Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/148 E. 2026/1233 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/148
Karar No
2026/1233
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/148 KARAR NO : 2026/1233

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ :DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit (Asıl Dava), İstirdat (Birleşen Dava)

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :01/10/2026

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi asıl ve birleşen dosya davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (i) A s ı l D a v a d a: Davacı vekili ... E. sayılı asıl davada; davalının, mâliki olduğu arsa üzerinden yapılacak villa projesi için .... ile Diyarbakır .... Noterliğinde ... tarih ve ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, davalının komşuluk ilişkileri hasebiyle tanıdığı ve güvenini kazandığı müvekkiline mezkur sözleşmeyi göstererek .... tarafından inşa edilecek villalarda hak sahibi olduğunu, bu villalardan birini müvekkiline satabileceğini ifade ettiğini, müvekkilinin de davalıya güvendiğini ve teklifi kabul ettiğini, davalının müvekkiline teslim edilecek olan villanın ... tarihinden itibaren 20 ay içinde bitirilip teslim edileceğini taahhüt ettiğini, ... TL bedel karşılığında tarafların anlaştıklarını, buna dair aralarında adi yazılı bir sözleşmenin de düzenlediğini, tarafların anlaşmasıyla satış bedeline karşılık olarak müvekkilinin, ilk etapta davalıya ... Mah. ... Sitesi ... Blok K: ... No: ...'te bulunan evi ile ... marka ... marka 2023 model aracının mülkiyetini devrettiğini, mezkur sözleşmede müteahhitin işi yarıda bıraktığı takdirde davalının müvekkiline 1 dönüm arsa vereceğinin taahhüt edildiğini, zaman içerisinde davalının müvekkilinden kendisine sözleşmeye konu borcunu teminat altına almak üzere bir senet (bono) vermesini istediğini, bu senedi ticari yaşamındaki faaliyetlerinde maddi gücünün iyi olduğuna dair bir karine olarak kullanacağını, asla icraya koyma maksatlı almadığını, ailece görüştüklerini, dost olduklarını, asla yanlış yapmayacağını söyleyerek müvekkilinden aldığını, müvekkilinin de halen davalıya villa karşılığı borç ödemesi olduğundan nasılsa ödeyeceği tutardan mahsup edileceği düşüncesiyle ... düzenleme tarihli, ... vade tarihli, ... TL bedelli bonoyu (senedi) davalıya verdiğini, söz konusu senette vade tarihi ve miktar kısımlarında kalemle oynama yapıldığını, söz konusu senedin hem bu yüzden hem de teminat amaçlı verilmiş olduğundan"kambiyo senedi" vasfında olmadığını, davalının daha inşaata başlanmadığı halde durmaksızın müvekkilinden kendisine para göndermesini istediğini, müvekkilinin ...'ye toplamda ... TL ödediği halde ve aradan 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen villaların inşaatına başlanmadığını ve herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini, müvekkilinin villadan vazgeçerek davalıdan kendisine devretmiş olduğu ev ile arabayı ve ödediği bedel ile senedi iade etmesini, zarar ziyanını da karşılamasını istediğini, davalının ise müvekkilinin iade istemini başta kabul ettiğini ancak sonradan arsayla alakalı sorunları çözeceğini ve halledeceğini söyleyerek müvekkilini bir kez daha kandırdığını, iadeden cayarak ağabeyi ...'nin ve kendi yakınlarının bulunduğu "cemaat" diye tabir ... toplantılar organize ederek müvekkili üzerinde baskı kurarak senedi icra takibine konu etmekle tehdit ettiğini, şantaj yaptığını, davalı tarafça dava konusu senet dayanak gösterilerek Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında ... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını beyan ederek, davacı müvekkilinin ... düzenleme tarihli, ... vade tarihli, ... TL bedelli kambiyo senedinin ... TL'si yönünden ve Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasındaki asıl alacak, faiz ve diğer tüm ferileri yönünden (hem takibe konu senet kambiyo senedi vasfında olmadığından hem de senede ilişkin borç ödenmiş olduğundan) borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili asıl davada; müvekkili ...'nin, ... ili ... ilçesi ... mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda arsa sahibi olduğunu, söz konusu parsel üzerinde diğer arsa sahipleri ile ... Şirketi ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, Diyarbakır .... Noterliğinde yapılan bu sözleşmede ... tarih ve ... yevmiye numarası üzerinden bir kısım arsa sahipleri ile ... Şirketi ile sözleşme imzalandığını, müvekkilinin de söz konusu arsa üzerinde hak sahibi olmasına rağmen çeşitli sebeplerle müteahhit ile anlaşma aşamasına henüz gelmemesi nedeni ile sözleşme imzalamadığını, müvekkilinin söz konusu projede arsa sahibi olduğu sunulan sözleşmede sabit olmasına rağmen davacı tarafın iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin yüklenici ile eser sözleşmesi imzalamadığını, nitekim sunulan sözleşmelerde de müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin hiç bir şekilde davacıya vaatte bulunmadığını, bunun üzerine davacı tarafından alacakların belirlenmesi ve alacağa yönelik ödeme kalemi çıkarılması için müvekkili ile görüştüğünü ve davacının kendi el yazısı ile yazmış olduğu sözleşme imzalandığını, davacının bu işlemleri yaparken müşterek çocukları adına da hareket ederek işlem tesisi ettiğini, gelinen aşamada taraflar arasında bu anlaşma yapıldıktan sonra davacı çocukları adına Diyarbakır ... Noterliğinin ... tarih ve ... sayılı vekalet ile ...'ne ve ...'ye vekalet vererek müteahit ile sözleşme imzalaması noktasında yetki verdiğini, müvekkilinin vaat etmiş olduğu arsayı davacıya satma iradesini her suretle gösterdiğini, nitekim davacıdan alınan bu vekalet ile ...'nin daha önce müvekkili ... tarafından davacının vekil olarak kendi çocuklarına aldığı ..., ... ve ...'ın parsel üzerinde yeni arsa sahibi gibi sözleşme imzalayarak Diyarbakır ... Noterliğinde ... tarih ve ... yevmiye numarası üzerinden arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşme kapsamında villaların dağıtımının yapıldığını ve ... numaralı villanın ..., ... ve ...'a ait olacak şekilde paylaştırıldığını, bu yönü ile davacı sözleşmeyi farklı tarafa çekmek sureti ile kendisine hayali villa satıldığını iddia etmekte ise de çocukları adına almış olduğu arsadan hiç bahsetmediklerini, hayatın olağan akışı içerisinde kişinin kendi çocukları adına intikali yapılacak villa için sözleşme yapmasının mümkün olmadığını, davacının sözleşmedeki boşluktan faydalanmak sureti ile sözleşmenin arsa alımından bağımsız olduğunu iddia ederek borçtan kurtulmayı bu suretle de arsayı bedelsiz alma gayesi taşıyarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. (ii) B i r l e ş e n D a v a d a: Davacı vekili ... E. sayılı birleşen davada; taraflar arasında villa satışı konusunda adi yazılı sözleşme imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkili tarafından ... düzenleme tarihli, ... vade tarihli ve ... TL bedelli bonoyu (senedi) davalıya verdiğini, bu senedin ... TL'lik kısmının davalı tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında ... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konulduğunu, bu konuda bononun takibe konulan ... TL'lik kısım için Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... E. (eski esası ...) sayılı dosyasında menfi tespit davası açılmış olup davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin davalı ile yaptığı sözleşmeden dönmekle (sözleşmeyi feshetmekle) verdiği parayı davalıdan geri alma hakkına sahip olduğunu, işbu dava ile müvekkilin ödediği kambiyo senedi kapsamındaki tutarın iadesini amaçladığını ve talep ettiğini, bono dışı ödenmiş olan tutarın iadesi için taraflarınca davalıya karşı Diyarbakır ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sırasında kayıtlı davanın açıldığını, işbu davanın konusunun kambiyo senedine ilişkin olarak verilmiş olan paranın iadesine ilişkin olduğunu, senet dışı verilen tutarla ilgili alacak isteminin ise ticari dava olmaması nedeniyle Diyarbakır ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davaya konu edildiğini beyan ederek; müvekkilinin aralarındaki sözleşmeden kaynaklı olarak davalıya yapmış olduğu "kambiyo senedine ilişkin" ödemelere ilişkin olarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik ... TL'nin esas ilişkiye dair dönülmüş (feshedilmiş olan) sözleşme tarihi baz alınarak öncelikle "denkleştirici adalet ilkesi”ne göre paranın ödeme tarihindeki alım koşullarına uyarlanarak, bu talep kabul görmez ise de sözleşme tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili birleşen davada; müvekkilinin arsa satımı yaptığını, arsa üzerinde inşa edilecek olan yapıdan sorumluluğu bulunmadığını, bu kapsamda yapı inşasına dair beyanların işbu dava konusu ile ilgisi bulunmamakla beraber davacının taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiliminden müşterek çocuklar adına almış olduğu arsa üzerinde ... tarih ve ... yevmiye numarası üzerinden Diyarbakır ... Noterliğinde sözleşme yaptığını, yapılan bu sözleşme kapsamında davacı söz konusu arsa üzerinde yeni bir sözleşme tesis ederek taşınmaza kavuşma gayesi taşımakla hür iradesi ile sözleşme akdettiğini, yeni sözleşme ile beraber müvekkilimizin hiçbir yükümlülüğü kalmadığı ispat edildiği gibi, davacının hukuki sorunları olduğunu iddia ettiği yer üzerinden yeni sözleşme akdetmiş olması karşısında müvekkile sorumluluk yüklemesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, nitekim satın alınan arsanın semerelerinden davacının yararlandığını, davacının noter ve hukukçu olup almış olduğu taşınmazın tüm vasıflarını bilebilecek durumda olduğunu, ... tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle 20 aylık yapım süreci belirlenmiş olup, sözleşme süresinin de dolmadığını, bu kapsamda yapılan beyanlar davacının eylemlerinin tutarsızlık gösterdiğini, davacı yüklenici ile yeni sözleşme yapması karşısında müvekkil ile akdettikleri dava konusu sözleşmede müvekkilin teminat olarak gösterdiği 1 dönümlük araziyi verme yükümlülüğü kalktığı gibi, eski yüklenici sözleşmesine istinaden sorumluluğu bulunmadığı, adı geçen yeni sözleşme ile de hiç bir sorumluluğu kalmadığını, bu kapsamda projenin devamı veya yarım kalmasının eldeki bu davanın konusunu oluşturmadığını, davacı tarafça mahkemenin görevi yönünden yapmış olduğu açıklamalarda da müvekkilin yüklenici olmadığı ve arsa sahibi olduğu ifade edildiğini, bu kapsamda davacının taşınmazın inşaa edilmediği iddialarının gerçek dışı olup, davacının sözleşmeden dönmek istemesi halinde arsayı iade etmesi gerekirken bu hususta üzerine düşen edimi yerine getirmemiş olması karşısında edimlerini istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile, davacının, müvekkilimizin haksız dava nedeni ile uğramış olduğu zararın karşılığı olarak alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; somut olayda tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, Diyarbakır ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası, tapu kayıtları, resmi senetler, Diyarbakır ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, noter ihtarı, davacı tarafından sunulan sözleşme ve ekleri ve müzekkere yanıtları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında bila tarihli "Sözleşme" başlıklı belge ile, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda yapılacak ve davalıya isabet edecek villanın satışı konusunda anlaşma sağlandığı, dosya kapsamına göre sözleşmenin konusunu "üzerinde villa projesi yapılacak birden fazla paydaşlı arsada pay sahibi olan davalının arsası" satışının oluşturduğu, davalı tarafın, ilk yapılan Diyarbakır ... Noterliği'nin düzenlediği ... tarih ve ... yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığı, sonradan davacının çocukları adına vekaleten hareket ederek, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dahil olduğu, ... ile yapılan ve davacının da dahil olduğu sözleşmenin daha sonra feshedildiği, davacının çocuklarının ve diğer arsa maliklerinin başka bir müteahhit firma ile yeni sözleşme imzaladıkları, taraflar arasında yapılan sözleşmenin niteliği itibariyle adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olduğu, kanunda aranan şekle uygun olarak yapılmadığı için geçersiz olduğu, ancak geçersiz olan bu sözleşmeye istinaden tapu devrinin yapılması nedeniyle adi sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, böyle bir iddianın 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen objektif iyiniyet kuralına aykırı olduğu, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, geçersiz şekilde yapılmış adi sözleşmesi sonrası davacının isteği üzerine çocukları adına tapu devri yapılması ile ilgili adi sözleşmenin davacı ve davalı adına bağlayıcı hale geldiği, davacının tapu devri gerçekleştiği için bu aşamadan sonra adi sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığı, davacının adi sözleşmede belirtilen ödeme koşulları gereğince ödemelerini tamamlaması gerektiği, ödeme kapsamında davacı tarafından düzenlenerek davalıya verilen bono bedelinin de aynı şekilde ödenmesi gerektiği, davalı alacaklının ödenmeyen bono bedelinin tahsili için icra takibine girişmesinde haklı olduğu, davacının takip konusu ... TL'yi ödediğine dair herhangi bir iddiada bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davada açılan menfi tespit talepli davanın reddi ile asıl davada ihtiyati tedbir kararı verildiğinden ve uygulandığından 2004 sayılı İİK'nın 72/4 maddesi gereğince, takip ve dava tutarı olan ... TL'nin %20'si olan ... TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine; birleşen dosyada, davacı tarafça davaya konu bono için ödenen ... TL için belirsiz alacak olarak istirdat talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının bononun bedelini davacıya ödemesi gerektiği değerlendirilmekle; birleşen davada açılan davanın da aynı gerekçelerle reddine karar verilmiştir. Karara karşı, asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel nolu taşınmazda yapılacak olan ... nolu villanın davalı tarafından davacıya satışına ilişkin olarak yapıldığını, tarih yazılmayan sözleşmenin imzalandığı tarihin, müvekkilinin villa satışı karşılığında ilk etapta davalıya yapmış olduğu konut ve aracın devir tarihlerinden anlaşılabileceğini, ancak İlk Derece Mahkemesinin sözleşmenin tarihi ile ilgili olarak gerekçeli kararda davacı ve davalının beyanlarına değinmekle yetindiğini, tarafların anlaşmasıyla satış bedeline karşılık olarak müvekkilinin ilk etapta ...'ye ... Mah. ... Sitesi ... Blok K: ... No: ...'te bulunan evi ile ... marka ... marka 2023 model aracının mülkiyetini devrettiğini, devredilen dairenin ... TL, devredilen otomobilin ise ... TL'ye sayıldığını, ayrıca ... TL'nin müvekkili tarafından elden ödendiğinin ve sözleşmede anılan konut ve aracın müvekkil tarafından devredildiğinin açıkça belirtildiğini, tarafların, davalı yanca müvekkile ... TL karşılığında villa satımına ilişkin olarak anlaştıklarını, ancak sonradan bedelin ... TL'ye düşürüldüğünü, müvekkili tarafından kapora olarak davalıya ödenen ...TL'nin de her ne kadar sözleşmede "elden ödenmiş" olarak belirtilmişse de müvekkili tarafından banka yoluyla ödendiğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesinin sözleşme konusunu villa satımı olarak değil de "arsa" olarak değerlendirmesinin hem haksız hem de isabetsiz bir tespit olduğunu, villa satışı konusunda da çelişkili değerlendirmelerde bulunduğunu, taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmede de belirtildiği gibi müvekkilinin, davalıya arsa değil "villa" karşılığı ödeme yaptığını, sözleşmenin konusunun davalı ve ailesinin ailece maliki oldukları arsa üzerinde yapılacak villa projesi olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kararında müvekkilinin dava konusu bonoya istinaden davalıya yaptığı ödemeleri incelemediğini ve tartışmadığını, müvekkilinin bono kapsamında davalıya ödemesi gereken hiçbir borcunun kalmadığını, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin toplamının ... TL olduğunu, söz konusu bononun, inşa edilip müvekkile teslim edilecek villaya karşılık verildiğini ve teminat senedi niteliğinde olduğunu, kambiyo senedi vasfı taşımadığını, ayrıca temel ilişkide müvekkilinin ...'ye borçlu olmadığını, aksine sözleşmeden dönüş ve sözleşmeyi feshetmiş olması nedeniyle müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, asıl dava ve birleşen dava yönünden verilen ret kararlarının kaldırılmasına ve talepleri ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Asıl dava, 2004 sayılı İİK m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfî tespit; birleşen dava ise istirdat istemine ilişkindir. Davalı tarafından varlığı iddia ... bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. 2004 sayılı İİK m. 72/6 hükmünde ise, menfi tesbit davası sırasında tedbir kararı alınmamış ve borç ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edileceği düzenlenmiştir. Yani, menfi tespit davası talebe bile gerek kalmaksızın borç ödenmiş olursa kendiliğinden istirdat davasına dönüşecektir. Öte yandan mahkemece de borcun ödendiğinin öğrenilmesi halinde menfi tespit davasına kendiliğinden (re'sen) istirdat davası olarak devam edilecektir (Yargıtay HGK'nın 17/10/2012 tarih ve 2012/14-476 E., 2012/720 K. sayılı kararı). 2004 sayılı İİK m. 72/6’daki düzenleme gereği, menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünden, davacının neticeyi talebini değiştirmesi için ıslah yoluna başvurmasına ya da karşı tarafın (alacaklının) muvafakatine gerek yoktur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Ancak davacı borçlu aralarındaki hukuki ilişkiyi ve bundan kaynaklanan borcunun olduğunu kabul edip, borcun ödendiğini ileri sürüyor ise ispat yükü davacı borçluya geçer. 6100 sayılı HMK'nun 187/1. maddesi; “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia ... vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Çekişmeli vakıaların ispatı için delillere ihtiyaç duyulmaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Davacı alacaklı (satıcı) ... ile davalı borçlu (alıcı) ... arasında tarihsiz taşınmaz satım sözleşmesi imzalandığı, sözleşme içeriğinde ... ili ... ilçesi ... mahallesi, ... ada ... parselde kain taşınmaz üzerinde yapılacak olan ... numaralı villanın satışının davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ...'e yapıldığı, karşılığında ... TL bedelli daire, ... TL araç alındığı, ... TL elden kapora verildiği, villanın fiyatının ... TL olduğu, ... TL bedelinin ödendiği, geri kalan bedelin ... TL olduğu, sözleşmeyi fesheden tarafın zararı ödemekle mükellef olduğu, kalan borç için ... tarihinde ... TL, geri kalan ... TL'sının 3 taksit halinde Ocak, Şubat ve Mart aylarında ödeneceği, müteahhidin işi yarıda bıraktığı takdirde davacı alacaklı ...'nin davalı borçluya 1 dönüm arsa vermeyi taahhüt ettiğinin kararlaştırıldığı, ►Keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... olan ... keşide tarihli ... vade tarihli ve ... TL bedelli 1 adet bono düzenlendiği, bononun ... TL'lik kısmı için davalı ... tarafından davacı ... aleyhine ... tarihinde Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığı, ►Takibe konu ... bononun teminat amaçlı verildiği için kambiyo senedi vasfında olmadığı, ayrıca davalı tarafa .... TL ödendiği halde sözleşmeye konu villanın kendisine devredilmediği, dava dışı yüklenici ... firmasının Hazine arazisi sorunundan ötürü işi bırakması ve inşaatın yapımına başlanamaması üzerine sözleşmeden dönüldüğü, takibe konu ... senedin bedelsiz kaldığı iddialarına dayanılarak, dava konusu bononun kambiyo takibine konu ... ... TL'Lik kısmı için ... E. sayılı asıl davada menfi tespit, bononun geri kalan kısmının ise daha önceden ödendiği ve sözleşmenin feshedildiği iddiasıyla Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında istirdat istemi ile dava açıldığı, ... E. sayılı davanın işbu ... E. sayılı dava ile birleştirildiği,sonuç olarak asıl ve birleşen davanın, bilgileri yukarıda verilen ... TL'lik bono nedeniyle bedelsizliğe dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olduğu, anlaşılmaktadır. ... Tapu Müdürlüğünün ... tarihli müzekkere cevabı ekindeki resmi senet incelendiğinde; ... Tapu Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senedine göre, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın ... hissesi ... adına kayıtlı iken, ...'nin bizzat, ... hissesinin ... hissesi üzerinde kalacak şekilde; ... hissesini ... TL bedelle ...'a, ... hissesini ... TL bedelle ...'a, ... hissesini ... TL bedelle ...'a sattığını, satış bedelini nakden ve tamamen aldığını, alıcı ..., ..., ... adına ...'ün vekaleten, bu satışı aynı bedelle kabul ettiğini bildirdikleri; satış sözleşmesi taraflarının beyanları imzaları ile tasdik ettikleri, memurun işlemi tamamladığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz ..., Diyarbakır ... Noterliği'nin düzenlediği ... tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin konusunun ... ili, ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazda yapılacak olan 41 adet villa yapımına ilişkin olduğu, sözleşmenin taraflarının yüklenici ..., arsa sahiplerinin ise ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ... ile ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... vekili ... olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından cevap dilekçesinde dosyaya ibraz ... Diyarbakır ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin konusunun ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazda yapılacak olan 41 adet villa yapımına ilişkin olduğu, sözleşmenin taraflarının yüklenici ....; arsa sahiplerinin ise ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ... ile ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... vekili ... ; ..., ...., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ... olduğu anlaşılmaktadır. Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmenin resmî şekilde yapılması zorunludur. Bu bir geçerlilik koşuludur (TMK m. 706, BK m. 213, TBK m. 237, Noterlik Kanunu m. 60/3, Tapu Kanunu m. 26). Resmî biçimde yapılmayan taşınmaz satış sözleşmeleri hukuken geçersiz olup geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz; taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Bununla birlikte; taraflar şekle aykırı bir sözleşmeden doğan edimlerini her türlü yanılgıdan uzak bir şekilde bilerek ve isteyerek tümüyle, yerine getirmişlerse (tapuda tescil işlemi yapılmışsa), bunun iddiasının istenmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği Yargıtay uygulamasıyla kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nun 11/03/1953 tarih ve 2/9 sayılı; 10/09/1955 gün ve 1/62-63 sayılı; 21/03/1986 gün ve 14/541-257 sayılı kararları). 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca; " Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Zira şekle ilişkin hükümden hükmün amacı dışında yararlanmak istendiği hallerde, şekil noksanlığını ileri sürmek, hakkın kötüye kullanılması teşkil edebilir. Örneğin iki tarafın bilerek ve serbestçe borçlarını ifa etmelerinden sonra şekil noksanının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği kabul edilmektedir (Oğuzman, M. Kemal/Öz, M. Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. I, 16. Bası, İstanbul 2018, 156-158; Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 24. Baskı, Ankara 2019, s. 328, No. 930). Yargıtay'ın da benzer yönünde kararları bulunmaktadır (Bkz. Y. İBK, 30/09/1988, E. 1987/5, K. 1982/2 sayılı kararı; 13. HD, 07/12/2017, E. 2015/42170, K. 2017/12279 sayılı kararı). Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; davacı ile davalı arasında ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel nolu taşınmazda yapılacak olan ... numaralı villanın ... TL bedel üzerinden satışı konusunda yapılan tarihsiz anlaşmanın adi yazılı harici satış taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğu, taraflar arasında düzenlenen harici taşınmaz satış sözleşmesinin, tapuda davacının çocuklarına yapılan ... tarihli taşınmazın devriyle birlikte geçerli hale geldiği, bu devir işleminin davacının kendi beyanına göre bilgisi dahilinde ve çocuklarından aldığı vekaletname ile bizzat kendisi tarafından gerçekleştirildiği gibi bu devir sebebiyle davacının davada bahsedilen ödemeler dışında ayrıca bir ödemede bulunmadığı, davaya konu taşınmazın tapuda davacının çocuklarına devredilmesi nedeniyle, artık sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşıyacağı, bu durumda sözleşmenin geçersizliğinden bahsedilemeyeceği, taraflar arasında yapılan sözleşmede sözleşmenin bedeli ile ödeme koşullarının belirtildiği, davacı tarafından sözleşme sebebiyle davalıya araç ve taşınmaz devirleri yanında nakit ödemeler ile banka üzerinden de ödemelerde bulunulduğu, davacı tarafın takibe konu ... bononun teminat senedi olduğunu, icra takibine konu edilemeyeceği ve sözleşmenin geçersiz olması sebebiyle bedelsiz kaldığı yönündeki iddialarını ispatlayamadığı, takibe konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğini ve kambiyo senedi olma niteliğini taşıdığından davalı alacaklı tarafından icra takibine konu edilebilir bir senet olduğu, dava konusu ... TL'lik tutarlı bononun ... TL'sının takibe konu edildiği, davacının asıl davada takibe konu senet ve takip sebebiyle borçlu olmadığını ispatlayamadığı gibi birleşen dava dosyasında takibe konu senet için dava öncesinde ödenmiş olduğu iddia ... ... TL yönünden senedin bedelsiz kaldığı iddiasını da ispatlayamadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Öte yandan; 2004 sayılı İİK. m. 72/4 hükmü uyarınca, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar; menfî tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder. Menfî tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının fiilen uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 21/04/2021 tarih ve 2020/3081 E., 2021/3889 K. sayılı; 19. HD'nin 12/10/2017 tarih ve E. 2017/ 1472, K. 2017/6905 sayılı kararları). Dosya kapsamının incelenmesinden; İlk Derece Mahkemesince verilen ... tarihli ara karar ile, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile icra takip tutarı olan ... TL'nin %15'i oranında hesaplanan ... TL nakdi teminat yatırılması veya kesin ve süresiz teminat mektubu sunulması halinde 2004 sayılı İİK'nın 72/2. maddesi gereğince Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince ... tarihinde Diyarbakır İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... tarihli tedbir kararı ve davacı tarafça sunulan teminat mektubu sureti uyarınca ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin durdurulması ve bu hususta bilgi verilmesinin istenildiği, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının ... tarihli yazısı uyarınca tedbir kararının uygulanarak takibin durdurulduğu (infaz edildiği) anlaşıldığından, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen sebeplerle Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekilinin duruşma talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince REDDİNE, 2-) Asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan dosyasındaki asıl ve birleşen davalar hakkında verilen kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca asıl dava yönünden alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 4-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca birleşen dava yönünden alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 5-) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, Dairemizin kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere,

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/148, K. 2026/1233, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-148-e-2026-1233-k-2737ac909ed1