Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4815 E. 2026/2557 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4815
Karar No
2026/2557
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2694 E., 2025/1322 K. BİRLEŞTİRİLEN DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/470 E., 2022/237 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ. vekili ve birleştirilen dosya davalısı ... Katılım Bankası AŞ. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl dosya davacı vekili, 09.07.2021 tarihli dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı yüklenici.... San. ve Tic. A.Ş. ile 31.10.2013 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi yaptığını, sözleşmeyle İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, Bağlar Mahallesi, 34 49... No.lu parseldeki E Blok 13. Kat 112 No.lu bağımsız bölümün satışının kararlaştırıldığını, bedelinin 330.000,00 TL olarak ödendiğini, bağımsız bölümün teslim edildiğini, tapu devrinin yapılmadığını, taşınmazın tapu kaydında banka ipoteğinin olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile ipotekten ari şekilde müvekkil adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç değerinin yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Birleştirilen dosya davacı vekili, 18.11.2021 tarihli dava dilekçesi ile taşınmazın tapu kaydında davalı ... Katılım Bankası A.Ş lehine 30.000.000 USD bedelli ipotek bulunduğunu belirterek ipoteğin terkinini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl dosya davalısı.... San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesi ile mahkemenin görevsiz olduğunu, taşınmaz satım bedelinin ödenmediğini, açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. 2. Birleştirilen dosya davalısı ... Katılım Bankası A.Ş vekili cevap dilekçesi ile davalı şirketin müvekkil bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak ipotek tesis edildiğini, yapılan işlemin usule uygun olduğunu savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2022 tarihli ve 2021/470 Esas, 2022/237 Karar sayılı kararı ile; davacı ile davalı ... Yapı şirketi arasında 31/10/2013 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme ile davalının ''İstanbul ili, ... ilçesi, 3449 ada, 1 parsel sayılı E blok, 112 nolu'' bağımsız bölümü 330.000,00 TL bedel ile davacıya teslim etmeyi vaad ettiği, teslim tarihinin 31.12.2014 tarihi olarak belirlendiği, mahallinde keşif yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu bina inşaatının %100 oranında tamamlandığı ve tüm binanın kullanımda olduğu, davaya konu dairenin içinde bulunduğu binada iskan ruhsatının alındığı ve kat mülkiyetinin kurulduğu, bunun yanı sıra fiili teslimin de dosyada bulunan teslim tutanağı doğrultusunda 27.07.2015 tarihinde gerçekleştiği, taşınmazda ikametin başladığı, davacının taşınmaz bedelinin tamamını ödediği, hali hazırda taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı olduğu, sözleşme gereğince tapu devri dışında tarafların üzerlerine düşen edimlerini yerine getirdikleri, mülkiyetin nakli koşullarının oluştuğu, yapılan sözleşmenin de hukuken geçerli hale geldiği; birleştirilen dava ile davacının taşınmaz üzerindeki davalı bankaya ait ipoteğin fekkini talep ettiği, davalı banka tarafından ipoteğe ilişkin olarak taşınmaz yönünden yeterli inceleme yapılmadığı, taşınmazın sözleşme tarihi olan 31.10.2013 tarihi itibariyle yaklaşık 10 ay sonrasında davalı banka tarafından 19.09.2014 tarihinde ipotek tesis edildiği, davalı bankanın ipotek tesis edilirken gerekli incelemeleri yaptırmadığı ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçeleriyle, davanın kabulüne dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, bağımsız bölüm üzerinde bulunan ... Katılım Bankası A.Ş.'ye ait 19.09.2014 tarih ve ... yevmiye No.lu ipoteğin fekkine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.05.2025 tarihli ve 2022/2694 Esas, 2025/1322 Karar sayılı kararı ile; davacının davalı yüklenici .... San. ve Tic. A.Ş. ile 31.10.2013 tarihli adi yazılı şekilde taşınmaz satış sözleşmesi yaptığı, sözleşme konusu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın tapu kaydında birleşen dosya davalısı ... Katılım Bankası A.Ş lehine 19.09.2014 tarihli ipotek kaydının bulunduğu, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümün olduğu inşaatın tamamlandığının belirtildiği, dava konusu bağımsız bölümün 27.07.2015 tarihinde davacıya teslim edildiği, bu haliyle davacı adına tescil koşullarının oluştuğu, tapu kaydında bulunan ipotek şerhi tarihinin sözleşme sonrasına ait olduğu, bağımsız denetçi ve mali müşavir bilirkişi raporunda, sözleşme ve ödeme belgelerinin davalı şirketin kayıtlarında olduğu ve mali kayıtlarda basit inceleme ile sözleşme ve satıştan haberdar olunabileceğinin belirtildiği, buna göre birleşen dosya davalısı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve iyi niyetli üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmadığı, bununla birlikte; mahkemenin asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm tesis ettiği, ancak ayrı ayrı mükerrer olacak şekilde yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedildiği, ayrıca ipotek şerhi hukuki ayıp niteliğinde olması nedeniyle birleşen dosya davalısı banka aleyhine 2.550,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği, dolayısıyla hüküm fıkrasında yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin yeniden hüküm fıkrasında düzenlenmesi gerektiği belirtilerek davalı.... San. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı ... Katılım Bankası A.Ş vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesinin 17.05.2022 tarihli ve 2021/470 Esas, 2022/237 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle; asıl dava yönünden, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, birleştirilen dava yönünden davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölüm üzerinde bulunan ... Katılım Bankası A.Ş.'ye ait 19.09.2014 tarihli ve ... yevmiye No.lu ipoteğin fekkine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ. vekili temyiz dilekçesinde; görev itirazının değerlendirilmediğini, dava konusu bağımsız bölüme ilişkin tapu harçları ödenmediği için tapu devrini talep hakkının henüz muaccel hale gelmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, dava tarihi itibariyle takdir edilen 500.000,00 TL rayiç değerin emsallerine göre fahiş olduğunu, müvekkil şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olması nedeniyle müvekkil şirket aleyhine vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleştirilen dosya davalısı ... Katılım Bankası AŞ. vekili ise temyiz dilekçesinde; TMK 706, 1009, 10 20... .maddeleri, TBK 237.maddesi, Noterlik K 60... , Tapu K. 26/7. maddesi ve özellikle nispi hakların üçüncü kişilere karşı ancak tapu kütüğüne şerh verilmekle ileri sürülebileceğine ilişkin TMK 1009.maddesi kapsamında ve yine davacının bankanın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiasını ispat edememiş olması karşısında davanın reddi gerekmekte iken subjektif kriterler nazara alınarak karar verilmesi ve ipoteğin kaldırılmasının tapuya güven ilkesini temelinden sarstığını, ekspertiz incelemesinde Bankanın gerekli dikkat ve özeni gösterdiği ve incelemeleri yaptırdığını taşınmazın o tarihlerde boş halde olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava; davacı ile davalı yapsatçı arasında akdedilen satış sözleşmesi uyarınca taşınmazın ipotekten ari olarak davacı adına tapuya kayıt ve tescili; birleştirilen dava yapsatçının davalı bankadan kullandığı kredi nedeni ile dava konusu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılması istemlerine ilişkindir. 1. Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ. Vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı vekiline 30.06.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 17.07.2025 tarihinde verilmiştir. 2.Birleştirilen dosya davalısı ... Katılım Bankası AŞ. vekilinin ipoteğin kaldırılması talebine ilişkin yapılan incelemede; Davaya dayanak satış sözleşmesinin adi yazılı düzenlendiği, geçerlilik koşulu olan resmî şekilde yapılmadığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706/1, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237/1 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri gereğince, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyetini edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. 4721 sayılı Kanunun 1021. maddesine göre kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz. Kanunun 1022/1 hükmüne göre de aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere aynî hakların doğumu, devri, muhtevalarının değiştirilmesi ve ortadan kalkması kural olarak tapu siciline tescil şartına bağlanmış olup tescil kurucu bir nitelik taşımaktadır. Aynî haklar tescil ile doğmakla birlikte tapu kayıtlarının oluşumunda “illilik”, diğer bir anlatımla “sebebe bağlılık” prensibi esas alındığından, tescilin kendisinden beklenen hukukî sonucu doğurabilmesi için geçerli ve haklı bir sebebe dayanması gerekmektedir. Bu bakımdan tescil, hukukî sebebe bağlı bir tasarruf işlemidir. Tescilin geçerli bir hukukî sebebe dayanmaması, aynî hakkın doğumunda ve kazanılmasında kurucu unsur niteliğinde olan tescil işlemini temelde sakat hâle getirir. Burada sözü edilen hukukî sebep, aynî hakkı ya da mülkiyeti geçirme borcu doğuran hukukî işlem anlamında kullanılmaktadır. Tescilin taraflar arasında hukukî sonuç doğurması için hukukî sebebi doğuran borçlandırıcı işlemin esas ve şekil yönünden geçerli ve doğru bir işlem olması gerekir. Bu nedenle, tapu kütüğünde yapılan sebebe bağlı kazandırıcı tasarruf işlemlerinde, kazandırma sebepsiz ya da geçerli bir hukukî sebep olmaksızın yapılmış ise hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Böyle bir tescil yolsuzdur. Bu husus 4721 sayılı Kanunun 1024/2. maddesinde “Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur” şeklinde açıklanmıştır. Kanun maddesindeki bu tanımdan anlaşılacağı gibi, gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir. Bu yolsuz tescil durumu, tescilin kurucu unsurlarından biri veya bir kaçının eksik olması nedeniyle başlangıçtan itibaren söz konusu olabileceği gibi sakat bir terkin veya tadil yüzünden sonradan da oluşabilir. Tescilin yolsuz olması hâlinde, tescil işlemi gerçek hak sahipliğini ve hakkın kapsamını göstermez. Bu tür bir tescil yolsuzluğu nedeniyle sonuç doğurmaz, diğer bir anlatımla geçerli bir sebebe dayanmayan tescil veya terkin işlemi taşınmaz üzerindeki aynî hakkın durumunu etkilemez ve böyle bir durumda gerçek hak sahipliğinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Ancak, tapu sicilindeki bir kaydın gerçek hak durumunu yansıtmayıp, sadece şekli bir değer taşıması hâlinde, tapu sicilinin kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmesi imkânı ortadan kalkar. 4721 sayılı Kanunun 1025. maddesinin birinci fıkrasında; aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimsenin tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebileceği öngörülmüştür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2022 tarihli ve 2020/291 Esas, 2022/1801 Karar sayılı kararı) Kanun hükümleri ve İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında, davacının sözleşmeden doğan hakkının kişisel hak niteliğinde olduğu, taşınmazda sonradan sınırlı ayni hak (ipotek) kazanan davalı Bankaya karşı davacı tarafından satış sözleşmesinden doğan hakların ileri sürülemeyeceği açıktır. Öte yandan, 4721 sayılı Kanunun 10 23... . maddeleri ancak tapuda bir yolsuz tescilin varlığı hâlinde uygulanabilir. Başka bir ifadeyle, 4721 sayılı Kanunun 1023. maddesi tapu kütüğünde yolsuz bir tescil bulunduğu durumda bu tescile iyiniyetli olarak güvenerek hak kazanan kişilerin kazanımları korunur. Borçlandırıcı işlem olan harici satış sözleşmesi ile malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkı sona ermediğinden, davalı banka lehine tescil edilen ipoteğin yolsuz olduğundan söz edilemez. Bu nedenle lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın satış sözleşmesinin varlığını bilmesi de kural olarak sonucu değiştirmez. Bu durumda davacının, 4721 sayılı Kanunun 1025. maddesine dayalı olarak da ipoteğin kaldırılmasını talep edemeyeceği açıktır. Kural bu olmakla birlikte; dava konusu ipoteğin, davalı yüklenici ile ipotek lehtarı davalı banka tarafından hukuka aykırı olarak el ve işbirliği içinde tesis ettirildiğinin iddia ve ispat edilmesi halinde, ipoteğin terkinine karar vermek mümkün ise de, dosya kapsamından bu iddianın davacı tarafça ispatlandığı söylenemez. Yapılan bu genel açıklamalar kapsamında somut olaya gelince; davalı yapsatçı ile davacı arasında imzalanan 31.10.2013 tarihli sözleşme ile davacıya 34 49... parsel sayılı taşınmazda yapılmakta olan binadan E Blok, 13. Kat, 112 numaralı bağımsız bölümün satışının kararlaştırıldığı, satış bedelinin ödendiği, taşınmaz üzerinde 21.08.2014 tarihinde kat irtifakı kurulduğu ve sözleşmeye konu bağımsız bölümün davalı yapsatçı adına tescil edildiği, 27.07.2015 tarihinde bağımsız bölümün davacıya teslim edildiği, davacının bağımsız bölümü fiilen kullanmaya başladığı ve 19.09.2014 tarihinde davalı Ziraat Katılım Bankası A.Ş. lehine davalı yüklenicinin borcundan dolayı 33.000.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği tespit edilmiştir. Yukarıda değinilen yasal düzenlemeler, ilkeler ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyetini edinmek, ancak tapu siciline tescil ile mümkündür. Tapu sicili ise herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil hâline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (4721 sayılı Kanun m.1023). Dava konusu bağımsız bölüm üzerine 19/09/2014 tarihinde davalı lehine ipotek tesis edildiğinde, taşınmazın maliki diğer davalı yüklenici şirket olup tasarruf yetkisi herhangi bir şekilde kısıtlanmış değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237. ve 4721 sayılı Kanunun 706. maddelerine göre taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmadığı ve geçersiz satış vaadi sözleşmelerinden doğan hakların 4721 sayılı Kanunun 1009. maddesi uyarınca tapu kütüğüne şerh edilmesi imkanı bulunmadığından, adi yazılı bağımsız bölüm satışına ilişkin sözleşme ile kendisine taşınmaz satışı vadedilen tarafın da, kural olarak bu sözleşmeden doğan nispi hakkını üçüncü kişilere ileri sürmesi mümkün olmadığı için taşınmazda sonradan sınırlı ayni hak (ipotek) kazanan davalı bankaya karşı satış sözleşmesinden doğan haklarını kural olarak ileri süremez. Öte yandan, 4721 sayılı Kanunun 10 23... . maddeleri ancak tapuda bir yolsuz tescilin varlığı halinde uygulanabilir. Başka bir ifadeyle, 4721 sayılı Kanunun 1023. maddesi, tapu kütüğünde yolsuz bir tescil bulunduğu durumda bu tescile iyiniyetli olarak güvenerek hak kazanan kişilerin kazanımlarını korur. Borçlandırıcı işlem olan satış vaadi sözleşmesinin varlığı, malikin taşınmazı üzerinde tasarruf yetkisini bertaraf etmeyeceğinden ve taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını sona erdirmeyeceğinden, davalı banka lehine tescil edilen ipoteğin yolsuz olduğundan söz edilemez. Bu nedenle lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın satış vaadi sözleşmesinin varlığını bilmesi de kural olarak sonucu değiştirmez. Bu durumda, davacıların 4721 sayılı Kanunun 1025. maddesine dayalı olarak da ipoteğin kaldırılmasını talep edemeyecekleri açıktır. Hâl böyle olunca; ipoteğin kaldırılması istemi yönünden açıklanan gerekçeyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ. vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, 2.Birleştirilen dosya davalısı ... Katılım Bankası AŞ. vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y Dava konusu bağımsız bölüm hakkında davacı ile davalılardan ... Yapı arasında 31.10.2013 tarihinde düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmış, davacı sözleşme kapsamında ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmiş, dava konusu taşınmaz tamamlanarak davacıya teslim edilmiştir, bağımsız bölüm teslim tarihinden itibaren davacının kullanımında ise de tapu kaydı halen davacı adına tescil edilmemiştir. Taşınmazın tapu kaydında davalılardan ... Katılım Bankası lehine 19.09.2014 tarihli ipotek konulmuştur. Davacı tescil isteminin yanında davalı banka lehine olan ipoteğin terkinini de istemiştir. Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst Davranma" başlıklı 2. maddesine göre; Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yine "İyiniyet" başlıklı 3. maddesi gereğince; Kanun'un iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Türk Ticaret Kanunu'nun "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı 18-(2) maddesi gereğince; Her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü, objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinden kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özenin gösterilmesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Bankaların sorumluluğu, bir anlamda kamu hizmeti ifa etmeleri nedeniyle kamusal güvene sahip kuruluşlar olarak tanımlanmalarından dolayı ağırlaştırılmıştır. Sorumluluğun ağırlaştırılmasında dikkate alınan, özen borcuna aykırılıktan doğan sorumluluğun kapsamı, hafif kusurlu ve hatta kusursuz olsalar dahi bankaların faaliyet alanlarındaki iş ve eylemlerinden sorumlu olmalarını sağlamaktır. Böylece ağırlaştırılmış sorumluluk karinesine sahip olan bankaların, TTK'da düzenlenen basiretli tacirin özen yükümlülüğünden çok daha ağır bir özen yükümlülüğü ile hareket etmesi gerekmektedir. Bir bankacılık işlemi olan kredi tahsis işlemi sürecinde de kredi vereceği müşterisine ilişkin risk analizi yapması, kredi karşılığı teminat alması, müşterinin gelir tespitini yapması ve kredi için bir süre belirlemesi ticari hayatın ve bankacılık işlemlerinin olağan uygulaması olmalıdır. İpoteğin tesisinde basiretli davranmayan, özen yükümlülüğüne uymayan bankanın iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden davalı ... A.Ş. lehine olan ipoteğin terkinine dair mahkeme kararları isabetli olduğundan hükmün onanması gerektiği kanaatindeyim.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4815, K. 2026/2557, T. 19.09.2014, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4815-e-2026-2557-k-58a6624b0613