İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/151 E. 2026/890 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/151
Karar No
2026/890
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/151 Esas KARAR NO : 2026/890

DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 15/08/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına vekil olarak arabuluculuk başvurusu yapılmış 30.07.2025 tarihinde son oturum gerçekleştirilmiş ve anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirket 1995 yılından bu yana ...Üretiminde faaliyette bulunan köklü bir işletme olduğunu, bu faaliyeti kapsamında ticareti içerisinde ticari ilişkide bulunduğu keşideci ... tarafından müvekkilinin alacağına karşılık davaya ve icra takibine konu ...AŞ ... Şubesi, 30.06.2024 tarihli keşide yeri ... olan ... seri numaralı 80.000,00-TL bedelli çek müvekkili adına keşide edildiğini, ancak farklı şehirde bulunması hasebiyle ...tarafından müvekkiline gönderilmek için kargoya verilen çek müvekkiline hiç ulaşmadan çalınarak tedavüle sokulduğunu, söz konusu çeki ele geçiren şahıslar tarafından müvekkili firma emrine kesilen çeke sahte ciro atılarak tedavüle sokulan çekteki lehtar imzası adı altında bulunan ciro müvekkili firma yetkililerine ait olmadığını, takibe konu çekin müvekkiline hiç teslim edilmediğini, ... lehine keşide edilen konu çekin gönderimi için ... teslimi sağlanmış ancak söz konusu kargo müvekkiline ulaşmadığını ve çek kaybolduğunu, icra takibine konu çek üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığını, davaya konu müvekkili firmaya hiçbir şekilde teslim edilmemiş çekin arkasında yer alan lehtar imzası ve kaşesi müvekkiline ait olmayıp konu çek müvekkili şirket yetkilisi tarafından cirolanmamış; çekte yer alan imza müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, mezkur çeki ele geçiren kişiler tarafından lehtar imzası sahte olarak atılarak tedavüle sokulduğunu, sahte ciro atılmak suretiyle tedavüle konulan çek takip eden ciro silsilesi içerisinde davalı ... şirketine ibraz edildiğini, davalı yan yasal yükümlülükleri gereği gerekli istihbarat çalışmalarını gerçekleştirerek çeki temlik alması gerekmesine karşın hiçbir yasal müeyyideyi yerine getirmeksizin, hiçbir araştırma, istihbarat çalışması gerçekleştirmeden, en basitinden çekin keşidecisinden dahi teyit almaksızın konu çeke ilişkin faktoring işlemi tesis ederek lehtar cirosu sahte olan çeki temlik aldığını, ertesinde konu çek dayanak alınarak ihtiyati haciz kararı alınmış; alınan ihtiyati haciz kararı ... 34. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibine konu edildiğini, söz konusu takipten haberdar olunmasının hemen ertesinde ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasında yetki ve imza itirazını konu alan dava ikame edilmiş, söz konusu dava sonucunda icra müdürlüğünün yetkisiz bulunduğuna karar verilerek ... İcra Müdürlüğünün yetkili bulunduğu tespit edildiğini, yetkisizlik kararı ertesinde ... İcra Müdürlüğünün... Esasına kaydı yapılan dosyaya ilişkin takibe dayanak çekteki imza müvekkili şirket yetkililerine ait bulunmadığından ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla imzaya itiraz davası ikame edildiğini, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasıyla yapılan yargılama esnasında çekte yer alan lehtar imzasındaki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olup olmadığının tespiti hususunda bilirkişi raporuyla "İnceleme konusu çek aslındaki el yazı ve imzaların... ve ...'ın mukayese imzalarıyla lup, büyüteç, tarayıcı, ultraviyole ışık lambası, çeşitli ışık kaynakları ve diğer optik araç ve gereçler yardımıyla yapılan inceleme ve karşılaştırmalarda imzaların genel görünümleri, imzalar içerisindeki el hareketlerinin inşaları, işleklik derecesi ve meyil durumları, şahsa ait itiyatlar, kaligrafik ve karakteristik diğer özellikler itibariyle aralarında FARKLILIKLAR BULUNDUĞU müşahede edilmiş olup anılan el yazı ve imzaların, mevcut mukayese el yazı ve imzalarına atfen ... VE ... ELİ MAHSULÜ OLMADIKLARI" tespit olunmuş ve böylece çekteki yer alan lehtar imzası altındaki cironun müvekkil şirkete ait olmadığı tespit edilmesi neticesinde Mahkemece takibin DURDURULMASINA "KESİN" olarak karar verildiğini, Türk Ticaret Kanunun 788. Maddesine göre lehtar belirtilerek çek keşide edilmesi halinde cironun geçerli bir ciro kabul edilebilmesi için hem usule uygun lehtar tarafından ciro edilmesi hem de zilyetliğin devredilmesi gerektiğini, lehtar belirtilmek suretiyle çek keşide edilmesi halinde lehtarın cirosunun bulunmaması halinde ciro silsilesi bozulmuş olacağını, lehtarı belirlenmiş olan çeki ele geçiren kişi/ kişiler tarafından ciro silsilesini görünürde geçerli hale getirebilmek amacıyla lehtar imzasını sahte kaşe ve imza ile cirolamak suretiyle tedavüle soktuklarını, bu durumun ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. ...K. Sayılı dosyasıyla sabit hale geldiği somut olayda davaya konu lehtar imzası müvekkiline ait olmayan çekte ciro silsilesi bozulduğundan davalı yetkili hamil olmadığı gibi müvekkilinin bu çek nedeniyle çekte yer alan imzanın kendisine ait olmadığından mütevellit sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle de müvekkilinin ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu ... Bankası AŞ ... Şubesi, 30.06.2024 tarihli keşide yeri ... olan ... seri numaralı 80.000,00-TL bedelli çek sebebiyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti adına işbu davanın açılması zaruriyet teşkil ettiğini, ayrıca ispat külfetinin alacaklı gözüken yana ait olduğu nazara alınarak mahkemece bilirkişi raporu alınmasına gerek duyulması halinde masrafın davalı yana yükletilmesine karar verilmesini, takip konusu çekteki imza müvekkiline ait olmayıp müvekkili sahte imza ile haksız şekilde borçlandırılmaya çalışıldığını, söz konusu çek üzerindeki imzanın müvekkili şirkete ait olmadığı kesinleşmiş Mahkeme kararı ve rapor ile sabit olmakla birlikte Mahkemenizin yeniden bilirkişi marifetiyle inceleme gerçekleştirilmesi gereği olduğu yönünde kanaate hasıl olunması halinde Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına nazaran senet üzerindeki imzanın borçluya ait olduğu konusunda ispat külfeti alacaklı görünen tarafa ait olduğu hususu gözetilerek ispat külfeti gereğince buna ilişkin sarf edilebilecek yargı giderinin davalı tarafa yükletilmesini önemle talep ettiklerini, davaya konu müvekkili firmaya hiçbir şekilde teslim edilmemiş çekin arkasında yer alan lehtar imzası ve kaşesi müvekkiline ait olmayıp konu çek müvekkili şirket yetkilisi tarafından cirolanmamış; çekte yer alan imza müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, sahte ciro atılmak suretiyle tedavüle konulan çek takip eden ciro silsilesi içerisinde davalı Faktoring şirketine ibraz edilmiş, davalı yan yasal yükümlülükleri gereği gerekli istihbarat çalışmalarını gerçekleştirerek çeki temlik alması gerekmesine karşın hiçbir yasal müeyyideyi yerine getirmeksizin konu çeke ilişkin faktoring işlemi tesis ederek lehtar cirosu sahte olan çeki temlik aldığını, ertesinde konu çek dayanak alınarak ihtiyati haciz kararı alınmış; alınan ihtiyati haciz kararı .. 34. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasıyla icra takibine konu edildiğini, takipten haberdar olunmasının hemen ertesinde ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında yetki ve imza itirazını konu alan dava ikame edildiğini, söz konusu dava sonucunda icra müdürlüğünün yetkisiz bulunduğuna karar verilerek ... İcra Müdürlüğünün yetkili bulunduğu tespit edildiğini, yetkisizlik kararı ertesinde yetkisiz icra müdürlüğünce tesis edilen tüm hacizlerin kaldırılması isteminde bulunulmuşsa da Müdürlük tarafından yetkisizliğine karar verildiği bahsiyle işlem yapılamayacağı gerekçesiyle talep reddolunduğunu, dosyanın ... İcra Müdürlüğüne tevzilenmesi ve ... Esasa kaydının sağlanması ertesinde ise imza itirazı dosyasında her ne kadar takip durdurulmuşsa da kaydi ihtiyati hacizler baki kalmaya devam ettiğini, müvekkili firma köklü bir firma olması hasebiyle ... yararlandığı ve kurum tarafından tapunun üzerinde hiçbir mahrumiyet (haciz, ihtiyati haciz, başkaca şerh) olmaması ilk koşul arandığını, bu kapsamda ...kapsamında ...Sisteminin müvekkili şirketin maliki bulunduğu ... İli, ... İlçesi ... Mahallesi ... Mevki 440 Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz üzerinde yapışacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen proje kapsamında ... sisteminin yapılacağı öngörülen ... İli, ... İlçesi ... Mahallesi ...nlar Mevki ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz üzerinde ihtiyati haciz şerhinin işlenmesi sebebiyle proje kurum tarafından askıya alındığını, ... Projesinin askıya alınması ise müvekkil şirketin projeden yararlanamaması sebebiyle günlük olarak en az 20.000,00-TL zarara sebebiyet verdiğinden İİK 266 vd hükümleri gereği ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması adına ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla dava ikame edildiğini, ihtiyati haczin kaldırılması davası ivedi işlerden olup duruşma günü verilmeksizin ve karşı tarafa tebliğ dahi yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebilecek dosyalardan olmasına karşın Mahkemece tutulan tensiple davalı alacaklı gözüken yana cevaplarını sunmak üzere 2 haftalık süre verildiğini; söz konusu 2 haftalık sürenin beklenmesi müvekkili günden güne zarara sokması sebebiyle Mahkemeye talepte bulunularak hiç değilse teminatın depo edilmesi karşılığında ... ihtiyati haciz şerhi nedeniyle askıya alınan taşınmaz üzerindeki ihtiyati haciz şerhinin kaldırılması isteminde bulunulduğunu, mahkemece teminat yatırılması ertesinde taleple ilgili değerlendirmede bulunulacağına dair ara karar tesis edilmesi sonrasında ise ihtiyati haciz miktarı olan 80.000,00-TL 19.09.2024 tarihinde icra dosyasına "... İcra Hukuk Mahkemesinin...E. Sayılı dosyasında 19.09.2024 tarihli ara karar gereği nakdi teminat bedeli" açıklamasıyla icra dosyasına depo edildiğini, ancak mahkemece dava esasına ilişkin ara karar verilemeyeceği bahsiyle taleplerinin reddedildiğini, ertesinde 2 haftalık yasal sürenin sona ermesi beklendiği, yasal sürenin bittiğinin hemen ertesi günü ilgili dosyaya talepte bulunularak yasal sürenin sona erdiği esasla ilgili hüküm tesisi talebinde bulunulduğunu, müvekkilinin ... askıya alınması hasebiyle günden güne zararı artan ve ihtiyati haczin kaldırılması için dava açmasına karşın haftalardır süreç çözümsüz kaldığından bu zararı katlanan müvekkilinin günden güne katlanan zarara daha fazla katlanması mümkün olmadığından çözümsüz kalan müvekkili zararın daha fazla artmasının önüne geçebilmek adına teminat olarak depo edilmiş tutarın alacaklıya bu nedenden dolayı ödenmesine muvafakat etmek durumunda kaldığını ve yine dosya hesabına göre teminat tutarını aşan kısmı da 16.10.2024 tarihinde "her türlü dava ve itiraz hakkımız saklı kalarak (... Sebebi ile) açıklamasıyla icra dosyasına yatırdığını, müvekkili uygulanan ihtiyati haciz şerhi sebebiyle bu ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması adına dava ikame etmiş olmasına ve teminatı depo etmesine rağmen yargılamanın uzaması ve en sonunda da sürüncemede kalması sebebiyle günden güne artan zararının önüne geçebilmek adına ihtiyati haciz şerhinin kaldırılmasını sağlayabilmek, ticari işlerini yürütebilmek adına dosyaya yatırdığı teminatın ödenmesine muvafakat etmek ve üzerinde kalan meblağı da ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin uygulanan haciz nedeniyle ödeme yapmak zorunda kaldığı mevcut durum itibariyle icra dosyasına ihtiyati haczin kaldırılmasına sağlamak amacıyla yapılmış olan 19.09.2024 tarihli 80.000,00-TL ve 16.10.2024 tarihinde yapılmış 39.073,80-TL meblağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini, davalı ...A.Ş., dava konusu çekin iktisabında üzerine düşen istihbarat çalışmasını yapmamış olup, kötüniyetli hamil olduğunu, faktoring şirketlerine ilişkin uyuşmazlıklarda özel bir kanun olan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile bu kanuna ilişkin 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin uygulanacağı ve işbu uyuşmazlıkların ayrıca BDDK Genelgeleri çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerektiği Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiğini, somut olayda davalı ... A.Ş lehtar imzası sahte olan çeki iktisap ederken kanuna uygun olarak istihbarat çalışmasını yapmadığını, Kanunda açıkça istihbarat çalışması yapılırken sadece müşterilerin beyanı ile yetinilmemesi gerektiği; fatura ile ilgili kontrollerin yapılması ve kambiyo senedinin keşidecisine başvurularak borcun teyit edilmesi gerektiği düzenlendiğini, davalı şirket borcun teyidi amacıyla çekin keşidecisine herhangi bir başvuruda bulunmamış, borcun teyidi için gerekli usulüne uygun istihbarat çalışmasını yapmadığını, istihbarat çalışmasının ne şekilde yapılacağı Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş içtihatları ile sabit olduğunu, davalı faktoring şirketi Yargıtay içtihatlarında da belirtilen şekilde bir istihbarat çalışması yapmadan ağır kusuruyla çalıntı çeki iktisap ederek müvekkilinin aleyhine işlem gerçekleştirdiğini, faktoring şirketleri borcu teyit edecek yöntemlere başvurmadığını, davalı faktoring şirketi borcun teyit edilebilmesi için müvekkiline ve/veyahut çekin keşidecisine herhangi bir başvuruda bulunmadığını, müvekkiline ve/veyahut keşideciye davalı faktoring şirketi tarafından borcun teyit edilmesi için herhangi bir başvuru yapılmış olsa idi çekin çalındığı hususunda davalı faktoring firmasına gerekli bilgilendirme yapılacağını, fazlaya ilişkin tüm istem hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin, ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ve takibe konu ... Bankası AŞ ...Şubesi, 30.06.2024 tarihli keşide yeri .. olan ... seri numaralı 80.000,00-TL bedelli çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, .. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına 19.09.2024 tarihli 80.000,00-TL ve 16.10.2024 tarihinde yapılmış 39.073,80-TL meblağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte istirdadına, müvekkili lehine takip miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; menfi tespit davalarında yetkili mahkeme İ.İ.K madde 72/son gereğince; “Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir” hükmü yer almakta olup, davada, davalı müvekkili şirket adresinin Şişli/İstanbul olması nedeni ile yine takibi yapan icra dairesi de İstanbul olması nedeni ile İstanbul’da açılması gerektiğini, yetkili ve görevli mahkemeler İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, İİK madde 72/son gereğince huzurdaki dava yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenle mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesini talep zorunluluğu doğduğunu, müvekkili yasanın öngörmüş olduğu prosedürü eksiksiz olarak yerine getirmek sureti ile çeki devir aldığını, müvekkili dava konusu çeki müşterisi ...Tic. Ltd. Şti. ile aralarında akdedilmiş olan faktoring sözleşmesine binaen devir aldığını, çekin müvekkiline devir ve ciro edilmesini sağlayan faturaya bağlı alacak temliki işlemi 6361 sayılı kanunda belirtilen esaslara ve BDDK'nın belirlediği kriterlere uygun olarak eksiksiz yerine getirildiğini, bu anlamda alacağın temliki işlemi yapılırken; sözleşmede müşterileri olan ... Tic. Ltd. Şti. temlik ettiği, davacı şirketten olan kambiyo senedine bağlı alacağı 6361 Sayılı yasanın öngördüğü şekilde fatura ile tevsik edilmiş ve ilgili fatura asılları üzerine temlik işlemini gösterir şekilde açıklama derc edilerek işlem tamamlandığını, yasanın öngördüğü prosedür tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmakla müvekkili davacıya karşı iyi niyetli, meşru hamil sıfatını kazandığını, davacılar dava konusu çekteki imzayı inkar etmekte iseler de çekin ellerine ulaşmamasına ilişkin cezai her hangi bir başvuruda bulunmadıklarını, davacının dilekçesi incelendiğinde sadece dava konusu çekteki imzayı inkar etmekte ve çekin ellerine hiç ulaşmadan sahte kaşe ve imza ile piyasaya sürüldüğünü iddia ettiğini, bu konuya ilişkin her hangi savcılık nezdinde devam eden bir soruşturmadan bahsetmediklerini, çek hayatın olağan akışına uygun olarak bir borca karşılık keşide edildiğine göre ve çekin zayi nedeni ile alacağına kavuşamamış olan davacının hiç bir başvuruda bulunmamış olması davacının çek bedelini ödememek için çekteki imzasını inkar ettiğini ortaya koyduğunu, dava konusu çekin, çekte cirosu bulunan ... Şti. ve müvekkili müşterisi tarafından piyasaya kullanıldığı açık olduğuna göre davacının hayatın olağan akışına uygun olarak dava dışı müvekkili müşterisi ve diğer ciro hakkında suç duyurusunda bulunması gerekir iken bunu da yapmadığını, davacı her hangi bir şikayet yoluna gitmemiş olmakla çeki bile isteye sadece ödemekten kurtulmak üzere başka birine imzalattığı ya da bizzat kendisi tarafından farklı imza ile piyasaya sürdüğünü, kötü niyetli olduğu açık olup, bu hali ile borçlu olmadığının tespitinin davacının kötü niyetini desteklemek olacağı açık olduğundan davacının ticari defterleri, banka kayıtları celp edilerek keşideci ile aralarında ki ilişkinin de araştırılması gerektiğini, dava konusu çek, yukarıda anlatıldığı üzere müvekkil müşterisi tarafından müvekkiline verildiğini, davacı yanca çek üzerindeki imzanın kendilerine ait olmadığı iddia edilmişse de davacı çekte cirosu olup, müvekkili ile davacı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır ve bu sebeple davacı tarafından inkar olunan imzanın sıhhatini davalı müvekkilinin bilme imkanı olmadığını, toplanacak deliller ile çekteki imza karşılaştırıldığında imzanın borçluya ait olup olmadığı da açıklığa kavuşturulacağını, bunun yanında borçlu her ne kadar alacaklı ve diğer cirantalarla arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını savunarak çekten dolayı bir borcunun olmadığını dile getirmişse de çekten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisi asıl ilişkiden mücerret olup, asıl ilişkideki bağ ortadan kalksa bile kıymetli evraktan kaynaklanan borç sona ermeyeceğini, kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmayacağını, takip dayanağı çek incelendiğinde T.T.K.'nın kambiyo vasfı için aradığı tüm şekil şartlarını ihtiva ettiği ve birbirine bağlı ciroların mevcut olduğu görüldüğünü, kanunun ve yerleşik içtihatların öngördüğü minvalde şeklen ciro silsilesinin düzgün olduğunu, bu cihetle müvekkili şirket meşru hamil olduğunu, müvekkili şirket takibe konu çeki faktoring sözleşmesi kapsamında devraldığını, yine davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki de bulunmadığından müvekkilinin davacı tarafından inkar olunan imzanın sıhhatini bilme şansı olmadığını, bu nedenle davacının imza incelemesine esas olmak üzere ilgili tüm resmi kurumlardan davacının ıslak imzalarını ihtiva eden belgelerin celbini talep ettiklerini, davacı tarafından iddia edilen hususların açıklığa kavuşabilmesi için, belirli şartları sağlayacak incelemelerin yapılması gerekeceğini, dava konu çekin düzenlenme tarihinden önceki döneme ait mukayese belgelerin asılları celbedilmesini, dava konusu çek keşide tarihi esas alınarak iş bu tarihten önceki döneme ait mukayese belgelerin asıllarının toplanması ve bu belgelerin bilirkişice yapılacak incelemede nazara alınması gerektiğini, amir yasa hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, ilgili çeki hukuka uygun ve yetkili bir şekilde elinde bulunduran müvekkiline karşı davacıların iddialarının reddi gerektiğini, imza incelemesi sonucunda senetteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun anlaşılması halinde İİK. nun 170/3 maddesi gereğince imzasını inkar eden şirketin %20 inkar tazminatına ve % 10 para cezasına mahkum edilmesini talep ettiklerini, mahkemenin genel yetkili mahkeme ve alacağın var olup olmadığını incelemekle görevli olduğunu, müvekkili şirket davacıdan alacaklı olduğunu, davacı takip konusu çekteki imzasını inkar ettiğini, dava konusu çek faktoring işlemi neticesinde fatura ile tevsik edilmek sureti ile temlik alındığını, davacı çekin ne suretle kendisi haricinde biri tarafından imzalandığına dair delil bilgi belge sunmadığını, çek çalındı ise her hangi bir suç duyurusunda bulunup bulunmadığına dair belge sunmadığını, mahkemenin genel yetkili mahkeme olduğundan sadece şekli inceleme değil, aynı zamanda alacağın var olup olmadığını da incelemesi gerektiğini, davacının ticari defterlerinin incelenerek dava konusu çekin defterlerinde kayıtlı olup olmadığı incelenmesi gerektiğini, davacı hiç bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödemiş olduğu borcunu davanın ikamesi ile iadesini talep ettiğini, dosya kapsamında birden fazla imza kullandığı açık olan davacının ödemek istemediği dava konusu çeke ilişkin imza itirazında bulunduğunu, ödeme, davacı tarafından, hiç bir itirazi kayıt ileri sürülmeksizin yapıldığını, davacı borçlu tarafından ödeme hiç bir itirazi kayıt ileri sürülmeksizin yapıldığını, hiç bir ihtirazi kayıt konulmaksızın yapılan ödemenin iadesi Yargıtayın yerleşik kararları ile de sabit olduğu üzere mümkün olmadığını, davacı, yasal süreler dahi geçtikten sonra yapmış olduğu ödemenin sırf haksız kazanç elde etmek adına yasal süreler dahi geçtikten sonra iadesini talep ettiğini, hukukun bu kötü niyeti korumayacağı açık olup, davanın reddi gerektiğini, davacı dosyaya yapılan tüm ödemlerin tarafınca yapıldığını iddia ettiğini, ödemelerin bir kısmı dava dışı diğer borçlu tarafından yapıldığını, davacı iş bu haksız ve mesnetsiz davası ile ödemediği paranın dahi istirdatını talep ettiğini, ödeme davacı tarafından rızaen yapıldığını, Borçlar Kanunun 78. maddesi borç olmayan şeyin tediyesini düzenlemektedir. “Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.” Yasanın açık hükmü karşısında davacı borcu olmadığını iddia ettiği bir borç için tediyede bulunduğunu, ancak, borçlu olduğu hatası ile ödeme yaptığını iddia ederek yapmış olduğu ödemenin istirdadını talep edebileceğini, bununla beraber davacı sermaye şirketi tacir olup, imzalarının ve ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödeme yapmanın neticelerini bilebilecek durumda olduğunu, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, mahkemece aksi kanaatte ise, haksız ve kötüniyetle açılan davanın reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletinde karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı şirketin ... Bankası ... Şubesi'ne ait 30/06/2024 Muş keşideli, ... seri no.lu ve 80.000,00 TL bedelli çek nedeni ile davalı şirkete borçlu olup olmadığı ile 16/10/2024 tarihinde davalı şirkete icra tehdidi altında ödenen 119.073,80 TL meblağın İİK'nın 72/7 maddesi gereğince istirdadı istemine ilişkindir. Dava ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli, ... esas ... karar sayılı Yetkisizlik kararı ile mahkememize tevzi olmuştur. ... 34. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı tarafından davacı borçludan toplam 96.061,12 TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır. 2004 sayılı İ.İ.K'nın 72/7 maddesinde "takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir" şeklinde hüküm bulunduğu, ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde davalı takip borçlusu tarafından 19/09/2024 tarihinde 80.000,00 TL ile 16/10/2024 tarihinde ise 39.073,80 TL'nin icra dosyasına yatırıldığı, ödenen bedelin istirdadına yönelik iş bu davanın ise 15/08/2025 tarihinde açıldığı görülmekle davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, davacının imza örnekleri talimat mahkemesince alınmış, davacının mukaseye elverişli imza örnekleri ilgili kurumlardan celbedilmiş, dava ve takip konusu ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... ... keşideli, ... seri no.lu ve 80.000,00 TL bedelli çek üzerindeki lehtar ...kaşesi altındaki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olup olmadığının tespiti noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi 31/07/2026 tarihli raporunda; ... AŞ ... şubesine ait .../30.06.2024 keşide yer ve tarihli, keşidecisi "..." isimli şahıs olan, ...Ltd. Şti. İsimli şirket emrine 80.000 TL meblağlı ... seri no.lu çek aslı arka yüzünde basılı ...Tic. Ltd. Şti ibareleri ile başlayan kaşe basım izi üzerinde atılı 1. ciranta imzasının ... ve ... isimli şahısların dava dosyası içerisinde mevcut bilhassa çek aslının düzenlenme tarihi olan 2024 yılı öncesi 2019 yılından başlayıp yakın ve sonrası 2026 tarihleri arasında düzenlenmiş gözüken samimi belge asıllarındaki ve huzurda elde edilmiş mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında farklılıkların bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle,... ve ... isimli şahısların eli mahsulü olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Davada ispat külfeti öncelikle davalı alacaklıdadır. Davalı taraf, alacağının varlığını ve alacağın dayanağı çekin yetkili hamili olduğunu, çekteki imzanın davacı borçlu şirkete ait olduğunu ispatlamak zorundadır. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin detaylı açıklamaların yapıldığı Yargıtay Hukuk Genel Kararının ... Esas ...Karar sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir. Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez. Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; Dava konusu ... Bankası ... Şubesine ait, ... seri nolu, 16/12/2024 keşide tarihli 80.000,000 TL bedelli çekin keşidecinin ..., lehtarın dosyamız davacısı ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, diğer ciroların ardından son cironun davalı ... Faktoring A.Ş'ye ait olduğunun görüldüğü, çekin davalı ... A.Ş tarafından ibraz edildiği, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasından verilen tedbir kararına istinaden ödeme yapılmadığının şerh düşüldüğü, dosya kapsamı toplanan belge ve delillere göre, davacı şirketin yetkililerinin ... ve... olduğu anlaşılmıştır. Sahtelik iddiası mutlak def'i olup herkese karşı ileri sürülebilecektir. Davanın temeli sahtelik iddiasına dayandığından, dava konusu çekteki davacı şirkete ait lehtar ciranta imzasının davacı şirket yetkililerine ait olup olmadığının tespiti gerekmiş, bu kapsamda grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi tarafından yasal mevzuata uygun olarak dava konusu çekteki davacı şirket adına atılı imza ile davacı şirket yetkilisinin imzasının bulunduğu belge asıllarındaki tatbike medar imzaları ve mahkememizce alınan imza örnekleri üzerinde incelemeler yaparak rapor hazırlanmıştır. Bu nedenle rapor hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere dosya kapsamında karar vermeye uygun bulunmuştur. Mahkememizce Grafoloji uzmanı Bilirkişi ...ı'dan alınan 31.07.2026 tarihli bilirkişi raporu ile, Dava ve takip konusu çekin Arka yüzündeki davacı Lehtar Ciranta imzasının, davacı şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesindeki, “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklindeki düzenlemenin, çeki elinde bulunduran kişinin geçerli ve birbirini takip eden cirolarla yetkili hamil olduğunu ispat etmesi durumunda ancak çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap etmesi durumunda iade ile mükelleftir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dava ve takip konusu çekteki lehtarın cirosunun sahte olduğu anlaşıldığına göre, 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca geçerli bir ciro bulunmadığından, çek üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen ...Şirketi'ne, ondan ... Şirketi'ne, dolayısı ile dosyamız davalısı ...Faktoring A.Ş devrinin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı .... A.Ş'nin, 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edemediği, bir başka anlatımla lehtar cirosunun sahteliği ile ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığından davacıya başvurma hakkı bulunmamaktadır. Davacı lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle birbirini takip eden geçerli ciro zinciri olmadığı için davalı ... A.Ş'nin 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu yani kendisine çek üzerinde bulunan hakkın geçtiğini ispat edemediğinden aynı Kanun’un 792. maddesine göre ispat yükünün davacıda olduğu düşünülemez. Çünkü 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki düzenleme, çeki 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesine göre geçerli bir ciro ile hakkın devredildiği ve yine 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat eden yetkili hamiller içindir. Bu nedenler ile çeki elinde bulunduran davalı ... A.Ş'nin, çekteki davacı lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle çekteki hakkın geçerli ve birbirine bağlı ciro zinciri ile hak sahibi olduğunu ispat edemediğinden ve davacı lehtara başvuru hakkı bulunmadığından, çekteki hak sahibinin davacı şirket olduğu anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak ... Bankası A.Ş. ... şubesine ait ... Çek Nolu, 30.06.2024 .. keşideli ve 80.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takip nedeniyle icra dosyasına yatırılan 80.000,00 TL'nin 19/09/2024, 39.073,80 TL'nin ise 16/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, ayrıca davacı tarafça, kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davacı lehtar şirket ile davalı ... Faktoring A.Ş. arasında başka ciroların olması, davalının çekteki lehtar ciranta imzasının davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmaması nedenleriyle, davalının icra takibinde kötü niyetli olmadığı değerlendirilmiş ve bu sebeplerle davacı ve davalı tarafın kötü niyet tazminat istemlerinin ayrı yarı reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak ... Bankası A.Ş. ... şubesine ait ... Çek Nolu, 30.06.2024 Muş keşideli ve 80.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Takip nedeniyle icra dosyasına yatırılan 80.000,00 TL'nin 19/09/2024, 39.073,80 TL'nin ise 16/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacının kötüniyet tazminatı isteminin REDDİNE, 4-Davalının kötüniyet tazminatı isteminin REDDİNE, 5-Alınması gereken 5.464,80-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 2.033,49-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.431,31 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.033,49-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davacının yaptığı ilk masraf ‭‭615,40 TL, bilirkişi ücreti 15.000,00 TL, posta gideri 1.698,70 TL olmak üzere toplam 17.314,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 9-Davalı tarafından sarf edilen 200,00TL yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 11-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.21/10/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

***Bu evrak, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/151, K. 2026/890, T. 21.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-151-e-2026-890-k-1cad582ce55c