Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1112 E. 2026/1473 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1112
- Karar No
- 2026/1473
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1112 KARAR NO : 2026/1473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.06.2026 NUMARASI : 2026/633 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 02.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.10.2026
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.06.2026 tarih 2026/633 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen (davacı) vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davalı kooperatife tarama işinin yürütülmesi ile sınırlı olmak üzere temsil kayyımı atanmasını talep ettiklerini, tarama işi her geçen gün geciktiğini, müvekkillerinin somut zararının her gün arttığını, en ciddi tehlikenin ise Kullanma İzin Sözleşmesi’nin 6. Maddesinin açıkça genişlemeye yol açacak ek dolguyu yasaklamasına rağmen ek dolgu yapımına ilişkin iş ve işlemlerin devamının, kullanım izin sözleşmesinin devlet tarafından iptali riskini doğurduğunu, bu durumda telafisi imkansız zararların doğacağını, davalı yönetimin mahkeme kararına rağmen, Bakanlığa hukuka aykırı başvurularda bulunduğunu, tarama işini geciktirme iradesinin sürekli olduğunu, davalı kooperatife yönetim kayyımı veya yönetime kayyım atanmasını talep etmediklerini, sadece tarama işinin yürütülmesinin doğrudan tedbiren atanacak temsil devrini de talep ettiklerini bildirmiş “E tipi (20.000 metrekare) atölye önlerinin taranması” işinin davalı kooperatif yönetimi tarafından sürüncemede bırakılması, ihaleye çıkarılmaması, mahkeme kararına aykırı eylemlerde bulunulması nedenleriyle her türlü tasarruftan men edilmesi ve tarama işinin yürütülmesi yetkisinin atanacak temsil kayyımına devri konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı kooperatifin tarama işi ile ilgili her türlü faaliyetinin uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle HMK'nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebine konu olmasının mümkün bulunmaması yanında davalı kooperatife tarama işi ile sınırlı olmak üzere ihtiyati tedbir yoluyla temsil kayyımı atanması konusunda yasal koşulların varlığının bulunmadığı gibi davada verilecek hüküm niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, ara kararda, davalı kooperatifin tarama işi ile ilgili her türlü faaliyetinin uyuşmazlık konusu olmadığı belirtilmiş ise de, mahkemece davanın konusu ile tarama işinin esasa ilişkin gerekliliği hususunun birbirine karıştırıldığını, tarama işinin yapılması gerektiği hususunun, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/367 E sayılı dosyasında 10.07.2024 tarihli ara kararla kesinleştiğini, işbu davanın konusunun, davalı kooperatif yönetim kurulu ile kooperatif tüzel kişiliği arasındaki menfaat çatışması nedeniyle TMK m.426 uyarınca davalı kooperatife tarama işi ile sınırlı temsil kayyımı atanıp atanamayacağı olduğunu, tedbirin konusu ile davanın konusu örtüşmekte olup, “uyuşmazlık dışı bir konuda tedbir talep edildiği” yönündeki tespit hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, temsil kayyımının dava süresince tedbiren atanmasının, yerleşik yargıtay içtihatları ve doktrinle sabit olan hukuki bir imkân olduğunu, tüzel kişi ile onu temsile yetkili organ arasında menfaat çatışması bulunduğu hâllerde temsil kayyımı atanmasının, mahkemece resen dahi gözetilmesi gereken bir zorunluluk olduğunu istikrarlı biçimde Yargıtay tarafından uygulandığını, talep edilen tedbirin, davada verilecek nihai hükmün yerini almadığını, yalnızca kayyım atanana kadarki süreci güvence altına aldığını, tedbiren atanacak kayyımın yetkisinin de yalnızca tarama işinin yürütülmesiyle (ihalenin yapılması, sözleşmenin imzalanması, ödemelerin gerçekleştirilmesi, ilgili idari mercilere başvurulması ve işin tamamlanmasının sağlanması) sınırlı olup, kooperatifin genel yönetimine veya diğer faaliyetlerine hiçbir şekilde sirayet etmediğini, HMK m.389 uyarınca aranan gecikme sebebiyle ciddi ve telafisi güç zarar tehlikesinin mevcut olduğunu, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/367 E. sayılı dosyasındaki 10.07.2024 tarihli ara kararı ile 2025/488 E. sayılı dosyasındaki 10.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı ve bu kararı esastan onayan istinaf kararının tarama işinin artık hukuken yapılması gerektiğini ortaya koyduğunu, en ciddi ve gerçekten telafisi imkânsız zarar tehlikesinin, Kullanım İzin Sözleşmesi'nin 6. maddesinin açıkça yasakladığı ek dolgu yönündeki hukuka aykırı girişimlerin sürdürülmesinden kaynaklandığını, zira bu girişimlerin Kullanım İzin Sözleşmesi'nin devlet tarafından feshi/iptali riski doğurduğunu, yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini belirtmiştir. GEREKÇE : Talep, davalı kooperatif yönetim kurulu ile kooperatif tüzel kişiliği arasındaki menfaat çatışması nedeniyle TMK'nun 426. Maddesi uyarınca davalı kooperatife tarama işi ile sınırlı olarak temsil kayyımı atanmasına ilişkin davada, davalı kooperatif yönetiminin tarama işine ilişkin her türlü tasarruftan men edilmesi ve tarama işinin yürütülmesi yetkisinin atanacak temsil kayyımına devri konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İhtiyati tedbir bir dava olmayıp, geçici hukuki korumadır. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir isteminde davanın esası açısından haklılığın yaklaşık olarak, ispat edilmesi ve tedbirin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin olması gerekir. Geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin, davanın yerine ikâme edilmemesi ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmaması, başka bir deyişle yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbirle elde edilmemesi gerekir. Aksi halde ihtiyati tedbir hukuki kurumu ile getirilmesi amaçlanan hükümlerle bağdaşmayacaktır. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse veya yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, özellikle de, ihtiyati tedbirin, davanın yerine ikâme edilmemesi ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmamasına, yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbirle elde edilmemesinin gerekmesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın ihtiyati tedbir isteyenden (davacıdan) alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen (davacı) tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 02.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.