İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/751 E. 2026/685 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/751
- Karar No
- 2026/685
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/751 Esas KARAR NO : 2026/685
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; keşidecisi müvekkili ... olan, ... ... Şubesine ait, ... seri numaralı, 31/05/2025 keşide tarihli ve 765.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibe konu çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını ve bu hususun bilirkişi incelemesiyle açığa kavuşacağını, arabuluculuk sürecinden de olumlu bir netice alınamadığını ileri sürerek, öncelikle İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ..., ... gibi şirketlerin yer aldığı dar bir ticari çevre içinde karşılıklı çekler düzenleyip haksız davalar açarak dava açma hakkını kötüye kullandığını, bu şirketler arasında organik bağ ve kötü niyetli iş birliği bulunduğunu, vekillerinin dahi aynı olduğunu, dava konusu çekin müvekkili şirket tarafından ciro silsilesi yoluyla devralındığını, müvekkilinin Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetli ve meşru hamil konumunda bulunduğunu ileri sürerek, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları doğrultusunda haksız ve mesnetsiz davanın reddini, mahkemece tesis edilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte olunması halinde teminatın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenmesini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebini içermektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe konu çek nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı, menfi tespit talebinde haklı olup olmadığından kaynaklandığı anlaşılmıştır. .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyanın incelenmesinde; alacaklı ... Şirketi'nin, borçlular ... Limited Şirketi ve ... Limited Şirketi aleyhine toplamda 783.031,45-TL alacağın, asıl alacak olan 752.350,00-TL çek bedeli, 28.424,40-TL işlemiş faiz, 2.257,05-TL komisyon tutarı ile birlikte icra masrafları ve vekalet ücretinin borçlulardan tahsilinin talep edildiği, takip dayanağı ... ... Şubesine ait ... seri nolu 31.05.2025 keşide tarihli 765.000-TL bedelli çekin incelenmesinde; Yakut Konfeksiyon şirketi tarafından keşide edildiği, lehdarın ... Tekstil olduğu, çekin arka yüzünde ise lehtar ... Tekstil'in 1.ciranta, ... ... şirketinin 2.ciranta olduğu görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi). Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. Menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olsa da eğer dava kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası ise, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi gereği, hukuki ilişkiye bakılmaksızın kambiyo senedinin borçlusu olan davacının kambiyo senedi alacaklısına borçlu olmadığı hususunu ispat etmesi gerekmektedir. Mahkememiz duruşma ara kararı ile Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamında davacı şirket yetkilisine ait olduğu iddia edilen belgelerdeki imzalar ve uyuşmazlık konusu ... ... Şubesine ait ... seri nolu 31.05.2025 keşide tarihli 765.000-TL bedelli çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, davacı şirket yetkilisi ...'ın imza örneklerinin alınması hususunda yazılan talimatın ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sırasına kaydedildiği, şirket yetkilisi adına davetiyenin tebliğ edildiği, duruşmaya katılmadığı, talimatın bila ikmal döndüğü anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın, .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyasına konu ... ... Şubesine ait ... seri nolu 31.05.2025 keşide tarihli 765.000-TL bedelli çekin keşidecisi görünen davacının imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ile açılan menfi tespit istemi olduğu, davacı şirket yetkilisi ...'ın imza örneklerinin alınması hususunda yazılan talimatın ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sırasına kaydedildiği, şirket yetkilisi adına davetiyenin tebliğ edildiği, duruşmaya katılmadığı, talimatın bila ikmal döndüğü, davacı tarafın imza inkarına ilişkin itirazdan vazgeçmiş sayılacağı, uyuşmazlık konusu çekin kambiyo senedi olduğu, sebepten mücerret olduğundan senedin hamili olan davalının bu senedin düzenlenmesine neden olan hukuki ilişkiyi ispat etme zorunluluğunun bulunmadığı, davacı tarafın iddialarının HMK' nın 200. Maddesi gereği yazılı ve kesin deliller ile ispat edilemediği, dolayısıyla ispat yükü üzerinde olan davacının iddialarını ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varılarak; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın REDDİNE 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.707,75-TL harçtan mahsubuna, artan 975,75-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,
3-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine BIRAKILMASINA, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE, 7-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır