Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/6912 E. 2026/12672 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/6912
Karar No
2026/12672
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1801 Esas, 2026/198 Karar KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; aktif husumet yokluğu nedeniyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi 4 ada 15 parsel sayılı taşınmazın yürütülen kadastro çalışmaları sonucunda müvekkillerinin murisi ... oğlu ... ... adına tespit edildiğini, 14.10.1965 tarihli ve 1462 sayılı Kadastro Komisyonu kararının iki aylık askı süresi sonunda itiraz edilmeksizin 17.01.1966 tarihinde kesinleştiğini, ancak askı süresi içinde itiraz olmadığı hâlde, kesinleşme tarihinden üç ay sonra toplanan komisyonun 1461 sayılı ek kararla henüz müvekkilleri murisinin zilyet iken Hazine tarafından 1964 yılında ... Boru Hattı geçirilmek suretiyle taşınmazın kamulaştırıldığına ilişkin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/604 Esas, 1964/681 Karar sayılı ilâmı uyarınca kamulaştırmaya istinaden Hazine adına tescil kararı verdiğini, kesinleşmiş bir komisyon kararının karşı hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın yeniden toplanan komisyon tarafından değiştirildiğini, buna dayanılarak Hazine adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, Hazine tarafından 1964 yılında yapılan kamulaştırmanın usule uygun olmadığını, taraflarına kamulaştırma evraklarının tebliğ edilmediğini, Hazine adına yapılan tescil yolsuz olduğundan dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülga 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun (6830 sayılı Kanun) 19 uncu maddesindeki usule uygun olarak kamulaştırıldığını, kamulaştırma tebligatlarının yapıldığını ve bedelinin bankaya yatırıldığını, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/604 Esas, 1964/681 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmaya istinaden Hazine adına tescil kararı verildiğini, müvekkili idarenin söz konusu mahkeme kararını komisyona sunması üzerine Kadastro Komisyonunun 1461 sayılı ek kararıyla taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, söz konusu ek kararın mahkeme kararına dayandığını, ek kararın uygulanmasının doğru ve haklı gerekçelere dayandığını, yapılan tescil işleminin yolsuz tescil niteliğinde olmadığını, el atma iddiasının mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli ve 2022/799 Esas, 2024/309 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/1965 Esas, 2024/1777 Karar sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı iptal kararında kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazlar hakkında açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarındaki hesap usulünü değiştiren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3'ün Kanun'un yürürlüğünden önce açılan ve devam eden davalara da uygulanacağına dair hüküm içeren Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ek 3.madde hükmü uygulanarak" kısmını iptal ettiği, Dairece Ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak yeniden karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılmış ise de Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihinde yürürlüğe giren iptal kararı ve asıl davanın açılış tarihi dikkate alındığında artık Ek 3 üncü madde hükmü uygulanması ortadan kalktığından, asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesince dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, buna göre kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmaza ilişkin usulüne uygun olarak yapılmış kamulaştırma işleminin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince iade kararı gereklerine göre işlem yapıldığı anlaşıldığından, birleştirilen dosyada bir kısım davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin ve asıl dosyada davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3 üncü maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "dava tarihi uygulanarak" ibaresinin iptaline karar verildiğinden Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli iptal kararı dikkate alınarak ve Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümediği için birleştirilen dosya davacıları yönünden "Tespit edilen bu bedel, ...Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir." hükmü gereğince birleştirilen dosya yönünden taşınmazın tescil tarihinde belirlenen bedelin dava tarihine güncellenmesi yapılarak bilirkişi raporunda belirlenen bedelin hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi ve asıl dosya ile hükmedilen bedele asıl dosya dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleştirilen dosya dava tarihinden işletilerek hatalı faiz hükmü kurulması gerekçesiyle birleştirilen davada bir kısım davacı yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar ve davalı idare yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacılar ... vd. ile davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaza ilişkin Başvekalet Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesinin 10.10.1958 tarihli ve 4/10830 sayılı kararı ile kamulaştırılma kararının alındığı, mülga 6830 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırma işleminin yürütüldüğü, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/604 Esas, 1964/681 Karar sayılı kararı ile söz konusu kamulaştırmaya istinaden Hazine adına tescil kararı verildiği, tescil kararından sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yürütülen kadastro çalışmaları sonucunda 14.10.1965 tarihinde taşınmazın davacılar kök murisi ... oğlu ... ... adına tespit edildiği, 16.11.1965 tarihi ile 17.01.1966 tarihi arasındaki iki aylık askı ilan süresinin sonunda davacıların kök murisi adına yapılan tespite itiraz edilmemesi suretiyle 18.01.1966 tarihi kesinleşme tarihi olması gerekirken, kesinleşme şerhinin 31.05.1966 tarihi olarak gösterildiği, bu arada Kadastro Komisyonun 26.04.1966 tarihli 1461 sayılı ek kararı ile dava konusu taşınmazın mülga 6830 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/604 Esas, 1964/681 Karar sayılı kararı uyarınca taşınmazın Hazine adına tashihen tesciline karar verildiği, ancak Kadastro Komisyonunun sözü edilen 1461 sayılı ek kararının ilgililere tebliğ edilip edilmediğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki davanın, davacıların kök murisi ... oğlu ... ... adına yapılan kadastro tespitinin askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesine rağmen, ilgililerine gerekli tebligatlar yapılmadan Kadastro Komisyonunun ek kararı ile daha önceden usulüne uygun olmaksızın yapılan bir kamulaştırma işlemi ve mahkeme kararına dayanılmak suretiyle yolsuz olarak Hazine adına tescil edildiği iddiasına dayandığı, ancak Kadastro Komisyonunun 1461 sayılı ek kararının ilgililere tebliğ edilip edilmediğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı gibi, tescilin yolsuz olup olmadığının tespiti hususunun tapu iptal ve tescil davasının konusunu oluşturduğu anlaşıldığından, bu nokta açıklığa kavuşturulmaksızın açılan inceleme konusu davada davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 10.10.1958 tarih ve 4/10830 sayılı karar ile kamulaştırılmasına karar verildiği, mülga 6830 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırma işleminin yürütüldüğü, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/604 Esas, 1964/681 Karar sayılı kararı ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, tescil kararından sonra kadastro çalışmaları sonucunda 14.10.1965 tarihinde taşınmazın davacılar kök murisi ... oğlu ... ... adına tespit edildiği, tespite itiraz edilmediğinden 18.01.1966 tarihi kesinleşme tarihi olması gerekirken, kesinleşme şerhinin 31.05.1966 tarihi olarak gösterildiği, bu arada Kadastro Komisyonun 26.04.1966 tarihli ve 1461 sayılı ek kararı ile dava konusu taşınmazın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/604 Esas, 1964/681 Karar sayılı kararı uyarınca Hazine adına tashihen tesciline karar verildiği, ancak bu ek kararın ilgililere tebliğ edilmediği gibi tescilin yolsuz olup olmadığının tespiti hususunun tapu iptal ve tescil davasının konusunu oluşturduğu, öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerektiği, bu durumda davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmış olup, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; 26.04.1966 tarihli ve 1461 sayılı ek komisyon kararı ile taşınmazın mülkiyetinin değiştirilmesine yönelik işlem tesis edildiğini, oysa tapulama işlemi kesinleşip taşınmaz tapuya tescil edildikten sonra Tapulama Komisyonunun karar verme yetkisinin bulunmadığı gibi bu kararın askı ve tebliğ göremediğinin de ... Kadastro Müdürlüğü yazısı ile de sabit olduğunu, ek kararın yetki yönünden sakat olup hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, Hazine adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

2. Birleştirilen davada ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Tapulama Komisyonunun 1461 sayılı ek kararının askı ve tebliğ göremediğinin ... Kadastro Müdürlüğü yazısı ile sabit olduğunu, Hazine adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, 26.04.1966 tarihli ve 1461 sayılı ek komisyon kararı ile taşınmazın mülkiyetinin değiştirilmesine yönelik işlem tesis edildiğini, oysa tapulama işlemi kesinleşip taşınmaz tapuya tescil edildikten sonra Tapulama Komisyonunun karar verme yetkisinin bulunmadığını, ek kararın yetki yönünden sakat olup hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.

3. Birleştirilen davada ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkillerinin hisse oranları ve kamulaştırılan paylarının belirli olduğunu, buna göre ıslah talebinde bulunduklarını, taşınmazların mülkiyeti müvekkillerine ait olduğu hâlde, aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, idare adına yolsuz tescil bulunmadığını, kamulaştırma sebebiyle tescilin mevcut olduğunu, taşınmaza fiilen el atılması nedeniyle bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

4. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen dava için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, istinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderlerinin müvekkili idare üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/6912, K. 2026/12672, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-6912-e-2026-12672-k-df724b32792d