Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1594 E. 2026/1836 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1594
- Karar No
- 2026/1836
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1594 - 2026/1836 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1594 KARAR NO : 2026/1836 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/416 E. - 2023/143 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 tarih ve 2022/416 E. - 2023/143 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin TÜRKPATENT nezdinde 2020/111108 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2020/49165, 2013/79248, 2015/34448, 2016/20740 sayılı ve "...", "...", "... ... ...", "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazı sonucunda başvuru kapsamında kalan 05, 29, 30, 31, 32 ve 33. sınıf bir kısım emtialar yönünden ret kararı verildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilin yeniden inceleme taleplerinin TÜRKPATENT 2022-M-11132 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiği, oysa taraf markalarının benzer olmadıklarını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, “...” kelimesinin gıda sektöründe çok yaygın kullanılan bir kelime olduğunu, bu kelimeyi içerir çok sayıda markanın bulunduğunu, davalı firmanın da zaten bir ... üreticisi olduğunu, davalının sektörde yaygın kullanılan “...” kelimesine “s” harfinin ekleyerek, baştan zayıf karakterli “...” markasını yarattığını, bu haliyle markaların arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, taraf markalarının ilgili tüketicilerinin bu iki markayı karıştırmayacaklarını ileri süererek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-11132 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, dava konusu kararın yerinde olduğunu; kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanı da olan “...” ibaresinin ayırt ediciliği güçlü bir marka olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile benzer bulunduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, hiçbir zorunluluğu olmadığı halde bu markayı tercih ettiğini, markaların başlangıçlarındaki ilk dört harfin birebir aynı bulunduğunu, bu haliyle taraf firmalarının da bağlantılı firmalar oldukları gibi bir algı ortaya çıktığını, “..." markalarının kulakta bıraktığı etki ile "..." markasının kulakta bıraktığı etkinin aynı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel algısına etki eden şekli unsurları itibariyle hiçbir benzerlik taşımadığı, dava konusu marka “...-“ harflerinden oluşurken davalı markasının “...” harflerinden oluştuğu, her iki kelimenin ilk dört harfi olan “...” harfleri birebir aynı dizilimde yer aldığı gibi yine markalarda “a” ve “s” harflerinin ortak ve fakat farklı bir dizilimde yer aldığı, ancak harf dizilimsel açıdan oluşan bu benzerliğin kelimelerin telaffuzunda ise aynı doğrultuda bir algı yaratmadığı, her iki taraf markasının ortak olarak “...” başlangıç sesini içermelerine rağmen, ortalama bir tüketicinin taraf markalarının nihai algılarında, anılan ibareleri tamamlayan bütünsel sözcükler itibariyle, salt bu ortak harf dizilimi nedeniyle oluşan benzerlikten ötürü bir yanılgı yaşama ihtimalinin olmayacağı, başvuru konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen malların tamamının, davalı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer aldığı görülmekte ise de markalar arasındaki benzerlik düzeyinin, ilgili tüketiciler nezdinde, işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak mahiyette olmadığı, dava konusu markanın bütün olarak davalı markasını birebir ihtiva etmediği, dolayısıyla işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'nun 2022-M-11132 sayılı kararının iptaline karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ortalama tüketicilerin markayı bütün olarak algıladığını ve markanın çeşitli detaylarına ilişkin kapsamlı bir analize girişmediklerini, itiraz edilen marka ile müvekkil firma markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların başlangıç kısımlarının harf dizilimlerinin ortak olduğunu, markaların her ikisinin de son harfinin aynı olduğunu, telaffuzlarının yüksek oranda benzediğini, kelime markalarında tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaşması, markaların başlangıçlarının aynı olması ve tüketicilerin karar verme süreçlerinde genellikle iki markayı aynı anda karşılaştırma şansının olmaması nazara alındığında, taraf markalarının benzer bulunduğu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince verilen kararın talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markaların her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunmadığını, zira başvuru konusu işarete bakıldığında gözde bıraktığı izin, duyulduğunda kulakta kalan sesin, redde mesnet markayı hatırlattığını, bu hatırlatmanın anılan işaretin, redde mesnet markanın bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini, bunun sonucu ise redde mesnet marka sahibinin bu markayı taşıyan ürünler için tüketiciler nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan davacı tarafından haksız olarak istifade edeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesince verilen kararın talepleri doğrultusunda kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve taraf markasının ortak olarak “...” başlangıç sesini içermelerine rağmen, ortalama bir tüketicinin taraf markalarının nihai algılarında, anılan ibareleri tamamlayan bütünsel sözcükler itibariyle, salt bu ortak harf dizilimi nedeniyle oluşan benzerlikten ötürü bir yanılgı yaşama ihtimalinin olmayacağı, başvuru konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen malların tamamının, davalı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer aldığı görülmekte ise de ibareler yönünden markalar arasındaki benzerlik düzeyinin, ilgili tüketiciler nezdinde, işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak mahiyette olmadığı, dava konusu markanın bütün olarak davalı markasını birebir ihtiva etmediği, dolayısıyla işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.