Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/855 E. 2026/1633 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/855
- Karar No
- 2026/1633
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/855 KARAR NO : 2026/1633
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2024 NUMARASI : 2023/784 Esas - 2024/50 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 16/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/01/2024 tarih 2023/784 Esas 2024/50 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkili ...'ün, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle teminat amacıyla üzerinde yalnızca isim ve kimlik numarası bulunan boş bir senedi imzalayarak dava dışı ...'a teslim ettiğini, senedin arka yüzünde teminat senedi olduğunun yazılı olduğunu, bu senedin dava dışı ... tarafından hukuka aykırı şekilde 60.000,00 TL bedelli 05.06.2021 düzenleme ve 05.06.2022 vade tarihli doldurularak davalıya ciro edildiğini, davalı tarafından müvekkilleri aleyhine İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2023/13959 E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin davalıyı tanımadıklarını, aralarında ticari ilişki bulunmadığını, senedin teminat senedi vasfında olması nedeniyle kambiyo senedi vasfı taşımadığını iddia ederek, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacıların süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediklerini, takibin kesinleştiğini, davacıların dava dilekçesinde senetteki imzayı ve dava dışı lehtar ... ile olan ticari ilişkisini ikrar ettiğini, bononun sebepten mücerret olması ve bağımsız bir borç ikrarı içermesi nedeniyle senedin teminat amaçlı veya bedelsiz verildiğini ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince, davacı tarafça davaya konu senedin teminat senedi olduğunun iddia edildiği, bononun teminat senedi olduğunu iddia edenin bunu yazılı delille ispat etmesi gerektiği, bu durumun ise ya bono üzerinde hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğunun açık bir şekilde yazması, ya da hukuki ilişkiye dayanak olan sözleşme ya da bir diğer belgede teminat senedi olduğu iddia edilen bonoya ayrıca ve açıkça atıf yapılması gerektiği; davacı tarafça senedin teminat senedi olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, icra takibine konu senedin arkasında açıkça "teminat senedidir" ibaresinin yer aldığını, senedin dava dışı ...'a verildiğini ve ciro yoluyla davalıya devredildiğini, davalı ile müvekkilleri arasında hukuki veya ticari ilişki bulunmadığını, senedin üzerindeki teminat ibaresine rağmen onu devralan davalının iyiniyetli sayılamayacağını ve borçlunun zararına bilerek hareket ettiğini, ilk derece mahkemesinin delil olarak sunulan ticari defterler üzerinde inceleme yapmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının borçluların zararına hareket etme amacıyla senedi devraldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK 6 md). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Yargıtay HGK 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları) Kambiyo senetleri kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarı içermekte ve sebepten bağımsız (mücerret) senet niteliğinde olup, yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda senedin teminat senedi olduğu yahut açığa imza sonrasında senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu itirazlarının davacı tarafça yazılı belge ile ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafça bahsi geçen iddiaların senetle yahut başkaca kesin delille ispat edilemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı; dava konusu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 1.025,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 293,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde bu davacılara iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/10/2026