Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/745 E. 2026/1576 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/745
Karar No
2026/1576
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/745 - 2026/1576 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/745 KARAR NO : 2026/1576

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.01.2025 NUMARASI : 2018/912 Esas 2025/53 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 08.10.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.10.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;11.08.2018 tarihinde davalı tarafından zorunlu trafik sigortalı dava dışı ... San. ve Tic. Ttd. Şti.'ye ait ... plakalı kamyonun yaptığı trafik kazası sonucu davacıların murisi ...'ın vefat ettiğini, kazanın araç sahibi işleten ve sigorta yaptıran şirketin aracın bakım, işletme ve yüklemeye ilişkin kusurları nedeniyle meydana geldiğini, davalı tarafa ödeme yapılması için yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00-TL'nin hak edildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 17.10.2024 tarihli dilekçesinde dava değerinini 360.000,00-TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, savunma yapmamıştır. Feri Müdahil ... Ltd. Şti. vekili müdahale dilekçesinde: davalının yanında feri müdahil olarak davaya katılmalarına karar verilmesini talep ettiklerini, ... Ltd. Şti.nın davalı sigorta şirketinin sigortalısı olup yargılama sonunda verilen kararın davalının haklarını etkileyeceğini, davacılar tarafından Ankara 43. İş Mahkemesinin 2018/ 404 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhinde maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tek taraflı ölümlü, trafik kazası neticesinde araç sürücüsü desteğin ölümü sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep ediliğini, davacılardan ...'ın trafik kazasında ölen müteveffa ...'ın eşi olup desteği müteveffa ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracı ile 11.08.2018 tarihinde tek taraflı ölümlü, trafik kazası neticesinde araç sürücüsü olarak % 30 kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucunda vefat ettiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi olan 11.08.2018 tarihini kapsayan 26.07.2018 ile 26.07.2019 tarihleri arasında geçerli olan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin araç işleteni ve sürücüsünün kusuru ile üçüncü kişilere verdiği bedeni zararlardan trafik poliçesindeki azami limitlerle sorumlu olduğundan, desteğinden yoksun kalma tazminatının sigorta teminatı kapsamı ( 360.000,00.TL) içinde kaldığını, aktüer hesap bilirkişi tarafından sunulan denetime elverişli ve Yargıtay uygulamalarına uygun hesap raporunda davacı lehine 847.841,47-TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacı çocukların destek alma çağını tamamladıklarını, müteveffanın anne ve babasının kazadan önce öldükleri, davacı eş dışında maddi tazminat talep edebilecek hak sahibi bulunmadığını, 11.08.2018 kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi teminat limitinin 360.000,00-TL olduğu, araçta yasal maksimum yüklü ağırlıktan fazla yük yüklendiği belirtilmiş olup bu durum müteveffa sürücü destek için müterafik kusur oluşturup % 20 oranında tazminattan indirilmesi gerekmesine rağmen destekten yoksun kalma tazminatı sigorta limitinden fazla olduğundan istiap haddini aşmaktan dolayı müterafik kusur indirimi yapılmadığı, dava konusu kaza ile ilgili Ankara 43. İş Mahkemesinde 2018/404 Esas dosyada görülen davada davacı ... lehine 23.546,53-TL maddi tazminata hükmedildiğini davadan sonra yargılama devam ederken yapılan ödeme tutarının yasal faiz eklenmeksizin hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiğinden dava sırasında hüküm altına alınan maddi tazminat ödemesi güncellenmeden mahsup edildiği, dava konusu kazanın iş kazası olduğu, SGK tarafından hesaplanan PSD değerinin tenzili sonrasında davacının zararının hesaplandığı anlaşılmış olup, aynı zarar için hesaplama yapılacağından PSD değeri düşüldükten sonra hüküm altına alınan 23.546.53 TL maddi tazminat tenzil edilerek rapor tanzim edildiğinin bildirildiğini belirterek, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı eş ... için 360.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatın temerrüt tarihi olan 06.11.2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek şekilde davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti 360.000,00.TL kapsamında sorumlu olmak üzere) alınarak, davacı ...'a ödenmesine, davacı ..., ..., ... ile ... için açılan destekten yoksun kalma tazminatın talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'ın davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu ve mülkiyeti ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait ... plakalı kamyonun 11.8.2018 tarihinde yaptığı trafik kazası sonucu vefat ettiğini, aracın sahibi ve işleteni sigorta yaptıran ... San. ve Tic. Ltd. Şti. olup müteveffa ... bu işverenin işçisi olduğunu, sigorta poliçesi kapsamındaki klozlar için ödeme yapılması taleplerinin reddedilmesi üzerine zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında davacıların hak ettiği tazminat ve alacağın tahsili istemiyle işbu davanın açıldığını, dosya kapsamında alınan ve davacılar murisine de kusur izafe eden bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, kazanın tamamen araç sahibi, işleteni ve sigorta yaptıran şirketin müşterek-müteselsil kusur ve sorumlulukları kapsamında meydana geldiğini, yapılan tazminat hesabının olması gerekenden daha az miktarda ve hatalı biçimde yapıldığını, gerçek zararı karşılamadığını, davalı tarafça ödenmesi gereken miktarın raporda hesaplanandan daha fazla olduğunu, hesaplama yapılırken kullanılan hesaplama yöntemi, esas alınan gelir, bakiye ömür ve destekten yoksun kalma süreleri, keza yapılan indirimler ve dayanak alınan kusur durumu ilgili olarak, davacılar aleyhine olan hesaplamaya dair yorum ve değerlendirmeler ile hesap hatalarının ve eksik hesaplamanın kabul etmediklerini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davalı tarafın davada kendisini vekil ile temsil ettirmiş sayılamayacağını, kararın verildiği 29.01.2025 tarihli duruşma da dahil hala dosyaya usulüne uygun biçimde sunulmuş ve harçlandırılmış bir vekaletname sözkonusu olmadığını, davalı tarafça davaya yasal süresi içerisinde cevap verilmediğini, karar duruşması da dahil hiçbir duruşmaya girilmediğini, yargılamaya katılım sağlanmadığını, davanın bitimine yakın sunulan vekaletname için de vekalet suret harcı yatırılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sürücü vefatından kaynaklanan destek talepleri, işleten dolayısıyla işletenin sorumluluğunu üstlenen trafik sigortacısından karşılanamayacağını, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere talebin teminat dışı olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'ın davaya konu kaza sebebiyle vefat ettiğini, desteğinden yoksun kalan kanuni mirasçılarının talep etmiş olduğu zarar sebebiyle davalı şirketin sorumluğu bulunmadığını, davaya konu kaza tek taraflı olarak meydana gelmiş olup sigortalı araç sürücüsünün kaza sonucu vefat ettiğini, her ne kadar yargılamada alınan kusur bilirkişi raporu ile müteveffa sürücü % 30 kusurlu olarak tespit edilmiş olsa da kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı yanının müteveffanın kusurundan faydalanamayacağını, kaza sonucu meydana gelen zarardan işveren sorumlu olup davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının Ankara 43. İş Mahkemesi 2018/404 E. sayılı destekten yoksun kalma tazminatı için talepte bulunmuş olup söz konusu yargılamada ilk derece mahkemesi kararı akabinde istinaf sonucu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 06.04.2022 tarih 2021/2496 E. 2022/1115 K. sayılı kararı ile Davanın kısmen kabulü ile; 23.546,53-TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 11.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’a verilmesine karar verildiğini ve kararın Yargıtay onama kararı ile kesinleştiğini, tazminat talebi açısından aynı olan davada verilen bir kesin hüküm bulunduğundan davacının aynı olay sebebiyle yeniden aynı talebi dava konusu yapmasının mümkün olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı miktarının bahsedilen mahkeme kararı ile kesinleşmiş olup davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaati bulunmadığını, davalı ancak ve ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olup sigortalı araç sürücüsünün % 30 kusurlu tespit edilmesini kabul etmediklerini, müteveffa istiap haddini aşarak araç kullanmış olup bu nedenle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, bilirkişi hesap raporunda müteveffa sürücünün % 30 oranında kusurlu tespit edilerek hesaplama yapıldığını, kusur oranı fahiş olup Ankara 43. İş Mahkemesi 2018/404 E. Sayılı dosyasında alınan kesin hükme dayanak bilirkişi kusur raporu ile müteveffa sigortalı araç sürücüsünün % 25 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın ölümü sebebiyle SGK’dan alınan PSD değerinin mahsup edilmesi gerektiğini, her durumda davalı şirketin sorumluluğunun poliçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından davalının temerrüte düşmediğini, davalının faizden sorumlu olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, ölümlü trafik kazası nedeni ile yakınlarını kaybeden davacıların zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacın davasının davacı eş yönünden kabulüne, davacılar ..., ..., ... ile ... yönünden ise reddine karar verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, TBK’nın 61 ve 62. maddeleri ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 88. Maddesi gereğince zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, TBK’nın 162. maddesine göre borcun tamamından sorumludurlar. Zarar gören, müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türü olup zarara neden olanlar meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nın 166. maddesi “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içermektedir. Ayrıca TBK'nın 168/2 maddesi gereğince alacaklı, diğerlerinin zararına olarak müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin sonuçlarına şahsen katlanır. Dava konusu olayda müteveffa ...'ın ... Taah..Ltd.Şti.de şoför olarak çalıştığı, 11.08.2018 tarihinde idaresinde bulunan ... plakalı aracın şanzıman ve motor aksamında meydana gelen arızadan dolayı aracın yağını yola bırakması ve şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda aracın önce 160 m. ilerleyerek yolun sağ tarafında stabilize yamaca çıktıktan sonra yola girerek sağ yanı üzerine devrildiği, kasasındaki asfalt malzemeyi boşaltarak yan üzere bir buçuk tur döndükten sonra sol yan üzerine yolun soluna devrildiği, bu kaza sonucunda davacıların murisi ...'ın öldüğü anlaşılmıştır. Davacılar tarafından aynı zamanda araç maliki işleten olan, feri müdahil işveren şirkete yönelik açılan Ankara 43. İş Mahkemesi'nin 2018/404 E. Sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri doğrultusunda düzenlenen kusur bilirkişi raporuyla olayın oluşumunda işveren şirketin % 75, davacılar murisi işçinin ise % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, müteveffanın kaza tarihinde evli ve çocuklu olup, anne ve babasının ölü olduğu, destek oranları belirlenirken davacı çocuklarının 18 yaşından büyük olmaları nedeniyle destekten faydalanamayacakları sadece davacı eşin destekten faydalanacağı varsayımı ile PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak asgari ücretin 1,73 katı üzerinden bilinen / bilinmeyen aktif pasif dönem ayrımı yapılıp hak sahibi eşin destekten faydalanacağı süre gözetilerek işverenin kusuru oranında belirlenen tazminattan SGK tarafından ödenen ilk peşin değerli gelirin rücu edilebilir kısmı da mahsup edilmek suretiyle davacı eş ...'ın destekten yoksun kalma tazminat alacağının 23.546,53-TL olduğu tespit edilerek, bu miktar esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, istinaf ve temyiz incelemesini müteakip davacı yönünden destekten yoksun kalma tazminatının bu miktar yönünden 21.02.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi, işletenin zararlarından ZMMS kapsamında sorumlu olduğundan, işletenin sorumlu olduğu zararın mahkeme kararı ile kesinleşmiş olması halinde, (kesinleşen borç ödenmese dahi) zarar görenin kesinleşen miktarı aşan zararı olduğunu, davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceğine ilişkindir. Kural olarak, aktüer hesaplamaya dayalı iş göremezlik zararı karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanması gerekir ise de; aynı zarardan sorumlu olanlardan birisi hakkında verilen karar ile tazminat miktarı kesinleşmiş ise zarar görenin talep edebileceği azami tazminat miktarının kesinleşmiş olan karar ile belirlenmiş olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı, aynı zarardan sorumlu olanlar hakkında açtığı davada hükmedilen tazminata itiraz etmemiş yahut itiraz etmesine rağmen itirazı kabul görmeyerek kesinleşmesi halinde, diğer sorumludan ancak kesinleşen miktarı talep edebilir. Kesinleşen kararda hüküm altına alınan miktarı aşan zarardan, hakkında hüküm verilenin kurtulmuş olması nedeniyle, daha sonra hakkında dava açılan müteselsil sorumludan da talep edilememesi gerekir. Aksi takdirde; bu durum ilk davanın sigorta şirketi hakkında açılması ve tazminatın kesinleşmesinden sonra işleten hakkında dava açılması durumunda işletenin sigorta limitleri içerisinde kalmakla beraber, daha önce sigorta şirketi hakkında verilen miktarı aşan tazminata hükmedilmesi halinde, sigorta ilişkisi çerçevesinde aşan miktarı yukarıdaki düzenlemeler ve sigortanın sorumluluğunun kesin hükümle daha önce mahkeme kararı ile belirlenmiş olması nedeniyle, sigortacısından rücuen talep edemeyecektir. İlk davanın işleten hakkında açılması ve kesinleşmesi halinde ise, işletenin zararlarından sorumlu olan sigorta şirketi, işletenin mahkeme kararı ile kesinleşen sorumluluğunu aşan zarardan sorumlu tutulması sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle zarar görenin, zararı mahkeme kararı ile belirlenerek ve kesinleşmiş ise davacı aynı zarardan sorumlu olanlardan ancak kesinleşen kararda hüküm altına alınan miktarı aşmamak üzere gerçek zararını talep edebilir. Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/958 E. 2016/1860 K. Sayılı ilamında; "Aynı davacılar tarafından aynı kazadaki davacıların desteğine çarparak ölümüne sebep olan aracın trafik sigortacısına karşı açılan, 13.09.2012 tarihinde kesinleşen Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/302 Esas 2012/242 Karar sayılı dava dosyasındaki destek raporundan ayrı yeni rapor alınarak mahkemece daha fazla tutara hükmedilmesi hatalıdır. Kesinleşen bahsi geçen ilk davada kusur indirimsiz toplam üç davacı için hesap edilen tutar; 115.524,50 TL, %70 orana tekabül eden kısmı üç davacı için toplamda 80.867,15 TL'dir. Mahkemece yapılacak iş, davacıların talep edebileceği tazminat tutarının Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/302 Esas 2012/242 Karar sayılı dava dosyasındaki aktüer raporu verileri dikkate alınarak yeni bir bilirkişi hesabı yaptırılması, çıkacak sonucun Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/302 Esas 2012/242 Karar sayılı dosyasından alınan hesap raporunda belirlenen tazminat miktarından fazla olması halinde; Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/302 Esas 2012/242 Karar sayılı dosyasındaki kusur indirimsiz tutar esas alınarak bu tutar üzerinden kusur oranlarına göre ayrıştırmanın yapılması kusur indiriminin yapılarak gerçek zararın belirlenmesi; sonucun Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/302 Esas 2012/242 Karar sayılı dosyasından alınan hesap raporunda belirlenen tazminat miktarından düşük çıkması halinde ise; bu çıkan miktar üzerinden kusur oranlarına göre ayrıştırmanın yapılması kusur indiriminin yapılarak gerçek zarar belirlenmesi gerekmektedir. " denilerek, davacının ilk davasından sonra aynı zarardan sorumlu olan diğer davalı açısından talep edebileceği zararın, kesinleşen miktarı aşamayacağı kabul edilmiştir. Bu çerçevede, mahkemece, davacının destekten yoksun kalama zararı Ankara 43. İş Mahkemesi'nin 2018/404 E işveren araç maliki işleten hakkında açılan dava ile kesinleşmiş olmasına göre, davalı sigorta şirketi kesinleşen zararı aşmamak üzere gerçek zarardan sorumlu olduğundan, kesinleşmiş karar çerçevesinde hükmedilen tazminatın infaz edilmemiş olması, eldeki davanın diğer davanın derdest olduğu tarihte açıldığı da nazara alınarak buna göre karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olacak şekilde ve davalının durumunu ağırlaştıracak şekilde hüküm tarihine en yakın tarihe göre yapılan hesaplama çerçevesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davalının istinaf talebinin ise kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre; ilke derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; A-Davacı eş ... için Ankara 43. İş Mahkemesi'nin 18.03.2021 tarih ve 2018/404 E. 2021/350 K. sayılı dosyasında hükmedilen bedel ile tahsilde tekerrür oluşturmayacak biçimde 23.546,53-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 06.11.2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti olan 360.000,00-TL kapsamında sorumlu olmak üzere) alınarak, davacı ...'a ödenmesine, B-Davacı ..., ..., ... ile ... için açılan Destekten yoksun kalma tazminatın talebinin REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken karar ve ilam harcı 1068,46-TL olduğunda dava açılışında alınan 35,90-TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 1.213,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.248,90-TL harçtan düşülmesi ile 359,56-TL harcın talep halinde Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 35,90-TL başvurma harcı, 35,90-TL peşin harç, 1.213,00-TL ıslah harcı, 751,55-TL tebligat ücreti, 3.250,00-TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 5.286,35-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre 345,76-TL'sinin davalıdan alınarak davacı ... verilmesine, 4-Davacı ... yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 23.546,53-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... verilmesine, 5-Davalı sigorta şirketi yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uyarınca hesaplanan 23.546,53-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 600,00 TL yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine, 4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/745, K. 2026/1576, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-745-e-2026-1576-k-5cff2af8f5b3