Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/361 E. 2026/1049 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/361
- Karar No
- 2026/1049
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/361
KARAR NO: 2026/1049
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/11/2025
NUMARASI: 2025/155 E. - 2025/293 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı... AŞ ile “...” ibareli markaların önceki sahibi müflis ... ...A.Ş. (İflas İdaresi) arasında imzalanmış olan ve İflas İdaresinin 22.12.2010 tarihli yazısı ekinde aslının aynıdır tasdikli suretleri gönderilen ve noter onaylı suretleri ekte sunulan, 29.03.1995 tarihinden itibaren 29.03.2004 tarihine kadar geçerli, “29.03.1995 tarihli Sözleşme” ve “05.05.1995 tarihli Ek Sözleşme” ile tanınmış “...” ibareli markaların, İNHİSARİ LİSANS ve TEKELCİ KULLANMA hakkının .... yıl süre ile... A.Ş.'ne verildiğini; 29.03.1995 tarihli ana sözleşmenin 3. maddesi gereğinin ifasına ilişkin olarak, 29.03.2015 tarihine kadar 20 yıl süreyle geçerli olmak üzere .... Noterliğinin 29.03.1995 tarihli ve ... yevmiye nolu “Marka Lisans Sözleşmesi" ve ...... yevmiye nolu 12.04.1995 tarihli “Marka Lisans Sözleşmesi”nin imzalandığını ve bu iki sözleşmenin TürkPatent nezdinde tescil edildiğini; Bu sözleşmelerin tarafı olan dava dışı müflis ... ...A.Ş’nin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.07.1998 tarih ve 1998/78 E. 1998/414 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini ve Kayseri Genel İcra Dairesi 2020/17 İflas (eski.... İcra Müdürlüğü’nün ... iflas) sayılı dosyasında işlem gördüğünü; Söz konusu sözleşmeler gereğince, inhisari lisans ve tekelci kullanma hakkı davacıya ait bulunan "..." ibareli markaların, davalı ... A.Ş. tarafından kullanıldığının ve inhisari lisans haklarına tecavüz edildiğinin tespit edilmesi üzerine, o tarihte "..." ibareli markaların sahibi konumunda olan davalı İflas İdaresi ve davalı ... firmasına, haksız ve hukuksuz kullanımın durdurulması ve tecavüzün önlenmesi amacıyla ..... Noterliği’inden 14.05.2004 tarihinde ihtarnamenin keşide edildiğini ve bu ihtar üzerine davalıların, vaki tecavüzü derhal durdurduğunu; davacının inhisari lisans hakkının bulunduğu “...” ibareli markalarla ilgili olarak 29.03.2015 tarihine kadar üretim ve pazarlama yapmak üzere davalı ... A.Ş. firması ile .... Noterliğinin 28.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Fason Üretim Sözleşmesi”, aynı Noterliğin 30.06.2004 tarih ve ....... yevmiye nolu “Başbayilik Sözleşmesi” ve 07.07.2004 tarihinde de “Başbayilik Ek Sözleşmesi” imzaladığını; davacının söz konusu markalar üzerindeki inhisari lisans hakkını aynen deruhte eden İflas İdaresinin 01.02.2007 tarihinde.... İcra Müdürlüğü’nün ... İFLAS sayılı dosyasından yapılan ihale ile 10 adet “...” ibareli markayı davalı ... A.Ş. firmasına sattığını; .... İcra Müdürlüğü’nün, 08.01.2007 tarihli Taşınır Açık Artırma Şartnamesi ve Tutanağında “... ibareli markalar üzerinde davacının 29.03.1995 ve 12.04.1995 tarihli Lisans Sözleşmesine istinaden 20 yıl süre ile verilen lisans kaydı olduğunu ve artırma şartlarının 5. maddesinde “başkaca lüzumlu izahat ... İFLAS sayılı dosyasında görülebileceği” şartıyla ihale olunacağının yazılı olduğunu; İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasında görülen davada, mahkeme tarafından.... İcra Müdürlüğünün 19.10.2012 tarihli yazısı ile dosyasına getirtilen ... (İflas Dosyası) sayılı dosyasının onaylı tasdikli suretlerinden de görüldüğü üzere, huzurdaki davanın konusu olan alacak ve tazminatın dayanağı olan .... yıl süreyle geçerli 29.03.1995 tarihli sözleşme ve 05.05.1995 tarihli ek sözleşme asıllarının ihale dosyasında bulunduğunun tespit edildiğini; İflas İdaresinin ihale dosyasında yer alan 26.01.2007 tarihli kararını ve müvekkile cevaben yazdığı anlaşılan ve müvekkile tebliğ edilmeyen aynı tarihli "...satışa konu markalarda firmanıza ilişkin 20 yıllık inhisari lisans sözleşmesi dışında tescil, kayıt, takyidat şerhine rastlanmamıştır" şeklindeki karar ve yazısı ile "..." ibareli markaların inhisari lisans kaydıyla ihale olunduğu kaydının bulunduğunu;
Davalı ... firmasının da İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2020/24 Esas ve 2021/Karar sayılı dosyasında görülen davada, ihale dosyasından aldığı 26.01.2007 tarihli bu yazının fotokopisini delillerinin 16. sırasında sunmuş olduklarını; davalı ... A.Ş.’nin davacının 20 yıl süreyle geçerli inhisari marka lisans hakkının olduğunu bilerek markaları satın aldığının açık olduğunu; 2004 yılında davacı ile fason üretim ve başbayilik sözleşmeleri imzalayan ve 2012 yılına kadar ihtilafa sebebiyet vermeden uygulanmasını sağlayan davalı ....... A.Ş.’nin ihaleden önce bu sözleşmelerin varlığını bildiğini ve 20 yıl süreyle geçerli olan 29.03.1995 ve 12.04.1995 tarihli Marka Lisans Sözleşmelerinin tarafı haline geldiğini; davalı ... A.Ş. tarafından davacı aleyhine açılan Kartal FSHHM’nin 2008/39 Esas ve 2012/143 Karar sayılı dosyasında görülen ve Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen davada, uyarlanmış olan 29.03.2044 tarihine kadar 49 yıl süre ile geçerli ana sözleşmeyi kabul ettiğinin ve sözleşmeyi fesh etmediğinin de sabit olduğunu; bu şekilde, söz konusu markaları 01.02.2007 tarihli ihaleden satın alan davalı ... A.Ş.’nin davacı şirketle 2004 yılında imzaladığı ve 2015 yılına kadar geçerli olan fason üretim, başbayilik ve başbayilik ek sözleşmelerine sadık kalarak, sahibi olduğu ancak davacıya lisansını verdiği markalara ilişkin olarak 2012 yılına kadar herhangi bir ihtilafa mahal vermeden, davacı adına fason üretim ve başbayilik yapmaya devam ettiğini; davalı ... A.Ş.’nin söz konusu sözleşmelerin yüklediği edimleri 2004 yılından 2012 yılına kadar 8 yıl boyunca aksatmadan yerine getirmiş olduğunu; davalı ... A.Ş.’nin çoğunluk hissesinin sahibi olduğu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 08.01.2014 tarih ve.... sayısında tescil ve ilan edilen, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün .... tescil sıra nolu “..... Cad. No:... adresinde “... ... A.Ş". unvanı ile bir şirket kurmak suretiyle, sahip olduğu ve iş bu davanın konusu olan “...” ibareli bütün markalarını aynı yıl içinde bu yeni şirkete devrettiğini; davalı ... A.Ş.’nin bu şirketin çoğunluk hissedarı olduğu ve diğer ortak ve yönetim kurulu üyeleri ile temsile yetkili olanların dahi aynı kişilerden oluşması nedeniyle, davalı iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu;
Davacı tarafından, fatura edilen alacaklarının ödenmesi ve vaki tecavüzün durdurulması için keşide edilen ihtarnamelere karşı, sözde bahaneler üreterek borçlarını ödemeyen davalının, sahibi olduğu markaları kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini bildirmesi üzerine, 10.10.2012 tarihinde, İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasında açılan davada, davalının "..." ibareli markaları sahibi sıfatıyla kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini beyan ettiği gibi, bu kullanımını ispatlamak için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan aldığı üretim izin belgelerini de anılan davaya 05.06.2017 tarihli beyan dilekçesi ekinde delil olarak sunduğunu; Davalının, “geçerli fatura düzenlemesi halinde ödeyeceğini” beyan ettiği ve müvekkil şirketin; 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince, Ocak-Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs 2012 aylarına ait kar payı alacağı için, kanuna uygun ve geçerli olarak düzenlediği faturalarından, 03.05.2012 tarihi itibariyle doğmuş cari hesap alacağı 579.251,27 TL ve 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince 01.06.2012 tarihinden sözleşmelerin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geriye kalan 34 aylık süre için, doğan, (10.000,-USD X 34 Ay = 340.000,- USD + %20 Kurumlar vergisi 68.000,-USD =) 408.000,- USD sözleşme tazminat alacağının bulunduğunu; Bunun için, davalı ... A.Ş. aleyhine, 29.03.2015 tarihine kadar doğmuş ve doğacak alacaklarının tespit ve tahsili için davacı tarafından 10.10.2012 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin sair dava ve talep haklarını saklı tutulmak suretiyle, dava açmak zorunda kaldığını, bu davanın ...'un iade temlik ve resmi muvafakatinin, dava açıldıktan sonra dosyaya sunulmuş olması nedeniyle, müvekkili şirkete aktif dava ehliyeti kazandırmayacağı gerekçesiyle usulden reddedildiğini; Bu dosyadan mahkemece alınan 27.10.2015 tarihli 3. Bilirkişi Kök Raporu ve 21.02.2017 tarihli Ek Bilirkişi Raporu doğrultusunda verilen, 09.02.2018 tarihli ilk kararının gerekçesinden de görüldüğü üzere; 20 yıl süreyle, 29.03.2015 tarihine kadar geçerli olan, .... Noterliği 29.03.1995 tarih ve ... yevmiye nolu ve 12.04.1995 tarih ve 19536 yevmiye nolu “Marka Lisans Sözleşmeleri” kapsamında imzalanan ve 29.03.2015 tarihine kadar geçerli fason üretim, başbayilik ve başbayilik ek sözleşmelerinin, davalı tarafından İFASININ İMKANSIZ hale gerildiğini tespit ve kabul eden mahkeme; bu kalemdeki, cari hesap ve tazminat alacağına ilişkin olarak, davanın kabulüne karar verildiğini; Ayrıca davalı ... A.Ş.’nin hiç bir hakkının bulunmadığı, 2003 ve 2005 yıllarında TürkPatent nezdinde 9 adet “...” ibareli marka tescil başvurusu yaptığını; Bu başvurulardan 6 adedinin TürkPatent tarafından reddedildiğini ancak ..... nolu “... ...”, ... “... ...” ve . nolu “... ...” ibareli üç adet markayı her nasılsa kendi adına tescil ettirmeyi başardığını; Ayrıca davalı ... A.Ş.’nin 06.06.2003 tarih ve .. sayılı başvurusu ile “...” ibareli markayı, ... no ile Avrupa Birliği Marka Ofisi (OAMİ) nezdinde de kendi adına tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde geçerli olmak üzere, yine ihale alıcısının kendi adına tescil ettirdiğini gösteren 10.11.2004 tarih ve ... sayılı “...” ibareli marka tescil belgelerini sunduklarını; Yani davalı ihale alıcısının; hiçbir hakkı bulunmadığı bir dönemde tanınmış “...” markasını ulusal ve uluslararası kurumlar nezdinde tescil ettirmek suretiyle tecavüz ederek ileride yapılmasını muhtemel gördüğü ihalede, müflisin markalarını ele geçirmek için avantaj sağlama yönünde planlı hareket ettiğini ve bu dönemde markanın sahibi konumunda bulunan davalı İflas İdaresinin de bu durumu görmezden gelerek yol verdiğinin açıkça ortada olduğunu; “...” ibareli markaları sonradan dava dışı müflis şirketten devralan ... A.Ş.'nin artık ihtiyacı kalmadığı için 2005/01490 “... ...” ve .......nolu “... ...” ibareli markaları 02.04.2014 tarihinde feragat nedeniyle iptal ettirdiğini; Oysa İcra İflas Müdürlüğü ile İflas İdaresi ve ihale alıcısı davalı ... A.Ş.’nin el birliği halinde, masanın menfaatini gözetmeden, sadece ihale alıcısının çıkarlarına uygun olarak, müflise ait çok değerli tanınmış markaları aceleyle ve hileli davranışlarla fesat karıştırılan ihalede satmak suretiyle, ihaleden çok önce planladıkları ve sistematik hale getirdikleri hileli davranışlar sonucunda emellerine ulaştıklarını, sonrasında ise davalı ... A.Ş.’nin söz konusu markaları aralarında organik bağ olan diğer davalı şirkete devretmiş olması nedeniyle, bütün “...” ibareli marka tescillerinin, yasal dayanaktan yoksun ve yolsuz olduğunu; Sonuç olarak geçersiz ve yok hükmündeki tesciller ile elde edilen ve şeklen markaların sahibi gözüken davalıların, söz konusu markalar üzerinde, kanunen geçerli bir tasarruf yetkileri dahi bulunmadığı halde, sahibi oldukları markaları kullanma hakkına sahip olduklarını ve en geniş anlamda kullanmaya devam edeceklerini ileri sürmek suretiyle, davacının "..." ibareli markalar üzerindeki inhisari lisans hakkına tecavüz edildiğini; .......İstanbul şubesinden 03.06.2012 tarih ve .... sayılı fatura ile alınan “...” markalı ürünlerde bu markanın, sözleşme dışı şekil ve tasarımla kullanılmış olması ve müvekkil şirket adına fason üretildiğine dair bir kayıt bulunmaması nedeniyle, bu markalardaki müvekkilin İnhisari Lisans ve Haklarına markların sahibi davalının tecavüz etmekte olduğu tespit edilmiş ve bu durum davalı tarafından da kabul ve itiraf edildiğini; Davacı tarafından keşide edilen .... Noterliğinin ..... ve ....... tarih/yevmiye no.lu ihtarnameleriyle, davalının ürettiği “...” ibareli ürünlerin davacıya teslim edilmesi ve davacının yazılı talimatı olmadan hiçbir kişi ve kuruluşa “...” ibareli mal teslimi ve satışı yapılmaması davalı tarafa ihtar edilmiş olduğunu; Davalının ..... Noterliğinin ...... ve .... tarih/yevmiye no.lu ihtarnamelerinde, üretimine devam ettikleri “...” ibareli ürünleri müvekkili şirkete teslim etmeyeceğinin beyan edildiğini; 10.10.2012 tarihinde açılan 2020/.. Esas sayılı davanın açılmasından sonra, hukuki bir geçerliliği bulunmayan marka lisans sözleşmelerinin feshine ilişkin, davalı ... A.Ş'nin .... Noterliğinden 07.11.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve aynı noterlikten 16.11.2012 tarih ve ..... yevmiye nolu ek ihtarnamesine karşı, müvekkil... A.Ş.'de, .... Noterliğinden 20.11.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ve karşı ihtarnameyi keşide ederek, usulsüz ve kanuna aykırı olan, geçersiz lisans feshini kabul etmediğini ihtaren bildirildiğini; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasından verilen, 09.02.2018 tarihli, 2012/229 Esas ve 2018/83 Karar sayılı ilk kararının gerekçesinden de görüldüğü üzere; 20 yıl süreyle, 29.03.2015 tarihine kadar geçerli olan .... Noterliğinden 29.03.1995 tarih ve ... yevmiye nolu ve aynı noterliğin 12.04.1995 tarih ve ..... yevmiye nolu “Marka Lisans Sözleşmeleri”ne dayanılarak, 2004 yılında imzalanan ve 29.03.2015 tarihine kadar geçerli 28.06.2004 tarihli fason üretim, 30.06.2004 tarihli başbayilik ve 07.07.2004 tarihli başbayilik ek sözleşmelerinin, davalı tarafından ifasının imkansız hale getirildiğini tespit ve kabul eden mahkemenin davanın kısmen kabulüne kararı verdiğini; Davalılarca, davacının “...” ibareli markalar üzerindeki inhisari lisans hakkını kullanılmasına bizzat engel olmak, güçlük çıkarmak ve katlanmamak suretiyle müvekkilin haklarına tecavüz edildiğini; Tarafların aralarında kurmuş oldukları hukuki ilişkinin şartlarına uygun olarak borçlarını ifa etmeleri gerektiğini, borcunu ifa etmeyerek alacaklının zararına sebep olan borçlunun, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davanın dayanağı olan sözleşmelerin yüklediği borçtan kurtulmak adına, bu sözleşmeleri kasten ihlal eden davalıların, süreklilik arz eden haksız eylem ve tecavüzleri nedeniyle, davacı... A.Ş.'nin sözleşmelerden doğan maddi haklarını elde etmesine engel olmalarından dolayı uğradığı zararın ve doğmuş alacaklarının tahsili ile 28.06.2000 tarihinden 31.12.2005 tarihine kadar yoksun kalınan kazanç miktarını SMK’nın 151/c. maddesine göre ve ana sözleşmenin 9. maddesi gereğince iki katı tutarının USD olarak hesaplanarak davalılardan tahsilini talep ettiklerini; Dava konusu ana sözleşmenin 9. maddesindeki "...herhangi bir nedenle bu anlaşmanın uygulanamaması halinde, izin veren uğranılacak zararın ya da olası gelir kaybının iki katı tazminat ödemeyi peşinen kabul etmiştir" hükmü gereğince iki katının ödenmesini talep ettiklerini; 2004 yılında akdedilen ve davalılar tarafından ihlal edilerek, ifası imkansız hale getirilen 28.06.2004 tarihli Fason Üretim Sözleşmesi, 30.06.2004 tarihli Başbayilik Sözleşmesi ve 07.07.2004 Başbayilik Ek Sözleşmesinden doğan alacak ve sözleşme tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili için iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu; Bu sebeplere binaen (a) SMK’nın 151/c maddesi esas alınmak suretiyle, 28.06.2000 tarihinden itibaren 29.03.2015 tarihine kadar, Yoksun kalınan kazancın, sözleşmenin 9. Maddesi gereğince iki katı tutarının USD cinsinden hesaplanarak tespitine, HMK 107. md. gereğince belirsiz alacak davası olarak ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 10.000,- USD'nın dava tarihinden itibaren işleyecek 3195 sayılı yasa gereğince bankalarca ABD dolarına uygulanan faiz cinsinden en yüksek yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline, (b) İNHİSARİ LİSANS ve TEKELCİ KULLANMA hakkına ilişkin sözleşmelere dayanılarak imzalanan ve davalılar tarafından, 01.06.2012 tarihi itibariyle, İfası İmkansız Hale Getirilen, .... Noterliğinin 28.06.2004 tarihli ve ... sayılı Fason Üretim Sözleşmesi, .... noterliğinin 30.06.2004 tarihli ve 10707 sayılı Başbayilik Sözleşmesi ve 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesinden doğan 579.251,27 TL. Cari hesap alacağımızın, 08.05.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte, 408.000,- USD tazminat alacağımızın ise, (01.06.2012 tarihinden, sözleşme süresinin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geçen 34 aylık süreye ilişkindir) 09.07.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek, 3195 sayılı yasa gereğince bankalarca ABD dolarına uygulanan faiz cinsinden en yüksek yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin önce 2012/229 Esas ile sonradan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile yeni 2020/24 Esas alarak kesinleşen dava dosyasından verilen karardan sonra aynı tür dilekçe ile İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/133 Esas dosyasının 27.01.2022 tarih 2021/133 Esas ve 2022/10 Karar sayılı reddedilen gerekçeli kararından sonra dava hakkını kötüye kullanarak Sayın Mahkeme huzurundaki davanın açılmış olduğunu; Dava dışı müflis ... ...A.Ş.’nin Devlet tarafından 1993 yılında özelleştirilip, hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan, hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik nedeniyle savcılık soruşturmaları ve mahkumiyet kararı bulunan Yusuf Öztürk'ün 1995 yılına kadar şirket muhasebecisi olup sonradan sahte belgelerle yönetim kurulu başkanı olarak atadığı şirketin içine boşaltarak İflasına sebebiyet verildiğini; Dava konusu 49 yıllık süreli sahte sözleşmelere konu edilen “...” markalarının 2007 yılında icradan satılmasına kadar mülkiyet sahibi olan ve şu an....İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı Esası ile 22 yıldır iflas tasfiyesi süren gayr-ı faal müflis ... ...A.Ş. olduğunu; Davalı müvekkil ... A.Ş.’nin davaya konu “...” markalarını 2007 yılında.... İcra Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasından çıkarılarak kesinleşen icra ihalesinden aldığını; Davalı şirketin 50 yıllık ticari itibara sahip olduğunu; Diğer davalı ... A.Ş.’nin “...” markalarını 2007 yılında icradan satın alan ... A.Ş.'den kısmi bölünme yoluyla 31/12/2013 tarihinde kurulmuş olduğunu; Dava konusu olaylar açısından kuruluşundan 20 yıl önce iflas eden müflis ... ...A.Ş. ile davacı şirket arasında var olduğu iddia edilen 29.03.1995 tarihli 20 yıl süreli sözleşme ve varlığı iddia edilen 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli ek sözleşmeler ile ilgisinin olması mümkün olmadığını; Davalı şirketlerin ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlayan faal ticari şirketler olduğunu; 29.03.1995 tarihli sözleşmenin .... Noterliği'nde 29/03/1995 tarihinde ... yevmiye numarası ile imzalanan 20 yıl süreli olarak TürkPatent nezdindeki “...” marka sicilinde şerhli ve inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi olduğunu; Davacı tarafça bu sözleşme konu edilerek de İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 2020/24 Esas dosyasında husumet yöneltildiğini; 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli ek sözleşmenin varlığının hiç kimsece bilinmeyen ve her dava da farklı metin ve tarihlerle üretilerek davacı yanca dava konusu yapılan müsvette kağıt parçalarından oluşan ve ilk defa İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas dosyasında faklı bir tarih ile varlığı görülerek iddia konusu olan, noterlikçe düzenlenmemiş ve vaki sahtecilik iddiaları üzerine dava konusu edildiğinden İstanbul Anadolu 1. FSHHM kararlarında şekil noksanlığından dolayı geçersiz olduğuna hükmedilen müsvette metin olduğunu; Davacının aynı dilekçeyi bundan yaklaşık 6 ay önce kullanarak dava ikame ettiğini ve harfi harfiyen aynı olan bu dilekçe ile açılmış davanın düştüğü İstanbul Anadolu 2. FSHHM tarafından 2021/133 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde 27.01.2022 tarih 2021/133 Esas ve 2022/10 Karar sayılı kararı ile davanın reddedildiğini; Dava dilekçesindeki “29.03.1995 tarihli 49 yıl süreli sözleşme ve 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli ek sözleşmelerden kaynaklanan....” şeklinde kapsamı çizilen dava konusu edilen ve var olduğu iddia edilen 29.03.1995 tarihli ve 05.05.1995 tarihli sözleşmelere davalıların taraf olması, hükümlerinin bağlayıcı olması ve husumet atfedilmesinin hayatın olağan akışı ile eşyanın tabiatı tahtında mümkün olamayacağını; Davalı müvekkili ... A.Ş.’nin 2014 yılında kurulmuş bir şirket olup, kendisinin varlığından tam 29 yıl önce imzalanmış sözleşme ile bağlı olması ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini; Davalı müvekkil ... A.Ş.’nin de davacı yanca varlığı iddia edilen 29.03.1995 tarihli ve 05.05.1995 tarihli metinlere taraf olmadığını; Taleplerinin muhatabının dava dışı müflis ... ...A.Ş. iflas idaresi olması gerektiğini; Davacı Yanın, Müvekkili Şirketlerden herhangi bir alacak talebi var ise, davacı şirket müvekkili şirketlerden olan doğmuş ve doğacak tüm alacak taleplerini dava dışı ...'a devretmiş olduğundan, davacı şirketin aktif dava ehliyetine sahip olmadığını; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas sayılı dosyası münderecatında bir örneği bulunan ve imzaları inkar edilmeyen 26.01.2011 tarihli temliknameye göre, davacı şirketin davalı müvekkil şirketler ile olan akdedilmiş/akdedilecek sözleşmeler ve sair surette fatura edilmiş veya edilecek doğmuş ve doğacak alacaklarının tamamını bütün ferileri ile birlikte ...'a - mevcut borçlarına mahsuben- temlik etmiş olduğunu; Temlik metninden temlikin ivazlı bir temlik olarak tek taraflı irade beyanı ile rücu imkanı olmayacak şekilde ihdas edildiğini; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2020 tarih 2018/2087 Esas ve 2020/1142 Karar sayılı ilamında buna vurgu yapıldığını; Bu nedenle hakkı devralanın devir ile -başkaca bir işleme gerek kalmaksızın- dava hakkını kendiliğinden kazanacağı gibi, devreden de alacağın temliki ile birlikte dava hakkını kendiliğinden kaybedeceğini; Davacı şirketin temlik alan ...'u davada vekaleten temsil etme ehliyetinin de mevcut olmadığı anlaşılmakla, davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif husumet nedeniyle reddine karar verildiğini; Dava zamanaşımı süresinin 5 (beş) yıl olduğunu; Davacının 1995 tarihli sözleşmeye istinaden 2021 yılında (yani tam 26 yıl sonra) alacak iddiasında bulunmasının haklı zamanaşımı itirazına sebebiyet verdiğini; Sayın Mahkeme nezdinde davacı yanca ikame edilmiş olan davada vaki derdestlik, husumet, aktif dava ehliyeti yokluğu ve zamanaşımı itirazlarım varken ve müvekkil şirketler dava konusu olan 29.03.1995 tarihli ve de 05.05.1995 tarihli metinlerinin hiç bir şekilde tarafı değilken davanın esasına yönelik olarak müvekkil şirketlerin davacı şirkete hiç bir sıfat ve nem altında borcu olmadığını bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiği beyan ve talep etmiştir.
Mahkemenin 11/03/2025 tarih ve 2021/224 Esas 2025/65 sayılı kararı İstanbul BAM 44.Hukuk Dairesinin 10/07/2025 tarih 2025/698 Esas 2025/1019 Karar sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; "davacının inhisari lisans hakkının bulunduğu “...” ibareli markalarla olarak 29.03.2015 tarihine kadar üretim ve pazarlama yapmak üzere davalı ... A.Ş. Firmasıyla .... Noterliğinin 28.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Fason Üretim Sözleşmesi”, aynı Noterliğin 30.06.2004 tarih ve ..... yevmiye nolu “Başbayilik Sözleşmesi” ve 07.07.2004 tarihinde de “Başbayilik Ek Sözleşmesi” ni imzaladığı, sözleşmenin 1.1.2011 tarihinden 29.3.2015 tarihine kadar aylık 10.000 Doların...'ya veya yazılı olarak talimat verecekleri şahsa ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 2010 yılı ödemelerinden mahsup edilmek üzere 2006 yılında 60 bin Dolarlık kısmın, 01.01.2006 tarihinde 30 bin Dolar ve 31.06.2006 tarihinde 30 bin Dolar olmak üzere...'ya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, münhasıran bu işlemler nedeniyle oluşacak KDV ile kurumlar vergisinin ... tarafından yasal sürelerinden önce...'ya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda ticari defter ve kayıtlar tetkik edilmek suretiyle hazırlanan 13.02.2025 tarihli raporda davacı... A.Ş. firması ile davalı ... A.Ş. firmasının cari hesap ekstresinin incelenmesinde, 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince,
2012/Ocak-Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs 2012 aylarına ait düzenlediği faturalarından, 03.05.2012 tarihi itibariyle doğmuş cari hesap alacağının 495.301,82 TL. olduğu, aynı tutarın 2013 ve 2014 yıllarına devrettiğinin dosyaya ibraz edilen muavin defter kayıtları üzerinde tespit edildiği, 01.06.2012 tarihinden sözleşmelerin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geriye kalan 2012 yılı için 7 ay, 2013 yılı için 12 ay 2014 yılı için 12 ay 2015 yılı için 3 ay olmak üzere toplam 34 aylık süre için, 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince doğan alacağın (10.000,-USD X 34 Ay = 340.000,- USD + %20 Kurumlar vergisi 68.000,-USD) = 408.000,- USD olarak hesaplandığı, bu yapılan hesaplamanın bayilik sözleşmesi ve ek sözleşmesi kapsamında davalılardan alacağının bulunduğu, az yukarıda ifade edildiği üzere Düsseldorf Başkonsolosluğu'nun ./11/2020 tarihli ....yevmiye (A) nolu hariçte tanzim belgesi kapsamında temlik gereği davacı tarafın bu alacaklar yönünden talep hakkı bulunduğu kabul edildiği" gerekçesi ile,
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-495.301,82-TL Cari hesap alacağının 08.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-408.000,00 USD Tazminat alacağının 09.07.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca fiili tahsil tarihine kadar işlemiş faiz toplamının fiili ödeme tarihinde T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek TL. karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... ... A.Ş.’nin Ocak 2026’da halka arz sürecini tamamladığını, ancak SPK onaylı izahnamesinde bu davayı bir "risk unsuru" olarak belirtmesine rağmen bilançosunda herhangi bir nakit karşılığı (provision) ayırmadığını, bu durumun hem müvekkilin alacağını fiilen karşılıksız bırakma riski taşıdığını hem de yatırımcıları yanılttığını, izahnamenin dayanağı olan "Bağımsız Hukukçu Raporu"nun, davalı şirketin vekilinin hazırladığı yanlı beyanlara dayandığını, şirketin üretim ve faaliyetini kökten etkileyebilecek diğer önemli iptal davalarının (marka ve tapu iptali) gizlendiğini, bu durumun 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca suç teşkil ettiğini ve suç duyurusunda bulunulması gerektiğini, mahkemenin, davanın en büyük kalemini oluşturan ve müvekkilin inhisari lisans hakkına vaki tecavüzden doğan tazminat alacağı hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir hüküm kurmadığını, bu durumun HMK m. 297/2’ye açıkça aykırı olduğu ve kararın bu yönüyle "yok hükmünde" sayılması gerektiğini, bilirkişi raporlarında davalıların marka kullanımlarının müvekkilinin hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kesinleştiğini, ancak mahkemenin bu tecavüzden doğan ve SMK m. 151/c uyarınca hesaplanması gereken iki katı tutarındaki USD bazlı tazminat talebini tamamen unuttuğunu, mahkemenin kabul ettiği USD bazlı tazminat alacağına sözleşme gereği %20 Kurumlar Vergisi eklemesine rağmen, aynı sözleşmeden doğan TL bazlı cari hesap alacağına bu vergiyi eklemeyerek kendi içinde çelişkili ve eksik bir hüküm kurduğunu, müvekkilinin defterlerinde 579.251,27 TL olarak kayıtlı olan cari hesap alacağının, mahkemece eksik inceleme ile 495.301,82 TL olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, reddedilen bu kısmın da kaldırılması gerektiğini, mahkemenin "hüküm kurmayı unuttuğu" inhisari lisans tecavüzü tazminatının, Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak esastan kabulünü, cari hesap alacağına ilişkin eksik hesaplanan kısmın düzeltilerek toplam 579.251,27 TL olarak hüküm altına alınmasını, halihazırda kabul edilen 408.000 USD tazminat kararının ise onanması gerektiğini, mahkemenin verdiği kısmen kabul, kısmen ret kararının, kabul edilen kısımlar dışındaki bölümlerinin kaldırılmasını, davanın 14 yıldır sürmesi ve davalı şirketin halka arz sürecini tamamlaması nedeniyle dosyanın mahkemeye geri gönderilmeyerek duruşmalı inceleme neticesinde esastan karara bağlanmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davacı tarafından sunulan Düsseldorf Başkonsolosluğu tarihli belge fotokopisinin aslına yönelik itirazlarını dikkate almadığını, belgenin aslını müzekkere ile getirtmeyerek HMK 216. maddesini ihlal ettiğini, sıhhati şüpheli bir belgeye dayanarak aktif husumet ehliyeti yokluğunu göz ardı ettiğini, davacının başka bir mahkemede (İstanbul Anadolu 43. Asliye Hukuk Mahkemesi) alacağı temlik ettiğine dair beyanda bulunduğunu, bu beyanın kesin delil niteliğinde bir adli ikrar olduğunu, davacının aynı adliye içerisinde çelişkili beyanlarla mahkemeleri yanılttığını ve bu nedenle TCK 288 kapsamında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini, aynı dilekçe ve iddialarla daha önce açılan davaların (İstanbul Anadolu 2. FSHHM 2021/133 E. ve diğerleri) reddedildiğini veya derdest olduğunu, davacının "şablon" dilekçelerle mükerrer davalar açarak yargı yolunu kötüye kullandığını, bu durumun derdestlik itirazı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, 1995 tarihli sözleşmelere dayanılarak 26 yıl sonra talepte bulunulmasının ticari işlerdeki 5 yıllık zamanaşımına ve İİK hükümlerine aykırı olduğunu, davacının tüm dava haklarının yıllar önce düştüğünü, müvekkili şirketin, söz konusu markaları 2007 yılında icra ihalesiyle satın alarak mülkiyetini kazandığını, kişinin kendi malına kira ödemesinin hukuken ve eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, kiracı ve mülk sahibi sıfatlarının birleşmesiyle borcun sona erdiğini, davaya dayanak yapılan 05.05.1995 tarihli ek sözleşmenin noterlikçe düzenlenmediğini, şekil şartı noksanlığı nedeniyle geçersiz olduğunu, 49 yıllık sürenin hayatın olağan akışına aykırı bir "uydurma" metin olduğunu, 2008 yılından itibaren markaların sahibi olan müvekkilin kendi adına üretim izinleri aldığını, davacının herhangi bir mal tedariki sağlamadığını, dolayısıyla üretilmeyen ve teslim edilmeyen ürünler üzerinden bir ödeme yükümlülüğünün doğmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin 2004 yılında yaptığı peşin ödemelerden kaynaklı yaklaşık 100.000 USD alacaklı olduğunu, bilirkişi raporlarının müvekkilin borçlu olmadığını tevsik etmesine rağmen mahkemenin hatalı bir tazminat hesabına gittiğini, mahkemenin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verdiğini belirterek mahkeme ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin delilleri celp etmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, kesin delil niteliğindeki belgeleri yanılgılı değerlendirdiğini, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu, derdestlik, husumet ve zaman aşımı itirazları kapsamında iptaline ve davanın esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının istinaf dilekçesinin dosya kapsamındaki somut delillerle ve yargılama sürecinde kesinleşmiş Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla açıkça çelişen, hukuki dayanaktan yoksun ve yargılamayı uzatmaya yönelik, tekrar eden iddialardan ibaret olduğunu, mahkeme kararı eksik hesaplama hariç olmak üzere, dosya kapsamı, taraf beyanları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının davanın uzatılmasına yönelik istinaf isteminin yasal dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulünü davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.
İstinafa Cevap Veren ve Karşı İstinaf Eden Davalılar Vekili Dilekçesinde Özetle; davacı tarafın 13.01.2026 tarihli istinaf dilekçesindeki iddialarının tamamen hayal ürünü ve "mizahsel" yaklaşımlardan ibaret olduğunu, yaklaşık 15 yıldır kimseyi inandıramadığı hileli iflas muameleleri ile içini boşalttığı haksız kazançlarını devam ettirme çabası içinde bulunduğunu, içeriğindeki hukuksuzluğu gizlemek adına yargılama konusu olmayan olayları tarihsel ve hikayesel bir dille anlatarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacı şirket hissedarı ve yönetim kurulu başkanının hileli iflas maharetlerini sahte belge düzenleme becerisiyle birleştirdiğini, müvekkil şirketlerin halka arz süreci ve SPK onaylı izahnameler gibi dava dışı konuları sanki gerçekmiş gibi öyküleştirerek sunduğunu, asılsız iddialarının ilgili devlet kurumlarınca daha önce tespit edilmesi nedeniyle artık ciddiye alınmadığını, ancak hukuk sistemindeki boşluklardan cesaret alarak sürekli sahte belgeler ürettiğini ve bu belgeler üzerinden davalar sürdürdüğünü, davacı tarafın alacak ve tazminat taleplerini dayandırdığı "Başbayilik ve Fason Üretim Sözleşmesi" ile lisans metinlerinin icra/iflas dairelerinde veya Türk Patent Enstitüsü kayıtlarında hiçbir zaman ortaya çıkmadığını, 30 yıl önce "kendi çalıp kendi oynayarak" ürettiği bu kağıt parçalarıyla hak iddia ettiğini, müvekkil şirketin markaları 2015 yılında sona erecek normal lisans hakkı külfetiyle ve bu iddialardan ari olarak icradan satın aldığını, dolayısıyla muhatabın müvekkili değil iflas idaresi olması gerektiğini, sözleşme metinlerinin hiçbir yerinde "inhisari, münhasır veya tekelci" gibi bir ibarenin geçmediğini, davacının bu kavramları yorum yoluyla metne eklemeye çalıştığını, daha önceki beş farklı bilirkişi raporu ve üç ayrı mahkeme kararında bu münhasırlık iddiasının reddedildiğini, son alınan bilirkişi raporunun ise müvekkilin açık itirazlarına rağmen hatalı değerlendirmeler içerdiğini ve hukuki denetimden uzak olduğunu, davacının 20 yıllık lisans süresi boyunca markayı bizzat kullanarak üretim yapmadığını, aksine ilk 10 yıl marka sahibinin üretimini seyrettiğini, kalan sürede ise yasak olmasına rağmen üçüncü kişilere alt lisanslar vererek sözleşmeyi fiilen kendisinin ihlal ettiğini, 1995 tarihli sözleşmenin tabi olduğu 551 Sayılı Kanun gereğince marka sahibinin kullanım hakkı açıkça yasaklanmadıkça münhasırlıktan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden tazminat taleplerinin hukuki mesnedinin bulunmadığını, davacının hileli iflas davasıyla yargılanan yetkilisinin haksız kazanç sağlama amacına hizmet eden, sahte belgelere dayalı ve süresi yıllar önce bitmiş lisans haklarına yönelik istinaf başvurusunun reddini, müvekkili şirketler yönünden ise davanın tümden iptalini ve ilk derece mahkemesi kararının müvekkil lehine düzeltilmesini talep etmiştir.
İstinaf cevabına cevap veren davacı cevap dilekçesinde özetle; davalılar vekilinin sunmuş olduğu istinafa cevap ve karşı istinaf dilekçesinin, mevcut yargılama dosyasında mahkemece zaten değerlendirilip hükümsüz kılınarak, defalarca reddedildiğini, bilirkişi raporları ve mahkeme kararları ile geçersizliği ortaya konulmuş iddiaların yeniden ve aynen tekrarından ibaret olduğunu, davalıların bu dilekçelerinde de yargılama sürecinin hiçbir aşamasında inandırıcı bulunmayan ve delil niteliği taşımayan soyut ifadeleri ile hukuki dayanaktan yoksun talepleri sürdürdüklerini, davalının itiraz etmeyerek müvekkiline usuli hak doğuran 04.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporundaki görüş ve tespitlerin davalı yönünden kesinleşmiş olması ve bu rapordaki görüş ve tespitleriyle aynı yöndeki 03.03.2025 tarihli ek rapordaki görüş ve tespitlerine karşı artık istinaf aşamasında itiraz edemeyeceğinin gözetilerek bu yöndeki istinaf sebeplerinin dinlenmemesi gerektiğini, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18.11.2025 tarihli ve 2025/293 sayılı kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın son derece titiz bir yargılama süreci neticesinde, bilirkişi heyet raporları ve dosyaya sunulan tüm deliller kapsamlı biçimde değerlendirilerek sonuca bağlandığını, davalıların bu karara yönelik karşı istinaf talebinin mahkemenin isabetli değerlendirmelerini bozmaya yönelik hukuki dayanaktan yoksun çabalardan ibaret olup reddedilmesi gerektiğini, davalılar vekilinin dilekçesinde müvekkili şirketin verdiği vekâletname kapsamında yetkilendirdiği ve müvekkili şirketin davalı ile 2004 yılında imzaladığı, fason üretim sözleşmesi, başbayilik sözleşmesi ve başbayilik ek sözleşmesini de imzalayan Yusuf Öztürk'ü defalarca "sahte belge üreten" kişi olarak nitelendirdiğini ve dava konusu sözleşmelerin tamamını "sonradan düzenlenmiş ve sahte" olarak ilan ettiğini, ancak kendi uygulaması ile dahi çelişen bu iddiaların yargılamanın hiçbir aşamasında ispatlanamamış, soyut kalmaya mahkûm olmuş ve mahkemece kesinlikle reddedildiğini, davalının birebir aynı gerekçeyle 14.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiğini ve yerel mahkeme tarafından HMK m. 281/2 gereğince "taraf itirazlarının değerlendirildiği ek rapor" alınmasına karar verildiğini, ancak davalı itirazlarının da değerlendirilerek düzenlenen ve 14.10.2023 tarihli kök bilirkişi rapordaki görüş ve tespitlerinde bir değişiklik olmadığını bildirdikleri 04.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporuna davalı tarafların itiraz etmediklerinin dosya içeriği ile sabit olduğunu, bu durumun davalılar yönünden kesinleştiğini ve müvekkili yönünden usuli kazanılmış hak doğurduğunu, davalıların müvekkili lisansının inhisari olmadığı yönündeki iddiasının da geçersiz olduğunu, 556 sayılı KHK'nin 20 ve 21/3. maddesinin amir hükmü, Yargıtay uygulaması ve doktrinde benimsenen esasların belirlediği inhisari lisansın niteliği ile söz konusu lisans sözleşmelerinin 1, 5 ve 6. maddesinin belirlediği lisansın niteliğinin birebir aynı örtüştüğünü, davalıların karşı istinaf taleplerinin reddedilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının istinaf dilekçesi doğrultusunda müvekkili lehine yeniden değerlendirilerek, dava dilekçesinde yer alan ve karara bağlanmayan SMK m. 151/c kapsamındaki tazminat alacağının hesaplanarak ilama bağlanmasını ve kısmen reddedilen taleplerin kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemiz Başkanı Funda Doğan Akdere tarafından dosyadan çekilme dilekçesi verilmiştir.
Mahkemece 11/03/2025 tarih ve 2021/224 Esas 2025/65 sayılı kararı ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği istinaf edilmesi neticesinde,
Dairemizin,10/07/2025 tarih 2025/698 Esas 2025/1019 Karar sayılı ilamı " davacı tarafından sözleşmelerden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını 26/01/2011 tarihinde ...'a temlik ettiği ve 09/07/2012 tarihli protokol ve aynı tarihli temlikname ile ... tarafından tekrar geri temlik yapıldığı, ... tarafından İstanbul Anadolu 1. FSHHM nin 2012/229 esas sayılı dosyaya ilişkin olarak davacı adına yazılan yazıda, 09/07/2012 tarihli iade temlikin de imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğinin anlaşıldığı, İstanbul Bam 16 HD nin 24/09/2021 gün, 2021/1279 Esas 2021/1612 Karar sayılı kesin ilamı ile 09/07/2012 tarihli iade temlikinin dava tarihinden sonradan düzenlendiği hususunun tespit edildiği, istinafa konu dava tarihinin 21/11/2021 tarihi olduğu, dava tarihi itibarı geri temlikin bulunduğu ve geri temlik alan davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu" gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.
Davacı vekili 22/12/2021 tarihli dava dilekçesi ile, Davalıların, 28.06.2000 tarihli Marka Kira Sözleşmesi ile başlayan ve halen dahi, adlarına tescilli "..." ibareli markalar ile devam eden zincirleme haksız eylem ve vaki tecavüzlerinden doğan bu kalemdeki tazminat alacağının, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 151/c.maddesine göre, “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” esas alınmak suretiyle, 28.06.2000 tarihinden itibaren 29.03.2015 tarihine kadar, Yoksun kalınan kazancın, sözleşmenin 9. Maddesi gereğince iki katı tutarının USD cinsinden hesaplanarak tespitine, HMK 107. md. gereğince belirsiz alacak davası olarak ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 10.000,- USD'nın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasa gereğince bankalarca ABD dolarına uygulanan faiz cinsinden en yüksek yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline,
İNHİSARİ LİSANS ve TEKELCİ KULLANMA hakkına ilişkin sözleşmelere dayanılarak imzalanan ve davalılar tarafından, 01.06.2012 tarihi itibariyle, İfası İmkansız Hale Getirilen, .... Noterliğinin 28.06.2004 tarihli ve ... sayılı Fason Üretim Sözleşmesi, .... noterliğinin 30.06.2004 tarihli ve 10707 sayılı Başbayilik Sözleşmesi ve 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesinden doğan, 579.251,27 TL. Cari hesap alacağının 08.05.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, ve 408.000,- USD tazminat alacağının ise, (01.06.2012 tarihinden, sözleşme süresinin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geçen 34 aylık süreye ilişkindir) 09.07.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek, 3095 sayılı yasa gereğince bankalarca ABD dolarına uygulanan faiz cinsinden en yüksek yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
-Davacı... .... A.Ş.’nin.... sicil no ile ./4/1993 tarihinde tescil edildiği,
-Davalı ... ...A.Ş.’nin 30 Mayıs 2011 tarihindeki adresinin “..... Cadde No ..” olduğu, Yönetim Kurulu Başkanı..., Yönetim Kurulu üyelerinin ....... , .. ...Ve ..olduğu,
-Davalı ... ... A.Ş.’nin 08.01.2014 tarihinde 40832 sicil no ile tescil edildiği, kurucusu ...., ..., ..., ..., ... ..görülmüştür.
TPMK kaydına göre,... tescil nolu, .../06/1991 tescil tarihli, ... tescil nolu,../09/1992 tescil tarihli, ... tescil nolu./02/1995 tescil tarihli markanın ... ... Anonim Şirketi adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Prof.Dr...., Marka Vekili ..., Marka Vekili Dr. ..tarafından düzenlenen 14/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davalı ... .. A.Ş.’nin “...” ibareli markalar üzerinde hak sahibi olmadığı 28.06.2000-31.12.2005 tarihleri arasında dava dışı ...A.Ş.’ye lisans hakkı vermiş olmasının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği; Sayın Mahkeme huzurundaki dava 2021 yılında ikame edilmiş olmakla, marka hakkına tecavüz yönünden talep hakkının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu; davalı ... ....... A.Ş.’nin “...” ibareli markaların sahibi olduğu 01.02.2007 tarihinden markaları devrettiği 21/03/2014 tarihi arasındaki dönemde bu markaların bizzat veya lisans vermek suretiyle gerçekleşen kullanımlarının sözleşmeye aykırılık kapsamında değerlendirilebileceği; davalı ... ... A.Ş.’nin “...” ibareli markaları 21/03/2014 tarihinde devraldığı;
davalı şirketin markaları devraldığı tarihten inhisari lisans sözleşmesinin sona erdiği 29.03.2015 tarihine kadar bu markaları bizzat veya lisans vermek suretiyle gerçekleşen kullanımlarının sözleşmeye aykırılık kapsamında değerlendirilebileceği" belirtilmiştir.
04/03/2024 tarihli aynı bilirkişi heyetine ait Ek raporda özetle;" kök raporda, mahkemece görevlendirilmiş olan bilirkişilerden Marka Vekili ... yerine sehven Yeşim Aker yazılarak sisteme yüklendiği tespit edilmiş olup, raporun Prof.Dr. ..., ... Ve ... tarafından hazırlanmış olduğu ve taraf itirazlarının incelenmesinden sonra tekrar yapılmış olan değerlendirme neticesinde 14.10.2023 tarihli kök raporundaki tespit ve görüşlerinde herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmadığı" belirtilmiştir.
13/02/2025 tarihli heyete Mali Müşavir bilirkişi eklenmek sureti ile alınan bilirkişi Ek raporunda özetle;" Davacı... AŞ ile “...” ibareli markaların önceki sahibi müflis ... ...A.Ş. (İflas İdaresi) arasında imzalanmış olan ve İflas İdaresinin 22.12.2010 tarihli yazısı ekinde aslının aynı olan tasdikli suretleri gönderilen ve noter onaylı suretleri ekte sunulan, 29.03.1995 tarihinden itibaren 29.03.2044 tarihine kadar geçerli “29.03.1995 tarihli Sözleşme” ve “05.05.1995 tarihli Ek Sözleşme”yle, tanınmış “...” ibareli markaların İNHİSARİ LİSANS ve TEKELCİ KULLANMA hakkının 49 yıl süre ile... A.Ş.'ne verildiği, İnhisari lisans söz konusu olduğu zaman, lisans verenin başkasına lisans veremeyeceği ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça, kendisinin de markayı kullanamayacağı,
Davacının inhisari lisans hakkının bulunduğu “...” ibareli markalarla ilgili olarak 29.03.2015 tarihine kadar üretim ve pazarlama yapmak üzere davalı ... A.Ş. firmasıyla .... Noterliği'nin 28.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Fason Üretim Sözleşmesi”, aynı Noterliğin ...06.2004 tarih ve... yevmiye nolu “Başbayilik Sözleşmesi” ve 07.07.2004 tarihinde de “Başbayilik Ek Sözleşmesi” ni imzaladığı, Sözleşmenin 1.1.2011 tarihinden 29.3.2015 tarihine kadar aylık 10.000 Doların...’ya veya yazılı olarak talimat verecekleri şahsa ödeneceği,
2010 yılı ödemelerinden mahsup edilmek üzere 2006 yılında 60 bin Dolarlık kısmın, 01.01.2006 tarihinde 30 bin Dolar ve 31.06.2006 tarihinde 30 bin Dolar olmak üzere...’ya ödeneceği; münhasıran bu işlemler nedeniyle oluşacak KDV ile kurumlar vergisinin ... tarafından yasal sürelerinden önce...’ya ödeneceği,
Davacı vekilinin dava dilekçesinde; “Davalı ... A.Ş.’nin davacı şirketle 2004 yılında imzaladığı ve 2015 yılına kadar geçerli olan fason üretim, başbayilik ve başbayilik ek sözleşmelerine sadık kalarak, sahibi olduğu ancak davacıya lisansını verdiği markalara ilişkin olarak 2012 yılına kadar her hangi bir ihtilafa mahal vermeden, davacı adına fason üretim ve başbayilik yapmaya devam ettiğini; davalı ... A.Ş.’nin söz konusu sözleşmelerin yüklediği edimleri 2004 yılından 2012 yılına kadar 8 yıl boyunca aksatmadan yerine getirmiş olduğu”nu beyan ettiği, İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından 2012/229 Esas sayılı dosyaya alınan 08.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda davacı... A.Ş. firması ile davalı ... A.Ş. firmasının cari hesap ekstresinin incelenmesinde, 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince, 2012/Ocak-Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs 2012 aylarına ait düzenlediği faturalarından, 03.05.2012 tarihi itibariyle doğmuş cari hesap alacağının 495.301,82 TL. olduğu, aynı tutarın 2013 ve 2014 yıllarına devrettiğinin dosyaya ibraz edilen muavin defter kayıtları üzerinde tespit edildiği, 01.06.2012 tarihinden sözleşmelerin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geriye kalan 2012 yılı için 7 ay,
2013 yılı için 12 ay 2014 yılı için 12 ay 2015 yılı için 3 ay olmak üzere toplam 34 aylık süre için, 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince doğan alacağın (10.000,-USD X 34 Ay = 340.000,- USD + %20 Kurumlar vergisi 68.000,-USD) = 408.000,- USD olarak hesaplandığı, Davacının toplam alacağının; Cari hesap alacağı : 495.301,82 TL. + tazminat alacağı 408.000 USD olarak hesaplandığı "belirtilmiştir.
-İstanbul Anadolu FSHHM'nin 2012/229 Esas 2018/33 Karar sayılı kararın istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul Bam 16 HD nin 2018/2087 Esas 2020/1142 Karar sayılı ilamı ile, dosyada temlikten rücu edildiği temlik alanın onayının bulunduğu veya hükümsüzlüğü yönünde bir karar alındığı hususlarında herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne karar verildiği ve İstanbul Anadolu 2. FSHHM' nin 2020/24 esas 2021/85 karar sayılı ilamı ile davanın aktif husumetten reddine karar verildiği ve iş bu kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bam 16 HD nin 24/09/2021 gün, 2021/1279 esas 2021/1612 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
-Taraflar arasında .... Noterliği'nin 28/06/2004 tarihli ve ... Yevmiye numaralı "Fason Üretim Sözleşmesi" ile davacının davalıya 11 adet marka ile 29/03/2015 tarihine kadar üretim izni verildiği,sözleşmenin "Konu" başlıklı kısmında davacı ...'ya dava dışı ... tarafından .... Noterliği'nin./03/1995 tarihli ... yevmiye numaralı Marka Lisans Sözleşmesi ve aynı noterliğin 12/04/1995 tarihli ...... sayılı lisans sözleşmesine konu markalar ile üretim yapılacağının belirtildiği ve .... Noterliği'nin 30/06/2004 tarihli ve 10707 yevmiye sayısı ile tasdikli, "Başbayilik Sözleşmesi'" yapıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
-Dava dışı müflis ... .... A.Ş. İle davacı ... A.Ş. arasında 29/03/1995 tarihli izin sözleşmesi yapıldığı ; sözleşmenin 29/03/2044 tarihine kadar geçerli olduğu, marka sahibi dava dışı şirketin, izin alan davacı şirkete , 20 yıl süre ile ..., ..., ..., ..., ..., 070102, ..., ..., ...,ve ... sayılı markaların inhisari lisansını vermeyi kabul ettiği, davacı izin alanın ayrıca sözleşmenin 4 ve 5. Maddeleri ile lisansını aldığı markalar dışında ... ibaresini kullanarak başka müracaatlar yapma hakkına sahip olduğu, markaları sadece markaların tescilli olduğu sınıflarda değil başka yiyecek ve içecek ürün gruplarında ve başka sektörlerde de tescil ettirebileceği, ve sözleşmenin VII maddesinde izin alana devir ve lisans verme hakkını da verdiği , davacı şirket ile dava dışı marka sahibi şirket arasında 05/05/1995 tarihli ek sözleşme yapıldığı , ek sözleşmenin süreye ilişkin 1. Maddesinin tek taraflı irade beyanı ile sözleşmenin 29/03/2044 tarihinden sonra da 49 yıllık sürelerde uzayacağının, 3. maddesinin değiştirilerek izin verenin markaların görünüm ve şekillerinin değiştirilerek TPE nezdinde yenilenen tescilleri de dahil olmak üzere kendisinin kullanmayacağı, başka kişilere lisans vermeyeceği, izin alanın her türlü davayı tek başına açabileceği, markaları yenileyebileceğinin düzenlendiği görülmüştür.
Dava dışı müflis ... .... A.Ş. ile davacı ... A.Ş. arasında .... Noterliği'nin 29/03/1995 tarihli ... yevmiye numaralı Marka Lisans Sözleşmesi yapıldığı; sözleşmenin 20 yıl süreli olduğu ve 29/03/2015 tarihine kadar yürürlükte kalacağının, Lisans verenin lisanslı ürünler üzerinde veya ürünlerle kullanma konusunda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde başka kişi yada kuruluşa lisans vermeyeceğinin, lisans alanın da tamamen veya kısmen devir etmeyeceğinin ve alt lisans vermeyeceğinin kabul edildiği, sözleşme konusu markaların ..., ..., ..., ..., ... sayılı ... ibareli markalar olduğu anlaşılmıştır.
Dava dışı müflis ... .... A.Ş. ile davacı ... A.Ş. arasında .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı Marka Lisans Sözleşmesi yapıldığı; sözleşmenin 20 yıl süreli olduğu ve 29/03/2015 tarihine kadar yürürlükte kalacağının, Lisans verenin lisanslı ürünler üzerinde veya ürünlerle kullanma konusunda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde başka kişi yada kuruluşa lisans vermeyeceğinin, lisans alanın da tamamen veya kısmen devir etmeyeceğinin ve alt lisans vermeyeceğinin kabul edildiği, sözleşme konusu markaların ..., ..., ..., ..., ... sayılı ... ibareli markalar olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şirket ve dava dışı müflis ... arasında imzalanan 29/03/1995 tarihli adi yazılı sözleşme ve 05/05/1995 tarihli adi yazılı ek sözleşmenin yapılış tarihleri itibarıyla ( 27/06/1995 tarihinde yürürlüğe giren 556 Sayılı KHK 'dan önceki tarihli olmaları nedeniyle) 1965 tarihli, 551 Sayılı Kanun'un 34. Maddesi gereğince noterden tasdikli yapılmadığından , şekil eksikliği nedeniyle davalı tarafa karşı ileri sürülemeyeceği, ancak sözleşmenin taraflarınca şekil eksikliği ileri sürülmeden sözleşme gereğince yüklenen edimler yerine getirilmekle ancak sözleşmenin taraflarını bağlayacağı değerlendirilmiştir.
Davacı şirket ile marka sahibi dava dışı ... .... A.Ş. arasındaki, ....Noterliğinin 29/03/1995 tarihli olup ... yevmiye ile tasdik edilen sözleşmenin, yapılış tarihi itibarıyla tabi olduğu 551 Sayılı Kanun'un 34. Maddesi gereğince geçerli olduğu ve taraflar arasında yapılan 28/06/2004 tarihli sözleşmenin dayanağı olarak gösterildiği, sözleşmenin 1. Maddesinde; davacı tarafın kullanımının "münhasır olmayan kullanım" olarak düzenlendiği, adı geçen markaların sahibinin lisans veren dava dışı şirket olduğu,sözleşmenin 20 yıl süre ile 29/03/2015 tarihine kadar yürürlükte kalacağı ve ..., ..., ...,..., ... sayılı 5 adet markanın sözleşme konusu olduğu, sözleşmenin 6. Maddesinde ise "Lisans verenin adı geçen markaları lisanslı ürünler üzerinde veya ürünlerle ilgili olarak kullanma konusunda TC sınırları dahilinde başkaca hiçbir kişi veya kuruma lisans veremeyeceği , Lisans alanın da lisansı kısmen veya tamamen bir başkasına devir edemeyeceği ve başka kişi yada kuruma alt lisans veremeyeceğinin "düzenlendiği, görülmüştür.
....İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasında, dava dışı marka sahibi ... .... A.Ş.'nin iflas şerhi işlenerek haciz konulan ... sayılı ... markası, ... sayılı ...+ Şekil markası ,... sayılı .......+ Şekil markası, ... sayılı Yeni ...+ Şekil markası ... sayılı Life ...+Şekil Markası,... Sayılı ... ...+Şekil Markası, ... sayılı ... ...+Şekil Markası, ... Sayılı ...Markası,... Sayılı ... Markası, ... Sayılı ... Markası, ... Sayılı Meymultivitamin Markasının üzerindeki .... Noterliğinin ../03/1995 tarihli ve ... Sayılı ve aynı noterliğin 12/04/1995 tarihli ve ... sayılı Lisans Sözleşmeleri ile davalıya satıldığı, davalı Şirketin icradan satın aldığı 01/02/2007 tarihinden itibaren marka sahibi sıfatının da bulunduğu, ancak markaların üzerindeki lisans sözleşmeleri ile birlikte davalıya geçtiği anlaşılmıştır..
Davalı şirketin .... Noterliği'nin 05/11/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 29/03/1995 tarihli ... ... A.Ş. ve muhatap arasında 2 adet olmak üzere imzalanan Marka Lisans Sözleşmesini feshettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
-Somut olayda, Davacının, “...” ibareli markalarla ilgili olarak 29.03.2015 tarihine kadar üretim ve pazarlama yapmak üzere davalı ... A.Ş. firmasıyla
.... Noterliğinin 28.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Fason Üretim Sözleşmesi”, aynı Noterliğin 30.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Başbayilik Sözleşmesi” ve 07.07.2004 tarihinde de “Başbayilik Ek Sözleşmesi” ni imzaladığı, Sözleşmenin 01.01.2011 tarihinden 29.3.2015 tarihine kadar aylık 10.000 Doların...’ya veya yazılı olarak talimat verecekleri şahsa ödeneceği. 2010 yılı ödemelerinden mahsup edilmek üzere 2006 yılında 60 bin Dolarlık kısmın, 01.012006 tarihinde 30 bin Dolar ve 31.06.2006 tarihinde 30 bin Dolar olmak üzere...’ya ödeneceği; münhasıran bu işlemler nedeniyle oluşacak KDV ile kurumlar vergisinin ... tarafından yasal sürelerinden önce...’ya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı vekili dava dilekçesinde; “Davalı ... A.Ş.’nin davacı şirketle 2004 yılında imzaladığı ve 2015 yılına kadar geçerli olan fason üretim, başbayilik ve başbayilik ek sözleşmelerine sadık kalarak, sahibi olduğu ancak davacıya lisansını verdiği markalara ilişkin olarak 2012 yılına kadar her hangi bir ihtilafa mahal vermeden, davacı adına fason üretim ve başbayilik yapmaya devam ettiğini; Davalı ... A.Ş.’nin söz konusu sözleşmelerin yüklediği edimleri 2004 yılından 2012 yılına kadar 8 yıl boyunca aksatmadan yerine getirmiş olduğunu beyan ettiği,İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından 2012/229 Esas ayılı dosyaya alınan 08.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda davacı... A.Ş. firması ile davalı ... A.Ş. firmasının cari hesap ekstresinin incelenmesinde, 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince, 2012/Ocak-Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs 2012 aylarına ait düzenlediği faturalarından, 03.05.2012 tarihi itibariyle doğmuş cari hesap alacağının 495.301,82 TL. olduğu, aynı tutarın 2013 ve 2014 yıllarına devrettiğinin dosyaya ibraz edilen muavin defter
kayıtları üzerinde tespit edildiği, 01.06.2012 tarihinden sözleşmelerin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geriye kalan ,
2012 yılı için 7 ay,
2013 yılı için 12 ay
201 yılı için 12 ay
2015yılı için 3 ay
Olmak üzere toplam 34 aylık süre için, 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince doğan alacağın (10.000,-USD X 34 Ay = 340.000,- USD + %20 Kurumlar vergisi 68.000,-USD) = 408.000,- USD olarak hesaplandığı,
Davacının toplam alacağının;
Cari hesap alacağı : 495.301,82 TL. + tazminat alacağı 408.000 USD olarak hesaplandığı belirlenmiş olmakla mahkemece bu meblağ esas alınmak sureti ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karar dosya kapmasına göre yerindedir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin, davanın en büyük kalemini oluşturan ve müvekkilin inhisari lisans hakkına vaki tecavüzden doğan tazminat alacağı hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir hüküm kurmadığını, bu durumun HMK m. 297/2’ye açıkça aykırı olduğu ve kararın bu yönüyle "yok hükmünde" sayılması gerektiğini, bilirkişi raporlarında davalıların marka kullanımlarının müvekkilinin hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kesinleştiğini, ancak mahkemenin bu tecavüzden doğan ve SMK m. 151/c uyarınca hesaplanması gereken iki katı tutarındaki USD bazlı tazminat talebini tamamen unuttuğunu ileri sürmüş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 297 maddesinde hükmün kapsamının düzenlendiği, mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, davacının bu talebi yönünden de davanın red edildiği anlaşılmakla bu talep konusunda hüküm kurulmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
-İstanbul Anadolu 2.FSHHM nin 27/01/2022 tarih, 2021/133 esas 2022/10 karar sayılı dosyasında, davacı... A.Ş, davalılar Müflis ... A.Ş ... A.Ş, ... .... A.Ş olduğu, davacı tarafından, dava dilekçesi ile, Davalıların haksız fiil ve eylemleri sebebiyle, 29.03.1995 tarihli 49 yıl süreli Sözleşme ve 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli Ek Sözleşmelerden kaynaklanan müvekkili ... A.Ş. “...” ibareli markalara ilişkin, inhisari lisans ve tekelci kullanma hakkına, halen devam eden haksız eylem ve vaki tecavüzleri nedeniyle, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 151/c.maddesine göre, “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” esas alınmak suretiyle, 29.03.2015 tarihinden itibaren, 29.03.2044 tarihine kadar, Yoksun kalınan kazancın, sözleşmenin 9. Maddesi gereğince iki katı tutarının USD cinsinden hesaplanarak tespitine, HMK 107. md. gereğince belirsiz alacak davası olarak ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 11.000,- USD' nin dava tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili" talep edildiği, mahkemece, Davanın görevli ve yetkili mahkeme Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan, dosyanın yetkili ve görevli Nöbetçi Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi' ne gönderilmesine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeksizin 05/01/2023 tarihinde kesinleştiği ve mahkemece 27/06/2022 tarihinde EK KARAR ile davanın açılmamış sayılmasına istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği ve kararın taraflara tebliğ edilmesi neticesinde istinaf edilmeksizin 05/01/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kesinleşmiş karar derdestlik ve kesin hüküm oluşturmayacağı, davanın açılmamış sayılması kararı ile dava baştan itibaren ortadan kalkacağı ve derdest olmaktan çıkacağı gözetildiğinde, davalı tarafın kesin hüküm ve derdestliğe ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/04/2021 gün 2020/24 E. 2021/85 K. sayılı dosyasında davacının ... ... AŞ. Davalının ... San. Ve Tic. AŞ. olduğu mahkeme gerekçesinde, " Dosya kapsamı ile davacı şirketin davalı şirketle imzaladığı ve bu davanın konusunu oluşturan sözleşmelerden kaynaklanan tüm alacaklarını ve fer'ilerini 26/01/2011 tarihinde ...'a temlik ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşmelere konu olan ve bu davanın konusunu oluşturan alacakların temliki ile davacı şirketin bu alacaklarla ilgili aktif taraf sıfatı bulunmamaktadır. Hakkı devralan devir ile başkaca bir işleme gerek kalmaksızın dava hakkını kendiliğinden kazanacağı gibi, devreden de alacağın temliki ile birlikte dava hakkını kendiliğinden kaybeder. Yani, alacak devredildiği takdirde, devredildiği tarihten itibaren o mal veya hakka dayanan dava hakkı da, asıl hakka bağlı olduğundan devredilmiş sayılır. Dava şartları her davanın açıldığı tarihlerdeki koşullara göre incelenir. HMK'nun 125. maddesinde dava açıldıktan sonra dava konusunun davacı tarafından devredilecek olması halinde devralan kişinin görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği belirtilmiştir. Kendisinin hak sahibi olduğu iddiasıyla açılan davada, gerçek hak sahibi olmadığı anlaşıldıktan sonra, gerçek hak sahibinden alacak haklarının devralınması veya gerçek hak sahibinden muvafakat alınması davacıya aktif dava ehliyeti kazandırmaz. Bu durumda, davacı şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan alacakların ...'a temlikinden sonra kendi adına hak talep ederek açmış olduğu davanın yargılaması sırasında dosyaya sunulan temlik alan ...'un davanın açılması için davacı şirkete verdiği muvafakatinin dahi, temlik eden davacıya aktif taraf sıfatı kazandırmayacağı, zira, davacı şirketin temlik alan ...'u davada vekaleten temsil etme ehliyetinin de mevcut olmadığı anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle, davanın HMK'nun 114/1-d ve 115/2. Maddeleri uyarınca aktif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. " denilmektedir.
İş bu kararın istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul Bam 16 HD nin 2021/1279 Esas, 2021/1612 Karar sayılı ilamınında; "Eldeki dava 10/10/2012 tarihinde açılmıştır. Dosya içeriğinde bulunan temliknameden davacının gerek dava dilekçesindeki, gerekse cevaba cevap dilekçesi içeriğindeki sözleşmelerden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını ...'a temlik ettiği ve temlikin de 26/01/2011 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyaya ...'un isim ve imzasının bulunduğu 09/07/2012 tarihli temliknameden dönüldüğüne dair yeni bir temlik sunulmuş ise de, dosyanın daha önceden dairemize geldiği ve bu konuda bir belge bulunmadığı hususu karar içeriğinde belirtilmiştir. Bir başka ifadeyle 09/07/2012 tarihli temlik dosyaya sonradan sunulmuştur. ...'un bu temlikname ile ilgili olarak konsolosluk huzurunda beyanda bulunmuş ise de, bu beyan daha sonraki bir tarihlidir. Davacı taraf 09/07/2012 tarihli temliknamenin tarihi dava tarihinden önce olmakla birlikte yargılama boyunca uzun bir süre sunmamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince karar yerinde de isabetle belirtildiği üzere 09/07/2012 tarihli temliknamenin sonradan düzenlendiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan dava dışı ...'un davacıya dava açma konusunda muvafakat vermesine ilişkin beyanı da davacıya davada taraf sıfatı kazandırmayacaktır. Somut olayda davacı taraf dava konusunu oluşturan sözleşmelerden kaynaklanan tüm alacaklarını ve fer'ilerini 26/01/2011 tarihli temlikname ile dava dışı ...'a temlik etmiştir. Dolayısıyla dava konusu talepler bakımından davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Az önce de belirtildiği üzere sonradan sunulan 09/07/2012 tarihli temliknameye ise itibar edilmemiş olup bu husus davacının taraf ehliyeti bulunmadığı hususunu değiştirmeyecektir. Açıklanan bu hususlar karşısında davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde değildir. Öte yandan davacı taraf istinaf dilekçesinde, esasa dair istinaf taleplerinde bulunmuş ise de, mahkemece verilen karar usule ilişkin olup bu karar usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine KESİN olmak üzere karar verilmiştir.
-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/04/2021 gün 2020/24 E. 2021/85 K. Sayılı dosyasında davanın aktif husumetten reddine karar verildiği, İstanbul Bam 16 HD nin kararında, dava tarihinden sonra sunulan 09/07/2012 tarihli temliknameye ise itibar edilmediğinin belirtildiği, bizim dosyamızda ise temliknamenin dosyaya ibraz edildiği anlaşılmakla artık önceki verilen aktif husumetten red kararının gerekçesi gözetildiğinde, kesin hüküm oluşturmayacağı anlaşılmakla, bu konudaki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili tarafından davacının dava açma hakkı bulunmadığını ileri sürmüş ise de, Dairemizin iade kararında aktif husumet ehliyeti değerlendirildiğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı ... ... A.Ş. sözleşmenin tarafı değil ise de, “...” ibareli markaları 21/03/2014 tarihinde devraldığı; davalı şirketin markaları devraldığı tarihten lisans sözleşmesinin sona erdiği 29.03.2015 tarihine kadar bu markaları bizzat veya lisans vermek suretiyle gerçekleşen kullanımlarının sözleşmeye aykırılık
kapsamında değerlendirilebileceği bilirkişi heyet raporunda değerlendirildiğinden diğer davalı ile birlikte davacıya karşı sorumlu olduğundan buna ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi de yerinde değildir.
TBK 146 maddeye göre her alacak kanunda aksi hüküm yok ise 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, İstanbul Anadolu Fikri Sınai Hukuk Mahkemesi'nin 2012-229 esas 2018/33 karar sayılı dosyanın dava tarihinin, 10/10/2012 tarihi olduğu, bu dava ile ilgili en son İstanbul Bam 16 HD nin 24/09/2021 gün, 2021/1279 Esas 2021/1612 Karar sayılı kesin ilamı ile karar verildiği, eldeki davada dava tarihinin 22/11/2021 tarihi olduğu, mahkeme davanın kısmen kabulüne karar verilen alacak kalemleri yönünden zamanaşımı gerçekleşmediği anlaşılmakla bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği, kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../11/2025 tarih ve 2025/... E., 2025/... K. sayılı kararına karşı davacı vekilinin ve davalılar vekilince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.215.263,71 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 609.096,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 606.167,41 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026