İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/415 E. 2026/801 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/415
Karar No
2026/801
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/415 Esas KARAR NO : 2026/801 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2024 KARAR TARİHİ : 23/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin Kaş Mal Müdürlüğündeki işlemleri amacıyla e- tebligat adresi aldığını, ancak yaşı gereği bu işlemleri tek başına yapma yetisine sahip olmadığından, Kaş icra Müdürlüğünün ... /... esas sayılı dosyasından UETS adresine gönderilen ödeme emrinden haberdar olamadığını, ve takibin kesinleştiğini, bu nedenle İcra Hukuk Mahkemesinde borca ve imzaya itiraz etme imkanı da ortadan kalktığını ve takibin kesinleştiğini, davalı ile müvekkili arasında hiçbir borç alacak ilişkisinin bulunmadığını, davalı alacaklının geçmişten gelen miras paylaşım talepleri nedeniyle imzası müvekkiline ait olmayan bir senet tanzim ettiğini ve müvekkili hakkında Kaş İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını ve akabinde müvekkili banka hesaplarına haciz tatbik edilmesini sağladığını, müvekkili ... eli mahsulü olmadığının tespiti ve teyiti için Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı ... ... 'dan senet üzerindeki imzalar ile müvekkilinin mukayeseye uygun imzaları üzerinde inceleme yapılması talep edildiğini, Uzman ... tarafından düzenlenen ve dilekçemiz ekinde sunulan rapora göre icra dosyasına sunulan bonodaki imzalar ile müvekkilinin mukayeseye uygun imzalarının uyuşmadığı ve senetteki imzaların müvekkilin eli mahsulü olmadığı tespit edildiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin Kaş İcra Müdürlüğü- nün .../... esas sayılı dosyasından borçlu olmadığını, takibe konu edilen ... tanzim -... vade tarihli ... TL Bedelli bononun sahteliğinin tespitini, Sahte bono tanzim eden davalı alacaklının ,en az %20 oranında kötüniyet tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve av.ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dedesi ... ...’nin ... yılında vefat etmesinin ardından davacı, tüm kardeşlerini ve yeğenlerini toplayıp müteveffanın vasiyetnamesine itiraz etmemeleri gerektiğini, kalan mirası hakkaniyetli bir şekilde paylaştıracağını ve herkese hakkını vereceğini söylediğini, müvekkilinin ise zaten amcası olan davacıya güvendiğini ve işin üstüne düşmediğini, Müvekkilinin babası kendi hakkını müvekkile verdiğini söylediği için aradan uzun zaman geçince davacı da kendisine güvenlerinin zedelenmemesi için "Söz uçar yazı kalır." diyerek ... tarihinde iki adet ...-TL ve iki adet ...-TL olmak üzere müvekkil adına toplam 4 adet senet tanzim ettiğini ve mahkemelerin sürdüğünü belirttiğini, müvekkilinin eşi ... ... ... ’ye arsa devri için ... tarihinde Kaş ... . Noterliği’nden ... yevmiye numarası ile vekaletname verdiğini, Müvekkili, arsanın devrini alamadığı için davacı, işin çok uzadığını ve müvekkile mahcup olduğunu belirterek ... tarihinde müvekkilinin eşi ... ... .. hesabına ...-TL ve ...-TL olmak üzere toplam ...-TL para gönderdiğini, müvekkiline, tapuyu çıkarıp kendilerine devretmesi için de ...-TL’ye ihtiyacı olduğunu, bu parayı verirlerse tapuyu çıkarıp vereceğini belirttiğini, davanın reddini, ilgili icra dosyasındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespiti için senette imza incelemesi yapılarak davacının borçlu olduğunun tespitini, davacının müvekkilinin alacağına ulaşmasını geciktirmek ile hareket ettiğinden %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Kaş İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir. Söz konusu dosya incelendiğinde; Alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, ...-TL toplam alacak olduğu anlaşıldı. İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin hazırlamış olduğu ... tarihli raporunda özetle;6.1. İnceleme konusu senet üzerindeki borçlu imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." denilmiştir. Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Kaş İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe dayanak senedin sahteliği nedeniyle icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine yönelik olarak açılmış menfi tespit davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı aleyhine girişilen takibe konu senette davacı adına atılmış imzanın davacıya ait olup olmadığı,senet sebebiyle davacı yanın borçlu bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır. Mahkememizce davacının dava konusu senetteki imzaya itirazı üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmış, ... tarihli ATK Fizik İhtisas Dairesi raporunda; inceleme konusu senet üzerindeki borçlu imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu hususu tespit edilmiştir. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Aldırılan ATK raporu, Kaş İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı icra takip dosyası, yazılan müzekkerelere verilen cevaplar değerlendirildiğinde; davacı, Kaş İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından aleyhine başlatılan icra takibinde borcunun olmadığı iddiasıyla işbu davayı açmışsa da, ... tarihli ATK raporunda da belirtildiği üzere senet üzerindeki borçlu imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu hususu tespit edildiği, böylece dava konusu senet üzerinde bulunan imzaların davacıya ait olduğunun sabit olduğu, davacının sahtecilik iddiasını usulünce ispat edemediği anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine; davalı yanca kötüniyet tazminatı talep edilmiş olup mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanmış olduğundan İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca davalı lehine tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE; 2-Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanmış olduğundan dava değerinin %20'ne tekabül eden ... -TL icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 3-Alınması gerekli ... .-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin + tamamlama harcı olarak alınan ... -TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan ....-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca dava değeri üzerinden belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2026

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/415, K. 2026/801, T. 23.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-415-e-2026-801-k-41855d16009e