Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/811 E. 2026/12051 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/811
- Karar No
- 2026/12051
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/965 Esas, 2025/2019 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Küçükçekmece 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/128 Esas, 2023/360 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ... köyü 1729 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından usulüne uygun kamulaştırma yapılmadığı hâlde, fiilen el atıldığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bedelin düşük olduğunu, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya çıkartılan noter tebligatının bila tebliğ döndüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü, ... Emlak Vergi Dairesi, ... Belediye Başkanlığı, ... Köyü Muhtarlığı ve ... Jandarma Komutanlığına adres tespiti için yazılan müzekkerelere ekli liste davalı idarece ibraz edilmediğinden, adres araştırmasının denetlenemediği gibi davacının bildirilen adresi Kanarya'da olmasına rağmen bu yer muhtarlığı yerine, taşınmazın bulunduğu ... Muhtarlığından adres araştırması yapıldığından yapılan ilanen tebligatın geçersiz olduğu, ilgili bankalara yazılan yazılara verilen cevaplara göre kamulaştırma bedelinin davacıya ödendiği de ispat edilemediğinden kamulaştırma işlemi malik yönünden kesinleşmediği, her ne kadar 24.12.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7201 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesi ile Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 3 üncü maddesine göre (7327 sayılı Kanun ile ilave edilen 3. cümleyle birlikte) değerlendirme yapılmak gerekmekte ise de; Anayasa Mahkemesi'nin 28/07/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 04.05.0 23... /93-2023/87 sayılı kararı ile; 7201 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. Maddesi ile 2942 sayılı yasaya eklenen 15/2 fıkrasında yer alan "ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak" ibaresinin iptaline karar verildiği, iptal hükmü doğrultusunda 7201 sayılı kanunun yürürlük tarihinde derdest bulunan eldeki dava gibi davalara 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 ün uygulanamayacağı, arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi, taşınmazın konumu ve imar durumuna göre dava tarihi itibariyle 3.400 TL/m² üzerinden belirlenen bedelin uygun bulunduğu, 2942 sayılı Kanun'un 10/9. maddesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı ilamının eldeki davada doğrudan ve geriye dönük uygulama kabiliyetinin bulunmadığı (Bkz. Y.5.HD. E: 2024/4678, K: 2025/587 sayılı ilamı) ve hükmedilen tazminata yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca yasal faiz uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi; işbu dosyada güçlü delil niteliğinde bulunan dosyalarda Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 29.04.2024 tarihli ve 2023/121 46... /4969 Karar sayılı ilamı ve aynı Dairenin 15.04.2024 tarih ve 2023/114 86... /4407 Karar sayılı ilamıyla kesinleşen kararlara göre dava konusu taşınmaza 1983 yılı sonrası el atıldığı anlaşılmakla nispi vekâlet ücreti hükmedilmesinin doğru olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu taşınmazın mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce 04.05.1979 tarihli ve 575/1138 sayılı İmar İskan Bakanlığı olur’u ile kamulaştırılması nedeniyle, davalı idare tarafından 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca taşınmazın tescili istemli açılmış bulunan dava sonucunda Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/538 Esas sayılı kararı ile davacının tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verildiği, takdir edilen kamulaştırma bedelinin ... Bankası ... Şubesine bloke edildiği, ancak dosya kapsamında ödemeye ilişkin bir belge bulunmadığı, davacının adına yapılan noter tebligatının bila iade edildiği gibi, yapılan ilanen tebligatın ise yasal şartlar yerine getirilmeden yapıldığından geçersiz olduğu anlaşıldığından, eldeki davada işin esasına girilmesi yerindedir.
3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinde ve alınan rapora göre tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
6.Hükmedilen bedele talep doğrultusunda Anayasa'nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "yasal faizi" kelimelerinin çıkartılarak, yerine " Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizi" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.