Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1592 E. 2026/1834 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1592
Karar No
2026/1834
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1592 - 2026/1834 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1592 KARAR NO : 2026/1834 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2024 NUMARASI : 2023/321 E. - 2024/160 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/04/2024 Tarih ve 2023/321 Esas - 2024/160 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2009/50025, 2012/100428, 2012/88259, 2013/46812, 2020/118408, 2020/156843, 2020/150006, 2020/136722, 2020/122510, 2015/57219, 2021/064292, 2021/049093, 2021/022308, 2021/021549 sayılı, 3. ve 5. sınıflarda adına tescilli "..........................................................................................." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TÜRKPATENT’e başvuruda bulunduğunu, 2021/132210 numaralı başvuruya karşı müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, 5. sınıfın başvuru kapsamından çıkartıldığını, kısmi ret kararının yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, ancak dava konusu “... ...” ibareli marka başvurusunun müvekkiline ait “...”, “... ...”, “... ...” ibareli markalar ve diğer markalar ile benzer olduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresinden oluştuğunu, “...” kelimesinin tali nitelikte ve “yaşamsal” anlamına gelen bir sözcük olduğunu, müvekkili markalarında da ek sözcük unsurlarının da tanımlayıcı/tali unsurlar olduklarını, davaya konu marka sahibinin, müvekkilin markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini markasında aynen kullandığını ileri sürerek, 2023-M-8142 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/132210 başvuru numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı savunmada bulunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yana ait dayanak markalardan yalnızca 2012/88259 sayılı markasının, dava konusu marka kapsamında kalan 03. sınıf emtiaları doğrudan ihtiva etmekte olup sair markalarında 03. sınıf emtialar yer almamakla birlikte 05. sınıftaki mallar bulunmadığını, davacı markalarında 05. sınıfta yer alan “İlaç ihtiva eden kozmetikler” ürünlerinin, dava konusu markadaki “Parfümeri; kozmetik ürünleri ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” ile yakın bir benzerlik ilişkisi içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olup her iki ürün grubunun da benzer ihtiyaçlara yönelik farklı içeriğe sahip kozmetik kategorisinde kabul edilen ürünler olduğu, bu ürünlerin benzeri şekillerde tüketiciye sunumu mümkün olduğu gibi tüketicinin de yine ilaç içerikli kozmetikle ile normal kozmetik ürünlerine aynı satış kanalları aracılığıyla ulaşmayı düşünerek hareket edeceği, bu suretle davalı ile davacı markaları arasında 3. sınıf emtiaları benzer bulunduğu, başvuruya esas diğer mal/hizmetler yönünden emtia benzerliğinin oluşmadığı, SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nun 2023-M-8142 sayılı kararının 03. sınıfta yer alan "beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvan sağlığı için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakım ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları" emtiaları yönünden iptaline, dava konusu edilen 2021/132210 sayılı markanın 03. sınıfta yer alan "beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvan sağlığı için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakım ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme tarafından markaların benzerliği ve iltibas hususundaki değerlendirmesi ve kanaati yerinde iken kurum kararının kısmen iptali ve markanın kısmen hükümsüzlüğü kapsamında sayılan emtiaların kapsamını eksik bıraktığını, zira kısmen ret kapsamında bırakılan emtialar, kısmen kabul kapsamında tutulan emtialarla aynı sınıfta yer alırken; aynı tüketici kitlesine sahip, aynı raflarda ve mağazalarda satışa sunulan emtialar olduğunu, bu nedenle benzerlik kapsamı içerisinde bu emtiaların da sayılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden, bir bütün olarak okunup algılanacak davalı markası ile davacı markalarının görsel, işitsel ya da kavramsal yönden ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin olmadığını, ilgili tüketicilerin markalar arasında ilişki kurması ve davalı markasının davacının seri markası olarak algılaması, aynı ticari işletmeye ait olduklarını veya iktisadi ya da idari yönden bağlantılı işletmelere ait ürünler olduğunu sanmasının mümkün olmadığını, bu itibarla SMK 6/1. maddesi hükmü gereği aranan “çifte benzerlik” koşulunun oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1- Dava, marka marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davalı gerçek kişinin "... ..." ibaresini 3. ve 5. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TÜRKPATENT’e başvuruda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının yukarıda belirtilen markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazların önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 5. sınıf mallar bakımından kabul edilse de 3. sınıf mallar için reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, 3. sınıf mallar bakımından SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Açıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacının markalarının kapsamındaki mallar ile davalının başvurusunun kapsamında kalan 3. sınıftaki tüm malların esasen benzer olduğu, ancak davacının markalarının davalı başvurusu ile ibareler yönünden, sadece düz yazıyla oluşturulan "..." asıl unsurlu markaları ile benzer bulunduğu, 3. sınıftaki bir kısım mallar için iltibas tehlikesinin olduğu bildirilmiş, mahkemece de bilirkişi görüşü benimsenerek, sadece anılan mallar yönünden kısmen kabul kararı verilmiştir. Oysa davalı başvurusunun asıl unsurunun "..." ibaresi olduğu, zira "..." ibaresinin "yaşamsal, hayati" anlamlarına gelip zayıf bir ibare bulunduğu açıktır. Davacı markalarının ise bir kısmı düz yazı ile "..." ibaresinden oluşmuşken, bir kısmı şekille birlikte tasarlanan "... ibarelerinden oluşmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacının şekil ihtiva eden bu markalarının, gerek "..." harflerinin stilize ediliş biçimi, gerekse de birden fazla ek unsur içermesi nedeniyle davalı marka başvurusu ile benzerlik için yeterli görülmediği, "düşük düzeyde bir benzerlik varsa da" bu halin karıştırma ihtimali doğurmayacağı bildirilmiştir. Görüldüğü üzere, davacının stilize edilmiş "..." markaları ile davalının başvurusunun düşük düzeyde de olsa benzer olduğu, bilirkişi heyetinin de kabulündedir. Ancak davacı markalarının bir bütün halinde incelenmesinden, davacının esasen "... ... ..." ibaresini marka olarak kullanmak istediği, bu ibarelerin asıl unsurlarından birinin de "..." ibaresi olduğu, diğer bir deyişle davacının gerek "..." gerekse de "... ..." ibareli seri markalar yaratmak istediği anlaşılmaktadır. Bu markalarından şekil ihtiva eden "..." asıl unsurlu davacı markaları da mavi zemin üzerinde beyaz yazı ile oluşturulmuş, stilize edilse de "..." harflerinin açıkça anlaşıldığı markalardır. Davacının diğer seri markaları ile birlikte değerlendirildiğinde, bu markalarının da "..." asıl unsurlu olarak anlaşılacağı tabiidir. O halde davacının stilize edilmiş "..." harflerini içeren markalarının da asıl unsurlarından birinin "..." ibaresi olduğu kabul edilmelidir. Davacı markalarında yer alan ve "... ... ..." ibaresinin dışındaki tüm ibareler, ya çok zayıf ya da marka olma niteliğini taşımayan, tali nitelikteki ibarelerdir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının stilize edilmiş "..." asıl unsurunu taşıyan markalarının, davalı marka tescil başvurusu ile benzer olmadığı görüşüne, Dairemizce iştirak edilmemiştir. Davacının itiraza dayanak stilize edilmiş "..." ibaresini içeren markalarından 2012/88259 numaralı olan marka, davalının başvurusu kapsamında yer alan 3. sınıftaki tüm malları kapsamaktadır. Bu itibarla davacının itiraza mesnet markaları ile davalının marka tescil başvurusu kapsamında yer alan tüm mallar yönünden, somut olayda SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu belirtildiğinden, Dairemizce yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, tarafların markaları arasında 3. sınıftaki tüm mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 04/04/2024 gün ve 2023/321 Esas - 2024/160 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 2023-M-8142 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Davalı gerçek kişi adına tescilli 2021/132210 başvuru numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 7.000,00-TL bilirkişi ücreti, 489,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 661,50-TL tebligat ve posta giderleri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 9.320,40-TL yargılama giderine 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 9.860,10-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı gerçek kişi tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davalı kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 12-Davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60-TL’nin düşümü ile kalan 304,40-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı kurumdan alınarak Hazineye irad kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1592, K. 2026/1834, T. 23.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1592-e-2026-1834-k-d1b094a991bc