Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/91 E. 2026/1764 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/91
Karar No
2026/1764
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/91

KARAR NO : 2026/1764

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/11/2022

NUMARASI : 2020/432 Esas - 2022/630 Karar

DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirketin İzmir, Adana, Karaman ve İzmit'te bulunan fabrikalarında oluklu mukavva kutu, kağıt ve hurda kağıt üretimi ve satışı ile iştigal olduğunu, söz konusu üretim ve satışlarını yurtiçinde yaptığı gibi önemli bir miktarını da yurt dışında yapan sektörün bilinen firmalarından olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin Mısır'da bulunan ... unvanlı müşterisine satışını yaptığı ürünlerin taşınması işlemi için davalı şirket ile anlaştığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirket vasıtasıyla müşterisine 8 konteyner ürün gönderildiğini, ürünler yolda iken müvekkili şirketin müşterisinin ... nolu konteyner ile gönderilen ürünlerin siparişini iptal ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin söz konusu iptal işlemini ürünler henüz yolda iken davalı şirkete 11.04.2019 tarihinde bildirdiğini, ... nolu konteynerin geri getirilmesini istendiğini, müvekkili şirketin ... nolu konteynerin geri getirilmesi yönündeki talebini aldığını ve işlemlere başlandığı bilgisini müvekkili şirkete verdiğini, müvekkili şirketin konteynerin iadesi için gerekli tüm belgeleri davalı şirkete ilettiğini, davalı şirketin söz konusu konteynerin 14.05.2019 tarihinde Türkiye'ye dönüşünün sağlandığı bilgisini verdiğini, müvekkili şirketin geri gelen konteynerdeki ürünlerin gümrük işlemleri için müracaat ettiğinde söz konusu konteynerin gelmediğini öğrendiğini ve davalı şirkete bilgi verdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin uyarısı üzerine taşımayı yaptırdığı firmanın müvekkili şirkete 14.05.2019 tarihinde ... Limanı'nda olduğu bildirilen konteynerin halen Mısır'da olduğunu bildirdiğini, davalı şirketin Türkiye'ye iadesinin yapılması gereken konteyneri zamanında geri getiremediğinden müvekkili şirketin müşterisinin satın aldığı ürünlerin gümrükleme işlemini zamanında yapıp teslim almadığı ve ürünlerin gümrükte kalması nedeniyle toplam da 58.182,80 USD ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin müşterisinin yaptığı bu ödemelere istinaden müvekkili şirkete üç adet "credit note" faturası düzenlediğini, müvekkili şirkete yapacağı ödemeyi, söz konusu 58.182,80 USD'yi mahsup ederek yerine getirdiğini, müvekkili şirketin davalı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle toplam 58.182,80 USD zarara uğradığını, söz konusu zararının karşılanması için davalı şirketten talepte bulunduğunu ancak davalı şirketin müvekkili şirketin zararını karşılama konusundaki teklifine bir türlü olumlu cevap vermediğini, uğradığı zarara karşılık toplam 58.182,80 USD tutarında fatura düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin söz konusu faturayı ödemediğinden, uyuşmazlığın çözümü için İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna 2020/4486 büro dosya numaralı ve ... arabuluculuk numarası başvuru yapıldığını ancak yapılan görüşme neticesinde anlaşma sağlanamadığını, 09.06.2020 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, böylece arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini, davalı şirketin üzerine aldığı taşıma işlemini basiretli bir tacir olarak yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermesine rağmen sebep olduğu zararı müvekkili şirketin iyi niyetli girişimlerine rağmen karşılamadığından müvekkili şirketin uğradığı 58.182,80 USD zararın, fatura tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödedikleri en yüksek mevduat faizi oranında faizi ile birlikte, davalı şirketten tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; müvekkilinin dava konu işte taşımada acenta konumunda olduğunu, bu sebeple kendisine direk dava açılamayacağını, ...’ya izafeten dava açılması gerektiğini, müvekkili tarafın konteynerlerini ... ... S.A.’ya ait ... adlı gemi ile ...-İskenderiye taşınması hususunda müvekkiline verdiği 2 adet yükleme notası’na binaen taşıma işini üstlendiğini ve mübrez faturaları kestiğini, müvekkili ile davacı arasında işbu taşıma ile ilgili herhangi bir problem bulunmadığını, davacı taraf, taşıma bittiğinde ...-9 nolu konteyner ile ilgili olarak direkt ... ... S.A., Marsilya’ya “... “ (yani varış yeri değişikliği talimatı) vererek, konteynerin bu İskenderiye’den ...’e geri getirilmesini istediğini, ihtilafın bu konteynerin geri getirilmesi ile ilgili olduğunu, izah edilen sebeplerden dolayı davalı müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, somut olayda davaya konu konteyner, ... İskenderiye taşımasından sonra, alıcıya teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin zilyetliği kalmadığını, malın iade edilmesi hususunda gelen talepten sonra müvekkilinin konteynerin bir daha zilyedi olmadığı gibi, taşıma işini de medkon lınes adlı taşıyıcı tarafından yapıldığını, kısaca konteynerin geri dönüşündeki taşıma işi müvekkilince yapılmadığını, dolayısıyla TTK 1178/2. maddede yeralan geç tesliminden doğan zararlardan, ziya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartı arandığını, davacı tarafın yüklemeyi yanlış yaptığını, 7 konteyner yükleyecekken 8 konteyner yüklemişler ve bir konteynerin geri gelmesini istediğini, bunun için de Mısır’da manifesto değişikliği yapılması gerekirken, manifesto değişikliği Mısır’daki gümrükçüler tarafından geç yapılması sebebi ile problem oluştuğunu, bu sebeple de ... taşımayı yapamamış ve davacı da taşımayı başka bir şirkete yaptırmış olduğundan müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, husumet itirazının incelenmesini, davanın ... Şirketine izafeten komet olarak düzeltilmesi hususunda davacı tarafa mehil verilmesini, bu kabule şayan olmadığı takdirde davanın ... şirketine ihbarına, müvekkilinin taşımayı yapmadığından davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yukarıda açıklandığı hali ile alacağa konu bedel esasen, dava dışı malın alıcısı tarafından İskenderiye de ... ... ....E firmasına ödenmiş yapılan bu ödeme sonrasında davacıdan 58.182,80 USD nin dava dışı malın alıcısı şirket hesabından mahsup edildiği muhasip incelemesi neticesinde tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda açıklandığı hali ile hem geri getirilen konteyner numarasının giden konteynerden farklı olması hem de esas ödemenin dava dışı alıcı şirket tarafından yapılmış olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, gecikmenin esasen ilk taşımaya göre boşaltma gecikme yaşanan ikince taşımaya göre yükleme limanı olan İskenderiye Limanında, dosyada davacı tarafça net olarak ortaya konulamayan bir takım işlemlerdin kaynaklandığı mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından geri getirilme talimatının davalıya iletildiğinden bahisli gecikme nedeni ile davalının sorumlu olduğu, davalı tarafça geri getirilmeyeceği anlaşılan konteynerin geri getirilmesi hususunda sonradan dava dışı ... firması ile anlaştıkları belirtilmişse de, konteynerin geri getirilme talimatının henüz ilk taşıma tamamlanmadan verilmiş olması nedeni ile talimatın davalıya iletildiği ve konteynerin geri getirilmesi hususunda davalı tarafından da Dava dışı ... firması ile davacı arasında bir aracılık faaliyeti yapıldığı dosyadaki yazışmalar kapsamında mahkemece kabul edilmiş olmakla bu kapsamda davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak geri getirilmeye ilişkin olarak taşıma taahhüdünü davalı tarafından verildiği bu kapsamda taraflar arasında yeni bir taşıma akdinin kurulduğuna dair dosyada kanaat oluşturmaya yeterli delil bulunmamaktadır. Bununla birlikte konteynerin geri getirilmesine ilişkin olarak yaşanan gecikmenin davalı sorumluluğunda ve davalı yetki sahasında gerçekleştiğine dair dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Davacının ilk andan itibaren geri getirilme işinin dava dışı ... firması tarafından yapılacağını bildiği kabulü karşısında davalı hakkında ispat edilemeyen davanın reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davacı şirket ile davalı şirket arasındaki tüm yazışmalara ve davalı şirketin kabulüne rağmen, davalı şirketin, ikinci taşımayı yani geri getirme işini üstlenmediğini, davalının sadece aracılık ettiği, asıl taşımayı ... ... tarafından yapıldığı kanaati ile haklı davanın reddine kararı verdiğini, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin aksine, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 16.04.2019 tarihli (kararda tarih 16 mayıs 2019 yazılmıştır) yazışmanın geri getirme konusunda ... ... firması ile anlaşma yapıldığı anlamı taşımadığını, bir bilgilendirme yazısı olduğunu, geri getirmede farklı konteyner kullanılmasının olayın gerçekleşme şekline uygun olduğunu, davalı şirketin, davacı şirketin geri getirme talebini yerine getirmiş olması durumunda dava konusu zararların hiçbirinin gerçekleşmeyeceğini, davalı şirketin, davacı şirketin 11.04.2019 tarihli geri getirme talebine istinaden, konteynerin ... Limanına geri getirilmesi ile ilgili taşıma işini üstlendiğini, ancak basiretli bir tacir olarak bu edimini zamanında yerine getiremediğini ve bu nedenle de davacı şirketi zarara uğrattığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, deniz yolu ile taşınan davacıya ait emtiaların dönüş ve iadesinde gecikme nedeni ile uğrandığı beyan edilen zararların tahsili talepli alacak davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; davacı ile davalı arasında emtianın Mısır ülkesinden Tükiye'ye dönüşü için taşıma sözleşmesi bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Davacı ile davalı arasında davacıya ait 8 konteyner yükün ... limanından İskenderiye/ Mısır limanına taşınması konusunda anlaşma yapıldığı, bu hususta davalının düzenlediği navlun faturasın davacı tarafça ödendiği, taşımanın İskenderiye limanına sorunsuzu olarak yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir.

Davacı tarafça yükün deniz yolu ile taşındığı esnada .../9 numaralı konteynerde bulunan yükün alıcısı tarafından siparişinin iptal edildiği, konteynerin ... limanına geri getirilmesinin davalıya 11/04/2019 tarihinde bildirildiği, davacının ayrıca ... firmasına 16/04/2019 tarihli yazı ile varış yerinin değişikliği talebini bildirildiği, yükün geri getirme işinin davalı tarafça yapılmayıp dava dışı ... firması tarafından ... numaralı konteyer ile yapıldığı, taşıyıcıya navlun ücretinin ve davacını talep ettiği bir kısım giderlerin dava dışı davacı alıcısı tarafından yine dava dışı ... firmasına ödendiği, alıcının bu miktarı davacı ile mahsuplaştığı anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

Davaya konu uyuşmazlık navlun sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Navlun sözleşmesi uyarınca deniz yolu ile yük taşıma taahhüdü altında olan taraf taşıyan, yük taşıtma hakkına sahip ve navlun borcundan sorumlu olan taraf ise taşıtan olup, yük taşımadan kaynaklı zararlardan sorumluluk işbu sözleşmenin taraflarından taşıyana aittir. Davalının pasif husumetinin bulunması taşıyan sıfatlarının bulunmasına bağlıdır. Navlun sözleşmesinde taşıyan sıfatını tayin ise öncelikle var ise yazılı bir sözleşme ile mümkündür. Yazılı sözleşmenin bulunmadığı hallerde konişmento aracılığı İle taşıyan sıfatının tespiti mümkündür Zira TTK m 1238 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatı ile imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılmaktadır.

Somut olayda taraflar arasında bir navlun sözleşmesi bulunmadığı gibi yükün geri getirilmesi ile ilgili davalının düzenlediği bir konişmento bulunmamaktadır. Yük ... limanına ... firması tarafından düzenlenen ... numaralı konşimento tahtında gönderilen konteyner numarası .../9 dan farklı olarak, ... numaralı konteyner ile getirilmiştir.

Taraflar arasındaki yazışmalar davalının yükün İskenderiye'den geri getirilmesini üstlendiğini göstermeye yeterli olmadığı gibi, davalı tarafça düzenlenmiş konişmento veya navlun faturası, davacı tarafça yapılan bir ödeme bulunmaması, taşımanın dava dışı firma ile yapılıp navlun ücretinin de o firmaya dava dışı alıcı tarafından yapılmış olması, gönderilen ve geri dönen konteyner numaraların farklı olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında İskenderiye'den ... limanına konteynerin geri getirilmesi için bir sözleşme bulunmadığı, davalının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/91, K. 2026/1764, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-91-e-2026-1764-k-c310b3002322