bütünlüğün bozulduğu ve geometrik şeklindeki olumsuz değişiklikler sebebiyle %10 oranında hesaplanan değer azalış bedelinin kamulaştırılan kısmın zemin bedeline eklendiği, taşınmazın vasfına, konum ve niteliklerine, aynı bölgeden intikal eden dava dosyalarına göre bilirkişi kurulunca belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının ve dava konusu taşınmaz için belirlenen m² birim fiyatının uygun ve resmi verilerle uyumlu, taşınmazın üzerinde bulunan yapıya biçilen değerin ve istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere göre arta kalan bölüm için uygulanan değer azalış oranının da yerinde olduğu, her ne kadar davalı tarafça dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de dosyada bulunan bilgi ve belgelere, taşınmazın bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu programı üzerinden yapılan incelemeye göre taşınmazın arazi olarak kabulünün yerinde olduğu, davalı tarafça taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağacı dışındaki ağaçların kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmamasına itiraz edilmiş ise de taşınmaza kapama zeytinlik olarak değer biçildiğinden taşınmaz üzerindeki diğer ağaçların bedelinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik görülmediği gibi, davalı tarafça taşınmaz üzerinde bulunduğu ileri sürülen taş duvarın gerek davalı tarafça yaptırılan delil tespiti dosyasında, gerek acele el koyma dosyasında, gerekse idarece düzenlenen kıymet takdir raporunda tespit edilmemesi karşısında davalının bu yöne ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmış olup Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca dava tarihinden kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “dava dört ay içerisinde sonuçlandırılamadığından dava tarihinden dört ay sonraki tarih olan 17/09/2023'den ilk karar tarihi olan 21/11/2023 tarihine kadar; 2.060.073,83 TL bedele ise dava tarihinden itibaren 4 aylık sürenin bittiği tarih olan 17/09/2023'den karar tarihi olan 23/09/2025 tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına” cümlesinin çıkarılması, yerine "dava tarihinden ilk karar tarihi olan 21.11.2023 tarihine kadar, 2.060.073,83 TL bedele ise dava tarihinden 23.09.2025 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin işletilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.